Gondhawa Fransa'dan şahane bir üçlü. 2021'de Käampâla adında 6 şarkılık ilk albümlerini çıkarmışlar, ruhumuz duymamış. Üstüne Astral Session ve Mäanthagorī diye iki EP yapmışlar görmemişiz. Clement Pineau (davul, vokal), Idriss Besselievre (gitar, vokal), Paul Adamczuk (bas, keyboard) şeklindeki kadro 2026'nın şimdilik en iyi keşiflerinden biri oldu benin için. Psychedelic, progressive, oriental psych rock olarak özetleyebileceğimiz müzikleri daha ilk seferinde kendini sevdirdi. Zaten Tinariwen ve Tamikrest gibi çöl rockçılarının kayıt yaptığı Studio Adjololo'dan çıkma bir albüm olarak TÄKOMĀ, King Gizzard & The Lizard Wizard’ın deneysel coşkusu, Mdou Moctar’ın çöl karizması ve İsveçli Goat’ın saykodelik cazibesi arasında çok iyi bir yerde duruyor. Yine de kendi ritmi, evreni, "Gondhawii" dedikleri kendi icatları olan özgun bir dil yapıları da var denebilir. Bu dil daha çok sesin kendisi üzerinden kurulan bir anlatı. Heceler, çığlıklar, tekrarlardan oluşuyor. Vokal, sanki bir şeyler anlatmıyor, ritüeli yönetiyor. Müziğin doğu-batı dengesi hayranlık verici. Mikrotonal gitarlar, doğu ezgileri, Anadolu rock, Moğol sanxianı (Orta Asya ve Çin - Moğol kültürlerinde kullanılan üç telli, uzun saplı, perdesiz bir telli çalgı. Gövdesi genellikle deri kaplı ve parlak, kuru, ritmik bir tınıya sahip) gibi geleneksel öğelerle harmanlanmış yoğun bir rock enerjisi taşıyorlar. Ruhumuz duymamış, keşfettik falan dedik ama grup, Fransa, İspanya, Portekiz, İsviçre ve İtalya’yı kapsayan 50’den fazla Avrupa konseri vermiş.
TÄKOMĀ’nın en güçlü yanlarından biri de akışı. Parçalar tek tek güçlü ama asıl etki, albüm bütününde ortaya çıkıyor. Gondhawiice bilmiyor olabiliriz ama müzikal anlamda bir konsept albüm gözüyle bakılabilir. Enerji sürekli yükselip alçalıyor. Tam “tamam artık, budur” dediğin anda başka bir ritim kapısı açılıyor. Bu yüzden mümkünse albüm tek seferde, ara vermeden ve bu gibi katmanları olan albümlerde olması gerektiği üzere kulaklıkla dinlenmeli. King Gizzard & The Lizard Wizard’ın özellikle Flying Microtonal Banana albümüyle olan akrabalığı hissediliyor. TÄKOMĀ’nın o albüme nazaran bir miktar garaj kaldığı söylenebilir. Üstelik şarkıları zihinde birbirinden ayırabilme süresi daha uzun bana göre. Ama bu hiç de şikayet edeceğim bir durum değil. Tam tersi, böylelikle albümün ömrü uzuyor, her seansta keşfedilecek başka ritimler, riffler, pencereler, kapılar, bacalar peydah oluyor. Öte yandan Tinariwen, Tamikrest gibi geleneksel Tuareg müziğinden kök alan Kuzey Afrika blues rock'ı "tishoumaren" esinlenmeleri albümü hem çok iyi bir sentez, hem de özgün bir keşif haline getiriyor. Gondhawa'nın bu müziğe Fransızca veya başka bir dil yerine kendi icadı bir dili uygun görmesinin altında yatan motivasyonu bilmiyorum. Belki evrenselliğe, aidiyetsizliğe ya da tam aksine kendi Gondhawa evrenine olan bağlılıklarına, aidiyetlerine yönelik bir reflekstir. Ne olursa olsun kesinlikle orijinal, oryantal, bu tür bir rock janrıyla uyumlu, hatta bazen komik bir lisan duyuyoruz.
Her ne kadar konsept bir albüm görüntüsü verse de TÄKOMĀ şarkıları kendilerini bu konseptten belli oranlarda sıyırabilmiş karakterlere sahip. Zira konsept albümlerde şarkı ismi zikretmek pek kolay değildir. Ama bu albümde yüzeydeki benzerliğin altındaki karakterize olmuşluğa erişmek büyük haz veriyor. Takameyo, desert rock unsurları ve doğu melodileriyle nefis bir açılış yapıyor. Ritmik, hipnotik, sürükleyici, daha ilk dakikası bitmeden belki de albümün tarzını, kalitesini ortaya seren yetkinlikte. Wha Ghena Ghenno, psychedelic garage yönü biraz daha belirgin, enerjik, tempolu bir devamlılıkla ikide iki yapıyor. Sayarha, daha sakin bir şekilde başlayıp sonlara doğru enerjiyi iyice yükseltiyor. Öyle ki aslında Gondhawa'nın kendi çeperleri dahilindeki epik yönünü de gösteriyor. Arka arkaya dinlediğimiz Thuaraï ve Eywa'da Afrika ve Asya ritimlerinin sentezlendiği, dikkatli kulakların Moğol tınıları da sezebileceği egzotik hava dikkat çekiyor. Coşku, tezahürat, öfke ve mutluluğun iç içe geçtiği güçlü bir müzik bu. Mesela Banou Leï'nin hipnotik, gerilimli, mistik halleri geri kalan tüm şarkılara sinmiş. Uzaktan bakıldığında kendini tekrarla suçlanabilir. Ama TÄKOMĀ yakından bakılması gereken bir albüm. Ancak o zaman bunun bir tekrar değil, bütünden kopup hem sadık, hem de bağımsız kalmayı başarmış, kendi yolunu çizmiş parçacıklar olduğu fikrine ikna olabiliyorsunuz.
Hossora ! şahane bir kapanış. Enerjik, saykodelik, kafası hafif kırık, çiğliği ve modernliği aynı kalıba koyabilmiş bir şarkı. Bir veda gibi değil, "acaba tekrar dinlesem mi" ya da "bir sonraki dinlememde acaba başka neler keşfedeceğim" veya "bu iş burada bitmedi" heyecanı taşıyan bir "tekrar görüşeceğiz" şarkısı. Gondhawa genel olarak nakarat peşinde koşan bir grup sayılmaz. Ama nakarat yapınca da iyi yapıyor. Takameyo, Hossora !, Thuaraï, Eywa gibi şarkıların nakaratlarına nakarat demeyip, "uydurma bir dilin doğaçlamaları" olarak bakınca kulağa daha bir hoş geliyor. Gondhawa, “şu türe, şu gruplara benziyor” demenizi de umursamıyor. Mutlaka etnik enstrümanları rock müziğe entegre eden gruplar arasında beğendikleri, ilham aldıkları vardır. Sıklıkla groove tabanlı bir bilinç akışı izliyorlar. Ama eğer müziği bir alan, bir atmosfer, hatta bir trans hali olarak seviyorsanız, bu albüm sizi içine alıyor, yoğuruyor ve bırakmıyor. Doğu ağırlıklı coğrafyalarda gezdiriyor. Anadolu rock müziğinden tuareg çöl blues'una kadar muhtelif baharatlarla marine edilmiş müziğini bilinçli reflekslerle dolaşıma sokuyor. Kendi camiasında pek ses getirdiği, popüler olduğu söylenemez. Ama benim için 2026'nın ilk iki ayı içinde duyduğum en iyi albüm. Bakalım TÄKOMĀ'nın şimdilik koyduğu çıtayı kim aşacak ya da aşacak mi?
1. Takameyo
2. Wha Ghena Ghenno
3. Sayarha
4. Thuaraï
5. Eywa
6. Lastik Mü
7. Olele Koko
8. Dioko Saïko
9. Banou Leï
10. Hossora !



Hiç yorum yok:
Yorum Gönder