Ben Schneider ya da 2012 yılında
Lonesome Dreams albümüyle müzik dünyasına ilk adımını attığı sırada benimsediğimiz adıyla
Lord Huron, üç yıl aradan sonra yeni albüm
Strange Trails ile ikinci adımını atıyor. Ondan ilk bahsettiğimde günümüz çakma folkçularına iyice giydirdikten sonra değeri daha iyi anlaşılsın istemiştim. Kendisi de sanki duymuş gibi çizgisini hiç bozmamış,
Lonsome Dreams'i nasıl güzelce besteleyip, çalıp, söylediyse
Strange Trails'i de öyle tasarlamış. Ne açılıp saçılmış, ne de iyice içine kapanmış. Bu dengeyi zaten ilk albümde de sağlamıştı. Gerçi bu öznel tarifler, artık farklılaşmanın gittikçe zor bir hal aldığı folk müzik türünü sevenlerin dimağında tam olarak nerede durur bilinmez.
Lonesome Dreams'i ilk dinlediğimde 2-3 şarkıyı hemen havada kaptığımı hatırlıyorum.
Strange Trails'i ilk dinlediğimde ise
Fool For Love,
The World Ender,
Until The Night Turns,
Meet Me In The Woods ve
Louisa hemen etrafımı sardı. Özellikle ilk albümde tadında bırakmayı çok iyi bildiği western atmosferini yansıttığı şarkıların bu albümdeki yansımaları olan
The World Ender ve
Louisa'ya bayıldım. Demlendikçe daha da sevilecek
Love Like Ghosts,
The Yawning Grave ve
La Belle Fleur Sauvage da yabana atılmamalı, kapanıştaki hüzünlü bir mezuniyet balosu dansına fon olabilecek
The Night We Met de unutulmamalı.
Ben
Lord Huron'dan aldığım tadı tarif edemiyorum. Bu tat o kadar basit ki, tarife bile gerek duymadığım için edemiyorum. Mesela sevmek için çok uğraştığım, "
herkes seviyor, ben niye sevemiyorum" dediğim
Calexico'nun yeni albümüyle peşpeşe dinledim bu albümü.
Calexico'yu yine sevemedim ama anladım ki yıllarca
Calexico'dan tam da
Lord Huron'un müziği gibi bir şey bekliyordum. Country, americana, folk rock ve benzeri pek çok alt türden beklentilerim, o pastoralliği hakkıyla ve daha ulaşılabilir biçimde iletmeleri yönünde.
Lord Huron, tempolu folk besteleriyle bir kır coşkusu, hüzünlü akustiğiyle de bir günbatımı huzuru vermeye çalışan müzisyenlerden. Ne olursa olsun mıymıntı şarkılarla dinleyenini uyutmayacak ölçüde müziğini şahsileştirmemeye gayret ediyor. Folk için bu çok önemli bir şey. Aşk, çiçek, böcek, günbatımı derken bu müziği kendine olduğu kadar başkalarına da yaptığını unutmayan bir folk anlayışı,
Strange Trails gibi albümlerle tepemize nefes alacak mavi bir gökyüzü, altımıza da çıplak ayakla yürünesi yemyeşil bir yeryüzü koyuyor.
1. Love Like Ghosts
2. Until the Night Turns
3. Dead Man's Hand
4. Hurricane (Johnnie's Theme)
5. La Belle Fleur Sauvage
6. Fool for Love
7. The World Ender
8. Meet Me in the Woods
9. The Yawning Grave
10. Frozen Pines
11. Cursed
12. Way Out There
13. Louisa
14. The Night We Met
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder