8 Ağustos 2026 Cumartesi

L'Avenue - En Vogue

 
Kendine L'Avenue süsü vermiş retro insan Jesse Reuben Wilson'ın müziklerini yaptığı, yapımcılığını, miksajını, master işlerini üstlendiği En Vogue, Wilson'ın 6. albümüymüş. Kendisi dreamwave, newretrowave, retrowave, chillwave, synthwave türleriyle dalga dalga nostalji estiren bir müzik yapıyor. Hatta albüm kapağını muhtemelen albümün 80'ler moda dergisi estetiği için hazırlanmış fotoğraf/model görselleri arasından kendisi bulmuş veya tasarlamış. L'Avenue, 1980'lerin Fransız popu, city pop, italo disco ve sofistike lounge estetiğini bir araya getirirken bunları günümüzün synthpop ve elektronik prodüksiyon anlayışıyla harmanlıyor. Parlak synthesizer katmanları, yumuşak bas yürüyüşleri ve mekanik ama sıcak davul programlamaları, gece otomobil yolculuklarını ya da neon ışıkları altındaki şehir manzaralarını çağrıştırıyor. Ancak bu yalnızca "retro" görünmek için yapılmış olmadığını düşünmek istiyorum. Zira parçalar kendi içlerinde melodik gelişim gösteriyor ve prodüksiyon ayrıntıları tekrar dinlemelerde daha fazla ortaya çıkıyor.

En Vogue'un prodüksiyonu da tertemiz. Analog hissi veren synthesizer tonları dijital berraklıkla birleşiyor. Reverb kullanımı geniş mekan hissi yaratırken hiçbir zaman bulanıklaşmıyor. Bas frekansları dolgun, tizler ise parlak ama yorucu değil. Bu nedenle iyi bir kulaklık veya kaliteli hoparlör sistemiyle dinlendiğinde albümün katmanları daha belirgin hissediliyor. Kusurdan sayılır mı bilmem ama şarkılar çoğunlukla benzer tempo ve armonik yapı nedeniyle birbirine fazla yaklaşabiliyor. Bu durum albümün akışını bozmasa da, birkaç şarkının akılda kalıcılığını azaltıyor. Daha cesur ritmik kırılmalar veya beklenmedik armonik dönüşler albümü daha da güçlü kılabilirdi. Her sene bunun gibi yüzlerce albüm çıkıyor. Artık bu ritmik kırılmalar, armonik dönüşler o kadar aranmaz oldu ki, sadece ufak nüanslar sizi bir albüme çekiyor. En Vogue'da da o 80'ler burukluğu, Moonlighting, Miami Vice, Careless Whisper, VHS, serin yaz akşamları gibi binlerce detay bir anda kelebekler misali başınıza üşüşünce yakınlık duyuyorsunuz.

En Vogue, büyük sürprizler peşinde koşan bir albüm değil, Bunun yerine belirli bir estetiği son derece tutarlı biçimde inşa ediyor. Atmosfer odaklı elektronik müzik sevenler için oldukça tatmin edici, gece dinlemelerine çok uygun ve zamanla ya da dinleyicinin ihtiyaçlarına binaen değer kazanabilecek bir çalışma. Eğer synthwave'in yalnızca nostaljik klişelerden ibaret olmadığını gösteren albümler arıyorsanız, L'Avenue'ın En Vogue albümü doğru adres midir onu da bilemem. Bu tip albümlerin baştan sona tek oturuşta dinlenmek üzere tasarlanmış olduklarını düşünüyorum. Zaten ben de bir işle uğraşırken arkada aksın diye rastgele açmıştım. O akış beni gafil avladı. "80'leri yaşamayan bilmez" şeklinde basmakalıp bir cümle kuracağım ama bu hisleri başka bir kuşağa bizim hissettiğimiz şekliyle anlatabilmemizin imkanı yok. Favori şarkılarımın isimlerini vermek isterdim ama favori şarkım var mı onu bile tam bilemiyorum. Hangi şarkıda nasıl bir melodi vardı, ritmi nasıldı bunlara oturup tekrar çalışmam lazım. Enstrümantal olmalarının da etkisi yok değil. Hiç mühim değil, En Vogue benim için olmuş bir albüm. Aldım ve yıl sonu Top 100'ümün arasına koydum.

1. Cover Girl
2. Exotique
3. Electric Eyes
4. Magazine
5. Photo Shoot
6. Monaco
7. Flamingo
8. Jenna
9. Phoneline
10. As the Light Fades

4 Ağustos 2026 Salı

Madonna - Ray Of Light

 
90'ların sonuna kadar Madonna ile hep inişli çıkışlı bir ilişkim oldu. Özet geçersek, ilk albümden sıfır, ikinci albüm Like A Virgin'den zaten pop marşları olmuş Like A Virgin ve Material Girl'ü severim. İlk ciddi Madonna deneyimim 1986 tarihli True Blue albümü oldu. Süper bir iş değildi ama müthiş bir ticari başarısı olmuştu. Herkes Papa Don't Preach, La Isla Bonita falan severken ben Open Your Heart ve Live To Tell seviyordum. True Blue sonrası üç albümü hiç mi hiç beğenmedim. Madonna olayı bende bitmişti. Ama Ocak 98'de çıkan Frozen teklisi, Aphex Twin ve Bjork'ün fütüristik video kliplerinden tanınan Chris Cunnigham'ın çektiği videonun da etkisiyle aklımı uçurdu. Madonna'dan beklemediğim bu hamle üzerine Şubat'ta çıkan 7. albüm Ray Of Light'ı almak için içimde büyük bir arzu doğdu. 90'ların o büyülü müzik ambiyansını nihayet ucundan yakalayabilmiş olduğunu düşündüğüm Ray Of Light peyderpey beni içine alan şahane bir pop albümüydü. Ray Of Light, sadece Madonna'nın kariyerindeki bir dönüm noktası değil, aynı zamanda 1990'ların pop müziğini yeniden tanımlayan albümlerden biri. O güne kadar daha çok provokatif imajı ve dans hitleriyle anılan Madonna, bu albümde içe dönük, spiritüel ve duygusal bir sanatçı kimliği ortaya koydu. Zaten bazı eleştirmenler de Ray Of Light'ı "Madonna'nın magnum opus'u" olarak tanımladılar ki, çok haklıydılar.

Albümün en büyük kozu, Londralı muzisyen, yapımcı ve şarkı yazarı, elektronik gurusu William Orbit ile kurulan ortaklık. Bugün kulağa tanıdık gelen birçok elektronik pop yaklaşımı, 1998'de ana akım dinleyici için oldukça yenilikçiydi. Madonna'nın deneysel ve progresif ses inşalarında gerçek bir usta olan Orbit ile çalışmış olması büyük bir lütuf. Bir önceki Bedtime Stories albümünde beraber çalıştığı pop şarkıcısı ve şarkı yazarı Babyface ile yola çıkan ama ortaya çıkan materyallerin hiçbir yenilik içermediğini, kendini tekrar edeceğini anlayan Madonna, Rick Nowels adlı bir müzisyen/yapımcı ile çalışma kararı aldı. Ama orada da işler istediği gibi olmadı. 80'lerde kendisiyle birçok şarkıya imza atmış Patrick Leonard'ı tekrar yanına çekti. Maverick Records yöneticisi Guy Oseary de Orbit'e telefon açıp "hocam bizim Madonna'ya birkaç şarkı yaz da albümün üzerindeki şu sis bulutları dağılsın" demiş olabilir. Orbit de Madonna markasına kayıtsız kalamayıp tam 13 şarkılık dijital materyal yolladı. Orbit'i özellikle şahane remiksleriyle tanıdığını söyleyen Madonna da nihai kararını vermiş oldu.


Frozen'ın karanlık ve alternatif duruşu, Ray Of Light'ın rave enerjisi, Swim'in "space pop" ölçeğindeki atmosferik yoğunluğu, Drowned World / Substitute For Love'ın dream pop'tan trip hop'a uzanan perspektifi, The Power Of Good-Bye'ın tutkulu pop lezzeti, Madonna'nın sanskritçe söylediği Shanti / Ashtangi'nin tüm bunlara ilaveten kozmik world pop dokunuşu albümün farklı yüzlerini gösteriyor. (Zaten albümde benim en sevdiğim şarkılar da bunlar.) Ama buna rağmen albüm hiçbir zaman dağınık hissettirmiyor. Bunu da büyük ölçüde William Orbit'in özgürlüğünü kendi sınırları içinde genişletip yoğunlaştırabilen vizyonuna borçlu. Ambient, trance, tekno, house, trip hop ve elektronik pop öğeleri, organik enstrümanlar ve güçlü melodilerle birleşerek Madonna'nın sesinin liderliğinde kenetleniyorlar. Madonna'nın sesi demişken, özellikle Evita sonrası aldığı vokal eğitiminin etkisi hissediliyor. Sesini zorlamadan kullanıyor, dramatik ya da şımarık değil, ama son derece etkili. Klişe tabii ama Ray Of Light gerçek bir olgunluk işi. Liriklerde de eskiden olduğu gibi gençlik, seks ve meydan okuma temaları yerine annelik, kimlik, aşk, maneviyat ve iç huzur arayışı albümün merkezinde yer alıyor.

Ray Of Light'ın Madonna'nın en iyi albümü olduğu yönündeki görüşü savunmak oldukça kolay. Hem sanatsal risk alıyor hem de pop erişilebilirliğini kaybetmiyor. Elektronik müziği, spiritüel sözleri ve güçlü melodileriyle bugün bile şaşırtıcı derecede modern bir yerden ses veriyor. Biz buna "zamansız" da diyoruz. Madonna dünya pop müziğinde bir kilometre taşı, bir ikon. Her albümünde farklı bir "era"sı, bir "aura"sı oldu. İmajını değiştirdiği gibi tarzında da oynamalar yaptı. Ray Of Light'a gelene kadar bende tatlı nostaljisi olan tek tük şarkılarla hala canlıdır. Ama benim için Ray Of Light evreni çok başka bir yerde. İlk kez tüm bir albüm olarak Madonna'nın pop büyüsüne mazhar oldum. Evet, biraz uzun ve bazı şarkılar sadece yer dolduruyormuş gibi duruyor, 10 şarkı bile yeterdi. Yine de fazlası var, eksiği yok kabilinden pop müzik tarihinde de 1990'ların en önemli eserlerinden biri olarak yerini koruduğu da bir gerçek. Bana göre ondan öncesi de sonrası da onun yerini tutmadı.

1. Drowned World / Substitute For Love
2. Swim
3. Ray of Light
4. Candy Perfume Girl
5. Skin
6. Nothing Really Matters
7. Sky Fits Heaven
8. Shanti / Ashtangi
9. Frozen
10. The Power of Good-Bye
11. To Have and Not To Hold
12. Little Sister
13. Mer Girl