29 Şubat 2016 Pazartesi

Issız Ada Radyosu Arşivi (Şubat 2016)

Birth of Joy - Get Well
Yıl: 2016 Hollanda
Tür: Haevy Psych, Hard Rock
"F" Rate: 8/10
I.A.R. tavsiyesi: "Those Who Are Awake"
TV Girl - Who Really Cares
Yıl: 2016 ABD
Tür: Indie Pop, Chillwave
"F" Rate: 7/10
I.A.R. tavsiyesi: "Taking What's Not Yours"
Scandinavian Music Group - Hölmö rakkaus ylpeä sydän
Yıl: 2006 Finlandiya
Tür: Pop Rock, Art Pop
"F" Rate: 6/10
I.A.R. tavsiyesi: "Ypleä sydän"
Dokken - Back for the Attack
Yıl: 1987 ABD
Tür: Hard Rock
"F" Rate: 7/10
I.A.R. tavsiyesi: "Mr. Scary"
Mimi Page - The Etheral Blues
Yıl: 2015 ABD
Tür: Dream Pop, Trip-Hop
"F" Rate: 7/10
I.A.R. tavsiyesi: "Indigo"
Sheryl Crow - Sheryl Crow
Yıl: 1996 ABD
Tür: Pop Rock, Country Rock
"F" Rate: 6/10
I.A.R. tavsiyesi: "Everyday is a Winding Road"
 
Ra Ra Riot - Need Your Light
Yıl: 2016 ABD
Tür: Indie Pop, Synth Pop
"F" Rate: 5/10
I.A.R. tavsiyesi: "Water"
A Bronx Tale OST
Yıl: 1993 ABD
Tür: Pop Rock, Soul
"F" Rate: 10/10
I.A.R. tavsiyesi: James Brown - "It's a Man's Man's Man's World"
 
El Cuero - Souls Under Red Light
Yıl: 2015 Norveç
Tür: Hard Rock, Pop Rock
"F" Rate: 6/10
I.A.R. tavsiyesi: "Who Watches the Watchmen"
 
VA - Istanbul 70: Psych, Disco, Folk Classics
Yıl: 2011 Türkiye
Tür: Anatolian Rock, Psychedelic Pop, Folk Rock
"F" Rate: 8/10
I.A.R. tavsiyesi: Kamuran Akkor - "İkimiz Bir Fidanız"
The Chemical Brothers - Dig Your Own Hole
Yıl: 1997 İngiltere
Tür: Breakbeat, Electronic
"F" Rate: 8/10
I.A.R. tavsiyesi: "Block Rockin' Beats"
Dori Freeman -  Dori Freeman
Yıl: 2016 ABD
Tür: Alt. Country, Folk Rock
"F" Rate: 6/10
I.A.R. tavsiyesi: "Tell Me"
Miranda Lee Richards - Echoes of the Dreamtime
Yıl: 2016 ABD
Tür: Psychedelic Folk, Indie Rock
"F" Rate: 7/10
I.A.R. tavsiyesi: "Colours So Fine"
 
Rotting Christ - Rituals
Yıl: 2016 Yunanistan
Tür: Melodic Black Metal
"F" Rate: 7/10
I.A.R. tavsiyesi: "देवदेवं (Devadevam) (feat. Kathir)
 
Simply Red - Picture Book
Yıl: 1985 İngiltere
Tür: Pop Soul
"F" Rate: 6/10
I.A.R. tavsiyesi: "Holding Back the Years"
 
Mick Jagger - Wandering Spirit
Yıl: 1993 İngiltere
Tür: Pop Rock, Funk Rock
"F" Rate: 7/10
I.A.R. tavsiyesi: "Think"
 
Nawather - Wasted Years
Yıl: 2016 Tunus
Tür: Progressive Metal, Folk Metal
"F" Rate: 8/10
I.A.R. tavsiyesi: "Daret Layyem"
Baaba Maal - The Traveller
Yıl: 2016 Senegal
Tür: African Folk Music, World
"F" Rate: 7/10
I.A.R. tavsiyesi: "Kalaajo"
 
U2 - Rattle and Hum
Yıl: 1988 İrlanda
Tür: Pop Rock, Folk Rock
"F" Rate: 8/10
I.A.R. tavsiyesi: "Desire"
The Cult - Hidden City
Yıl: 2016 İngiltere
Tür: Hard Rock, Alternative Rock
"F" Rate: 7/10
I.A.R. tavsiyesi: "Hinterland"

23 Şubat 2016 Salı

Hell Camino - Orange Lily


Bu yıl tıpkı La Chinga ve School Of Seven Bells gibi "bir sonraki albümleri sürpriz biçimde sessiz sakin çıkan ve bir önceki albümleri kadar iyi olan" gruplardan biri de stoner rock üçlüsü Hell Camino oldu. İlk cümledeki iki grubun aksine, 2015 tarihli dumanı üstünde debut albüm Hell Camino sonrası kendilerinden 2-3 sene ara beklerken hiç habersiz malum ortamlara giriş yapmaları pek sevindirdi. Zaten onlarla ilgili yorumlarımda kilit kelimelerden biri olan "basitlik" neticesinde bu üçlü için yeni bir albüm yapmanın uzun yıllar sürmeyeceği az çok belliydi. Yeni bir albüm yapmak artık herkes için çok kolay. Önemli olan bu kadar sık süre içinde iyi albümler yapabilmek. İşte Hell Camino, o güzel ilk albümlerinde ne yaptılarsa yeni çalışmaları Orange Lily'de de aynı basit ama etkili formüllerini sürdürüyorlar. Bu formülün blues kökenli stoner rock izleğinde olduğunu, 90'ları çok iyi etüd ettiğini de hatırlatalım.

İlk albümün tüm lezzetini eksiksiz taşıyan Orange Lily, sanki o albümle birlikte aynı gün kaydedilmiş, yarısı şimdi, yarısı da iş bitince albüm olarak sunulmuş izlenimi veriyor. Orada şarkı ismi vermemiştim, burada özellikle vermek istiyorum. Dixie Mafia, Death Inside Of Me, Vertigo, Reborn Reject şarkılarının yoğunluğu, hem güncel stoner rock (az biraz komik olmuş olabilir), hem de 90'lar grunge refleksleri taşıyor. Bazı ton, riff, ve sololar Pearl Jam, Soundgarden, Alice In Chains tayfasının kulaklarını fena çınlatıyor. Bugünlerde bizzat onların bile adam gibi birşeyler çınlatamadığını düşünürsek bu büyük olay. Sadece La Chinga için dile getirdiğim "kapanışa 10 dakikalık heavy psychedelic bir şarkı koyma klişesi" rolünü üstlenen God and Gravity'yi yine sadece bu klişeye düştüğü için eleştirebilirim. Gerçi o da bu klişe rolü dinleyenine hiç yadırgatmayan bir şarkı. Yaklaşık 8 ay önce söylediklerimi tekrar etmek istemem. Ama onlar da sırf puan verip geçiştirilecek, tekrar birşeyler söyleme ihtiyacı hissettirmeyecek sıradan bir albümle geri dönmüyorlar. Geri dönmek fiili de burada bir garip. Zaten hiç gitmemiş gibiler.

1. Dixie Mafia
2. Orange Lily
3. Death Inside of Me
4. Inertia Switch
5. Drug Love
6. Vertigo
7. Reborn Reject
8. God and Gravity

10 Şubat 2016 Çarşamba

School Of Seven Bells - SVIIB


En son 2012'de çıkan Ghostory albümleriyle övgülere boğduğum New Yorklu üçlü School Of Seven Bells, uzun bir aradan sonra dördüncü albüm SVIIB ile yeni övgülerimi sunacağım bir albümle daha karşımızda. Her yıl olduğu gibi önceden duyumunu alıp sabırla çıkmasını beklediğim albümler var. Bazıları beklediğimden daha erken çıktı. Ama birkaçı dışında şimdilik bir hayalkırıklığı yaşadım. Yeni School Of Seven Bells albümünün 2016'da çıkacağını bilmiyordum ki hoş bir sürpriz oldu. Acaba onlar da mı bu hayalkırıklığına dahil olacaklar derken, neyse ki gayet indie, gayet dream bir pop müzik ile geri dönüş gerçekleştirdiler. Ghostory ile bir karşılaştırma yapmadan kendimi alamadım. Şimdilik Ghostory öndeymiş gibi gözüktü. Zira o albüm, renkli kişiliğine rağmen hemen kaynaşılmayan, kaynaştıkça da başka yeni özellikleri keşfedilen kişilere benziyordu. Bu tanımın bir benzerini SVIIB için de yapabilirım. Her ne kadar ilk bakışta bir The Night, When You Sing veya White Wind gibi yaka paça indiren bir şarkı yok gibi dursa da, böyle bir zorunluluk da yok. Grup kendine biçtiği kıyafeti ufak detaylarla süslüyor veya sadeleştiriyor. Ama en önemlisi öyle ya da böyle, kendi olmayı sürdürüyor.

Aynı zamanda ilk singlelar olan Ablaze, On My Heart, Open Your Eyes üçlüsüyle başlayan albüm, çok büyük sürprizler içermediğinin sinyallerini de veriyor. İlk bakışta yaka paça indirmese de, birkaç bakışta kalitesini ortaya koyan Ablaze, Elias, Signals, Music Takes Me gibi şarkılar omuz omuza çok iyi işler yapıyorlar. The Night yok belki ama A Thousand Times More diye bir lokomatif var. Reappear yok belki ama Confusion diye bir ambient duruluğu yine var. İsteyen Ghostory ile paralellikler kurar, isteyen buradaki şarkılar kendi karakterini oluşturmuş gözüyle bakar. İsteyen de -benim bu yazıda yaptığım gibi- her iki durumu da masaya koyarak albüme bakar. A Thousand Times More ve Signals'a The Night gözüyle bakmanın veya bakmamanın bir zararı yok. Elde var çok iyi bir albüm. Bu pop müzik için sık rastlanan bir durum değil. Gerçi bu rock müzik ve diğerleri için de sık rastlanan bir durum değil. Ne yazık ki, kötü albümlerin sayısı iyilerden çok fazla. Çünkü müzik yapmak, albüm yapmak, onu geniş kitlelere ulaştırmak kolaylaştı. Böyle olunca popçular şımardı, rockçılar taklide bağladı, experimentalcılar mantar gibi türedi. Belki de iyi oldu. Çünkü gerçekten emek sarfedilen, zekice yazılan, tutkuyla çalınıp söylenen albümler daha kolay seçilir oldu. İşte benim için kurulduğu 2007'den beri bu seçilenler arasında yer alan School Of Seven Bells, SVIIB gibi yüzakı bir albümle kariyerini biraz daha güçlendirerek pop adına çok daha ciddi işler yapılabileceğini söylemekten vazgeçmiyor.

1. Ablaze
2. On My Heart
3. Open Your Eyes
4. A Thousand Times More
5. Elias
6. Signals
7. Music Takes Me
8. Confusion
9. This is Our Time

4 Şubat 2016 Perşembe

La Chinga - Freewheelin'


2013 yılında çıkardıkları kendi adlarını taşıyan ilk albümleriyle ortalığı darma duman etmelerini beklediğim, ama değil darma duman etmek, isimlerinin bile duyulduğundan şüphe ettiğim Kanadalı üçlü La Chinga, üç yıl aranın ardından ikinci albümleri Freewheelin' ile geri döndü. Bu sefer daha temkinli konuşacağım. Her ne kadar bu ikinci albüm beni ilki kadar (hatta bir puan daha fazla)coşkulandırsa da, onların ortalığı dağıtmayacakları belli oldu. Zaten ilk albümde de hissedilen profesyonellikleri, bu albümle birlikte iyice demlenmiş, olgunlaşmış ve mütevaziliğini de muhafaza etmiş görünüyor. Grubun özellikle Led Zeppelin ile olan gönül bağından, ama bu bağın onları esir almamış olduğundan bahsetmiştik. Aynı durum bu albümde de sürüyor. Alttan üsten girip çıkan, müthiş rifflerle şarkıların dik durmasını sağlayan, onları istediği yere taşıyan, çılgın sololarla yerçekimini ortadan kaldıran gitar yine başrolde. Bas ve davulun omuz omuza bu gitarın önünü açması, sık sık onu hizaya sokması, Ben Yardley'nin 70'lerden feyz almış vokalinin hala yerinde duruyor olması da grupla ilgili başka olumlu noktalar.

Açılışı yapan Gone Gypsy, hard rock dinlemeye başladığımdan beri sıkı bir riff ve ona sadık bir nakaratı buluşturan her rock şarkısına verdiğim tepkiden nasibini alan bir şarkı oldu. Bu tepkiler türlü türlü tabii. Blues rock yağıyla iyice kızartılmış tavaya malzemeyi döktükten sonra çıkan yoğun duman / ses / koku üçlüsüyle coşan lezzetli bir biftekten bahsediyorum. Özellikle Mother Of All Snakeheads, White Witchy Black Magic, War Cry üçlüsü albümün hız ve sertliğini en kalitelisinden garanti altına almış besteler. Duyar duymaz nedense bana Led Zeppelin III rüzgarı üfleyen Mountain Momma'yı da pek sevdim. Gerçi buradaki "nedense"nin nedenleri malum. Yardley vokali bu şarkıda hiç olmadığı kadar Robert Plant içermekte. Tekrar edeyim, bunu kesinlikle bir olumsuzluk, bir taklit, bir prim yapma olarak görmedim. İlk albümde de görmemiştim, burada da görmedim. Gitarları da çalan, şarkıları da söyleyen Ben Yardley, şayet bir La Chinga karakteri oluştuysa bunun bir numaralı müsebbibidir. Henüz oluşmadıysa da uzun vadede oluşması beklenebilir.

Bazen tüm şarkılarda onun vokallerini çıkarsak hangi şarkı kimi hatırlatır diye merak etmedim değil. Mesela Mother Of All Snakeheads'e Zack de la Rocha, K.I.W. şarkısına Tom Keifer, Stoned Grease White Lightnin'e de Anthony Kiedis dalacakmış gibi hissettiğim oldu. Tüm bunlar La Chinga'yı Led Zeppelin, Rage Against The Machine, Cinderella, Red Hot Chili Peppers mı yapıyor, hayır! Ama grubun alternative, blues, funk, klasik rock yelpazesinin genişliğini gösteriyor. Belki bu albüme getireceğim tek eleştiri, grubun psychedelic rock ile ilişkisinin tam olarak ne düzeyde olduğuna karar verememiş gözükmesi olabilir. Yani satır aralarında bu ilişki zaten hissedilmekte. Fakat albüm kapanışındaki The Dawn Of Man gibi bir ilişki düşünülüyorsa o iş yürümez sanki. Kapanışa 10 dakikalık heavy psychedelic bir şarkı koyma klişesi azalarak bitsin istiyorum. Onun yerine 3-4 dakikalık bir blues rock şarkı daha koysalar çok daha iyi olurmuş. Rock müzik denince akla gelen her türlü şeref, namus, onur, karakter kelimelerini birer rütbe gibi omuzlarında taşıyan La Chinga, pek ilgi görmeyen bir grup gibi dursa da, iki albümlük kısa geçmişlerine bakınca ilgi görmese de, popüler olmasa da gayet iyi bir duruş sergiliyorlar. Umarız bu duruş bozulmaz, grup aynı çizgide daha nice albümlere ismini yazdırır.

1. Gone Gypsy
2. Mother of All Snakeheads
3. White Witchy Black Magic
4. Stoned Grease White Lightnin
5. Faded Angel
6. Mountain Momma
7. War Cry
8. K.I.W.
9. Right On
10. The Dawn of Man