28 Şubat 2013 Perşembe

Issız Ada Radyosu Arşivi (Şubat 2013)

Fallulah - Escapism
Yıl: 2013 Danimarka
Tür: Indie Pop, Pop Soul
"F" Rate: 7/10
I.A.R. tavsiyesi: "Mares"

Black Market Karma - Comatose
Yıl: 2012 İngiltere
Tür: Psychedelic Rock, Shoegaze
"F" Rate: 8/10
I.A.R. tavsiyesi: "Pulling Shapes"


Jenny O. - Automechanic
Yıl: 2013 ABD
Tür: Singer/Songwriter, Indie Pop
"F" Rate: 6/10
I.A.R. tavsiyesi: "Lazy Jane"

Interstate Blues - Interstate Blues
Yıl: 1997 ABD
Tür: Blues Rock
"F" Rate: 7/10
I.A.R. tavsiyesi: "Keep On Runnin'"

Vengeance - Arabia
Yıl: 1989 Hollanda
Tür: Hard Rock
"F" Rate: 6/10
I.A.R. tavsiyesi: "Broadway - Hollywood - Beverly Hills"

Biffy Clyro - Opposites
Yıl: 2013 İngiltere
Tür: Alternative Rock, Pop/Rock
"F" Rate: 5/10
I.A.R. tavsiyesi: "A Girl and His Cat"

Decadents - Decadents
Yıl: 2012 ABD
Tür: Hard Rock
"F" Rate: 7/10
I.A.R. tavsiyesi: "Mondo Rock"

Silver Linings Playbook OST
Yıl: 2012 ABD
Tür: Pop, Folk, Rock
"F" Rate: 4/10
I.A.R. tavsiyesi: Rare Earth - "Hey Big Brother"

King Hobo - King Hobo
Yıl: 2008 İsveç
Tür: Blues Rock, Hard Rock
"F" Rate: 8/10
I.A.R. tavsiyesi: "Leaving Letter Blues"

Justin Hayward - Spirits of the Western Sky
Yıl: 2013 İngiltere
Tür: Pop/Rock
"F" Rate: 5/10
I.A.R. tavsiyesi: "In Your Blue Eyes"
Eva & The Heartmaker - Traces Of You
Yıl: 2013 Norveç
Tür: Indie Pop
"F" Rate: 5/10
I.A.R. tavsiyesi: "Too Late"
Jordan - Hands Untied
Yıl: 2013 İsveç
Tür: Pop/Rock
"F" Rate: 6/10
I.A.R. tavsiyesi: "Open Your Eyes"



The Primitives - Galore
Yıl: 1992 İngiltere
Tür: Indie Pop, Power Pop
"F" Rate: 9/10
I.A.R. tavsiyesi: "Lead Me Astray"

Adam Ant - Adam Ant Is the Blueblack Hussar in Marrying the Gunner's Daughter
Yıl: 2013 İngiltere
Tür: Alternative Rock, New Wave, Pop/Rock
"F" Rate: 7/10
I.A.R. tavsiyesi: "Cool Zombie"


Lux - We Are Not the Same
Yıl: 2012 ABD
Tür: Noise Pop
"F" Rate: 4/10
I.A.R. tavsiyesi: "Valerie, They'll Never Understand"

Thunder - Back Street Symphony
Yıl: 1990 İngiltere
Tür: Hard Rock
"F" Rate: 6/10
I.A.R. tavsiyesi: "Back Street Symphony

Nick Cave and The Bad Seeds - Push the Sky Away
Yıl: 2013 İngiltere
Tür: Art Rock, Chamber Pop, Post-Punk
"F" Rate: 7/10
I.A.R. tavsiyesi: "Jubilee Street"

Rachid Taha - Diwân
Yıl: 1998 Cezayir
Tür: Raï, Pop Raï, Rock
"F" Rate: 7/10
I.A.R. tavsiyesi: "Ya Rayah"

Nolwenn Leroy - Ô filles de l’eau
Yıl: 2012 Fransa
Tür: Folk Pop, French Pop
"F" Rate: 6/10
I.A.R. tavsiyesi: "Sixième continent"


Garbage - Garbage
Yıl: 1995 ABD
Tür: Alternative Rock, Pop/Rock
"F" Rate: 9/10
I.A.R. tavsiyesi: "Only Happy When It Rains"

24 Şubat 2013 Pazar

Tegan and Sara - Heartthrob


1980 doğumlu tek yumurta ikizleri Tegan ve Sara Quin'den oluşan Calgary/Kanadalı Tegan and Sara, 1995'te başladıkları müzik yolculuklarına 8. albümleri Heartthrob ile devam ediyorlar. 15 yaşında gitar çalıp şarkı yazmaya başlayan ikizler resmen Sara and Tegan olarak demo doldurmaya başlıyorlar. Ama adı Sara ile başlayıp Tegan'a kafiyeli olan bazı sanatçılardan fonetik olarak ayrılmak için adlarını Tegan and Sara şeklinde değiştiriyorlar. Bu ikizler hınzırdır zaten. Arada yer değiştirip millete oyun ederler. 1999'da çıkardıkları ilk albümleri Under Feet Like Ours'dan sonra tanınmış isimlerle turneler, çeşitli etkinlikler, ekstralar ve bir yandan da istikrarlı şekilde çıkarılan albümlerle kariyerleri iyice cilalandı. Böylece sadece Kanada'da değil, başka memleketlerde de en tanınmış indie ekiplerden biri haline geldiler.

So Jealous (2004), The Con (2007) ve Sainthood (2009) albümlerini zamanında yakalayıp dinlemiş biri olarak tüm olumlu yönlerine rağmen Tegan ve Sara'dan aklımda çok fazla şey kalmadı doğrusu. Indie ve synth pop ile pop rock öğelerini biraraya getirip cümbür cemaat şarkılar yapan grupların çoğundan hatırı sayılır albümler çıkar. Ama bu saydığım üç Tegan and Sara albümüyle bile dört dörtlük hatır gönül ilişkisi kuramadım desem doğrudur. Bu albümleri dinlerken hoça vakit geçirdiğimi, başarılı olduklarını düşündüğümü hatırlıyorum. Ne var ki bana değil bir Tegan and Sara onbiri, hatta Tegan and Sara ilk beşi say deseler öyle kalırım. "Hoşça vakit" veya "başarılı" gibi kaçamak ifadelerin ardına sığınmak zorunda kalışımın nedeni kendimde sanırım. Yani sorun kızlarda değil bende muhtemelen. Yoksa o kadar albüm, single, konser yapıp işi istikrara bağlamak her grubun harcı değil bu devirde.


Ama nihayet Heartthrob ile artık benim de aklıma yer edecek bir Tegan and Sara albümüm, hatta Closer adında canavar gibi bir şarkım oldu. İki kardeş her zamanki gibi kendi yazdıkları 10 şarkıda indie pop, pop rock, synth pop ya da sadece pop etiketiyle Nutella kavanozundan ses veriyorlar. Yüzleri kadar sesleri de birbirine benzediğinden vokal yönlerini hep beğendiğim kızlar, sanki bu defa kendilerini daha bir bulmuşlar, daha bir renklenmiş, güzelleşmişler. 2013'ün en iyi single'larından biri ilan ettiğim Closer yanında Love They Say, I Couldn't Be Your Friend, I'm Not Your Hero, Drove Me Wild ve sanki 80'lerden bir Heart baladı havası taşıyan I Was A Fool keşfedilesi, tadına bakılası şarkılar. Zaten bu albümle birlikte kendilerine pop'un Heart'ı olarak bakmaya başladım bir nebze.

Her ikisi de gay olan Tegan ve Sara kardeşler, kız arkadaşlarıyla birlikte mutlu mesut bir yaşam sürmekteler. Bu durum gerek sözlere, gerek müziklere sevgi ve tutku arasında gidip gelen olgun bir pop ruhu enjekte etmiş. Heartthrob hakiki bir olgunluk örneği diyeceğim ama pop ağırlığını saymazsak önceki albümlerinden çok farklı bir rota izlemiyorlar. Lakin Heartthrob şarkıları bu kez bana daha bir değişik dokundu. Belki önceki albümlerinde Shock To Your System gibi bir şarkı bana çok fazla etki etmezdi. Ama burada yakalanılan kaliteli pop bütünlüğü sayesinde o da aynı acı tatlı karede yerini aldı. Sound farklı olmasa da şarkı dediğimiz o nota ve lirik arasında yaratılan kimya bu defa ticari normlara bulaşmayan pop sahiciliğinin hakkını teslim ediyor. Nihayet Tegan and Sara'yı gönül rahatlığıyla sahipleneceğim bundan sonra.

1. Closer
2. Goodbye, Goodbye
3. I Was a Fool
4. I'm Not Your Hero
5. Drove Me Wild
6. How Come You Don't Want Me
7. I Couldn't Be Your Friend
8. Love They Say
9. Now I'm All Messed Up
10. Shock to Your System

20 Şubat 2013 Çarşamba

Tyler Bryant & The Shakedown - Wild Child


Tyler Dow Bryant ilk gitarını 6, ilk elektrik gitarını 11 yaşında ailesinden hediye almış Teksaslı bir müzisyen. Muhtemelen o yaşlarda aynı boyda olduğu o gitarın hakkından nasıl gelmiş diye düşünürken, daha ilkokul çocuğuyken bir şekilde tanıştığı 63 yaşındaki blues gitaristi Roosevelt Twitty'nin çekirgesi olduğunu öğrenmemizle beraber kaçınılmaza doğru ilerlediğini anlamak pek zor olmasa gerek. Twitty'den blues çalmayı öğrenen Tyler, stajını da 13 yaşında yine Twitty ile Teksas'ı turlayarak yapmış. Şarkı yazmaya başladığı dönem de bu dönem oluyor. 15 yaşına erdiğinde Tyler Bryant Band'i kuruyor, bu defa sadece Teksas'ı değil başka eyaletleri de turluyor. Hatta hızını alamayıp Almanya ve Prag'daki bazı konserlere bile katılıyor. Tanrının kendisine "yürü ya kulum" demesinden midir, bu defa 2007'de gitar tanrısı Eric Clapton, Tyler'ı Chicago'da düzenlenen Crossroads Gitar Festivali'ne davet ediyor.

Derken Tyler liseye başlıyor. En sevdiği dersler The Black Crowes, The Rolling Stones ve Tom Petty and The Heartbreakers olarak şekilleniyor. 17'sinde Nashville'e taşınan Tyler'ımız, şarkı yazma işlemini hızlandırdığı gibi, Tyler Bryant & The Shakedown'ı oluşturacak grup arkadaşları davulcu Caleb Crosby ve gitarist Graham Whitford (ki kendisi Aerosmith grubundan Brad Whitford'un oğluymuş) ile tanışıyor. Olaylar hızlanıyor ve 2008'de ilk anlaşmalarını imzalayıp Jeff Beck, Aerosmith, Joe Bonamassa, B.B. King, Pat Benatar, Heart, Styx, REO Speedwagon gibi hayvansı isimlerle turluyor, onların ateşli seyircilerine konser öncesi ısınma hareketleri yaptırıyorlar. Kayıtlarını da Kevin Shirley (Led Zeppelin) ve Jed Leiber (Jeff Beck) gibi yapımcılarla yaptıklarını söyleyelim de adamlara iyice gıcık olun.


İşin içinde torpil, adam kayırma, yolsuzluk vs. olduğunu düşünüyorsanız vazgeçin. Zira Tyler Bryant 22 yaşındaki birine göre bu alemlerde çoğundan daha fazla görmüş geçirmiş, gitarını konuşturmuş, konserden konsere koşup kendini geliştirmiş, bir yandan da Ocak sonlarında piyasaya sürdükleri mezuniyet belgeleri Wild Child albümünü yazmış olgun bir müzisyen. (Gerçi 2011 tarihli yedi şarkılık From The Sandcastle adında EP mi albüm mü belli olmayan bir dönem ödevleri de mevcut.) Zaten albüm kendisinin tepeden inme, bir gecede meşhur edilen (ki henüz meşhur da sayılmaz) bir müzik projesi olmadığına ikna edebilen nitelikte. Doğru zamanda doğru yerlerde doğru kişilerle takıldıkları söylenebilir. Bu fırsatı pekçok kimse de edinebilir ama yukarıda adı geçen tecrübe abideleri boş isimlere ne itibarını, ne de parasını yatırır. İşin içinde yetenek ve azim varsa tüm o doğrular tam anlamıyla işe yarar. Tyler Bryant & The Shakedown, Wild Child ile blues rock ve rock'n roll kökenli sağlam işler başarmışlar.

Dediğimiz gibi hem çalgı çengi, hem prodüksyon, hem de şarkı yazımı yönünden hiç de acemi ya da kısa pantolonlu işi gibi durmayan Wild Child, blues köklerine bağlı ama bu kökleri gençliğin de getirdiği modern rock formatıyla dallandıran bir yapıda. Mesela kapanışta yer alan, ismi kadar akustik slide gövdesiyle de tam bir blues klişesi olan Poor Boy's Dream ve radyo hiti bir pop rock kıvamındaki Still Young (Hey Kids) aynı otobüste seyahat ediyorlar. You Got Me Baby ile The Rolling Stones'un son dönem rock tınısına yakın oynayabileceklerini gösteriyorlar. Ama şahsen bundan sonrası için tam bir funky blues lezzeti olan Lipstick Wonder Woman yanında, Cold Heart ve House On Fire gibi diğer lezzetler üzerinden yolarına devam etmelerini isterim. Wild Child kesinlikle olmuş bir albüm. Ancak sanki daha iyisi ilerleyen yıllar için pusuda bekliyor gibi de bir duygu veren türden.

1. Fools Gold
2. Lipstick Wonder Woman
3. Cold Heart
4. Downtown Tonight
5. Say a Prayer
6. House that Jack Built
7. Last One Leaving
8. Still Young (Hey Kids)
9. You Got Me Baby
10. House on Fire
11. Where I Want You
12. Poor Boy's Dream

15 Şubat 2013 Cuma

Funky Destination - Revolution Is Only Solution


1979 Osijek (Hırvatistan'ın doğusunda bir yerleşim birimi) doğumlu Vladimir Sivc ya da sahne adıyla Mr. Louie, müziğe gitar dersleri aldıktan sonra ortam onu nereye götürdüyse şarkı söyleyip gitar çalarak başlamış. 90'ların sonunda Hırvatistan'ın doğusundan batısına geçmiş ve orada kendisini sahil beldelerinin becerikli DJ'lerinden biri yapacak olan turntable edevatlarıyla tanışmış. House ve tribal etmenlerde yaptığı müzikal yolculuklardan sonra suni soundlardan kaçınıp canlı enstrümanlarla kendi müziğini yapmak, bu müziğin yapımcılığını da üstlenmek istemiş. 2009'dan bu yana da Funky Destination adıyla bir sürü remiks ve EP sahibi olmuş. Olay albüm yapmaya gelince de takvimler 2013'ün Ocak sonlarını gösteriyormuş. İşte bir ilk albüme göre hayli iddialı ismiyle Revolution Is Only Solution, Funky Destination'ın albüm sahibi olarak da çok güzel işler çıkaracağının müjdesini taşıyan bir uzun metraj.

Tamamı canlı kaydedilmese de funk ve soul'un elektronik kaynaşmasından ortaya çok sıkı örnekler çıkaran Vladimir Sivc, bir Hırvat olduğunu ancak 2 basamaklı tahminlerde -o da şanslıysanız- bulabileceğiniz hakiki bir funk ve soul hayranı olduğunu hissettiriyor. Gerçi bunu biraz hareketli ve daha çok funky danslara adapte olmuş biçimde yapıyor ama yine de aradaki dengeyi çok iyi kurup ne funky soul yanından, ne de elektronik ayarlamalarından bıktırıyor. The Inside Man, Your Touch Has Gone Cold, Revolution Is Only Solution ve One Bratha To Another parçalarına bayıldım. Trompet başta olmak üzere nefesliler, tuşlular, vurmalılar ve bazı şarkılarda canlı olduğunu bas bas bağıran bas gitar ile başını alıp giden bu şarkılar, üzerine bir de erkeğiyle kadınıyla farklı şarkılarda solo takılan kaliteli siyah vokallere emanet edilince yeme de yanında yat hale geliyorlar.

Son dört şarkıda temposunu ve kalite çıtasını biraz düşürdüğünü düşündüğüm albüm (ki şu remix işlerini de ardında bıraksa iyi olurmuş), buna rağmen yılın en sağlam funk işlerinden biri olması yanında Vladimir Sivc ya da Mr. Louie'nin artık Funky Destination olarak kendini ispat ettiğini de gösteriyor. Belki de adam "Tek Çare Devrim" diyerek kendi içsel başarısının adını koymaya çalışmıştır. Devrimden olmasa da, plajların ne yaptığını tam bilmediğimiz concon DJ'liğinden başarılı bir funk / soul müzisyenliğine geçirdiği evrimden söz etmek mümkün.

1. Journey (intro)
2. The Inside Man
3. Such A Good Feeling
4. Revolution Is Only Solution
5. Gonna Roll You Over
6. One Bratha To Another
7. Rising Of The Planet Groove
8. The Inside Man (Soopasoul Remix)
9. Your Touch Has Gone Cold
10. The Inside Man (Valique Boogie Tech Remix)
11. Hollywood-Jollywood
12. The Frequency Of Liberation
13. Lonely Bossa

9 Şubat 2013 Cumartesi

Elephant Stone - Elephant Stone


Elephant Stone, kurucusu olan Rishi Dhir'in önceki grubu The High Dials'ı dağıtıp klasik hint müziğinin rock ile olan ortak paydalarını keşfetmeye başlamasıyla ortaya çıkan Kanadalı bir indie rock - psychedelic rock grubu. 2008'de kurulan grup, 2009'da çıkan debut The Seven Seas ile olumlu eleştiriler aldıktan sonra 2013 Şubat itibariyle kendi adını taşıyan ikinci albümleriyle çok daha iyi eleştiriler almalı diye düşünüyorum. İşin indie yönü popüler tınılar içermekte. Ama rock şarkıları içine sitar, tabla, dilruba serpiştiren ya da uçuk kaçık fraktal albüm kapakları tasarlayan herkes psychedelic rock yapıyor diye yanlış bir düşünceye kapılmamak lazım. Ne var ki Dhir ve arkadaşları yer yer bu tip yanlış düşüncelere kapılıyor gibi dursalar da aslında hiç de bitmek bilmeyen baygın psych muğlaklığı taşımıyorlar. Taşıdıkları muğlaklığı olgun sunshine pop dürtülerine alet ediyorlar. Biraz kafa karıştırıcı olabilir. En azından experimental sahtekarlığı yapmadan adam gibi rock şarkıları çalıp söylüyorlar diyebiliriz.

Albüm nefis bir rock şarkısı olan Setting Sun ile açılış yaparak kalitesini çok erken ortaya koyuyor. Lakin erken gelen gol her zaman maçı aldırmayabilir hesabı Heavy Moon işi biraz vasat hale getiriyor. Akabinde adını gördüğüm vakit "ister misin adamlar bir Bob Dylan coverı yapsınlar şimdi" dediğim Masters Of War ile tekrar canlanıyorlar. Sadece isim benzerliği olması, şarkının Setting Sun ayarında olması yüzünden hiç can sıkmadı, tam tersi golleri ikiledi. İlk dört şarkıda bu seyri gösteren grup, A Silent Moment ile sözde psychedelic sulara giriyor. Yerel enstrümanları ve özellikle şarkının ikinci yarısında devreye giren hindi vokalleri bu ilk dört şarkıdaki tarzlarına gayet güzel yedirseler de, sezilmesi muhtemel mistik olma hevesi Kula Shaker'dan öteye gitmiyor. Bu durum onu kötü bir şarkı mı yapıyor? Tabii ki hayır! Ama işte bunu pat diye beşinci şarkıda değil de, alıştıra alıştıra yapsa daha kıyak olurdu sanki.

Soundlarına inceden orta tempo surf rock sosu kattıkları Looking Thru Baby Blue, enerjisiyle ve bu enerjinin deri altına yerleşmiş hüznüyle R.E.M.'in Shiny Happy People'ını (oradaki nakarat / vokal zenginliği taşımayan haliyle tabii) hatırlatan Love The Sinner, Hate The Sin, sitar ve gitarın kapıştıkları enstrümantal intromsu Sally Go Round The Sun, sanki "siz bizi bir de sahnede canlı görün" demeye getirdikleri 8:32'lik The Sea Of Your Mind, davulcuyu eve yollayıp yaylı takviyesi ve efektli vokallerle shoegaze takıldıkları kapanış The Sacred Sound, yılın erken gelen iyilerinden biri olan Elephant Stone albümünü taçlandıran unsurlar. Elephant Stone kanımca doğru yolda olan bir grup. Bununla tam olarak ne demek istediğimi detaylıca açıklayamasam da açıklayabilecek bir albüm dolusu şarkı zaten hazır yapılmış. Kısacası bir başka "kendi adını vereceksen böyle bir albüme ver" albümü bu.

1. Setting Sun
2. Heavy Moon
3. Masters of War
4. Hold Onto Yr Soul
5. A Silent Moment
6. Looking Thru Baby Blue
7. Sally Go Round the Sun
8. Love the Sinner, Hate the Sin
9. The Sea of Your Mind
10. The Sacred Sound

6 Şubat 2013 Çarşamba

Crazy Aces - Greatest Hits Volume 2


Crazy Aces, Nashville dolaylarından bir surf rock dörtlüsü. Aslında üçlüsü demek daha doğru çünkü 2011'in ortalarında kurulan grup ile ilk sene birlikte takılan gitarist Sam Hawskley, albüm kayıtlarına katılmamasına, albüm içindeki bilgilerde adı geçmesine, hatta albüm kapağında yer almasına rağmen kendi solo kariyerine ait yoğun çalışma programı ve Avustralya'ya sık seyahat etmesi gerekliliği yüzünden ayrılmış. 2011'in ortalarında kurulduğu için henüz ilk albümlerine Greatest Hits Volume 2 adını vermeleri oldukça eğlenceli insanlar olduğunu gösteriyor. Ama ilk albüm olduğuna da bakılmasın. Elemanların tümü en az 20 yıldır müzikle içli dışlı tecrübeli müzisyenler. Sadece tanışıp biraraya gelmeleri, albüm yapmaları biraz zaman almış o kadar. Biraraya geldiklerinde de Dick Dale, Link Wray, Royal Fingers, Takeshi Terauchi, The Ventures gibi sörf tahtasını icat eden isimlerin şarkılarından, James Bond ve TV dizilerinden coverlar çalarak olaya ısınmışlar. Grubun lideri konumundaki gitarist Jeff Senn, amaçlarının eğlence olsun diye enstrümantal, surf, spy ve psychedelic seslerden parçalar üretip çalmak olduğunu söylüyorlar.

Grup üyeleri klasik, caz, country, rockabilly, funk, rock, garage gibi farklı müzikal disiplinlerin bazılarının okulunda okumuşlar, bazılarını da yıllar boyu çeşitli grup ve sanatçıların turnelerinde, konserlerinde icra etmişler. Surf rock ile çocukluğundan beri içli dışlı olan tek kişi de Jeff'miş. Ancak diğer üyeler yukarıda adı geçen usta surf rock duayenlerin yanında Japonya'nın surf rock etkilenimi olarak 1965'teki bir The Ventures konseri sonrası ortaya çıkan Eleki (Japonca'da elektrik anlamında) hareketinin öncüleri Takeshi Terauchi ve Yuzo Kayama'yı da hemen kapmışlar. Tüm bu bilgiler albüme de yansımış.

Invasion Of Malibu ve Boogie Bored gibi bilindik surf rock tınıları yanında Jedd's Gold Sled, Theme From Crazy Aces ve Numb One ile üç enfes surf funk, isminden belli Eastwood Outlaw ile sinematik bir western şeklinde türe bir nebze yenilik katan hoş numaraları var. Hippy Trip surf yapmaktan ziyade bazı polisiye dizi temalarına, Bangers blues rock müdavimlerine, Arigato Terauchi ise eleki ustalarına selam gönderen nitelikte. Ne diyelim! Darısı sonraki greatest hits albümlere olsun. Çılgın Aslar amacına, yani eğlendirmeye ve bunu sırf surf rock kodlarıyla değil, ondan yola çıkıp başka dalgalara da kendini salıvermeye ilk albümüyle ulaşmış taş gibi bir grup. Greatest Hits Volume 2 olan ilk albümlerinin adına aldanıp da 100. kere aynı albümü yapmış sıkıcı sörf emeklilerinin birbirinden ayırt etmekte zorlanacağınız sözde en iyi şarkılarının toplandığı bir albüm sanmayasınız.

1. Chainsaw Dance
2. Invasion of Malibu
3. Jedd's Gold Sled
4. Eastwood Outlaw
5. Attention Shoppers
6. Arigato Terauchi
7. Hippy Trip
8. The Last Song
9. Theme from Crazy Aces
10. Boogie Bored
11. Numb One
12. Bangers
13. Return of Chainsaw Dance

1 Şubat 2013 Cuma

Black Market Karma - Easy Listening


Resmi web sitelerinde The Velvet Underground, Nirvana, The Brian Jonestown Massacre, Jesus & Mary Chain, My Bloody Valentine, Bob Dylan, The Beatles, Black Rebel Motorcycle Club, Jimmy Hendrix, Neil Young, The Rolling StonesSpiritualized, Howlin' Wolf, Sonics, Leonard Cohen, Curtis Mayfield, Tom Waits gibi isimleri dinlemekten hoşlandıklarını söyleyen Londralı grup Black Market Karma, 2007'de kurulmuş bir grup. 2009 ve 2011 yıllarında iki EP yaptıktan sonra 2012 yılı içinde eşine az rastlanır biçimde tam 4 (dört) albüm çıkaran grup, bu saydıkları isimlerin birçoğundan maddi manevi etkiler taşıyor. Zaten yaptıkları müzik psychedelic rock ve shoegaze olarak tanımlanınca alaka kurmak daha da kolaylaşıyor. Sırasıyla Comatose (01-01-12), Cocoon (29-06-12), Easy Listening (07-09-12), Semper Fi (20-12-12) isimlerini taşıyan bu tuhaf albüm kariyerini Easy Listening'i dinledikten sonra farkettim. Zaten Easy Listening'i beğenmemiş olsam muhtemelen el sıkışıp ayrılırdım kendileriyle. Comatose ve Cocoon'un da 2012 yılına ait olduğunu öğrenip şaşırdıktan sonra yılın son ayında bir de Semper Fi çıkınca adamların enerji içeçeğinin gözüne vurduklarına kanaat getirdim.

Aslında fena halde sıkıcı Cocoon'u saymazsak kalan üç BMK albümünün birbirinden ayrılan keskin tarafları yok. Genelde 5-6 dakika arasında, bas ile desteklenmiş yoğun gitar içeren trip bestelerden oluşan bu albümler birbirinin devamı gibi sanki. Hiç öyle iş olsun diye de çıkarılmış değiller. Hani üşengeç bir grup olsa "zaten materyal bol, şu şarkıların birazını seneye, artanı da öbür seneye iteleriz" stratejisine başvurabilirdi. Mesela Easy Listening'i 2016'da çıkarsalar kim tutup da "tembel herifler bunlar" diye çıkışabilirdi? Pulling Shapes, Run Run Run, The Way It Was, Dee Dee gibi şarkılarıyla Comatose; I Am Life, Head Full Of Fuzz, Keep On Keep Your Light On gibi şarkılarıyla ve yoğun sitar katkılarıyla dikkat çeken Semper Fi pekala konsept bir albümün ikinci, üçüncü CD'sine benziyorlar. Easy Listening'de de bu albümlerden fazla ya da eksik birşeyler yok kanımca.

Uzun sayılabilecek şarkı süreleri ve mecbur kalmadıkça sağa sola sapmayan şarkı düzenleriyle tribal bir hava yakalayarak psychedelic kelimesinin yanına shoegaze kelimesini de ekliyorlar. Tüm bunları yaparken bazı şarkı girişleriyle "Oasis mi bu çalan" hissiyatı da yaratıyorlar. Mesela bu tanım doğrultusunda girişteki Jingle sanki bitmek bilmiyor ama bittiğinde iyi bir şarkı olduğu duygusunu verebiliyor dinleyiciye. Aynı şeyi Dancing On The Sun, Slow, G To C, Catsigh için de söylesek ayıp etmeyiz. Neghead biraz bunlardan farklı gelen (belki süresi dört dakika olduğu içindir!) bir diğer iyi beste. WW3 zaten bence 2012'nin en sağlam şarkılarından biri. Hatta 2012'de çıkan dört BMK albümündeki en sağlam şarkı bile diyebilirim. Onun da sebebi sanırım gubun genel karakteri gereği mesafeli rock anlayışının bu şarkıda biraz daha mainstream bir albümün ilk single'ı havası uyandırması. Yani diğer şarkılara göre daha karizmatik kılan tüm unsurları hem kendi içine sokabilmiş, hem de kendi dışına çıkarabilmiş basit bir zeka ürünü. Tabii bu son cümleyi Black Market Karma'nın kendisi için de kursak pek farketmezdi.

1. Jingle
2. WW3
3. Grand Theft Brain
4. G to C
5. Slow
6. Dancing On the Sun
7. Bloomer
8. Catsigh
9. Adrone
10. Stars and Stripes (Hammer and Sickle)
11. Neghead
12. Rough Idea