İsviçre denince akla Alp Dağları'nın büyüleyici manzaraları, dünyaca ünlü çikolata ve peynir çeşitleri, saatleri, güvenli bankacılık sistemi, yüksek yaşam kalitesi, yemyeşil vadileri, temiz şehirleri, kayak merkezleri gelmekte. Refah seviyesi ve standartları yüksek böyle bir yerden sahici, samimi, zorluklarla, acılarla, sefaletle yoğrulmuş söz ve müzikler çıkar mı, çıkmış mıdır, çıktıysa nasıl etki bırakmıştır bilmiyorum. Zaten "İsviçreliler ne anlar acıdan, kederden, bunları şarkılara dökmekten" gibi bir önyargı sahibi de değiliz. Hiç kimse için sahip değiliz. Toplumların sosyo-ekonomik durumlarının sanatlarını, daha dar bir bakışla söz ve müziklerini etkilediği kanıtlar çoktur. Ama İsviçre gibi apolitik ülkelerden bunu beklemek pek olası değil. Onlar daha evrensel ya da daha önceden yapılmış örnekler üzerinden güvenli anayolları tercih ediyorlar. Lone Assembly adlı dört kişilik new wave, post-punk, pop rock grubu için de bunu söyleyebiliriz. Ama girdikleri yolu çok iyi özümsemiş, özellikle new wave tutkusunu çok iyi yansıtmış bir ekip Lone Assembly. Şahsen new wave'de aradığım o kadifelik, asalet, atmosfer ve dahası grubun Şubat 2026 çıkışlı albümü Knots & Chains'de mevcut. Özellikle new wave'in gotik rock ile yakınlık kurduğu o gizem ambiyansı, ama bir yandan da pop rock bağlantısının hiç kopmaması, "pop" olana alternatif "rock" dengesi gibi daha derinlemesine taleplerim oluyor. Lone Assembly'de başka aradığım özellikler de buldum.
Lone Assembly'nin her gruba nasip olmayan Raphaël Bressler adında müthiş bir sesi var. Daha ilk şarkı Call Of The Swift'in ilk cümlesini söylediğinde gözlerim fal taşı gibi açılmıştır ve şöyle bir irkilmiş olabilirim. New wave için mükemmel bir vokal. Hatta herhangi bir pop veya soft rock için dahi mükemmel. İçe işleyen böyle ses duyduktan sonra zaten işin %50'sini halletmişler gibi geldi. Geri kalanı halleden 1. sınıf new wave soundu ve iyi yazılmış, güçlü nakaratlarla süslenmiş şarkılar. Fantasy, The City Works Like This, Call Of The Swift, In The Open, You're Pulling At The Same Strings bunlardan ilk dikkatimi çeken ve her seferinde iyice alevlenen örnekler. Bir an olsun sıkılmadım, şarkı atlamadım, ne zaman bitiyor diye şarkı sürelerine bakmadım. 80'lerden miras new wave'in doğasında yer alan nostaljiyle beslendiğimi hissettim. Birbirlerine benzeyen tekdüze şarkılar yerine birbirlerinden belli özelliklerle ayrılan şarkılar yazmaya çalışmışlar. Hatta Paler Streams'de davul kullanmamışlar, tüm bestelerde yoğun keyboard tasarımlarını bezdirici olmadan, şarkıları şekillendirmek için düzenlemişler. Keyboardları çalan da Raphaël Bressler bu arada. Adamın o şahane sesi yetmiyormuş gibi bir de albümün new wave ruhunu veren kişi olması çok şık. Bressler'in günümüz new wave bayraktarlarından biri ilan edilmesi gerekir. Belki birkaç albüm sonra bu gerçekleşir bilemiyoruz. Ama en azından Knots & Chains'in değerli bir albüm olduğunu biliyoruz.
1. Call of the Swift
2. Fantasy
3. Nocturnal Vision
4. The Pain Keeper
5. The City Works Like This
6. İn the Open
7. My Life's Solid
8. You're Pulling at the Same Strings
9. Paler Streams
10. A Dark Score

