Ford & Lopatin,
Games,
Tigercity gruplarıyla müzik yapan
Joel Ford ile,
Fight Bite adlı bir başka grubun üyesi
Leanne Macomber, 2009'da bir tur esnasında tanışıp arkadaş olurlarsa bundan bir romantik film de çıkar, yepyeni bir grup da...
Ford ve
Macomber, aralarında oluşan hızlı kimyanın etkisiyle yavaş yavaş temellerini attıkları ve
Ejecta adını verdikleri bir grup çıkarmışlar. Adı geçen grupların hepsi electropop, synth pop, indie electronic temelli olunca
Ejecta'dan da başkası beklenemezdi. On parçalık debut
Dominae, Kasım başında çıktı. Albümün bu türlere kattığı ekstra şeyler olmasa da, müzik dünyasına
Ejecta adında pırıl pırıl bir grup daha kazandırdığı aşikar. Zira elektro kökenli pop dallarına bağımsız kanattan getirdikleri saf ve temiz sound, şahsen 2013'te çok ama çok az rastladığım türdendi.
Ejecta özellikle 80'lerin synthwave romantizmini sanki direk o zamana aitmişçesine içten yansıtan bir müzik yapıyor. Tabii bu romantizmin içinde synth pop'un sağladığı downtempo ritim anlayışı da mevcut. Yine de bazı örneklerde rastlandığı üzere uykuyu çağıran bir düşük tempo tavrı değil bu. Öne çıkan en belirgin unsur kırılganlık ki, 80'ler nostaljisi ve o dönemin synth gelenekleri, 2000'lerde yazılmış bu yeni (!) şarkıları bünyesinde mükemmele yakın bir beceriyle eritmeyi başarmış. Amaç 80'ler ikliminde kan ter içinde dans ettirmek değil, aynı iklimde kan ter içinde dans etmiş bünyeleri rahatlatmak, hatta onlara yitik aşklarını, pişmanlıklarını, gerilerde kalmış mutluluklarını hatırlatıp hüzünlendirmek. Bunu en doğru, en dürüst biçimde yapabilen türlerden biri de synthwave'dir zaten.
Albümde ön(üm)e çıkan parçalar, aynı zamanda albümün üç haklı single'ı olan
Jeremiah (The Denier),
It's Only Love ve
Afraid Of The Dark ile birlikte, açılışta insanı kendine ilk dinleyişte aşık eden
Mistress, bir rüyadan kopup gelerek dream pop kılığına girmiş
Eleanor Lye, gümüş parlaklığıyla göz alıcı bir atmosfer yaratan
Silver oldu. Özellikle
Jeremiah (The Denier), yıl içinde duyduğum en iyi, en kaliteli pop şarkılarından biriydi. Hani şu sık sık dinlemek isteyeceğiniz ama bir yandan da eskiteceğinizden korktuğunuz türden. Ama bunlar sadece öne çıkanlar. Gerçi
Dominae öyle ilk dinleyişte, ilk öne çıkanlarla düşüp kalkabileceğiniz bir albüm sayılmaz. Sindirmek bir miktar emek isteyebilir. Tabii 80'ler altyapısı olanların bu süreçte birkaç adım önde olacaklarını söylemek yanlış olmaz.
Leanne Macomber, bu ilk albümü bir karakter olarak gördüğünü söylemiş. Çok da iyi söylemiş. Zira onun bakış açısından farklı olarak, içerdiği pop naifliğinin albümün genel temalarından biri sayabileceğimiz çıplaklıkla çok yakın alakası var. Bu nü duruş, o karakter olma halinin en saf, en savunmasız yönünü müzikal açıdan da ele vermekte. Evet, albüm boyunca renkli neon ışıkları oradan oraya savuran tavan mekanizması tepenizden eksik olmuyor. Ama dediğimiz gibi bu neon atmosfer çılgın dans gecelerine değil, savunmasız geceyarılarının huzurlu / hüzünlü yalnızlıklarına ait. Yine
Macomber'a göre
Ejecta "evrensel" ve "zamansız" bir ruha sahip. Aynı zamanda albümde gördüğü karakter tam bir "sıradan insan" suretinde. İşte çıplaklık da işin bir parçası. Tüm bu tanıdık parçaları biraraya getirdiğimizde ortaya çıkan şeyi sabaha kadar tasvir etmeye kalksak nafile. Fakat
Ejecta bunu yapabilen bir müziğe sahip olduğu için hem "sıradan" hem de "özel".
1. Mistress
2. It's Only Love
3. Beast
4. Inside
5. Afraid of the Dark
6. Jeremiah (The Denier)
7. Silver
8. Eleanor Lye
9. Small Town Girl
10. Tempest
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder