30 Nisan 2022 Cumartesi

Issız Ada Radyosu Arşivi (Nisan 2022)

The Sure Fire Soul Ensamble - Step Down
Yıl: 2022 ABD
Tür: Funk, Soul, Afrobeat
"F" Rate: 7/10
I.A.R. tavsiyesi: "Time to Rebuild"

Incite - Wake Up Dead
Yıl: 2022 ABD
Tür: Trash Metal, Groove Metal
"F" Rate: 6/10
I.A.R. tavsiyesi: "The Slaughter"
Sidi Abdallah Oumbadougou - Issiktane
Yıl: 2022 Nijerya
Tür: Tishoumaren, Blues, World
"F" Rate: 6/10
I.A.R. tavsiyesi: "Walla Jhosan"
Jack White - Fear of the Dawn
Yıl: 2022 ABD
Tür: Blues Rock, Garage Rock, Art Rock
"F" Rate: 7/10
I.A.R. tavsiyesi: "Taking Me Back"
Komodo - Komodo
Yıl: 2019 Hollanda
Tür: Alternative Rock
"F" Rate: 4/10
I.A.R. tavsiyesi: "I Want You More"
Nazareth - Surviving the Law
Yıl: 2022 İngiltere
Tür: Hard Rock
"F" Rate: 7/10
I.A.R. tavsiyesi: "Strange Days"
Disembodied Iddm - The Invicible Dimension
Yıl: 2022 Endonezya
Tür: Death Metal
"F" Rate: 6/10
I.A.R. tavsiyesi: "Introvert's Ambition"

Rişar & Kupa 4 - Rişar & Kupa 4
Yıl: 2021 Yunanistan/Türkiye
Tür: Anadolu Pop, World
"F" Rate: 8/10
I.A.R. tavsiyesi: "Aferin Canım Aferin"
Rammstein - Zeit
Yıl: 2022 Almanya
Tür: Neue Deutsche Härte, Industrial Metal
"F" Rate: 5/10
I.A.R. tavsiyesi: "Zick Zack"
Joe Satriani - The Elephants of Mars
Yıl: 2022 ABD
Tür: Hard Rock, Progessive Rock
"F" Rate: 8/10
I.A.R. tavsiyesi: "The Elephants of Mars"
SuckaSIde Vs LROY - Unlicensed to Ill
Yıl: 2022 İngiltere
Tür: Hip-Hop/Rap, Funk, Mash-Up
"F" Rate: 7/10
I.A.R. tavsiyesi: "Open Letter to Bill Withers"
Wolf - Shadowland
Yıl: 2022 İsveç
Tür: Heavy Metal, Power Metal
"F" Rate: 6/10
I.A.R. tavsiyesi: "Dust"
Channel 5 - Vision
Yıl: 2022 Almanya
Tür: Electronic, Indietronica
"F" Rate: 8/10
I.A.R. tavsiyesi: "The Destroyer"
Tuomo Puranen & Timo Kaukolampi - Mister8
Yıl: 2022 Finlandiya
Tür: Ambient, Drone, Electronic, Soundtrack
"F" Rate: 7/10
I.A.R. tavsiyesi: "Cold War - Closing Credits"

Sofi Tukker - WET TENNIS
Yıl: 2022 ABD
Tür: Dance-Pop, House
"F" Rate: 6/10
I.A.R. tavsiyesi: "Larry Bird (feat. Tuck's Dad)"
Rotting Christ - Κατά Τον Δαίμονα Εαυτού
Yıl: 2013 Yunanistan
Tür: Melodic Black Metal
"F" Rate: 8/10
I.A.R. tavsiyesi: "Iwa Voodoo"
Fontaines D.C. - Skinty Fia
Yıl: 2022 İrlanda
Tür: Post-Punk, Indie Rock
"F" Rate: 6/10
I.A.R. tavsiyesi: "Skinty Fia"
Shake Some Action! - Wide Awake
Yıl: 2022 ABD
Tür: Indie Rock, Power Pop
"F" Rate: 7/10
I.A.R. tavsiyesi: "Don't Take It Out on Me"
Hatchie - Giving the World Away
Yıl: 2022 Avustralya
Tür: Dream Pop, Neo-Psychedelia
"F" Rate: 7/10
I.A.R. tavsiyesi: "Lights On"

Satan - Earth Infernal
Yıl: 2022 İngiltere
Tür: NWOBHM, Speed Metal
"F" Rate: 8/10
I.A.R. tavsiyesi: "Earth We Bequeath"

26 Nisan 2022 Salı

Stripper's Union - The Deuce


80'lerde kurulmuş Kanada'nın en saygın gruplarından The Tragically Hip üyesi Rob Baker'ın gitar çalıp şarkı söylediği, Odds grubunun eski üyeleri olan Craig Northey, Doug Elliott ve Pat Steward'ın gitar, bas, davul paylaşımında bulunduğu Stripper's Union, 2005'te çıkardıkları Stripper's Union Local 518 adlı ilk albümlerinden uzun bir ara sonra The Deuce ile adeta hortladı. Bu yazıya başlayıp kendileri hakkında söylenecek ne olabilir diye düşünürken fonda The Deuce'ün 10 şarkısı akıp gidiyordu. Klâsik rock, blues, country nağmelerinin sürekli paslaştığı, nefeslilerin ve piyanonun yalnız bırakmadığı mütevazi müzikleri aklımı başımdan almadı belki. Ama kendi disiplini içinde pek kimsenin üzerinde durmayacağı ufak farklar yaratabilmiş bir oluşum gibi göründü bana. Bu "ufak" görünüşün günden güne artan bir öneme sahip olduğu da unutulmamalı.

Şayet albümü son şarkıdan itibaren dinlemeye başlarsanız (niye böyle birşey yapayım diye sormakta haklısınız, zira benimki tamamen yanlışlıkla oldu), veda şarkısı The Circle Is Small'ın büyülü havasına kapılarak albümün tümünü o şekilde sanabilirsiniz. Tabiî "büyü" meselesi göreceli. Şekle gelirsek, Iggy Pop - Leonard Cohen çağrışımlarına yol açabilecek, orta tempolu, dişi geri vokalli, biraz da gerilimli enfes bir rock şarkısı olan The Circle Is Small, albümle ilgili heyecanları daha ilk dakikalardan arttırıyor. Onun kapanış şarkısı olduğunu farkettikten ve açılış şarkısı, aynı zamanda singlelardan biri olan Making Strange'i dinlemeye başladıktan sonra bu iki şarkı da aynı adamlara mı ait diye düşünmeden edemedim. Making Strange coşkulu, tutkulu, tanıdık, bildik, yine de sevdik bir blues rock bestesi. Only Lows, grubun "live" karakterini orta karar bir bar grubu hüviyetinde sunan, orta kararlılığına karşın kendini dinleten bir başkası. I Give You Away bu kez  o hüviyete kıyıdan köşeden progressive rock hanesi eklemeyi başaran bir şarkı. 3:30 dakikalık bir şarkının bu haneyi eklemeyi başarması da bana göre rock grupları arasında günaşırı gerçekleşen bir durum değil.

Nala isimli şarkıyla rock çeşnisine devam eden Stripper's Union, albümü kalite yönünden biraz daha bileyerek burada da eteğindeki bazı psychedelic taşları döküyor. Ama tekrar nefesli piyanolu rock'n roll müziğe dönmesi için arada bir şarkı bile yok. Poizitif enerjisiyle Burn The Bridge Down hemen devreye giriyor. Fakat bu durumu öyle çaktırmadan, ana gövdesinin birer uzvu gibi göstererek yapıyor ki, tecrübe kozu yine kendini gösteriyor. The Tragically Hip ve Odds gruplarının yakaladığı ortak dalga boyunun 90'lar başına, yani grunge'ın doğuşuna gelmesi, 20 yıl boyunca da bu ruh birliğinin yarattığı kimyanın korunması çok önemli. Zaten Rob Baker bu kimyayı tek kelimeyle özetliyor: Farklı annelerden doğma da olsa, kardeşlik!

1. Making Strange
2. When Your Beauty Fades (You'll Be Lonely)
3. Only Lows
4. High
5. I Give You Away
6. Nala
7. Burn The Bridge Down
8. Fade To Black
9. Whiteout
10. The Circle Is Small

21 Nisan 2022 Perşembe

Komodo - Barbarians

 
Utrecht, Hollanda menşeli Komodo 5 kişilik bir rock grubu. Ama buradaki rock o kadar çeşnili ki, günümüz standartlarında tekdüzeleşen alternative, hard, progressive unsurlar arasında gerçekten nefes alacak alanlar yaratanlar da bu çeşniye sahip olanlar genellikle. Kendi adını taşıyan 2019 tarihli ilk albümlerinden sonra 2022 yılında Barbarians isimli ikinci albümle ortaya çıkan Komodo, pek çok mecrada kısaca tanımlandığı üzere egzotik rock şarkıları çalıp söylüyor. Tabii egzotik kelimesi de açılmalı. Desert blues, alternative rock, surf rock, afro-disco, 60’lar saykodelyası, rumba, raga diye uzayıp giden bir çeşniden söz ediyoruz. Bu kadar farklı ve bazılarının yan yana gelmesi zor türün sevk ve idaresini çok iyi yapan, kemik bir kalıp içinde onları kas veya damar olarak kullanan grup, o egzotikliği hep yanında taşıyarak ilerliyor. Kabataslak dinleyen biri, dümdüz bir yorumla Komodo müziğine alternative rock veya hard rock denebilir. Fakat kabataslak ve dümdüz olamayacak kadar kalıplı, kaliteli, nağmeli bir rock dönüyor ortada. Saydığımız bunca türü doğrudan hissetmek kimi zaman mümkün, kimi zaman zor. Harala gürele bir rock potası içine özensizce doldurulmuş etnik baharatlar yerine, az ve öz dokunuşlarla o sıkıcı alternatif rock hantallığından kendini kurtarmış bir müzik bu. Şarkılara karakterini veren gitar melodilerine, nakaratlara, herhangi bir enstrümandan çıkan "catchy" nağmelere önem veriyorlar.

Kankalar Tommy Ebben (vokal, gitar) ve Gino Bombrini (vokal, gitar, davul, bas, buzuki) tarafından kurulup başka müzisyenler sayesinde genişletilen Komodo'nun ikinci albümü Barbarians, sevimli mızıka melodisi ve dansa müsait akışıyla açılışa konan Lost Kids ile başlıyor. Klasik blues rock / rock&roll kalıplarından gelme ama bunları dümdüz kullanmak istemeyen bir alternatifliğin ürünü olan Ghost Pilot, bazen flütle, bazen kıvrak bir telli çalgıyla inceden etnik tatlar vererek farklı dinleme seanslarında albüme lokomotiflik eden Easy Prey ve Kerosene daha ilk yarı dolmadan çok iyi bir albümle vakit geçiriyor olduğunuzu hissettirebilir. Tıpkı adı gibi belli miktarlarda rock, ska, dub, western arasında zikzaklar çizen Zig Zag, oryantale çalan ritmi, yayvan ve kıvrak gitar melodisiyle Push & Pull, orta tempolu funky ve soul yapısıyla bana Cake şarkılarını anımsatan The Will şeklinde süren albüm hiç bitmesin istiyorum. O da bitmiyor zaten. Dört dakikalık birinci sınıf enstrümantal surf rock Tamraght ile twistimizi de yaptıktan sonra buzukinin yarenliğinde akıp giden neşeli kapanış şarkısı Systems Collapse albümü sonlandırıyor. Tabii çok sevdiğimiz albümlerde bu gibi durumlarda başa dönmeyip sindirim evresine geçiyoruz.

En iyiyi sona saklayıp ayı bir paragraf açmak istediğim, albüme adını veren yaklaşık sekiz dakikalık Barbarians, yine buzukinin bir kenarda şarkının ritmine katkı sağlamak suretiyle kendi halinde takıldığı, perküsyonun orta ritmini hiç bozmayan davula eşlik ettiği, gitarın ince perdeden tatlı mı tatlı bir melodiyle ve sevimli mi sevimli bir hınzırlıkla şarkıya girip çıktığı, kısacası tıpkı bahsettiğimiz diğer iyi şarkılar gibi bir atmosfere sahip. Ama ne oluyor, nasıl oluyorsa şarkının tam ortasında davul ve gitar birden değişip öyle bir kapı açıyor ki, adeta yeniden doğuyor. Hatta o kapıdan girdikten birkaç saniye sonra böyle el çırpmalı, göbek atmalı bir "tuareg" karizmasına evriliyor. Hollandalı bir gruptan kısacık da olsa Tinariwen, Tamikrest, Imarhan coşkusu görmek tüylerimi diken diken ediyor. Sonra yine çaktırmadan baştaki haline yumuşak geçiş yapıyor. İşte o yaklaşık sekiz dakika (7:46) sanki üç dakika gibi nasıl geçip gidiyor anlayamıyorum. Gerçek bir profesyonel işi. Bu yaşananlar albümün tam ortasında oluyor ki zaten ondan sonra geri kalan beş şarkının nasıl olacağı önemini yitiriyor. O kalanlar da kendi güzelliklerini ortaya koyunca Barbarians adında yılın en iyi rock albümlerinden birini daha pamuklara sarıyor, kulağımızın ulaşabileceği bir uzaklığa koyuyoruz.

1. Lost Kids
2. Ghost Pilot
3. Easy Prey
4. Kerosene
5. Barbarians
6. Zig Zag
7. Push & Pull
8. The Will
9. Tamraght
10. Systems Collapse

12 Nisan 2022 Salı

Sakis Tolis - Among The Fires Of Hell

 
Sonunda "metal" olmak üzere gothic, symphonic, black, death ne buldularsa onun metalini yapan Atinalı grup Rotting Christ, 1987'den beri camianın en saygın isimlerinden biri. Hatta sık sık "efsanevi" kelimesi de kullanılır. En son 2019'da The Heretics adlı 13. albümleriyle görüldüler. Takipçileri olmamakla beraber 2016 yılına ait Rituals albümlerini pek severim. Başka da bildiğim yok zaten. Grubun kurucusu, vokalisti, gitar ve keyboard çaları Σάκης Τόλης, yani Sakis Tolis ise metal tutkusunu sadece Rotting Christ ile sınırlı tutmayıp ara ara Black Church, Desolation, NEKPΩN IAXEΣ, Thou Art Lord gibi başka projelerle beslemiş bir çınar adeta. 50 yaşındaki Tolis, pandemi dönemindeki kapanmalar esnasında yazdığı ve düzenlediği bestelerini 2021'den beri bir albüm haline getirme çalışmalarında sona gelmiş, böylelikle Among The Fires Of Hell adını verdiği ilk solo albümünü Mart sonlarında beğenilere sunmuş. Biri cover, diğerleri Sakis Tolis bestesi 9 şarkıdan oluşan albüm, gotik metal ağırlıklı olup daha ilk dinleyişte çarpan, savuran, tekrar güçlü biçimde ayağa kaldıran olağanüstü bir yapım. "Yapım" deyince kulağa film gibi gelmesi de boşuna değil. Among The Fires Of Hell, 1.5-2 saatlik çok iyi bir epik gerilim izleme duygusunu 40 dakikada tattıran müthiş bir tecrübe.

Her ne kadar solo da olsa insan alışkanlıklarından, zevklerinden, rifflerinden kurtulamıyor tabii. Sakis Tolis de görkemli Rotting Christ geçmişinden kopup başka yollara sapmamış. Davul hariç duyduğumuz her şeyi kendisi çalmış, black ve death arasında gidip gelen vokallerle şarkıların gizemine gizem, karizmasına karizma katmış. Davulu ise başta Nightrage, Septicflesh gibi nispeten daha tanınmış isimler olmak üzere bir sürü grupta baget sallamış Selanikli Fotis Benardo çalıyor. Bazı şarkı girişlerinde ve aralarda anlatıcı edasıyla replikler söyleyen Andrew Liles ve Stratis Steele'in davudi sesleri, zaten atmosferi çok kuvvetli olan albüme sinematik bir hava estiriyor. Rotting Christ'e nazaran biraz daha melodik, bazı gitar melodilerinde daha oryantal biçimler tercih eden Tolis, özellikle arka arkaya gelen The Dawn Of The New Age, We The Fallen Angels ve Ad Astra şarkılarındaki muhteşem ritim ve lead gitar rifflerinde yabancılık çekmeyeceğimiz köprüler inşa ediyor. Keyboardların kattığı power metal duygusunun fenalıklar getirmesine izin vermeden (ki power metal bünyesinde o fenalıklara çok maruz kalmışımdır), o duyguyu black metal vokallerle, kıvrak gitar müdahaleleriyle, bazen de power abartısını sağaltan gotik güçlendirmelerle dengeliyor. Bir çok şarkıda bunu duymak mümkün. Benim için bu dengeden emin olmamı sağlayan son nokta da Live with Passion (Die with Honour) diyebilirim.


Sondan bir önceki şarkı The Silence, gotik ve karanlık bir koro ambiyansıyla büyülü bir sabit nakaratı yücelterek Sakis Tolis'in yarattığı bu evrenin önemli parçalarından biri haline geliyor. Ama koro ve büyü demişken kapanışta yer bulan ve albümün tek cover parçası olan Nocturnal Hecate'den de bahsetmek gerek. Şarkının orijinali 1994'te Atina'da kurulan, müzik hayatını Londra'da sürdüren, antik Yunan ve Neo-Pagan folk müzik türünde biri remiks olmak üzere 8 albüm yapmış, aynı zamanda Sakis Tolis'in arkadaşları olan Daemonia Nymphe grubuna ait. Grup şarkıyı Tolis'e vermekle kalmamış, kadınlı erkekli altı üyesiyle de tam kadro koroya geçmiş. Daemonia Nymphe'nin 2007 tarihli Krataia Asterope albümünde bulunan şarkı Tolis'in ellerinde albümün karakterine bire bir uyan şahane bir gotik gerilim kısa metrajına dönüşmüş adeta. Nocturnal Hecate ile albüm bitiyor ama döngüye aldıysanız My Salvation ile o enfes yolculuk tekrar başlıyor. Hazır havaya girmişken devam edersiniz veya durdurup kendinizi yeniden ona hazırladığınız başka bir anda tekrar dinlersiniz. Among The Fires Of Hell öyle çerez niyetine tüketilecek albümlerden değil. Başka işlerle uğraşırken fonda çaldığında bile ziyan olacak diye korktuğum albümlerden.

Pandemi dönemi pek çok sanat dalını farklı şekillerde etkilediği gibi müzisyenler üzerinde de yoğun baskı ve buna bağlı olarak ilham yarattı. Zaten öncesinde de şarkıların liriklerine nüfuz eden ölüm, kurtuluş, melekler, cehennem gibi imalı mistik ve uhrevi temalar üzerinden oluşturulan karanlık ve nihilist okumalar Rotting Christ tarzından çok farklı değil. Bunların karantina döneminde iyice birikip Tolis'e ilham olarak dönmesi sonucu Among The Fires Of Hell gibi bir albümün çıkması son derece anlaşılır. Aslında albüm koyuluğu yanında tanımlanması tuhaf bir coşkuyu da beraberinde getiriyor. Hakkında bu kadar çok isim ve bilgi verebilmiş olmamda, Tolis'i veya Rotting Christ'ı çok iyi bildiğim sanılmasın. Albümden o kadar etkilendim ki, hakkında bulabildiğim her şeye baktım. Tolis'i o köklü geçmişiyle değil de ilk solosuyla tanıdığıma da çok memnun oldum. Hatta fırsat bulunca Rotting Christ külliyatına da girmeyi ciddi ciddi düşünüyorum. Grubunun dağıldığına dair bir bilgi yok ama böyle olacaksa bundan sonraki her Sakis Tolis solosuna kapılarım ardına kadar açık.

1. My Salvation
2. Among the Fires of Hell
3. The Dawn of a New Age
4. We the Fallen Angels
5. Ad Astra
6. Live with Passion (Die with Honour)
7. I Name You Under Our Cult
8. The Silence
9. Nocturnal Hecate (feat. Daemonia Nymphe)

6 Nisan 2022 Çarşamba

Şatellites - Şatellites

 
Önce Şatellites diye bir grup ismi görüp şaşırırsınız. Sonra 70'li yılların 45'liklerinden esinlenilmiş albüm kapağını görünce o yıllara ait bir Türk grup olduğunu sanıp maden bulmuş gibi sevinirsiniz. Zaten şarkı isimleri de Hüdayda, Yekte, Zühtü falan olunca yüksek ihtimalle bu Türk Halk Müziği şarkıları funk, psychedelic pop, elektro saz dokunuşlarıyla yeniden yorumlanmıştır ki, çok severiz. Her ne kadar kendileri hakkında artık yeter seviyesine gelmeye başladığımızı hisseder gibi olduysak da Altın Gün sayesinde bu cover hoşluklarına aşinayız. Neyse, sandığımızın aksine Şatellites, Tel Avivli altı müzisyenden oluşuyor ve albüm 70'lere değil 2022'nin 1 Nisan'ına ait. Tel Aviv ve Türk müziği denince aklıma direkt Ouzo Bazooka ile, daha çok da grubun Türk müziği aşığı lideri Uri Brauner Kinrot ile bir bağlantıları olabileceği geldi. Öyle bir bilgiye rastlamadım. Şatellites'ın lideri ise albümdeki elektrik ve akustik bağlamaları, aynı zamanda buzukileri çalan Itamar Kluger... Kendisi Doğu Karadeniz sahili boyunca uzanan Kaçkar Dağlarında gezerken sazı keşfetmiş, birkaç yıl sonra da bu projeyi hayata geçirmeye karar vermiş. Yafa/Tel Aviv kırsalıyla Türkiye'nin bağrında bir anıt misali duran iki müzik kültürünün buluşması sonucu ortaya 10 şarkılık kendi adını taşıyan ilk albüm Şatellites çıkmış.

1930'larda elektriklenen gitarın yarattığı devrime benzer şekilde, 1960'lardaki sazın elektrifikasyonu Ortadoğu'nun içinde yanıp tutuşan ama malum sebeplerden dolayı (en belirgini satanist bir günah olarak yaftalanması) bir türlü ortaya çıkamayan rock müziğin etnik kanadında patlama yarattı. Geleneksel Anadolu halk müziğinin stilini, ritmini, gamını daha önce gidilmemiş yerlere götüren bu harman, özellikle Anadolu Rock adıyla bu geniş coğrafyada kabul gördü. 70'lerin Türk Halk Müziği ile saykodelik disko kültürünün harmanlanışı da inanılmazdır. Dünyada bu türün bir benzeri daha olmadı. Buradan ilham alan güncel grupların çoğu Avrupa'dan ya da Ortadoğu'dan çıktı. Farklı milletlerden müzisyenlerin oluşturduğu gruplar kadar, tek bir coğrafyadan çıkan ve başka kültürlere ait şarkılara el atan cesur gruplar da oldu. İkinci gruba dahil ettiğimiz Şatellites aslında coğrafya itibariyle Türk kültürüne çok da uzak sayılmaz. Ancak özellikle Itamar Kluger bu müziği o kadar güzel etüt etmiş ki, enstrümantal ya da vokalli, halk müziği veya pop fark etmeksizin o altın yılların ruhuyla oluşturduğu grubunun ilk albümündeki 10 adet yorum bunun kanıtı.


Hüdayda, Zühtü, Yekte gibi söz konusu doğu-batı sentezini kendi açısından güncellemeye yeltenen müzisyenlerin başvurduğu önemli kaynakları bu albümde de görmekteyiz. Zira bu tarz grupların sahip olduğu, funk, rock, groove, disko, sayko ne varsa göstermeye çok müsait bir alt ve üst yapı bu türkülerin mayasında var olan bir şey. Şatellites bu hazineleri boşa harcamamış hatta onlara kendi doğaçlama kapasitesinden de bir şeyler katmış. Mesela Disco Arabesque tam da adı gibi bir şarkı. Ne oraya ne buraya, hem oraya hem buraya ait bir yorum. Kamuran Akkor'un 1992 yılında çıkan Tatlıdır Tatlı albümünde meşhur ettiği Olurmu Dersin (normalde "mu" eki ayrı yazılır ama şakının orijinal ve yeniden yorumları hep bitişik yazılmış), Kluger'in buzukisi, solist Yuli Shafriri'nin yeni Türkçe öğrenen yabancı aksanı eşliğinde enfes bir yorum olmuş. Shafriri'nin şarkılardaki bu aksan meselesi sevimliliği sayesinde itici olmaktan sıyrılıyor. Zafer Dilek ve Alpay'dan olağanüstü versiyonlarını duyduğumuz, hatta Altın Gün'ün Yol albümünde çok hoş bir yorumunu gördüğümüz Yekte'yi enstrümantal yapma fikri de çok tutmuş bana kalırsa.

Açılıştaki Big Baglama ve Seni Sen Olduğun İçin Sevdim adlı şarkıların normalde kime ait olduklarını merak ettim ve orijinallerini dinlemek isterim. Albümün son iki şarkısı daha yavaş yorumlardan seçilmiş. Yağmur Yağar Taş Üstüne nefis bir psychedelic zerafet, hele de kapanışta yer alan, sadece Kluger'in elektro bağlaması ile Shafriri'nin ninni tonundaki sesiyle Cecom ise 3 dakikalık bir büyü adeta. Onların da orijinallerini radara almak lazım. İşte bu gruplar bu işe de yarıyorlar bir bakıma. Şatellites, tanıtım yazılarında müziklerinin özünde Türk müziği olmadığını, tam tersine mümkün olduğu kadar türe yakın olmaya çalıştıklarını vurgulamışlar. Tek amaçlarının bu muhteşem kültürü onurlandırmak, dünyaya daha erişilebilir ve ulaşılabilir bir şekilde sunmak olduğunu belirtmişler. İçinde olduğumuz halde bizim bile ıskaladığımız nice sıkı şarkıyı bulup gün yüzüne çıkarıyor, onlara kendi yorumlarını katıyor, dünyaya sunuyorlar. Altın Gün şimdilik bunu yapan en tanınmış oluşum. Kendi adıma hiç şikayetçi değilim. Ama isterim ki, Ouzo Bazooka gibi veya Avustralyalı King Gizzard & The Lizard Wizard'ın Flying Microtonal Banana albümünde yaptığı gibi bu şahane karışım sırf bir nostalji olmaktan çıksın, kendi yazdıkları özgün bestelerde kendini göstersin. Belki ileride Şatellites da bu yola girer. (Lütfen girsin!) Diğer türlü Türk müziğinde malzeme kullan kullan bitmez. Bu malzemeden üretecekleri kendilerine has materyaller daha ilginç olmaz mı?

1. Big Baglama
2. Hudayda
3. Disco Arabesque
4. Olurmu Dersin
5. Zuhtu
6. Seni Sen Olduğun İçin Sevdim
7. Yar Oi
8. Yekte
9. Yağmur Yağar Taş Üstüne
10. Cecom