30 Kasım 2018 Cuma

Issız Ada Radyosu Arşivi (Kasım 2018)

The Joy Formidable - AAARTH
Yıl: 2018 İngiltere
Tür: Indie Rock, Noise Pop
"F" Rate: 7/10
I.A.R. tavsiyesi: "Cidada (Land on Your Back)
Wargirl - Wargirl
Yıl: 2018 ABD
Tür: Indie Rock
"F" Rate: 6/10
I.A.R. tavsiyesi: "How You Feel"
Escondido - Warning Bells
Yıl: 2018 ABD
Tür: Alt-Country, Pop Rock
"F" Rate: 5/10
I.A.R. tavsiyesi: "Crush on Her"
 
 
Novo Amor - Birthplace
Yıl: 2018 İngiltere
Tür: Indie Folk, Dream Pop
"F" Rate: 7/10
I.A.R. tavsiyesi: "Birthplace"
Hush Kids - Hush Kids
Yıl: 2018 ABD
Tür: Indie Folk, Pop Folk
"F" Rate: 5/10
I.A.R. tavsiyesi: "Love is a Made Up Word"
VA - Stranger Things: Music From the Netflix Original Series
Yıl: 2017 ABD
Tür: Pop Rock, New Wave, Synthpop, Hard Rock
"F" Rate: 8/10
I.A.R. tavsiyesi: Scorpions - "Rock You Like a Hurricane"
Wolvespirit - Fire and Ice
Yıl: 2018 Almanya
Tür: Hard Rock
"F" Rate: 7/10
I.A.R. tavsiyesi: "Rock n' Roll Gypsy"
 
Lydmor - I Told You I'd Tell Them Our Story
Yıl: 2018 Danimarka
Tür: Electropop, Synthpop
"F" Rate: 6/10
I.A.R. tavsiyesi: "Money Towers"
Sierpien - Реновация
Yıl: 2018 Rusya
Tür: Post-Punk
"F" Rate: 6/10
I.A.R. tavsiyesi: "Oжor"
Mark Knopfler - Down the Road Wherever
Yıl: 2018 İngiltere
Tür: Blues Rock, Folk Rock
"F" Rate: 7/10
I.A.R. tavsiyesi: "Trapper Man"
The Prodigy - No Tourists
Yıl: 2018 İngiltere
Tür: Big Beat, Electronic
"F" Rate: 5/10
I.A.R. tavsiyesi: "Light Up the Sky"
Molly Nilsson - 2020
Yıl: 2018 İsveç
Tür: Synthpop
"F" Rate: 6/10
I.A.R. tavsiyesi: "Every Night is New"
Softer Still - Nuances
Yıl: 2018 İngiltere
Tür: Indie Pop, Dream Pop
"F" Rate: 6/10
I.A.R. tavsiyesi: "Eulogy"
Pearl Jam - Vs.
Yıl: 1993 ABD
Tür: Grunge, Alternative Rock
"F" Rate: 10/10
I.A.R. tavsiyesi: "W.M.A."
The Heat OST
Yıl: 2013 ABD
Tür: Hard Rock, Pop Rock, Pop, Soul
"F" Rate: 6/10
I.A.R. tavsiyesi: Boston - "More Than a Feeling"
The White Stripes - Elephant
Yıl: 2003 ABD
Tür: Garage Rock, Alternative Rock
"F" Rate: 7/10
I.A.R. tavsiyesi: "Seven Nation Army"
Thunderball - 12 Mile High
Yıl: 2010 ABD
Tür: Downtempo, Funk
"F" Rate: 6/10
I.A.R. tavsiyesi: "I C Colors"
The Link Quartet - Hotel Constellation
Yıl: 2014 İtalya
Tür: Funk Rock
"F" Rate: 7/10
I.A.R. tavsiyesi: "Wrecking Machine"
 
The New Mastersounds - Renewable Energy
Yıl: 2018 İngiltere
Tür: Funk
"F" Rate: 7/10
I.A.R. tavsiyesi: "Funk 49"
Def Leppard - The Story So Far
Yıl: 2018 İngiltere
Tür: Hard Rock
"F" Rate: 10/10
I.A.R. tavsiyesi: "Pour Some Sugar on Me"

28 Kasım 2018 Çarşamba

Karise Eden - Born To Fight


2014'teki Things I've Done adlı ikinci albümün ardından dört sene gibi uzun bir süre sonra Born To Fight ile geri dönen Avustralyalı Karise Eden, yine en büyük gücünü şahane sesinden alan bir albüm yapmış. Ama ne var ki, Things I've Done sonrası için "soul ve R&B'nin blues ve rock ile kucaklaşmasını kutsayan şarkılarla dinleme" arzumu bir nebze köreltmiş bir albüm bu. The Voice 2012 Avustralya şampiyonu Eden, yine soul, R&B, blues yoğunluklu şarkılar söylüyor. Ancak 10 şarkılık albümün neredeyse yarısı fazlasıyla fabrikasyon ve standart bestelerden oluşuyor. Bunları Eden yerine ortalama bir şarkıcı seslendirse yüzüne bile bakılmaz. Yine zamanında Things I've Done için sarf ettiğim "şarkı dinliyor gibi değil, vokal dinliyor gibi" şarkılar albümün çoğunluğunu parsellemiş. Bu da çok can sıkıcı. Böyle bir sese bu şarkıların reva görülmesi insanın zoruna gidiyor. Önceki albümde en vasat Eden şarkısı bile onun bu geniş vokal yelpazesi sayesinde bir şekilde kendini dinletiyor, tutkusunu hissettiriyordu. Ama mesela Powerless gibi bir şarkı bunu bile yapamıyor bana göre. Sanki fazla hesaplı, fazla karışılmış, etrafı başka unsurlarla fazla çevrelenmiş gibi derinlikten uzak.

Stop Fucking With My Head ile gayet iyi bir başlangıç yapan albüm, albüme adını veren Born To Fight, kıvrak yapısıyla Baby Goodbye, iş görür bir soul rock olan Ain't Thinkin About You şarkılarıyla sivriliyor. Fakat Karise Eden'ın bir soul divası adayı olmasını tescilleyen asıl maharetleri Gimme Your Love ve Hopeless gibi damardan giren soul baladlarında görülüyor. Öylesine güçlü bir sesten bahsediyoruz ki, içine girdiği şarkıyı çok acayip yerlere götürebilecek, götürdüğü yerde acımadan yürekleri dağlayacak, sonra da şöyle hafifçe kafasını yana çevirip gözlerde bir damla yaşla orada bırakıp gözden kaybolacak kadar "ruh" ile dolu. Hüzün ona bir başka yakışıyor. Albümün en iyilerinden biri sayabileceğim Maybe You Can Love Me Anyway'deki sakin ve yıkık ruh halinin tüm kontrolünü elinde tutan o gücün kaynağı Aretha Franklin'den, Dinah Washington'dan, Etta James'ten, 50'lerden, 60'lardan geliyor. İşte insanın zoruna giden, bu nadir sesin gelecek nesillere kalıcı albümler, şarkılar bırakmaktansa, kendi albüm sınırlarında günü kurtarması, 2000'lerin uyduruk pop ikonları ile aynı, hatta daha yeni olduğu için onlardan aşağı muamele görmesi. Kısacası ses ne kadar iyi olursa olsun, onu ölümsüz kılan şarkılara ihtiyacı olacaktır. Karise Eden henüz o şarkıları yapmadı.

1. Stop Fucking With My Head
2. Temporary Lovers
3. Born to Fight
4. Gimme Your Love
5. Ain't Thinkin About You
6. Baby Goodbye
7. Powerless
8. Hopeless
9. Maybe You Can Love Me Anyway
10. Ted

17 Kasım 2018 Cumartesi

The Lions Rampant - It’s Fun To Do Bad Things


The Lions Rampant, Kuntucky kökenli genç bir rock triosu. Hangi rock derseniz, ya direk rock & roll, ya da garaj rock olarak isimlendirmek doğrudur. Aslında bu ikisi çok sıkı fıkı türler. Rock & roll dediğimiz şey de garajlara layık bir ruh içerir. Hatta bu ikisinin aynı tür olduğu savunularına sonuna kadar katılırdım. Fakat öyle enteresan gruplar türedi ki, garaj işi tamam da, adına rock dedikleri şey, rock müziğe doğrudan hakaret. Roll’a hiç girmiyorum, zira garajdaki bir alet çantasında ondan bulunmazsa yapılan müziğin tadında hep bir eksiklik seziyorum. The Lions Rampant’ta bu sıkı fıkılığı yoğun biçimde içinize çekmeniz mümkün. Hatta burada da ikisinin aynı tür olduğu savunularına sonuna kadar katılırım. 2010 Ocak ayı sonunda çıkan ilk albüm It's Fun To Do Bad Things cayır cayır yanıyor adeta. İlk şarkı Give Me girdiğinde, acaba kafadan punk abanması bir grup mu diye endişelenmedim değil. Ama endişelerim nakarata kadar sürdü ve garajın hamurunda bulunan punk dokunuşlarına kattıkları, iyi yazılmış şarkılarla da katmerledikleri enerjilerine duyduğum sevgiyle geri kalan 12 şarkıyı da sabırla beklemeye başladım. Lights On ile birlikte ümitlerim daha da arttı. Dakikalar ilerledikçe Shake It Out, Do You Feel It?, I'm A Riot, All Night RNR gibi başka cevherler de olduğunu görünce, kendileriyle boşuna zaman kaybetmediğimi anladım.

Yine de gelecekte daha iyi işler yapabilecek bir grup olacaklardır. Şu anki heyecanlarıyla konserlerde terden sırılsıklam edecek, boyun tutulmalarına yol açacak türden şarkılara ağırlık vermişler çoğunlukla. Ama diplerde bir yerde, oturup dinlenesi şarkılar da çıkarabileceklerinin sinyallerini de veriyorlar. Rock & roll oturup dinlenir mi demeyin. Esas onu yapmak marifet bana kalırsa. Tamam, “yaramazlık yapmak eğlencelidir” ve bu tür müziğin başına oturuyorsak “oturmaya gelmedik” moduna girmiş şarkılara da hazırlıklı olacağız. Ama biryerlerde gördüğüm “intelligence dance music” tanımlamasını böyle durumlarda sıklıkla aklıma gelir. Yani her tür, o tür ile özdeşleşmiş birtakım davranış biçimlerini de bize dayatmak zorunda mıdır? Kılık kıyafet mevzusu da bu dayatmalara bağlı olarak kendini gösterir. Çok uzun bir hikâyedir bu. Bir dans şarkısı, sırf dinlemek için, bir akustik folk şarkısı sırf dansetmek için yapılmış olamaz mı? Yine de her şeye rağmen Lights On, Make Up Your Mind, Leave Me Alone, I’m A Riot şarkılarında oturmak, hele de kalabalık ortamlarda pek bir zor. Hele de vokal ve gitardaki Stuart MacKenzie, ara ara Mick Jagger gibi “yeah”ler çektikçe insanın içi kaynıyor. Çok eğlendikleri belli. Fotoğraflarından da anlaşılıyor. Böyle müzik yaptıkları sürece hak ediyorlar da...

1. Give Me
2. Lights On
3. I Need (Your Love)
4. Kara
5. Shake It Out
6. Cocaine Anne
7. It’s Fun To Do Bad Things
8. Do You Feel It?
9. I’m A Riot
10. Make Up Your Mind
11. Leave Me Alone
12. All Night RNR
13. Cigs & Gin

7 Kasım 2018 Çarşamba

Second Sun - Eländes Elände


İsveçli grup Second Sun'ın Hopp/Förtvivlan adlı muhteşem debut albümünün üzerinden üç sene geçmiş. Ama daha üç gün önce dinledim ve hala bu albümden yeni şeyler keşfediyorum. Çaktırmadan ikinci albümleri Eländes Elände'yi çıkardılar ki elim ayağım birbirine dolandı desem yeridir. Death/trash metal grubu Tribulation davulcusu Jakob Ljungberg'in önderliğindeki grup, Adam Lindfors (Dead Lord), Sofia Rydahl (Gravmaskin) ve Marcus Hedman (Moralens Väktare) adındaki müzisyenlerden oluşuyor. Parantez içindeki az sayıda insanın bildiğini düşündüğüm gruplardan gelme bu insanlar ilk albümde de Ljungberg ile çalışmışlar mı bilmiyorum ama sound yine aynı sound. İyi ki de öyle. Zira Hopp/Förtvivlan'da 70'ler ve 80'ler başı rock sounduna sadık kalmak suretiyle vizyon sahibi bir progressive, psychedelic, space rock derlemesi sunmuşlar, olağanüstü rifflerle aklımı başımdan almışlardı. Çıta bu denli yüksek olunca Eländes Elände'nin ne yapacağının merakını dizginledim. Yaklaşık bir hafta albüme hiç elimi süremedim. Belki de bazı grupların çok beğendiğim ilk albümlerinin ardından ikincide çuvalladıklarını görmenin korkusu da bunda etkili oldu.

Nihayet üst üste rezalet albümler dinledikten sonra kulağımın pasını alsın diye merakımın dizginlerini bırakarak albüme başladım. Açılışta yer alan Vems Fel, öyle bir coşturdu ki, Second Sun'lı günler tekrar başlıyor diye içimi bir sevinç kapladı. Tıpkı tüm Second Sun şarkıları gibi Verms Fel de 70'lerden bir albümden kopup gelmişçesine köklere bağlı. Ama bu bağlılık, grubun şarkı yazma yaratıcılığı ile bütünleştiğinde çok daha anlamlı hale geliyor. O yüzden öne çıkan, geri kalan, isim isim önerilecek şarkı bulmak güçleşiyor. Kendi ana dillerinde söylemeleri, şarkı isimlerinin de İsveç dilinde olması, hangi şarkı nasıldı, hangi riff vardı, temposu yüksek miydi, düşük müydü, şu dilime yapışan gitar melodisi hangi şarkıdaydı gibi soruların cevaplarını vermeyi de zorlaştırıyor. Bu harika bir durum benim için. Zira Second Sun albümleri bittikten sonra geçici hafıza kaybı yaşatıyor. Bir sonraki dinlemeye kadar bu sorularla cebelleşiyorum. Dediğim gibi daha ilk albüme doyamamış, hala ondaki şarkıları birbirinden ayırt edememişken şimdi bir de Eländes Elände çıktı başımıza!

Förneka Allt, Enda Sunda Människan i Världen, Sång Till En Slagen Kämpe gibi şarkılarda olduğu gibi basit, belki de bu yüzden kimsenin yüz vermediği detayları bir şarkıya toplayıp onları yaratıcı fikirlerle sağlam rock şarkılarına dönüştürme becerileri aynen devam ediyor. Hammond organ kullanımını yaygınlaştırarak şarkılara güç katmak da bu beceriler arasında yerini almış. Bazı şarkılarda detone olmuş vokaller bile göze fazla batmıyor. Ama mesela Noll Respekt'teki gibi vokal fazlalığına da gerek yokmuş diye düşünebiliyoruz. Tabii bunlar devede kulak. Şimdilik Hopp/Förtvivlan bu ikinci albümün bir tık üzerinde. Benim gözümde o tıkı aşabilen şarkıların başında, şahane melodisiyle az biraz Anadolu rock atmosferi yüklenmiş Ingen Tid För Allting geliyor. Şarkı isimlerini aklımda tutamadığım gibi bu enfes melodileri de aklımda tutamıyorum ve bu beni her dinleyişte biraz daha heyecanlandırıyor. Belki sadece Det Betyder Allt'ın çok güzel bir balad, albümün isim şarkısı Eländes Elände'nin de kapanışa konmuş bir enstrümantal olduğunu hatırlayabilirim. Onun dışında kalan her iki albümdeki en iyi şarkılar nedir sorusuna ayak üstü cevap veremem. "Dinlemen lazım" derim ancak.

1. Vems Fel
2. Förneka Allt
3. Noll Respekt
4. Sång Till En Slagen Kämpe
5. Enda Sunda Människan i Världen
6. Ingen Tid För Allting
7. Du Ska Se Att Det Blir Sämre
8. Det Betyder Allt
9. Panikångestattack
10. Eländes Elände