Benim için 2017'nin en iyi 5 albümünden biri olan
Laissez Passer'den üç yıl sonra Golan Tepelerinden
Hasan ve
Rami Nakhleh kardeşlerin kurduğu dört kişilik
TootArd, yeni albümleri
Migrant Birds'ü çıkardı.
Laissez Passer'in blues, rock, tuareg enerjisi mükemmeldi ve bu türü seven kitleye büyük bir müjde gibiydi. Her dinlediğimde yeni şeyler bulduğum, zamansızlığına hayran olduğum, sanki ilk kez dinliyormuş gibi heyecanlandığım inanılmaz bir albümdür. Bu yüzden
Migrant Birds'ün çıkacağını duyduğum andan beri tırnaklarımı kemiriyordum. Ama ilk şarkı
Moonlight'ı dinlediğimde gerçek bir dumur yaşadım.
Laissez Passer ile alakası olmayan, eski usül oryantal synth pop bir şarkı duymayı hiç beklememekle beraber, belki ters köşe yapıp önce böyle bir değişiklik tercih etmişlerdir diye düşündüm. Albüm kapağında sadece
Nakhleh kardeşlerin olması da bir şeylerin değiştiği sinyallerini veriyordu. Lakin albümün hikayesini okuyunca, en önemlisi de tıpkı
Laissez Passer gibi albümle çok sık vakit geçirip alıştıkça kendilerine olan hayranlığım bir kat daha arttı.
Migrant Birds'de bu defa iki kardeş kendi başlarına bir albüm yapmaya karar vermiş. Üstelik 80'lerin Orta Doğu coğrafyasında kendi altın çağını yaşayan disko müziğinden oluşan şarkılar yazmışlar.
Hasan bu radikal değişikliği şöyle anlatmış: "
Laissez Passer'den sonra Rami ve ben farklı şeyler dinlemek istedik. Eskilere ait dans müziğiyle çok ilgiliydik. Küçükken 80'lere ait hitlerin yer aldığı karışık kasetleri döndürür döndürür dinlerdik. Söyleyenleri bilmezdik ama şarkıları ezberlemiştik. Çoğu da dans müziğiydi. O zamanlar ailemizin PSR-62 çeyrek tonlu oryantal model synthesizerı vardı ve çocukluğumda onu çalmayı çok severdim. Hala bizim ailede onun bir benzeri vardır. Kendime yeni bir tane aldım ve böylece Migrant Birds ortaya çıktı." Özellikle dönemin önemli keyboardistleri olan
Magdi al-Husseini ve
Ihsan Al-Munzer'den etkilendiğini söyleyen
Hasan, 80'ler Beyrut veya Kahire eğlence mekanlarını, diskolarını kasıp kavuran bu müziğin ruhuna sadık biçimde modernize edilmiş hallerini kardeşi
Rami ile birlikte canlandırmak istemiş.
Hasan tüm synthesizerları çalarken, davulcu
Rami de kendi bölümlerini çaldıktan sonra bunları drum machine ve kitlerle mikslemiş. Hasan için ilk albümü sürükleyen gitardan kopmuş olmak aslında kopmak değil, sadece aynı yazış ve çalış coşkusunun keyboard tuşlarına yansımış, belli ölçeklerde oryantal özlerini ziyaret ediş şekli olmuş sanki. Dinledikçe bunu anlamak hiç de zor değil.
İlk dinleyişte 80'lere ait kına gecesi, düğün salonu repertuarlarını andıran şarkıların cirit attığı bir oyun havası albümü minvalinde görünse de, bu şarkıları yapan adamların
Laissez Passer'i yapan adamlarla aynı olmasının getirdiği bilincin sabırla birleşmesi sonucu bambaşka bir dünyaya adım atmak kaçınılmaz. Dürüst olmak gerekirse ilk başta bunun nasıl sonuçlanacağı yönünde endişelerim vardı. Ama başta
Babe,
Moonlight,
Trouble Watan,
Emotional Twist,
Kiss olmak üzere 12 şarkının hepsinin kendi ruhunu ortaya koymuş şarkılar olduğunu anlamak zaman istiyor. Özellikle
Kiss,
Wanderlust,
Pretty Woman,
Ya Ghali biraz daha modern mutfakta pişmiş izlenimi veriyorlar. Fakat en modern olanında bile o oryantal lezzetin kaybedilmediği, ekstra baharatlarla macera aranmadığı, sadece ufak tefek dokunuşlarla bir süre sonra oluşacak tekdüzeliğe ustalıkla müdahale edildiği anlaşılıyor. Albümün tek enstrümantal şarkısı olan
Stone Heap Of The Wild Cat yani Arapçası “Rujm el-Hiri” (Vahşi Kedi Taş Yığını) olan, kardeşlerin Golan Tepelerinde büyüdükleri yere yakın konumda, eşmerkezli taş çemberlerden oluşan eski bir megalitik anıttan esinlenilen şarkı ise bana progressive synth pop gibi gelen bir iş.
Ya Ghali ve kapanıştaki
Remote Love ise albümün iki slow dans şarkısı olarak çok hoş bir çeşni oluşturuyorlar.
Migrant Birds'ün lirik teması ise adından anlaşılacağı üzere özgürlük. Göçmen kuşların insanlarla özdeşleştirilmesi günümüzde pek pozitif anlamlar taşımasa da, yıllarca vatansız, pasaportsuz, adı konmamış, özgürlüğü "laissez passer" belgesine bağlı, 19 yaşında Kudüs'e, Haifa'ya gitmiş, oradan Avrupa'ya yerleşmiş ama Golan Tepelerinde kalmış ailesinden, özünden kopmamış
Hasan için bir göçmen kuş olmasının anlamları çok daha geniş kapsamlı. Arapça şarkılarında özgürlüğü sosyal yaşam, aşk, kadın, eşcinsel özgürlüğü ayırt etmeden dile getiriyor olması albümün pop konsepti yanında liriksel açıdan da bir özgürlük konsepti taşıdığını gösteriyor. Süper bir yerel blues rock müzikten 80'ler Lübnan ve Mısır etkilerinin yoğun olduğu bir pop konseptine geçen
TootArd, şimdilik civardaki 22 Arap ülkesinden sadece dördünde konser verebilmiş. Ama yakında
Hasan İsviçre vatandaşlığına geçerek hem hayatında ilk kez bir pasaport sahibi olacak, hem de göçmen kuş gibi ülke ülke gezerek müziğini oralara taşıyacak. 80'ler semalarında, Yamaha diyarlarında, otantik tavernalarda nefis bir yolculuğa çıkaran
Migrant Birds de
Laissez Passer gibi tüm dünyaya ulaşacak. Benim en çok merak ettiğim üçüncü albüm acaba hangi yoldan gidecek ya da bu iki yolu ortak bir noktada mı buluşturacak?
1. Moonlight
2. Emotional Twist
3. Open Sesame
4. Wanderlust
5. Trouble Watan
6. Pretty Woman
7. Kiss
8. Babe
9. Ya Ghali
10. Red Sea Disco
11. Stone Heap of the Wild Cat
12. Remote Love
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder