* Mali etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
* Mali etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

8 Temmuz 2018 Pazar

Rokia Traoré - Tchamantché


Diplomat bir babanın kızı olması vesilesiyle Cezayir, Suudi Arabistan, Belçika, Fransa gibi çeşitli ülkelerde yaşamış olan Rokia Traoré, küçük yaştan beri müziğe olan ilgisini bu farklı bölgelerin müzikleriyle de geliştirmiş haliyle. Mali’nin saygın ailelerinden biri olması ve bu ailenin geleneksel bir kasta mensup olması, bu kastın da müzik yapmayı yasaklayan tutumu Rokia Traoré’yi başlarda biraz sıkıntıya sokmuş. Ama onun engel, yasak tanımayan müzik aşkı bu sıkıntının üstesinden gelmeyi başarmış. Bamana adındaki bir etnik grubun müzikal geleneklerinde kendilerine Griottes denilen kadınların seyahat ederek düğünlerde çalıp söyleyebilmesi normal karşılanırken, toplumsal sınıfların saçma yasakları sonucu müzik yapmaktan, şarkı söylemekten çekinen kadınlara örnek olmuş adeta. İşte Rukiye, müzik tarzında biçim olarak fazla olmasa da, tavır olarak Griottes kadınlarından da çok etkilenmiş.

İlk albümü Mouneissa’yı 1998’de çıkaran Traoré, 2000 tarihli Wanita’daki tüm şarkıları yazmasıyla ve yapımcılığını üstlenmesiyle, Afrika’nın erkek egemen müzik camiasına genç bir kızın neler başarabileceğini ispat etti. 2003’teki Bowmboï ve uzun bir aradan sonra 2008’de çıkan Tchamantché ile World Music liginde kendine iyi bir yer edindi. Tüm Traoré albümleri hakkında genel bir yorum yapılsa yerindedir. Fakat son albüm Tchamantché, sanki öncekilere nazaran daha bir derin, daha bir yoğun. Artık oturmuş bir sounda sahip olmanın güveniyle fazla içedönük gelebilir kulağa. Böyle olması çok daha iyi. Zira Afrika müziği de artık kendi özgünlüğünü biraz fazlaca ticarileştiren örnekler çıkardıkça Rokia Traoré gibilerinin değeri çok daha iyi anlaşılır. En belirgin özelliği, nerede yükselip kızacağı, nerde alçalıp üzüleceğini bilen, duru, narin, seksi, hisli ve olgun Traoré vokali olan albüm, 10 şarkısında da birbirinden roller çalan kadın hallerinden pasajlar okuyor. Sözlerini anlamasak da duygularını anlıyoruz sanki. Akustik pamuksuluğunu balafon, n'goni, kora gibi yerel enstrümanlarla zenginleştiren, gitar ve basın yön verdiği altyapıya mükemmel besteler oturtan bir kadın. Zaman zaman kıpırdatan Afrika ritimlerine rağmen geneli ağır, fakat ağırlığını hafifleştiren unsurlarla bezeli dantel gibi işlenmiş şarkılar söylüyor. Kounandi, Tounka, Dianfa, Dounia, Koronoko, anlatılacak değil, ancak dinlenerek kendini anlatacak harika şarkılar.

1. Dounia
2. Dianfa
3. Zen
4. Aimer
5. Kounandi
6. Koronoko
7. Tounka
8. Tchamantché
9. The Man I Love
10. A Ou Ni Sou

28 Kasım 2013 Perşembe

Tamikrest - Chatma


Tuareg müzisyenlerinin çileli müzikal yolculuklarını Tinariwen'in bünyesinde özetlemiştik. 2006'da yirmili yaşlarının başında olan bir grup müzisyen tarafından kurulan Tamikrest de blues ve folk rock etkilenimli, ama yine de kendine özgü Tuareg müziğinin dikkat çekici isimlerinden birisi. Adagh (2010) ve Toumastin (2011) adlı iki güzel albümün ardından 2013 tarihli Chatma ile daha da dikkat çekici hale gelen grup, şarkıları yazan, söyleyen ve gitar çalan Ousmane Ag Mossa liderliğinde 7-8 kişiyi bulan bir nüfusa sahip. Onların hikayesi de pek farklı sayılmaz. 1990-95 arasındaki iç savaşın gölgesinde Mali'nin kuzeydoğusundaki Kidal'de sıkıntılı bir dönem yaşamışlar. 2006'da Ousmane Ag Mossa ve grupta bas çalan arkadaşı Cheick Ag Tiglia, tıpkı Tinariwen gibi mücadele için silahları değil, gitarları ve onlarla yazdıkları şarkıları seçmişler. Etkilendikleri isimler arasında ilahları olan Tinariwen haricinde batı kanadından Pink Floyd, Jimi Hendrix ve Bob Marley bulunmakta.

Tamikrest, ülkesinin bu rock tabanlı enfes müziğini kitabına uygun biçimde çalıp söyleyen en yetenekli oluşumlardan biri. Tanınmaları da 2008 yılında bir müzik festivalinde tanıştıkları Amerika-Avustralya kökenli Dirtmusic grubu sayesinde gerçekleşiyor. İlerleyen dostluk, Dirtmusic'in Tamikrest'i ikinci albümlerinin kayıtlarına davet etmesine vesile oluyor. Dirtmusic üyesi ve aynı zamanda temeli 80'lere dayanan Seattle'lı saygın rock grubu The Walkabouts'ın kurucusu Chris Eckman'ın onlardan çok etkilenip ilk iki albümün yapımcılığını üstlenmesi de bunu izliyor. Birlikte Avrupa'yı turlayıp hayran kitlelerini genişletiyorlar. Böylelikle 2013 Eylül ayında çıkan üçüncü albüm Chatma ile birlikte kadar sağlam altyapı, kültürel tecrübe, geleneksel ile modern arasında kurulmuş güçlü köprü muhafaza ediliyor.


Chatma, genel olarak ilk iki Tamikrest albümünü kaldığı yerden sürdürüyormuş gibi görünen bir albüm. Ama Tinariwen veya iyi bir Tuareg grubunun albümünü birkaç defa dinledikten sonra yaşadığım hissin aynısını Chatma'da da yaşadığım için benim açımdan bu durum hem kaldığı yerden bir devam, hem de yeni açılan bir sayfa anlamı taşıyor. Albümdeki 10 şarkıda boş yok. Şarkılar boyunca tribal etki yaratan gitarlar, el çırpmalar, kıvrak blues nağmeleriyle ilahi etkisi yaratan psychedelic dinginlikler arasında seyreden eklektik tasarımlar iliklere işliyor. Birçok Tuareg albümünden farklı olarak davul ve bas gitar yoğunluğu şarkıları daha da üste çıkarıyor. Tüm bunlara son derece karizmatik Ousmane Ag Mossa vokali de eklenince mükemmel bir iklim ortaya çıkıyor. Öyle ki, Mossa birçok şarkıda idolü Ibrahim Ag Alhabib'in mesafeli olduğu kadar Mali kederi de yüklenmiş vokal gücünü aratmıyor.

Zaten hiç künyeye bakmadan Imanin Bas Zihoun, Tisnant an Chatma, Itous, Djanegh Etoumast şarkılarını duysam, büyük ihtimalle Tinariwen bazı sound değişimleriyle ya da bir yan projeyle yeni albüm yapmış derdim. Fakat bunun yanında Achaka Achail Aynaian Daghchilan, Assikal, Timtar gibi "trip"ler, albümü gerçekte olduğundan farklı mecralara taşıma yetisine sahip içsel yolculuklar adeta. Bu sınırlı görünen müzikal bünyede kendi yolunu, yolculuğunu planlayabilen Tamikrest, köklerini Afrika toprağına, dallarını da blues ve folk rock'ın geçerli olduğu her yere salmasını bilen bir olgunluk örneği. Chatma da o olgunluğun en bereketli, en lezzetli meyvesi. Bana göre Tuareg müziği nedir sorusuna verilebilecek en dirayetli cevaplardan biri. Bu müziğin kilometre taşı albümleri arasında sayılması gerekenlerden.

1. Tisnant an Chatma
2. Imanin Bas Zihoun
3. Itous
4. Achaka Achail Aynaian Daghchilan
5. Djanegh Etoumast
6. Assikal
7. Toumast Anlet
8. Takma
9. Adounia Tabarat
10. Timtar

9 Haziran 2013 Pazar

Tinariwen - Tassili


Kuzey Afrika'da Mali'nin Sahra Çölü dolaylarında yaşayan, ticaret ve hayvancılıkla uğraşan "Tuareg" adlı göçebe halka mensup müzisyenlerin 1979'da Libya'daki mülteci kamplarında temellerini attıkları Tinariwen, çalkantılarla dolu bir tarihin içinden çıkan en değerli şeylerden biri. Tuaregler sadece Libya kamplarında bulunmuyorlardı elbette. 19. yüzyılın sonlarındaki Fransız sömürge politikalarına, 1960'larda Mali hükümetinin baskıcı tutumlarına karşı güçlü direnişler sergileyerek dünyada "isyan" kavramının pek de bilinmeyen önemli sözcülerinden biriydiler aslında. Bu isyanların ardından Sahra'da hala göçebe yaşam tarzını sürdürenler olduğu kadar, Kuzey Afrika'nın şehir ve kasabalarında yerleşik hayata geçenler de bulunmakta. Kamplarda gitarla tanışmaları kaçınılmaz biçimde Bob Marley, Bob Dylan ve Jimi Hendrix etkilerine maruz kalmalarını da geciktirmedi. Böylece isyanın içinde doğmuş bir halkın bireyleri ile müzik tarihinin batı normlarında isyan bayrağını taşıyan üç efsane müzisyeninin ruhani buluşması gerçekleşmiş oldu.

Grubun kurucusu olan Ibrahim Ag Alhabib daha 4 yaşındayken Tuareglerin 1963 Mali ayaklanması sırasında babasının öldürülmesine tanık olmuş. Küçükken bir filmde gördüğü gitar çalan kovboy imajı hiç gözünün önünden gitmemiş. Teneke kutu, sopa ve bisikletin fren kablolarından ilk gitarını yapmış. 70'lerin sonlarında kendisi gibi müzikle ilgilenen Tuareg topluluklarına katılıp Cezayir kökenli rai ile batının rock ve pop karışımından derlenen şarkılar çalıp söylemiş. Marley, Dylan, Hendrix üçlüsü yanında Santana, Led Zeppelin, Elvis hatta Boney M gibi isimlerden de ilham almış. Sonra aralarında kardeşi Leyya Ag Ablil'in de bulunduğu bir grup müzisyenle partilerde, düğünlerde çalmışlar. Kendilerine bir isim koymamışlar ama yöre halkı tarafından Tamashek'te (Tuareg dili) "Çöl İnsanları" ya da "The Desert Boys" gibi bir anlamı olan "Kel Tinariwen" olarak anılmaya başlamışlar. Bazı kesimler ise "Taghreft Tinariwen" yani "Milletin Aydınlanışı" gibi bir ismi layık görmüşler onlara.


1980'de Kaddafi, Sahra'da büyük bir askeri birlik oluşturmak ve civara hükmetmek için Libya'da yasadışı yaşayan Tuareg gençlerine çağrıda bulundu. Ag Alhabib ve grup arkadaşları da bu çağrıya katılıp 9 ay askeri eğitim aldılar. 85'te bu defa Tuareg isyan hareketinin öncülerinden benzer bir çağrıya cevap verdiler. Orada tanıştıkları başka müzisyenlerle büyük birleşmeyi gerçekleştirip Tinariwen (Çöller) adıyla Tuareg halkının isyan bayrağını müzik alanında taşımaya başladılar. 1990'da Tuareg liderlerinden bazılarının Nijerya askerleri tarafından öldürülmesiyle tekrar savaş çıktı. Bazı Tinariwen üyeleri de bu savaşa katıldı. Bir yıl kadar süren bu kaos sonunda anlaşmaya varıldı ve müzisyenler artık bu kez kendilerini tamamen müziğe adamak üzere gruba geri döndüler. Ibrahim Ag Alhabib çektikleri bunca sıkıntıdan tüm dünyanın haberdar olması için silahını bırakıp gitarını aldı. Mücadelesine şiddet yerine kelimeler ve notalarla devam etmesi gerektiğine karar verdi.

The Radio Tisdas Sessions (2001), Amassakoul (2004), Aman Iman: Water Is Life (2007), Imidiwan: Companions (2009) ve Tassili (2011) adlı stüdyo albümleri birbirini izledi. İlk kez 2008 sularında Aman Iman ile tanıdığım grubun sadece kendisiyle değil, Tishoumaren ya da Tuareg Music denilen türle de ilk karşılaşmamdı. Abdallah Oumbadougou, Alhousseini Anivolla, Imidiwen, Terakaft, Bombino, Etran Finatawa, Amanar gibi isimlerin varlığını da yine onlar sayesinde tanıdım. Ama Tinariwen'in öncülüğü ve müziğinin gücü onların diğerlerine nazaran daha fazla tanınır hale getirmişti. Dünyaya açılmaya başlamaları, Natacha Atlas, Lo'Jo, Sinéad O'Connor, Robert Plant, Jah Wobble örnekleriyle çalışmış İngiliz yapımcı ve müzisyen Justin Adams'ın yardımları ve adını sanını bilmediğimiz bir sürü festivalde boy göstermeleriyle oldu. Ali Farka Touré, Robert Plant, Rachid Taha gibi isimlerle sahne almaları şaşırtmadı. Zor günlerden müzikal aydınlığa bileklerinin hakkıyla eriştiler.


Özellikle son üç albümleri bu tür ile tanışmak isteyenler için kullanma kılavuzu niteliğinde ve bambaşka bir dünyanın kapılarının anahtarı konumunda. 30 Ağustos 2011'de çıkan son albüm Tassili, Cezayir'in güneydoğusundaki Tassili n'Ajjer bölgesinde üç haftada kaydedilmiş. Diğer albümlerden farklı olarak Tassili'de elit konuklar ağırlamışlar. Açılışta yer alan ve Wilco gitaristi Nels Cline'ın misafir olduğu güçlü atmosferiyle şahane bir Afrika blues olan Imidiwan Ma Tennam, belki de bugüne kadar Tinariwen'in yaptığı en iyi şarkılardan biri. Biraz Amassakoul'da yer alan Dualahila ar Tesninam'a benzemiyor değil. Ama arka arkaya tüm Tinariwen albümlerini dinledikten sonra geleneksel Tuareg ritim ve melodi kompozisyonlarının, şarkı söyleme yöntemlerinin ortak etkileri görülüyor. Yine de grup bu şablonları yeniden elden geçirdiğini, onları dönüştürme çabası içinde olduğunu hissettiriyor. Brooklynli art-rock grubu TV On The Radio'un vokali Tunde Adebimpe ve gitaristi Kyp Malone'un katkılarıyla Tenere Taqhim Tossam, Walla Illa ve Imidiwan Win Sahara albümün orijinal Tinariwen sounduna az da olsa çeşni katan örnekler.

New Orleans'ın köklü caz orkestralarından The Dirty Dozen Brass Band'in nefesli takviyesiyle beş buçuk dakikalık enfes bir etnik caz rock hadisesine dönüşen Ya Messinagh'ı da notlarımız arasına almazsak olmaz. İki şarkı dışında tamamı Ibrahim Ag Alhabib bestesi olan diğer şarkılar arasında Tiliaden Osamnat, Swegh Attay, Tamiditin Tan Ufrawan falan derken bir de bakmışsınız albümün tamamını saymışız. Henüz duymayanlar için bunun kulaklarda canlandırması hem zor, hem de aslında basit olduğunu söyleyelim. Bana tarif etseler kafamda kuramazdım. Tuareglerin "assouf" dedikleri Batı Afrika temelli gitarın stilinin sürüklediği, özellikle festivallerde kadınlar tarafından çalınan "tindé" vurmalılarının ve el çırpışların tempoyu belirlediği, Cezayir, Mısır, Fas ve Bollywood etkilenimli yapış yapış olmayan pop ruhunun sık sık yoklama çektiği, tabii daha önce de söylediğimiz üzere batı yakasından Dylan, Zeppelin, Hendrix, Santana yanında Dire Straits ve Kenny Rogers gibi grubun favorilerinin de ilhamlarıyla kutsadığı dramatik, hüzünlü, coşkulu ve tutkulu bir müzik onlarınki.


Sayıları stüdyoda veya turlarda 7 ile 10 arasında değişen Tinariwen, yerel müziği, yerel kıyafetleri, evrensel tanımlarıyla yeryüzünün en karizmatik oluşumlarından birisi. Hayranları arasında Carlos Santana, Robert Plant, Bono ve The Edge (U2), Thom Yorke (Radiohead) Chris Martin (Coldplay), Henry Rollins, Brian Eno, Rachid Taha ve dahası var. Herşeyin temelinde kütüğü Afrika'ya ait blues bulunmakta. Tinariwen çölün ortasında rastlanılan bir blues barda çalan grup. İçmeden sarhoş eden, albüm formatında ne çalıyorsa o barda canlı çaldığı özgür ruhla arasında hiçbir fark olmayan serinletici bir lezzet. O çölün ortasında yeşermiş bir ağaç. Bir park!

1. Imidiwan Ma Tennam (feat. Nels Cline)
2. Asuf D Alwa (feat. Kyp Malone)
3. Tenere Taqhim Tossam (feat. Tunde Adebimpe & Kyp Malone)
4. Ya Messinagh (feat. The Dirty Dozen Brass Band)
5. Walla Illa (feat. Tunde Adebimpe & Kyp Malone)
6. Tameyawt
7. Imidiwan Win Sahara (feat. Tunde Adebimpe)
8. Tamiditin Tan Ufrawan
9. Tiliaden Osamnat
10. Djeredjere
11. Iswegh Attay
12. Takest Tamidaret