1992 doğumlu
Maya Wegerif ya da mahlas olarak seçtiği
Sho Madjozi olarak tanınmaya başlayan genç ve güzel kızımız, henüz ilk albümü olan
Limpopo Champions League ile 2018'in en iyi hip hop/rap albümlerinden birine imza atmış. Güney Afrika'da beyaz bir baba ile siyah anneden doğan
Sho Madjozi, Limpopo bölgesinde bulunan bir dağ köyü olan Shirley'de büyümüş. Daha sonra Afrika kültürü ve yaratıcı yazarlık okumak üzere Amerika'ya gitmiş. Güney Afrika'ya döndükten sonra Johannesburg Üniversitesi'nde yazarlık eğitimi ile meşgul olmuş. Kariyerine ise "
MayaThePoet" mahlasını kullanarak, bir performans sanatı olan Spoken Word ile başlamış. Irk, kimlik ve politika temalı bu teatral performanslarını takiben rap ile yakınlaşmaya başlamış. Güney Afrika'nın bazı rapçileriyle müzikal işbirlikleri yapmasının ardından yavaş yavaş kendi solo çalışmalarını oluşturmuş. Ülkenin yerel dillerinden olan Tsonga (Xitsonga) ile yazıp söylemeyi tercih etmiş. 14 Aralık'ta çıkardığı ilk solo albümü
Limpopo Champions League ile de ülkesinin bağrına bastığı bir müzisyen olma yolunda çok mühim bir adım atmış.
Spoken Word tecrübesini, yerel ritimlerin canlılığıyla birleştirip meydana getirdiği hip hop soundu, içinde bir sürü ayrıntıyı, zeki tasarımları barındıran şarkılarla kendini gösteriyor. Tsonga'nın cıvıl cıvıl fonetiğini çok iyi kullanan, nadiren kullandığı İngilizceyi de bu aksanla otantik hale getiren
Madjozi, sözlerini anlamadığımız şarkılarında da öyle eften püften şeylerden bahsetmiyormuş. Gerek müziğinin renkliliği, elektronik yaratıcılık taşıyan diriliği, gerekse zeki liriklerin her yola gelen kullanım şekilleri sayesinde
M.I.A.'nın izindeki en güçlü adaylardan biri olarak gördüm kendisini. Biricik kraliçemiz
M.I.A. müziği bıraktığını açıkladıktan sonra
Sho Madjozi gibi yetenekleri koruma altına almakta fayda var. Daha ilk dinleyişimde
Changanya, videosu da çekilmiş olan
Huku,
Limpopo Champions League,
Yaz' Abelungu,
If I Die şarkılarına bayıldım. Eminim
M.I.A. da duyduysa bayılmıştır. Tabii sonraki dinleyişlerimde
Idhom,
Ro Rali,
Wa Penga Na ? şarkılarının da sevimliliği ve hip hop zekalarını fark etmek mümkün oldu.
Bunun yanında kapanışta yer alan
Wakanda Forever,
Kendrick Lamar'ın domine ettiği vasat
Black Panther müziklerinin arasına konsa, kesinlikle albümün en parlak anlarından biri olurmuş.
Don't Tell Me What To Do ve
Going Down ise daha çok global pazarı hedef almış gibi duran şarkılar olduğu için pek heyecan vermedi doğrusu. Bazı şarkılara birer ikişer konuk olan yerel rapçilerin kattığı farklı lezzetler de bu nitelikli albümün dikkat çeken noktalarından.
Madjozi, modayla da ilgili bir müzisyen. Daha doğrusu, bazen bize fazla rüküş gibi görünebilecek, ama Afrika'nın o rengarenk, ışıl ışıl, pırıl pırıl saç, takı, kıyafet zenginliğinin modernize dokunuşlarla daha da renklendiği moda tarzını yansıtıyor. (
Black Panther'in de en iyi yanı buydu bana göre).
Huku videosunda ve fotoğraflarında gördüğümüz tarz sahibi kızın, benzer bir tarzı müziğinde duyuyor olmak kaliteli bir tamamlanmışlık duygusu yaratıyor adeta.
M.I.A. gittikten sonra ilk olarak 2016'da
Tkay Maidza (
TKAY), 2018'de de
Jain (
Souldier) ve
Mai Lan (
Autopilote) ile heyecan yaptım. Şimdi onlara
Sho Madjozi de eklendi. Umarım bu kızlar uzun süre bizimle birlikte olur, hip hop'un, rap müziğin
Nicki Sürmenaj gibi niteliksizlerin elinde oyuncak olmasına güçlü bir alternatif olarak nice (güzel, hoş manasında) albümlere adlarını yazdırırlar.
1. Ro Rali (feat.
Makhadzi)
2. Idhom
3. Limpopo Champions League
4. Wa Penga Na ? (feat.
Kwesta &
Makwa)
5. Don't Tell Me What to Do
6. Huku
7. Changanya (feat. Marioo & Aubrey Qwana)
8. Kona
9. I Mean That
10. Yaz' Abelungu
11. Going Down (feat. pH Raw X)
12. If I Die
13. Wakanda Forever (feat. Ycee)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder