Daft Punk'ın temelleri, okul arkadaşı olan
Thomas Bangalter ve
Guy-Manuel de Homem-Christo'nun 1992'de
Laurent Brancowitz'in de bulunduğu
Darlin' adındaki alternative rock grubunu kurmalarıyla atılmaya başladı.
The Stooges,
MC5,
The Rolling Stones etkilenimleriyle yola çıkan üçlü, İngiltere'de
Duophonic adında bir single çıkarmış, dinleyiciler de oldukça beğenmiş. Ama bazı eleştirmenler aynı görüşte olmadığı gibi bir de üstüne grubun müziğiyle "daft punk" (gerzek punk) diye dalgalarını geçmişler. Rock müzikten ekmek yiyemeyeceklerini anlayan
Bangalter ve
Homem-Christo, rock müzikten ekmek yemekte ısrarlı
Brancowitz ile yollarını ayırıp, vakti zamanında kendilerine yapılan o benzetmeyi grup ismi olarak kendilerine koyup yola farklı bir kulvardan tekrar giriş yapmışlar. (Bu arada
Brancowitz'in şimdilerde synth pop ve rock karışımı müzik yapan
Phoenix'te gitarist olduğunu ekleyelim.)
French house, synth pop, nu-disco, electropop, acid house türlerinde kendini bulan ikili, beklenen beşinci stüdyo albümleri
Random Access Memories ile belki de en iyi albümlerinden birini yapmışlar. Bunu benim gibi
Daft Punk hayranı ve de uzmanı olmayan birinin söylemesine itibar etmek ne derece doğru olur bilmem.
Daft Punk'ı
Da Funk,
One More Time,
Around The World (ve onun
Michel Gondry tarafından çekilmiş şahane videosu),
Aerodynamic,
Harder, Better, Faster, Stronger,
Robot Rock gibi single'lardan tanımak bana yeter diye düşünmüşümdür. Böyle düşünmeden önce grubun tüm albümlerini dinlemiş, uzun ve sıkıcı bulmuşumdur. Bu yüzden hiçbir zaman albüm formatında beğendiğim bir grup olmamışlardır. Fakat
Random Access Memories, albüm formatında
Daft Punk'ı beğendiğim ilk albüm oldu.
Pop rock ve 70'ler disko müziği karışımı
Give Life Back To Music, müziğiyle olduğu kadar manidar ismiyle de iyi bir açılış şarkısı. Bu yılın şu dakikalarına kadar synth pop ve elektronik müzikte şöyle heyecan uyandıracak birilerine rastlayamamanın üzüntüsü üzerine iyi gitmiştir. Bu müziğe yeniden hayat vermek isteyen kişilerin 90'lar kökenli bir grup olması da ayrıca manidardır. Dokuz dakikalık
Giorgio by Moroder, adından da anlaşılacağı üzere
Daft Punk'ın çok sevdiği, 80'lerin ünlü İtalyan disko gitaristi
Giorgio Moroder'a adanmış bir şarkı. Aslında şarkı demek pek doğru değil. Daha çok bir tasarım. İlk iki dakikası
Moroder'in kendi sesiyle müzikal geçmişinden bahsettiği bir monolog. Sonra bir süre
Daft Punk altyapısına
Moroder'in bu kez naif gitar dokunuşlarıyla konuk olduğunu duyuyoruz. Derken kısa ve etkili bir yaylı geçişin ardından son üç dakikada aynı ritim sertleşip günümüz uyarlamasına dönüşüyor. O son üç dakikanın son bir dakikası ise bildiğin alternative rock hırçınlığıyla geçiyor. Şarkı
Moroder'a çok yönlü görkemli bir selam duruyor.
Giorgio by Moroder gibi geçmişinde de deneysele yakın olgun işler yapan (hatta bu tavrı nedeniyle bazı kesimlerce lüzumsuz biçimde
"dans müziğin Pink Floyd'u" benzetmesine kurban giden)
Daft Punk ikilisi,
Motherboard ve
Contact şarkılarında da bu olgunluklarını iyice belirginleştiriyorlar. Ama herşeye rağmen benim gözümde
Daft Punk iyi bir pop oluşumu. Başta
Pharrell Williams'ın vokal konuğu olduğu yaz müjdecisi iki şarkı
Get Lucky ve
Lose Yourself To Dance olmak üzere,
The Strokes solisti
Julian Casablancas'ın misafirliğindeki
Instant Crush ve
Panda Bear ile birlikte yaptıkları
Doin' It Right albümün ışıltılı anlarını oluşturuyor. (Bu arada bugüne kadar
Panda Bear namına beğendiğim tek şey
Doin' It Right oldu sanırım.)
Müziğe yeniden hayat vermek oldukça iddialı.
Daft Punk belki bu albümde bu iddiasını tam olarak yerine getirmiyor. Ama kendi türünde çıkan onlarca bayık albümün yanında bu müziğe düzenli nefes aldırmayı başarıyor.
Get Lucky ve
Giorgio by Moroder gibi iki farklı şarkıyı bir albümde buluşturabilen çok fazla isim yok artık. Açıkçası bu atılımı
Daft Punk'tan beklemezdim. Bana göre son işleriyle
Depeche Mode bile yerinde sayarken (yok pardon, yerinde bile sayamazken!)
Random Access Memories gerçekten iyi bir hamle sayılır. Eskiden olduğu gibi uzun ve sıkıcı anlar yok mu, var! Ancak deneysel girişimler yaparken kendinin bir laboratuvar faresi değil, laborant olduğunun farkına varmak çok önemli.
Daft Punk'ta o farkındalık şimdi daha belirgin sanki. Laborantlar da yeri gelir disko ışıklarının altında dans etmeyi severler herhalde.
1. Give Life Back to Music
2. The Game of Love
3. Giorgio by Moroder
4. Within
5. Instant Crush (feat.
Julian Casablancas)
6. Lose Yourself to Dance (feat.
Pharrell Williams)
7. Touch (feat.
Paul Williams)
8. Get Lucky (feat.
Pharrell Williams)
9. Beyond
10. Motherboard
11. Fragments of Time (feat.
Todd Edwards)
12. Doin' It Right (feat.
Panda Bear)
13. Contact
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder