Çok istememe rağmen bir türlü denkleştirip izleyemediğim 2004 tarihli
Stacy Peralta belgeseli
Riding Giants, sörf kültürünün ortaya çıkışı ve tarihi üzerine bir yapım. Daha görmeden mutlaka görülmesi gereken bir belgesel olduğuna inancım yüksek. Estetik olarak olağanüstü bir spor olması yanında, bazı kanallarda izlediğimiz çılgın sörf görüntülerinin altına döşenen müziklerin de etkisiyle insanı o azgın dalgaların altına atlama isteği de uyandıran bir spor. Bu bilinçle
Riding Giants'ın müziklerinden oluşan albüm de aynı gaza getirici etkiye sahip. Tanıdık ve tanımadık isimlerin şarkılarından oluşan bu albümü uzun zaman önce bulmuştum. Özellikle yaz zamanlarında, çeşitli imkansızlıklardan dolayı yapamadığımız bu sporu en azından yapıyormuş duygusu yaratması muhtemel şarkılarla tekrar tekrar anarım.
Teması itibariyle albümün ev sahipliğini yapan
Dick Dale'in
Misirlou'su ve
Link Wray'in
Rumble'ı, surf rock'ın kitabını yazmış bu adamlardan seçilen iki tanıdık enstrümantal. Aslında daha çok surf rock şarkısı umulası bir albüm. Ama bu umulası durumu, elit seçkisiyle farklı açılardan lehine çevirmiş bir iş aynı zamanda. Hiç
The Beach Boys şarkısı kullanılmamasını nasıl yorumlayacağımı bilemiyorum. Gerçi Birleşik Devletler'de
The Beach Boys'u dönemin
Backstreet Boys'u olarak gören eski bir nesil de yok değil. 56 yaşındaki
Stacy Peralta'nın da bu neslin evladı olması kuvvetle muhtemel. Bu arada kendisi 2001 yılında
Sean Penn'in anlatıcılığını yaptığı
Dogtown and Z-Boys adlı 70'lerdeki kaykay hareketini konu alan nefis belgeselin de yönetmeni. Bu belgeselin de
Jimi Hendrix,
Thin Lizzy,
T. Rex,
Rod Stewart,
Iggy Pop,
ZZ Top gibi isimlerin şarkılarınn yeraldığı sıkı bir soundtrack albümü mevcut.
The Ruts ile eski,
The Hives ile yeni punk örneklerinin yer aldığı albümde
Sol Hoopii ve
Gabby Pahinui Hawaiian Band adında Hawaii'nin sanatçılarından iki seçki de ihmal edilmemiş.
The Stray Cats ve
Screamin' Jay Hawkins'i zaten bilen bilir. (
Hawkins ve belgesel deyince, 2001 tarihli
Screamin' Jay Hawkins: I Put A Spell On Me belgeselinin de hala peşinde olduğumu belirteyim.) Bana göre albümün onur konukları ise grunge'ın üç büyükleri olan
Alice In Chains,
Soundgarden ve
Pearl Jam olmuş. Üçlüden yapılan seçkiler çok yerinde. Grunge'ın bu kültürle ilişkisine "ne alaka" olarak bakılmamalı. Referans olarak bazı şarkılardaki liriklerin sörf gelenek göreneklerine göndermeleri bir yana, özellikle
Eddie Vedder'ın eski bir sörfçü olduğunu bilmeyen gözüme gözükmesin.
Them Bones ve
My Wave'in müthiş karizmaları,
Go'nun azgın dalgaların ortasına sörf tahtasız balıklama atlatacak gaz takviyesi, bu şarkıların albüm için ne kadar yerinde seçimler olduğunu gösteriyor. Henüz izlemeden arşivlik olduğunu hissettiğim belgeselin, arşivlik olduğuna kefil olabileceğim soundtrack albümü ile tencere kapak olduklarına neredeyse eminim.
1.
The Waterboys - This is the Sea
2.
Alice in Chains - Them Bones
3.
The Ruts - Babylon's Burning
4.
The Hives - The Stomp
5.
Link Wray - Rumble
6.
Sol Hoopii - 12th Street Rag
7.
Illdependents - Innacitytears
8.
Dick Dale & His Del-Tones - Misirlou
9.
The Stray Cats - Rumble in Brighton
10.
Screamin' Jay Hawkins - Makaha Waves
11.
Soundgarden - My Wave
12.
Pearl Jam - Go
13.
Gabby Pahinui Hawaiian Band - Aloha Ka Manini
14.
Bangkok Starters - Glass Off
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder