31 Mayıs 2026 Pazar

Issız Ada Radyosu Arşivi (Mayıs 2026)

SINE - La Mordre
Yıl: 2026 ABD
Tür: Electronic, Pop, Darkwave
"F" Rate: 6/10
I.A.R. tavsiyesi: "Cruel"


VA - Middle East Freakout: Garage•Beat•Pop & Psychedelia Underground 1965-1969
Yıl: 2026 Yunanistan
Tür: Freakbeat, Garage Pop, Psychedelia
"F" Rate: 8/10
I.A.R. tavsiyesi: Bob Azzam & His Orchestra - "Mon Amour"
Sosyete '25 - Yaygara
Yıl: 2026 İngiltere/Türkiye
Tür: Psychedelic Pop, World
"F" Rate: 7/10
I.A.R. tavsiyesi: "Sevgi"
Bratty - Hishi
Yıl: 2026 Meksika
Tür: Indie Pop, Alt-Pop
"F" Rate: 5/10
I.A.R. tavsiyesi: "siempre quiero +"
KNEECAP - FENIAN
Yıl: 2026 İrlanda
Tür: Hip-Hop/Rap, Grime
"F" Rate: 7/10
I.A.R. tavsiyesi: "FENIAN"
Primitive Ring - Primitive Ring
Yıl: 2026 ABD
Tür: Garage Rock, Punk
"F" Rate: 6/10
I.A.R. tavsiyesi: "Paid"
Upupayāma - Honesty Flowers
Yıl: 2026 İtalya
Tür: Psychedelic Rock, Neo-Psychedelia
"F" Rate: 7/10
I.A.R. tavsiyesi: "In the Solstice Sun"


Verzanski - 666
Yıl: 2026 Avustralya
Tür: Big Beat, Electronica, Electro-Rock
"F" Rate: 8/10
I.A.R. tavsiyesi: "Pentagram"
Eaves Wilder - Little Miss Sunshine
Yıl: 2026 İngiltere
Tür: Indie Pop, Indie Rock
 "F" Rate: 6/10
I.A.R. tavsiyesi: "The Great Plains"
Lykke Li - The Afterparty
Yıl: 2026 İsveç
Tür: Alt-Pop, Indie Pop
"F" Rate: 4/10
I.A.R. tavsiyesi: "Happy Now"
Tamikrest - Assikel
Yıl: 2026 Mali
Tür: Tishoumaren, Psychedelic Rock
"F" Rate: 7/10
I.A.R. tavsiyesi: "Imanin"

Sakis Tolis - Echoes from the Void
Yıl: 2026 Yunanistan
Tür: Gothic Metal
"F" Rate: 7/10
I.A.R. tavsiyesi: "Sera-(The Dance of War)"

GO MAHHH - Doppelgänger
Yıl: 2026 Almanya
Tür: Psychedelic Rock, Garage Rock, Heavy Psych
"F" Rate: 6/10
I.A.R. tavsiyesi: "Anatoliosis"


MESTIZA - Spanish Chica
Yıl: 2026 İspanya
Tür: Latin House, Afro House
"F" Rate: 8/10
I.A.R. tavsiyesi: "Báilame"


Deuce Bigalow: Male Gigolo OST
Yıl: 1999 ABD
Tür: Pop Rock, Soul
"F" Rate: 8/10
I.A.R. tavsiyesi: Marvin Gaye - "Let's Get It On"

High Fade - Twice As Nice
Yıl: 2026 İngiltere
Tür: Funk Rock
"F" Rate: 7/10
I.A.R. tavsiyesi: "The Fly"
The Woggles - Stop and Take a Minute
Yıl: 2026 ABD
Tür: Garage Rock
"F" Rate: 6/10
I.A.R. tavsiyesi: "The Witch"


TVAM - Ruins
Yıl: 2026 İngiltere
Tür: Post-Punk, Darkwave, Synthpop
"F" Rate: 7/10
I.A.R. tavsiyesi: "Powder Blue"


Data Animal - Future of Ghosts
Yıl: 2026 Yeni Zelanda
Tür: Garage Rock, Rock'n Roll
"F" Rate: 6/10
I.A.R. tavsiyesi: "Ballin' on a Budget"
Zafer Dilek - Oyun Havaları
Yıl: 1975 Türkiye
Tür: Folk, World Pop, Psychedelia
"F" Rate: 10/10
I.A.R. tavsiyesi: "Yekte"

21 Mayıs 2026 Perşembe

City Of The Sun - Under The Moon

 
New Yorklu post-rock harikası City Of The Sun, 2020'deki kendi adlarını taşıyan ikinci albümlerinden 6 yıl sonra üçüncü albüm Under The Moon ile üçte üç yaptılar. Bu sadece yeni bir albüm değil, grubun yıllardır kurduğu sinematik dünyanın yine olgun, yine geceye ait bir başka versiyonu gibi hissettiriyor. Grubun sokak müzisyenliğinden doğan o özgür doğaçlama ruhu hala yerinde, parçalar hala kontrollü, hala atmosferik ve temelindeki hüzün harcından inşa edilen farklı duyguları ifade etmede hala harika işler çıkarıyorlar. Grup önceki dönemlerindeki akustik enstrümantal tınılarını korurken, Under The Moon'da yönünü sanki biraz daha yalnızlığa ve içsel yolculuklara çevirmiş durumda. Albümün en dikkat çekici yönü, enstrümantal müziği “arka plan müziği” olmaktan çıkarıp hikaye anlatımına dönüştürmesi. Belki ilk iki albümde de bunu yapmışlardı. Ama 6-7 yıl öncesiyle hissettiğimiz yoğunluk da kendi içinde evrilip başka yoğunluklar keşfettiriyor ya da aynı yoğunluğu ifade etme şeklimizi değiştiriyor. Hakkında cok şey söylediğim 2020 albümündeki hislerim Under The Moon ile özdeştiği gibi, üzerine başka hisler de koydu. Ortada albümleri yarıştıracak bir durum yok. Under The Moon, sahip olduğu karışımı yine yeniden sinematik bir bütünlüğe ulaştırıyor. Parçalar tek tek ilerlemekten çok bir yol filmi gibi akıyor. Bir şehirden diğerine geçen gece otobüsü, çölde yapılan uzun araba yolculukları veya gün doğumundan hemen önceki sessizlik hissi albüm boyunca sürekli duyuluyor.

Açılıştaki Un Disparo al Corazón, albümün tonunu kusursuz biçimde belirliyor. Parça ağır ağır yükselen gitar motifleriyle klasik western filmlerini andırırken, ritim ilerledikçe grubun o çok özlediğimi fark ettiğim tutkulu yönü devreye giriyor. Spaghetti western atmosferine giriş çıkışlar her zamanki gibi karizmatik ve yerli yerinde. Gözümüzün önünde geniş çöller, terk edilmiş kasabalar, terli yüzlerden yansıyan parıltılar canlanıyor. Saw You In A Dream veya Culdad del Sol'u 2020 albümüne koysak hiçbir şey fark etmeyecek olsa da, başka tasarımlar, yeni isim ve melodiler City Of The Sun’ın elinden çıkmaysa benim için hep heyecan yaratır. Üstelik 2020 yılında Kolombiyalı grup BALTHVS'ı bilmiyordum. Pluribus dizisinin 7. bölümü olan The Gap'i izlememiş, o bölumde kahramanlarımızdan Manousos'un yolculuğuna yarenlik eden Hermanos Guitèrrez'in Esperanza şarkısını duymamıştım. Ama şimdi, başta Hotel Alma, Bajo la Luna ve Un Disparo al Corazón olmak üzere bana hep bunları hatırlattılar. Under The Moon'daki latin etkisi sanki diğerlerine göre daha fazla. İster pop, ister rock olsun latin müziklerinde düzlük, sıradanlık çok canımı sıkar. Oysa City Of The Sun’ın bu müziğe bakışındaki akustik zerafet ve tutku her daim hayranlık vericiydi. Grubun müziğinin zamansız ve mekansızlığı, olgunluğu, oturmuşluğu, vizyonu, istikrarı hangi türe yoğunlaşırsa onu yukarılara taşımaya muktedir.


Angeles'in yankılı gitarlarını, yavaşça büyüyen ritimlerini ve ufuk hissini duyunca BALTHVS'yi anımsamak, Gizmo Varillas'ın eşlik ettiği, albümün tek vokalli şarkısı olan Vuela'nın Manu Chao esintisini bir öğlen meltemi gibi yüzünüzde hissetmek, grubun dinleyeni çıkardığı yolculukta nerelere uğradığına dair detaylardan sadece birkaçı. London ve War'un gibi bir çırpıda benimsenip bağırlara basılacak şarkılar olmasından dolayı, 6 yıldır görmediğim çok iyi bir arkadaşımı gördüğüm duygusu yaşadım. Albümün, aslında tüm City Of The Sun albümlerinin en büyük başarısı “cool background music” tuzağına düşmemesi. Pek çok enstrümantal post-rock albümü teknik olarak etkileyici olsa da duygusal olarak yüzeyde kalabiliyor. City Of The Sun burada melodiyi ve ritmi bir denge içinde kullanarak gerçekten yaşayan bir dünya yaratıyor. Özellikle grubun sokak performanslarından gelen organik enerjisinin hala yerli yerinde olduğu anlaşılıyor. Parçalar kulağa steril veya mekanik gelmiyor. Teknik açıdan bakıldığında City Of The Sun albümleri hep temiz prodüksiyonlara sahip olmuştur. Akustik gitar katmanları son derece berrak duyulurken bas ve perküsyon da dolgundur. Özellikle kulaklıkla dinlendiğinde küçük geçiş detayları ve yankı kullanımları parçalarin derinliğini arttırır. Under The Moon'da da değişen bir şey yok.

Under The Moon'un yaklaşık 68 dakikalık süresi zaman zaman uzun hissettirse de tüm bu özelliklerden mürekkep atmosfer kurma becerisi sayesinde kapıp götürüyor. Zaten ince tür geçişleri monotonluğa izin vermiyor. Mesela biraz durulma hissettiğiniz anda Ella gibi funky bir şarkı hemen imdada yetişiyor. Kaldı ki Cinderella Man ve Twenty Twenty One gibi hüzünlü, huzurlu, ruhlu şarkılara tutulmak için City Of The Sun evrenine aşina olmak gerek. Aşina olunmasa da beğenilir ama farklı etkisi olacağı kesin. Kapanıştaki Metamorphosis, albümün tüm enerjisini içe çeken meditatif bir final sunuyor. Şarkı bir son hissinden çok dönüşüm hissi bırakıyor; albümün adına yakışır biçimde gece bitiyor ama tamamen kararmıyor. Genel olarak Under The Moon, City Of The Sun’ın kariyerindeki sinematik ve bütünlüklü albümlerden bir diğeri. Grup ilk dönemindeki spontane enerjiyi kaybetmeden daha olgun ve atmosferik bir noktaya ulaşmış durumda. Post-rock, akustik dünya müziği ve modern instrumental rock arasında dolaşan bu albüm. Özellikle geceleri, uzun yolculuklarda veya yalnız dinlemelerde gerçek etkisini gösteriyor. Büyük patlamalar yerine yavaş yavaş içine çeken, dinledikçe büyüyen, yılın en özel kayıtlarından biri.

1. Un Disparo al Corazón
2. London
3. Hotel Alma
4. Vuela (feat. Gizmo Varillas)
5. Angeles
6. Saw You in a Dream
7. Cinderella Man
8. Ciudad del Sol
9. War
10. Twenty Twenty One
11. Ella
12. Bajo la Luna
13. Metamorphosis

15 Mayıs 2026 Cuma

TOMORA - Come Closer

 
1996 Norveç doğumlu Aurora Aksnes ve The Chemical Brothers'dan Tom Rowlands'ın ortak projesi olan TOMORA, Come Closer adlı ilk albümleriyle elektronik müzik sahnesine adım attı. Rowlands'ın tecrübesi malum. Ama AURORA adıyla birkaç albümü ve soundtrack çalışması olan Aurora Aksness fazla bilinmiyor. Come Closer için, elektronik müziğin iki farklı kutbunu aynı eksende buluşturan sıra dışı bir çalışma diyebiliriz. Bir yanda AURORA’nın mistik, kırılgan ve doğaüstü vokal dili, diğer tarafta Tom Rowlands’ın rave kültüründen beslenen sert elektronik prodüksiyon anlayışı var. Sonuç ise yalnızca bir “işbirliği albümü"nden öte atmosferik trip-hop, techno, big beat, electro-industrial ve art-pop arasında dolaşan bütünlüklü bir ses evreni. Albümün en büyük başarısı, iki sanatçının birbirinin alanına müdahale etmek yerine birbirlerini genişletmesi. Rowlands’ın prodüksiyonları agresif olduğu kadar aynı zamanda hipnotik de. Devasa ritimler yerine boşluk hissi yaratmayı tercih ediyor. Bu yaklaşım, AURORA’nın vokallerini klasik pop formunun dışına çıkararak adeta bir enstrümana dönüştürüyor. Özellikle açılıştaki PLEASE introsundan sonra gelen başlık parçası COME CLOSER,  herhangi bir Björk albümüne konsa sırıtmaz gibi geldi. Şarkılardaki duygu yoğunluğu ve atmosfere çok önem verilmiş. Modern elektronik müziğin endüstriyel yanıyla hareket edip, art-pop tuzaklarına düşmeden o yoğunluğu katabilmek de tecrübe istiyor. O tecrübe de TOMORA'da mevcut.

Başlık şarkısı COME CLOSER, tekrarlayan söz yapısı ve yavaş yükselen düzenlemesiyle ilk dinleyişte minimal görünse de, zamanla trans benzeri bir etki yaratıyor. AURORA’nın çığlığa yaklaşan vokal patlamaları ile Rowlands’ın buz gibi synth katmanları birleşince parça, hem kırılgan hem de devasa bir karakter kazanıyor. Albümün daha enerjik tarafında ise RING THE ALARM, MY BABY ve albümün en iyilerinden biri olduğunu düşündüğüm ve bayıldığım I DRINK THE LIGHT yer alıyor. Adeta 90'lar big beat kapılarını sonuna kadar açmış denebilir. Burada The Chemical Brothers etkisi çok daha belirgin: Hızlı ritimler, mekanik bas yürüyüşleri ve coşma anlarına uygun bir enerji hissediliyor. Ancak bu parçalar sadece “kulüp müziği” olarak kendini tanımlamıyor. AURORA’nın dramatik vokal yaklaşımı sayesinde insani bir panik ve çağrı hissi taşıyorlar. En "club" işi olarak gördüğüm SOMEWHERE ELSE bile oturup dinlemeye müsait olgunluk emareleri taşıyor. WAVELENGTHS gibi parçalar daha deneysel, daha sisli bir yapıya sahip. Bu bölümlerde albüm bazı dinleyiciler için dağınık hissedilebilir. Özellikle eleştirilerde, albümün kimi anlarda iki farklı vizyon arasında kararsız kaldığı yorumları dikkat çekiyor. Mesela HAVE YOU SEEN ME DANCE ALONE parçasının iki vizyon arasında kalmış bir görüntüsü yok bence. Keske kalsaymış. Albüme konmasa yokluğu dahi hissedilmezmiş sanki. Buna rağmen vizyon potansiyelli parçalar, albümün tekrar dinlendikçe açılan tarafını oluşturuyor. Benim favori albümlerimde olduğu gibi ilk dinleyişte değil, zaman içinde etkilerini artırıyorlar.

Teknik açıdan Come Closer’ın prodüksiyon kalitesi son derece yüksek. Bas frekanslarının gücü ile vokal katmanlarının berraklığı arasında iyi bir denge kurulmuş. Albüm özellikle kulaklıkla dinlendiğinde detaylarını daha fazla ortaya çıkarıyor. Ambient dokular, yankılı vokaller ve ani ritim geçişleri sayesinde şarkılar fiziksel bir alan hissi yaratıyor. Bu yüzden albüm yalnızca “şarkı koleksiyonu” değil, baştan sona deneyimlenmesi gereken bir elektronik yolculuk gibi çalışıyor. Bunun yanında Come Closer kusursuz değil. Bazı parçalar gereğinden uzun hissedilebiliyor ve albüm yer yer bütünlüğünü kaybediyor. Ancak tam da bu düzensizlik, albümün canlı ve organik görünmesini sağlıyor. Bu durum çeşitli The Chemical Brothers şarkılarında da hissedilebilir. Lakin SIDE BY SIDE ve THE THING şarkıları herhangi bir dağınıklık, düzensizlik duygusu yaşatmayan 1. sınıf trip-hop besteleri olarak kaliteyi yükseltiyorlar. Ez cümle Come Closer, 2026’nın en ilginç elektronik pop projelerinden biri. Dans müziğini sadece eğlence için değil, duygusal bir yoğunluk yaratmak için kullanan, rave kültürü ile melankolik art-pop’u aynı noktada buluşturan cesur bir çalışma. Özellikle AURORA hayranları için farklı bir yüzünü gösterirken, elektronik müzik dinleyicilerine de modern big beat’in hala ne kadar etkileyici olabileceğini hatırlatıyor. Albümün en güçlü anlarında ortaya çıkan his ise oldukça net: İnsanı hem dans ettiren hem de içine çeken karanlık bir yakınlık duygusu.

1. PLEASE
2. COME CLOSER
3. A BOY LIKE YOU
4. RING THE ALARM
5. MY BABY
6. HAVE YOU SEEN ME DANCE ALONE
7. SOMEWHERE ELSE
8. I DRINK THE LIGHT 
9. WAVELENGTHS
10. SIDE BY SIDE
11. THE THING
12. IN A MINUTE

8 Mayıs 2026 Cuma

Johnny Diesel & The Injectors - Johnny Diesel & The Injectors


Asıl adı Mark Lizotte olan Amerika doğumlu Johnny Diesel, Avustralya’da kurduğu beş kişilik The Injectors ile birlikte 80’ler sonunda Avustralya’nın en iyi pub rock gruplarından biriydi. 1989’da çıkan Johnny Diesel & The Injectors albümü, nedendir grubun ilk ve son albümü oldu. Albüm, Avustralya’nın Grammy’si sayılan ARIA’lardan “En İyi Yeni Sanatçı” ve "Yılın En Çok Satan Albümü” ödüllerini aldı. Babası saksafon çalan Diesel, onun devasa müzik arşivinde yer alan R&B klâsikleri ile büyümüş olmanın, kendi gönlünün de rock ve blues köklerine kaymasının getirdiği aşkla 1986’da grubunu kurdu. Bir yıl sonrasında ise olağanüstü bir vokal olan ve Avustralya’nın blues markası olarak kabul edilen Jimmy Barnes’ın konser açılışlarını yaptı. Onca konser ve hayrana, üstelik kendi adlarını taşıyan bir rock’roll harikası albüme rağmen bir süre sonra dağıldı. Mark Lizotte’nin 1999’da çıkan solosu Soul Lost Companion’dan beri de ona ait bir notaya rastlanmadı.

Bütün bu bilgileri, albümü dinlediğim 90’lar başında edinmem mümkün değildi. Elimde sadece adını sanını duymadığım James Dean çakması bir adam ve grubuna ait bir kaset vardı. Onu da ta o zamanlar alışkanlık edindiğim yeni şeyler duyma hevesiyle almıştım. Aldığım günden beri adeta walkmenimin bir uzvu haline gelmişti. Yaz kış demeden dinliyor, dinledikçe azıyor, yoruldukça duruyor, hüzünleniyordum. Elimde olmayan gitar ve mikrofonla Johnny Diesel’cilik oynuyordum. Springsteen ve Mellencamp’tan beri böyle tutkulu bir rock duymamıştım. Bunun en mühim sebebi Johnny’nin olağanüstü sesiydi. Her yola gelebilen, anlattığı her duyguyu müziği ile özdeşleştirebilen, söylediklerine gözü kapalı ikna edebilen, dengeli, seksi ve harbi bu ses, içimde müthiş bir şarkı söyleme hissi doğuruyordu. Meseleyi Johnny gibi şarkı söyleyebilmek olarak algılamıştım ilk başlarda. Oysa mesele, onun yaydığı enerjinin sınırsızlığındaki “şarkı söyleme” isteğinin keşfiyle, aslında sevdiğiniz herhangi bir şarkı için de aynı cüreti hissedebilir oluşunuzdu. Yani kabaca, onun sesinin gaza getirişi sadece Johnny Diesel & The Injectors sınırlarına hapsolmuş değildi benim için.


Genelde son paragraflarda şarkı isimleri telaffuz ederim. Ama burada telaffuz edeceğim 12 şarkı var ki, isimleri de zaten aşağıda. Yaklaşık 20 yıldır kopamadığım bir albümden oturup da şarkı ayıklayacak değilim. Hepsini ilk günkü gibi seviyorum. Öyle zamansız bir albüm ki, yer yer verdiğim uzun aralara rağmen yıllar sonra dinlediğimde bile hepsine ayak uydurur biçimde mırıldanabiliyorum. Mırıldanırken işi abartarak sahne triplerine girip tükürükler saçabiliyorum. Artık ne kadar çok dinlediysem gitar ve saksafon sololarına, davul ataklarına bile yetişebiliyorum. Sözünü ettiğim dönemde hayatımın soundtracklerinden biri olan bu albümü, içindeki Don’t Need Love’ı, Cry In Shame’i, Burn’ü, Never Last’ı, Since I Fell For You’yu, Comin’ Home’u dinleyebilmek için okuldan eve nasıl gittiğimi hatırladıkça, o günlerden bu yana Johnny Diesel & The Injectors sevgimin hiç değişmediğini fark ettim. Şimdi işten eve, okuldan eve, sokaktan eve giderken de eve varmamıza gerek kalmadan şarkılara ulaşabiliyoruz. Ama onları özlemenin ne kadar güzel bir duygu olduğunu unutmamak lâzım.

1. Lookin' for Love
2. Parisienne Hotel
3. Cry in Shame
4. Since I Fell for You
5. Don't Need Love
6. Comin' Home
7. Soul Revival
8. Fire Without a Flame
9. Burn
10. Get Ya Love
11. Never Last
12. Thang II

30 Nisan 2026 Perşembe

Issız Ada Radyosu Arşivi (Nisan 2026)

Black Boboi - Sepia
Yıl: 2026 Japonya
Tür: Downtempo, Dream Pop
"F" Rate: 6/10
I.A.R. tavsiyesi: "Sepia"
lùisa - Call Me the Witch
Yıl: 2026 Almanya
Tür: Pop Rock, Indie Rock
"F" Rate: 7/10
I.A.R. tavsiyesi: "Stay the Night"
Jim Jones All Stars - Cat Fight
Yıl: 2026 İngiltere
Tür: Blues Rock, Garage Rock
"F" Rate: 7/10
I.A.R. tavsiyesi: "EXILED"


Metric - Romanticize the Dive
Yıl: 2026 Kanada
Tür: Indie Rock, Post-Punk, Synthpop
"F" Rate: 6/10
I.A.R. tavsiyesi: "Tremolo"
Skindred - You Got This
Yıl: 2026 İngiltere
Tür: Alternative Rock, Nu Metal, Reggae Rock
"F" Rate: 6/10
I.A.R. tavsiyesi: "Big Em Up"
TOMORA - Come Closer
Yıl: 2026 İngiltere
Tür: Electronic, Big Beat, Alt-Pop
"F" Rate: 8/10
I.A.R. tavsiyesi: "I DRINK THE LIGHT"
Fauna - Taiga Trans
Yıl: 2026 İsveç
Tür: Psychedelic Rock, Krautrock
"F" Rate: 6/10
I.A.R. tavsiyesi: "Dunans torka"

Michael Jackson, The Jackson 5 - Michael (OST)
Yıl: 2026 ABD
Tür: Pop, Soul
"F" Rate: 8/10
I.A.R. tavsiyesi: "Wanna Be Startin' Somethin'"
Angélique Kidjo - Hope!!
Yıl: 2026 Benin/ABD
Tür: Afro-Pop, Worldbeat
"F" Rate: 5/10
I.A.R. tavsiyesi: "Bando (feat. Pharrell Williams & Quavo)"

Soft Analog - Gecenin Koynunda
Yıl: 2026 Türkiye
Tür: Synthpop, Synthwave
"F" Rate: 7/10
I.A.R. tavsiyesi: "Bırak Yağsın Üstümüze"

Uffe Lorenzen - Glemte spor
Yıl: 2026 Danimarka
Tür: Acoustic Rock, Psychedelic Rock
"F" Rate: 7/10
I.A.R. tavsiyesi: "Ingenting"
Tomo Katsurada & Misha Panfilov - Eternal Almost
Yıl: 2026 Japonya/Estonya
Tür: Neo-Psychedelia, Psychedelic Rock
 "F" Rate: 6/10
I.A.R. tavsiyesi: "Boundless"

Miriam Makeba - Pata pata
Yıl: 1967 Güney Afrika
Tür: Folk Pop, Marabi
"F" Rate: 9/10
I.A.R. tavsiyesi: "Pata pata"

ROSE PEAK - Brothers
Yıl: 2026 ABD
Tür: Jazz-Rock, Funk Rock
"F" Rate: 7/10
I.A.R. tavsiyesi: "That Thang"
AySay - Mal
Yıl: 2026 Danimarka
Tür: Neo-Psychedelia, World
"F" Rate: 5/10
I.A.R. tavsiyesi: "Den Om En Mand (Haline Bak)

Yet No Yokai - Endlich Senden
Yıl: 2026 İsviçre
Tür: Alternative Rock, Indie Rock
"F" Rate: 7/10
I.A.R. tavsiyesi: "Gegenwind"
Worries and Other Plants - Sweet Heart Sugar Love
Yıl: 2026 İsviçre
Tür: Psychedelic Rock, Indie Rock
"F" Rate: 4/10
I.A.R. tavsiyesi: "Please"

Muff Dada - Sun Above a Death Party
Yıl: 2026 Yunanistan
Tür: Breakbeat, Trip Hop, Downtempo
"F" Rate: 6/10
I.A.R. tavsiyesi: "Another Dawn (feat. Tsag D)

Dance With the Dead - Malombra
Yıl: 2026 ABD
Tür: Industrial Metal, Synthwave
"F" Rate: 7/10
I.A.R. tavsiyesi: "Chaos Theory"

The Twilight Sad - IT'S THE LONG GOODBYE
Yıl: 2026 İngiltere
Tür: Post-Punk, Shoegaz, Gothic Rock
"F" Rate: 8/10
I.A.R. tavsiyesi: "DESIGNED TO LOSE"

26 Nisan 2026 Pazar

Project Hail Mary (OST)

 
Fen bilgisi öğretmeni olan Ryland Grace, Dünya’dan ışık yılları uzaklıktaki bir uzay gemisinde gözlerini açar. Gemide görevli iki astronotun cesediyle karşılaşır. Hafızasını kaybeden Grace, bu ekibin görevinin, Güneş’i yok edecek gizemli bir maddeyi durdurmak olduğunu hatırlar. İnsanlığı kurtarmak için özel bilgilerine ve sıra dışı zekasına güvenmek zorundadır. Ancak hiç beklenmedik bir sürprizle karşılaşınca imkansız gibi görünen bu görevle ilgili umutlanmaya başlar. Andy Weir'ın "Kurtuluş Projesi" adıyla ülkemizde de yayınlanan bilim kurgu romanı Project Hail Mary, Drew Goddard tarafından senaryolaştırılıp, Phil Lord ve Christopher Miller ikilisi tarafından yönetilmiş bir film olarak karşımıza geldi. Goddard, Andy Weir'in benzer temalı bir diğer bilim kurgu romanı The Martian'ın da senaryosunu yazmıştı. Lord ve Miller ise komedi ağırlıklı bir kariyere sahip yönetmenler. Zaten film de bilim kurgu çatısı altında konuşlanmış bir komedi dram. İyi yönleri çok fazla, aksayan yönleri de mevcut. Ryan Gosling ve Sandra Hüller gibi oyuncularla cazibesi iyice artıyor. Tabii sulu bir komediden bahsetmediğimiz gibi, dram yönüyle çok iyi kaynaştırılmış, hatta hüzünlü bir tonu var. Bir Pixar animasyonu kadar da sevimli. Bu sevimli/hüzünlü ton filmde kullanılan şarkılara da yansımış. Daniel Pemberton'ın ustalığını yine konuşturduğu score çalışması yanında, çok iyi de bir soundtrack albümü çıktı. Eskiden bunun gibi iyi derlemeler daha çok çıkardı. Artık biraz azaldığı için bu soundtrack kıymetli sayılır.

Albümün iliklerine rafine bir nostalji işlemiş. Çoğunluğu bilmediğim ya da uzaklardan bir yerlerden hayal meyal hatırladığım çok güzel şarkılardan oluşmakta. Tek bildiğim şarkı, Scorpions'ın 1990 tarihli Crazy World albümünde yer alan Wind Of Change'di ki, onu da bilmeyen Scorpions adını da duymamış demektir zaten. Filmde orijinali çaldı mı hatırlamıyorum ama karaoke sahnesinde birkaç saniye duyuldu. (End Credits'te Glory, Glory'yi duyduktan sonra kapattım, orada tekrar çaldı mı bilmiyorum.) Daha filmin başında Grace, gemide ilk uyandığı anda çalan 1970 yılına ait Sunday Mornin' Comin' Down'ı duyar duymaz, film boyunca başka şarkılar da duyabileceğimizin sinyalleri geldi. Nitekim albümün en sevdiğim parçalarından olan, Grace ve NASA ajanı Carl'ın markette deney malzemeleri aldığı eğlenceli sahnede çalan Pata pata ile bu sinyaller "keşke bu filmin bir soundtrack albümü olsa" seviyesine yükseldi. Zira bazı filmlerde buna benzer güzel şarkılar çalmasına rağmen "official" bir albümleri olmuyor. Bu arada Pata pata, 2008'de kaybettiğimiz Güney Afrikalı şarkıcı Miriam Makeba'nın aynı adlı 1967 tarihli albümünde yer alıyormuş. Kendisinin bir sürü albümü var ve Pata pata onun 6. albümü. Çok da merak ediyorum. İşte böyle albümler hoş keşiflere de vesile oldukları için değerli.

Stargazer ve Rainbows gibi 70'lerden iki sevimli şarkı, kullanıldıkları yerin sevimliliğini de akıllara getirerek yüzlerde gülümseme yaratabilirler. El amanecer adında bir tango bile var. Var olanlar böyle ama bir de filmde olup da albüme konmayan şarkılardan bahsedebiliriz. Fragmanda Harry Styles'ın Sign Of The Times şarkısını duymuştuk. Filmde ise Sandra Hüller'in bu şarkıyı söylediği çok güzel bir karaoke sahnesi var. Hadi orijinali koymadınız (iyi de yapmışsınız) ama Hüller'in söylediği haliyle şu albümde neden yer vermediniz? Ne kadar hoş olurdu. Sign Of The Times'dan başka Let's Call The Whole Thing Off (Ella Fitzgerald), Two Of Us (The Beatles) ve Theme From Close Encounters Of The Third Kind (Steven Spielberg'in aynı adlı 1977 yılı filmindeki orijinal John Williams bestesi) şarkıları da filmde duyulan ama albüme konmamış şarkılar. İyi de neden? Biri size "albüm yarım saati geçmesin" mi dedi? Bence en kısa zamanda bir "deluxe edition" yapılıp bu şarkıların ve Sandra Hüller yorumunun da albüme dahil edilmesi gerek. Albüm şu haliyle bile gayet iyiyken, olası bir deluxe ile uçar sanırım. Project Hail Mary gibi derlemeleri seviyorum. Onları plak olarak biriktirmeyi, soundtrack rafında sıraya dizmeyi, rastgele birini seçip pikaba koymayı, bir kadeh şarap eşliğinde gece manzarası izlemeyi hayal ediyorum. Bana kaliteli zaman geçirmeyi hatırlatıyorlar.


1. Kris Kristofferson - Sunday Mornin' Comin' Down
2. Miriam Makeba - Pata pata
3. Carlos Di Sarli y Su Orquesta Típica - El amanecer
4. Dennis Wilson - Rainbows
5. Scorpions - Wind of Change
6. Turakina Maori Girls' Choir - Pō atarau
7. Mercedes Sosa - Gracias a la vida
8. Neil Diamond - Stargazer
9. Ike & Tina Turner - Glory, Glory

15 Nisan 2026 Çarşamba

The Jon Spencer Blues Explosion - Acme


The Jon Spencer Blues Explosion 1991’de kurulmuş bir grup ve resmî olarak 7 albümleri bulunmakta. Resmî diyorum, çünkü deneysel işleri sevdiklerinden ötürü remiksler, eş-dost muhabbetleri, can sıkıntıları derken, el ve yer altından çıkardıkları 4-5 albümleri daha mevcut. Haliyle Jon Spencer’ın kurup gitar ve vokalleri üstlendiği, Russell Simins ve Judah Bauer isimli iki müzisyen ile birlikte takıldıkları grupları, rock’n roll, grunge, hardcore, punk, blues gibi gitar temelli türler yanında hip-hop ve r&b ile de yakın temas halinde. Diskografisi şu şekilde:

Jon Spencer Blues Explosion (1992)
Extra Width (1993)
Orange (1994)
Now I Got Worry (1996)
Acme (1998)
Plastic Fang (2002)
Damage (2004)

Açıkçası yukarıdaki ilk üç albüm içinde yer alan şarkılar arasında Afro, Big Road ve Flavor haricinde pek tuttuğum olmadı. Benim için Now I Got Worry sonrası yavaştan kıvama gelmeye başlayan JSBE, bu albümdeki 2Kindsa Love, Hot Shot, Eyeballin, Wail, R.L. Got Soul gibi zımbalayan parçalarla The Rolling Stones’tan, Sex Pistols’tan esameler okuyorlar. Ama Acme diye öyle bir albüm var ki, içindeki 13 şarkının 13’ü de birbirinden enteresan ve benim tüm zamanların en favori rock (’n roll) albümlerimdendir. Hatta bir yıl sonra el altından sınırlı sayıda Xtra-Acme USA diye bir albüm daha çıkarmışlardır ki, 20 şarkılık bu albümde de bana göre hiç boş yoktur. Acme, yeni nesil rock sentezi gruplara da ilham olası pekçok deneysel, ama öte yandan popüler biçimde havalı numaralar içeriyor.

Daha ilk şarkı Calvin'in blues/gospel/hip hop karması lezzetinden sizi nasıl bir albümün beklediğini az çok anlayabilirsiniz. Calvin ile hemen hemen aynı frekanslarda seyreden Do You Wanna Get Heavy ile, önceki JSBE albümlerinden edindiğimiz garaj kültürünün Acme'de blues ve soul ile daha içli dışı olacağının sinyallerini veriyor. Grup Talk About The Blues ile ise, Public Enemy veya Cypress Hill'in üzerine rahatlıkla liriklerini döşeyebilecekleri türden bir hip-hop deneyi sunuyor. Bu bağlamda Lovin' Machine'in hip hop-rock karizmasına da laf söylenmez. Bu şarkıya da Bernie gibi sıkı bir takipçi yaraşırdı. Akabinde Blue Green Olga geliyor ki, bu şarkının Xtra-Acme USA albümünde yer alan harika remiksi orijinalinden daha iyidir bana göre. Yine de adı üstünde orijinal! Sıradan gidersek Give Me A Chance, deney, sentez şu, bu demeden şöyle direksiyonu birkaç dakikalığına teslim edip cool bir rock şarkısı dinleme lüksü vaat eden türden. Ne kadar olsa da onda bile geleneksel olmayan farklı bir lezzet var.


Desperate ve Torture, aynı tornadan çıkmış tipik birer JSBE ürünü blues kökenli harman şarkılar. Kapanışta yer alan Attack ise sanki bir The Chemical Brothers remiksi, ya da doğrudan Jon Spencer'in vokalde konuk olduğu bir The Chemical Brothers şarkısı gibi adeta. Albüm bittiğinde ise ilk etapta bir şaşkınlık durumu yaşanabilir. Zaman ve emek isteyen dokuda olduğu da söylenebilir. Şimdi bu adamlar 2004'teki Damage'dan beri albüm yapmıyorlar. Nerede ne yapıyorlar belli değil. Bir an önce sahalara dönseler iyi olur. Zira onlar gibi türler arası sıçramalar yaparak özgün bir sound elde eden grup sayısı yok denecek kadar az. Bu tür rock çeşnilerine kapılarını ardına kadar açmış biz müzikseverler için yoklukları büyük eksiklik yaratıyor.

1. Calvin
2. Magical Colors
3. Do You Wanna Get Heavy?
4. High Gear
5. Talk About the Blues
6. I Wanna Make It All Right
7. Lovin' Machine
8. Bernie
9. Blue Green Olga
10. Give Me a Chance
11. Desperate
12. Torture
13. Attack

10 Nisan 2026 Cuma

Lone Assembly - Knots & Chains


İsviçre denince akla Alp Dağları'nın büyüleyici manzaraları, dünyaca ünlü çikolata ve peynir çeşitleri, saatleri, güvenli bankacılık sistemi, yüksek yaşam kalitesi, yemyeşil vadileri, temiz şehirleri, kayak merkezleri gelmekte. Refah seviyesi ve standartları yüksek böyle bir yerden sahici, samimi, zorluklarla, acılarla, sefaletle yoğrulmuş söz ve müzikler çıkar mı, çıkmış mıdır, çıktıysa nasıl etki bırakmıştır bilmiyorum. Zaten "İsviçreliler ne anlar acıdan, kederden, bunları şarkılara dökmekten" gibi bir önyargı sahibi de değiliz. Hiç kimse için sahip değiliz. Toplumların sosyo-ekonomik durumlarının sanatlarını, daha dar bir bakışla söz ve müziklerini etkilediği kanıtlar çoktur. Ama İsviçre gibi apolitik ülkelerden bunu beklemek pek olası değil. Onlar daha evrensel ya da daha önceden yapılmış örnekler üzerinden güvenli anayolları tercih ediyorlar. Lone Assembly adlı dört kişilik new wave, post-punk, pop rock grubu için de bunu söyleyebiliriz. Ama girdikleri yolu çok iyi özümsemiş, özellikle new wave tutkusunu çok iyi yansıtmış bir ekip Lone Assembly. Şahsen new wave'de aradığım o kadifelik, asalet, atmosfer ve dahası grubun Şubat 2026 çıkışlı albümü Knots & Chains'de mevcut. Özellikle new wave'in gotik rock ile yakınlık kurduğu o gizem ambiyansı, ama bir yandan da pop rock bağlantısının hiç kopmaması, "pop" olana alternatif "rock" dengesi gibi daha derinlemesine taleplerim oluyor. Lone Assembly'de başka aradığım özellikler de buldum.

Lone Assembly'nin her gruba nasip olmayan Raphaël Bressler adında müthiş bir sesi var. Daha ilk şarkı Call Of The Swift'in ilk cümlesini söylediğinde gözlerim fal taşı gibi açılmıştır ve şöyle bir irkilmiş olabilirim. New wave için mükemmel bir vokal. Hatta herhangi bir pop veya soft rock için dahi mükemmel. İçe işleyen böyle ses duyduktan sonra zaten işin %50'sini halletmişler gibi geldi. Geri kalanı halleden 1. sınıf new wave soundu ve iyi yazılmış, güçlü nakaratlarla süslenmiş şarkılar. Fantasy, The City Works Like This, Call Of The Swift, In The Open, You're Pulling At The Same Strings bunlardan ilk dikkatimi çeken ve her seferinde iyice alevlenen örnekler. Bir an olsun sıkılmadım, şarkı atlamadım, ne zaman bitiyor diye şarkı sürelerine bakmadım. 80'lerden miras new wave'in doğasında yer alan nostaljiyle beslendiğimi hissettim. Birbirlerine benzeyen tekdüze şarkılar yerine birbirlerinden belli özelliklerle ayrılan şarkılar yazmaya çalışmışlar. Hatta Paler Streams'de davul kullanmamışlar, tüm bestelerde yoğun keyboard tasarımlarını bezdirici olmadan, şarkıları şekillendirmek için düzenlemişler. Keyboardları çalan da Raphaël Bressler bu arada. Adamın o şahane sesi yetmiyormuş gibi bir de albümün new wave ruhunu veren kişi olması çok şık. Bressler'in günümüz new wave bayraktarlarından biri ilan edilmesi gerekir. Belki birkaç albüm sonra bu gerçekleşir bilemiyoruz. Ama en azından Knots & Chains'in değerli bir albüm olduğunu biliyoruz.

1. Call of the Swift
2. Fantasy
3. Nocturnal Vision
4. The Pain Keeper
5. The City Works Like This
6. İn the Open
7. My Life's Solid
8. You're Pulling at the Same Strings
9. Paler Streams
10. A Dark Score

31 Mart 2026 Salı

Issız Ada Radyosu Arşivi (Mart 2026)

COBRAH - Torn
Yıl: 2026 İsveç
Tür: Alt-Pop, Avant-Pop
"F" Rate: 6/10
I.A.R. tavsiyesi: "Unoriginal"


Art School Girlfriend - Lean In
Yıl: 2026 İngiltere
Tür: Art-Pop, Dream Pop
"F" Rate: 5/10
I.A.R. tavsiyesi: "Almost Transparent"
Blondie - Greatest Hits
Yıl: 2002 ABD
Tür: Pop Rock, New Wave, Disco
"F" Rate: 8/10
I.A.R. tavsiyesi: "Heart of Glass"

Karkara - Crystal Gazer
Yıl: 2019 Fransa
Tür: Psychedelic Rock, Heavy Psych
"F" Rate: 7/10
I.A.R. tavsiyesi: "Camel Rider"

Soulive - Flowers
Yıl: 2026 ABD
Tür: Funk
"F" Rate: 6/10
I.A.R. tavsiyesi: "XI"
Chalk - Crystalpunk
Yıl: 2026 İngiltere
Tür: Alternative Dance, Post-Punk
"F" Rate: 7/10
I.A.R. tavsiyesi: "Pain"



Ali & Charif Megarbane - Tirakat
Yıl: 2026 Endonezya/Portekiz
Tür: Psychedelic Funk, Afrobeat, World
"F" Rate: 7/10
I.A.R. tavsiyesi: "A Ladder on the Balcony"
Armand Popa - Joy of Missing Out
Yıl: 2024 Romanya
Tür: Psychedelic Pop, Neo-Psychedelia
"F" Rate: 5/10
I.A.R. tavsiyesi: "80s luv"
Atabasca - Atabasca
Yıl: 2026 İtalya
Tür: Funk, World
"F" Rate: 6/10
I.A.R. tavsiyesi: "Cocopoulos"
Big Boss Man - Join the Jet Set
Yıl: 2026 İngiltere
Tür: Funk, Acid-Jazz
"F" Rate: 7/10
I.A.R. tavsiyesi: "Turtle Neck"
Telenova - THE WARNING
Yıl: 2026 Avustralya
Tür: Alt-Pop, Synthpop
"F" Rate: 6/10
I.A.R. tavsiyesi: "IN THE NAME OF YOUR LOVE"
Kiss Facility - KHAZNA
Yıl: 2026 Fransa
Tür: Indietronica, Trip Hop, Dream Pop
"F" Rate: 7/10
I.A.R. tavsiyesi: "Ishara (feat. Aleyna Tilki)"
Sons of Gulliver - Tetrahedric Hellscape Cannon
Yıl: 2026 ABD
Tür: Stoner Rock
"F" Rate: 5/10
I.A.R. tavsiyesi: "Vegabonds of the Southern Madness"

Tinariwen - Hoggar
Yıl: 2026 Mali
Tür: Tishoumaren, Desert Blues
"F" Rate: 8/10
I.A.R. tavsiyesi: "Amidinin Wadar Nohar"
BALTHVS - Transmutations
Yıl: 2026 Kolombiya
Tür: Neo-Psychedelia, Surf Rock
"F" Rate: 8/10
I.A.R. tavsiyesi: "Flesh and Soul"

Cannons - Everything Glows
Yıl: 2026 ABD
Tür: Synthpop, Alt-Pop
"F" Rate: 5/10
I.A.R. tavsiyesi: "Good Luck Charm"

Softcult - When a Flower Doesn't Grow
Yıl: 2026 Kanada
 Tür: Shoegaze, Dream Pop
"F" Rate: 6/10
I.A.R. tavsiyesi: "Pill to Swallow"
H-Blockx - FILLIN_THE_BLANK
Yıl: 2026 Almanya
Tür: Rap Rock, Nu Metal
"F" Rate: 6/10
I.A.R. tavsiyesi: "BEG_TO_DIFFER (BULLY)"
WAAX - Angel's Mess
Yıl: 2026 Avustralya
Tür: Alternative Rock
"F" Rate: 7/10
I.A.R. tavsiyesi: "Love You to Death"

Sami Yusuf - Ecstasy
Yıl: 2026 İran/İngiltere
Tür: Arabic Pop, Nasheed, Sufi Music, World
"F" Rate: 10/10
I.A.R. tavsiyesi: "Ecstasy (feat. A.R. Rahman)"