2015 etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
2015 etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

21 Mart 2020 Cumartesi

Dianas - Dianas


Nathalie Pavlovic, Caitlin Moloney, Ashley Ramsey adında üç Avustralyalı hanımefendi tarafından 2012 yılında kurulan Dianas, aynı yıl ve 2014'te iki EP çıkararak önce belli bir kitle edinip, sonra onu geliştirmek suretiyle müzik dünyasına giriş yapmışlar. Ön grupluk yaptıkları lokal konserlerle insan içine çıkarak iyice pişmişler. İlk ve şimdiye kadarki tek albümleri Dianas'ın çıkması ise 2015'i bulmuş. Tesadüfen duyduğum albümü dinler dinlemez sevdim. Hoşlandığım türden bir gitar pop albümü olması yanında, pek bir yerlerde bahsedilmemiş olsa da post-punk ile olan yakın temasları beni mest etti. Gitar pop meselesini biraz açarsak, onun garajdan çıkmış olanının makbul olmasını fazla takmadan, tertemiz bir garajdan çıkmış olduğunu söylemek mümkün. Pek açamadıysak, indie rock, garage pop, surf rock, post-punk şeklinde toparlayalım. Hatta dream pop'a çalan yönleri de yok değil. Mesela piyanosu ve vokalleriyle I'm With You düpedüz dream pop bir şarkı. Böyle böyle sevdiğim türleri biraraya getirmiş, üstelik çığlık çığlığa kalmadan adeta loş bir gece albümü yapmış Dianas triosu.

Albümün en beğendiğim şarkılarının başını çeken Of A Time ile açılış yapan grup, Good Enough Girl, UFO, Braver ve 1000 Years şarkılarının büyüsüyle beni kendilerinden bahsetmeye sevk etti. Bu büyü dediğim şey aslında gayet mütevazi ama içe işleyen gitar + vokal derinliği olsa gerek. Yoksa öyle paragraflar dolusu övgüler düzülecek bir albüm sayılmaz. Hatta sıkıcı bulanlar bile olacaktır. Kaldı ki son iki şarkı keşke hiç konmayıp 8 şarkılık bir albüm olarak tasarlansaymış. Ekolu yaratıcı gitar melodileri, yine ekolu yumuşacık ikili (belki üçlü) vokaller, ne olursa olsun karşımızda sağlam bir grup olduğunu gösteriyor bana göre. Gece albümü dememin de belli bir genellemesi yok. Bana geceleri daha iyi gidiyor gibi geldi. Dianas şarkılarının itici gücü olan gitarı hangi ablamız çalıyorsa kendisini buradan tebrik ediyorum. Bu itici gücü sıkı melodiler ve Of A Time'daki gibi meditatif bir tekrar havasıyla sunan Dianas ekibi, bu ilk ve tek albümlerinin devamını bir türlü getirmemiş. Umarım kendilerinden tez zamanda (eğer dağılmadılarsa) yeni haberlerini almayı bekleriz. Şahsen yokluğu hissedilen bir grup olduklarını düşünüyorum.

1. Of a Time
2. Mars One
3. Good Enough Girl
4. UFO
5. 1000 Years
6. I'm with You
7. Freakcreep
8. Brever
9. Favourite Place
10. One Day

10 Temmuz 2017 Pazartesi

Funkiwi's - Nadie al volante


Şubat 2012 yılında, Valencia dolaylarında çeşitli gruplarla müzik yapan 8-9 müzisyenin nasıl olduysa tek çatı altında toplanmaya karar vermesi sonucu oluşan Funkiwi's, üçüncü albümleri Mondo roto'yu da Nisan 2017'de çıkardı. Ben de onları bu albüm sayesinde tanıdım. Alternative rock ile funk + hip-hop buluşması gerçekleştirmelerinden ötürü kısa sürede kanım kaynadı. Acaba önceki iki albümde nasıl takılmışlar diye bakma ihtiyacı hissettim. 2014 tarihli ilk albüm Sírvase su copa aquí, kendine daha funk, daha hip-hop biçimde bir yol belirlemiş, adeta canlı dinliyormuş gibi bir atmosfer yaratmıştı. Ama asıl tokadı, 2015 yılına ait ikinci albüm Nadie al volante'den yedim. Grubun bileşenlerini oluşturan funk, hip-hop, rock (arada bir de reggae) türleri tek vücut halinde nefis şarkılarla bütünleşmiş, funk coşkusu ete, kemiğe, kafaya, göze büründürülmüş, hem yerinde duramayan, hem de durduğu yerden hiç kımıldamayan bir istikrar sergilemişler.

Nasıl olduysa tek çatı altında toplanmışlar dedik ama nasıl olduğu çok belli. Farklı gruplarda olup da tek seferliğine jam yapmış olsalar bile gaza gelip Funkiwi's'i kurmuş olabilirler. Nadie al volante ile de zirveye ulaşmışlar adeta. O kadar eğlenceli ve enerjik bir sound ki, dinleyeni çaldıkları kulübe sokup orada ter içinde bırakıyorlar. Gitarı, bası, davulu, nefeslileri, vokali her bir unsuru kendi şovlarını yaptıkları gibi, kolektif bir hava da yakalamasını biliyorlar ki, zaten bu karışımın en keyif veren yanı da o kolektiflikten ortaya çıkan dinamizm. Uzun zamandır karşıma albüm bazında İspanyolca kaliteli rock, funk, pop vs. çıkmadığı için soğukluk hissediyordum. Ama Funkiwi's, cıvıl cıvıl müziklerine ayak uyduran tempolu vokal tarzıyla da ekstra bir ritim kazanıyor. Farklı vokalistlerin yarattığı çeşitlilik, kimi zaman rap yapılması, pek sık olmasa da soul dokunuşları, işin müzikal cümbüşünün altında kalmamaya çalışıyor. O cümbüşe renk katıyor.

Ladrón, ¿Hasta Cuándo?, Entre Barrotes, Grito a la Tierra, Funkiwi's in da House, 4ª Dimensión gibi benim şimdilik favorilerim olan şarkıların coşkusu, kısa süreliğine diğerlerindeki detayları görmemi engellemiş olabilir. Ama Ritmo Hostil'in o tatlı funk/reggae/ska karışımı tadı, El Mundo Es Nuestro'nun tropik latin esintileri, jazz funk olarak başlayıp punk olarak devam eden, sonra tekrar başlangıçtaki tonuna geri dönen kapanıştaki Teletranspórtate'nin ustalığı görülmeyecek gibi değil. Zaten albümü şarkı şarkı değerlendirmek bile tuhaf geliyor. Sanki kendi içinde değişip dönüşen tek bir şarkı çalıyorlarmış gibi bir bütünlük hakim. Her şarkıda o canlı müzik duygusu var. Aynı anda birkaç türe göz kırpan uçarılık, kendi iç disiplininin bilincindeki bir funk rock olgunluğuyla çok iyi dengeleniyor. Albümün bir sürü lokomotifinden biri olan Funkiwi's in da House'taki o 90'lar Red Hot Chili Peppers lezzeti, aslında bu karışımların zamansızlıklarını en iyi ifade eder nitelikte. Yine de son albüm Mondo roto'daki sertliği, Nadie al volante'deki yumuşatma becerisi Funkiwi's'in gerçek kimliğini yansıtıyor diye düşünüyorum.

1. Ladrón
2. Grito a la Tierra
3. A Todo Groove
4. ¿Hasta Cuándo?
5. Ritmo Hostil
6. Entre Barrotes
7. Funkiwi's in da House
8. El Mundo Es Nuestro
9. 4ª Dimensión
10. Teletranspórtate

4 Nisan 2017 Salı

Los Plantronics - Surfing Times


20 yılı aşmış geçmişiyle surf rock'ın saygın isimleri arasında gösterilen (dışarıda öyleymiş, yoksa bize öyle bir bilgi gelmedi) Oslo dolaylarından gelme Los Plantronics, yanılmıyorsam bu süreye sadece 6 albüm sığdırmış olsa da, konserlerinin hesabı yapılamıyormuş. Bir surf grubunu yerinde canlı izleyememenin kaybını albümleriyle telafi etmeye çalışmak da hiç yoktan iyidir. Kaldı ki Los Plantronics, sadece surf rock ile beslenen ve besleyen bir grup değil. Garage, soul, rockabilly, mariachi, alt. country, blaxploitation, spaghetti ve daha başka şeylerden de izler taşıyan bu lezzetli karışım sayesinde dinleyici nostaljinin dibine vurduğu kadar, bu eksantrik türleri daha aktüel bir tonda da duyabilir. Surf rock'ın en güzel yanlarından biri de zaten bu karışımla elde edilen sound zenginliğini üzerinde çok iyi taşıyabilmesi. Los Plantronics, muhtemelen yılların tecrübesiyle bu karışımı ve karmaşayı çok iyi organize ediyor. Bu organize şekli, sadece müziği disipline etmekle değil, onu özgür bırakma haliyle de kendini gösteriyor.

Çeşitli değişimlerle 95'ten bu yana müzik yapan grup hakkında bu kadar ahkam kesmeme neden olan 2015 tarihli albümleri Surfing Times'ın enerjisi, sörf seven her eve lazım. Şahsen şarkılara sinematik gözle baktıramayan, nostaljik göz dalmalarına sebebiyet vermeyen, dans ettirmese de neşeyle twist yapan insanları göz önüne getirmeyen sörf albümlerine sörf albümü demem. Surfing Times gibi bu özellikleri (hatta fazlasını) taşıyanların gözünü severim. Çekirdek kadrosu 5-6 kişiden oluşan, ekstra müzisyenlerle, nefeslilerle, mahallenin mariachi tayfasıyla, dansözlerle birlikte bazen sahneye 30 kişiyle çıktığı görülen Los Plantronics, Surf Times'ı baz alırsam hem konser atmosferini, hem de stüdyo tozu yutmuş albüm dinamiklerini bünyesinde toplamış bir albüm yapmış diyebilirim. Önceki albümlerini dinlemedim. Surf Times'ın tatmin edici hali de bu albümleri dinleme yönünde fazla aceleci olmamamı sağlıyor.

1999 tarihli ilk albümleri olan Mariachi Death Surf ismi, o zamandan son albüme kadar grubun lakabı, hatta ikinci ismi haline geldi. Surf rock gruplarının İspanyolca isim takıntıları da onların alamet-i farikalarından biri. Ama Mariachi Death Surf de güzel isim. From Mecca To Mescalito ile güçlü bir açılış yapan albüm, Zapatista Surfista, Shawnee, Moon Dawg, Golden Dawn Surf Patrol gibi diğer enstrümantal şarkılarla kendi surf rock tarihini özetliyor sanki. Mary Lou, Red Hot, So You Say You Lost Your Baby üçlüsü ise vokelden aldığı destekle gücüne güç katan, mariachi coşkusunu twist sevimliliğini, rock'n roll karizmasını, surf rock nostaljini birbirine ustaca eklemiş şarkılar olarak göz ve kulak dolduruyorlar. Bazı şarkı isimlerinin tanıdık gelme sebebi de onların başka sörf klasiklerinin coverları olmasından kaynaklanıyor. En iyi özeti zaten kendileri çıkarmış ama özetle Los Plantronics, bana surf rock ve dallarını neden sevdiğimi bir kez daha hatırlatan kaliteli gruplardan biri. Surf Times ise yaz kış iyi gider bir albüm.

1. From Mecca to Mescalito
2. Moon Dawg
3. Mary Lou
4. Golden Dawn Surf Patrol
5. El Jeffe
6. So You Say You Lost Your Baby
7. Zapatista Surfista
8. Shawnee
9. Red Hot
10. Montezuma's Revenge
11. T for Terror
12. Shortnin' Bread Pt. II

7 Ekim 2016 Cuma

VA - Dazed & Confused: A Stoned-Out Salute To Led Zeppelin


(Benim için) gelmiş geçmiş en iyi rock grubu Led Zeppelin, tıpkı başkalarının gelmiş geçmiş en iyi grupları ve şarkıcıları gibi birçok tribute albümle selamlanmış bir efsane. Tribute dediğimiz selamlama olayı da coverlardan oluştuğu için ayrıca ilgimi çekiyor. Hiç şikayetçi değilim ama zaman zaman düşünmedim değil. Acaba tribute albümler coverlardan değil de, selamlanacak grup veya şarkıcıdan esinlenerek yazılmış sıfır şarkılardan oluşsa nasıl olurdu? Kesinlikle daha orijinal olurdu. Öte yandan riskli de olurdu. Şöyle ki, o sıfır şarkı berbat birşey olsaydı, "bu efsane sana vere vere böyle mi ilham verdi" diye çemkirebilirdik. Efsanelerin kime nasıl ilham vereceği kestirilemez tabii. Onlar nasıl bu ilham özgürlüklerini kullanıyorlar ise, bizim de bu ilhamı berbat bulma özgürlüğümüz olmalı. Tüm bunları, bugüne kadar tribute (saygı, övgü, selamlama, onurlandırma, boyun borcu) adı altında bir sürü berbat cover duyduğum için söylüyorum. Çok fazla tribute albüm dinledim. Hala da dinliyorum. Ticari boyutları dışında tribute hadisesini nasıl anladığı muamma yüzlerce cover arasında bir albüm bütünlüğü yakalamış olanların azlığı beni üzüyor. Selamlanan sanatçılara etkisi nasıl oluyor bilemiyoruz elbette.

Bob Dylan, Depeche Mode, Jimi Hendrix, David Bowie, The Rolling Stones, The Beatles, Black Sabbath muhtemelen en fazla tribute albümü yapılan isimlerin başını çekiyordur. AC/DC'nin bile tribute albümü olmasının komikliği bir yana (Timo Räisänen coverı You Shook Me All Night Long'u pamuklara sararak bunun dışında tutmak üzere), bana göre en kötüleri Iron Maiden için yapılanlardır. Iron Maiden için değil tribute albüm, cover bile yapmayı yasaklamak gerek. Çünkü şarkıların karakteristik progressive özgünlükleri yüzünden kim buna yeltenirse eline yüzüne bulaştırmadan bırakamıyor. Pink Floyd (evet onların da var) ve Bob Marley için de benzer şeyler geçerli. Mesela o kadar Bob Marley tribute dinledim ama hayatımda duyduğum en iyi Marley coverı, The Voice UK 2013 yarışmacısı Moni Tivony'nin No Woman No Cry performansıdır. Prodigy'nin tribute albümleri genelde 5-6 şarkı arasında geçer ve hepsi Çin malı Prodigy albümleri gibidir. Depeche Mode için yapılanların çoğu ise yeni elektronik grupların kendilerini göstermek, remiks kabiliyetlerini test etmek için sıraya girdiği podyumlara benzer. Bizler bir baltaya sap olamamış kıytırık metal grupları biraraya gelerek tribute yapıyoruz diye toplananlar nedense ABBA şarkılarını rezil etmeyi pek severler. Filarmoni orkestralarının ve sevimli yerel bluegrass gruplarının yaptığı tribute albümler ise gayet hoştur.


Bunun gibi milyonlarca tribute klişesine bir yenisi daha eklendi. O da özellikle Led Zeppelin ve Black Sabbath için yapılan saygı albümlerine stoner, sludge, doom alanında eğitim gören veya mezun olmuş rock ve metal gruplarının fazlaca rağbet etmeleri. Bu gayet normal. Çünkü özünü geçmişten, sert tavrını günümüzden devşiren bu müziğe en çok ilham veren bu iki efsane olmuştur. Dazed and Confused: A Stoned-Out Salute To Led Zeppelin adlı 2015 tarihli derleme bunun en taze örneklerinden biri. Çoğu (hatta benim için hepsi) bilinmeyen 14 grubun çeşitli Led Zeppelin klasiklerini coverladıkları bu albüm, şimdiye dek yapılmış en sağlam Zeppelin tribute işlerinden biri olmuş. Zeppelin konusunda en bilinen tribute, 1995'te çıkan Encomium: A Tribute To Led Zeppelin'dir ki, dönemin bazı sıkı isimlerini, hatta Robert Plant'in bizzat kendisini bile içerir. Tabii o zamanlar dibimizi düşüren bu albüm, 2015 yapımı bu tribute ile karşılaştırılamayacak kadar farklı. O iyi veya bu kötü olayı değil. Encomium albümü, Duran Duran, Tori Amos, Helmet, Sheryl Crow, Stone Temple Pilots, Blind Melon gibi farklı renkler taşıyordu. Dazed & Confused ise daha çok isim yapma peşindeki gençleri ya da kendi sınırlı çapında isim yapmış bazı grupların Zeppelin'e olan ceket ilikleme şekillerini gösteriyor.

En beğendiğim yorumlar, açılışı yapan Whole Lotta Love (Siena Root), Heartbreaker (Mothership), Thank You (The Black Moods), Immigrant Song (Electric Eye), We're Gonna Groove (Joy), The Ocean (Brutus), The Rover (Fireball Ministry) oldu. Dazed and Confused ve No Quarter'ı zaten yapı itibariyle psychedelic atmosferden çıkarmak zordur. Ama Immigrant Song gibi deli dolu bir şarkı, hele de Robert Plant'in o meşhur çığlığı kullanılmadan da bu atmosfere sokulabiliyor, üzerine spagetti western sosu dökülebiliyormuş. Nobody's Fault But Mine sound olarak kulağa iyi gelse de, vokal duyulsaymış iyiymiş. Stairway To Heaven ve Kashmir dediğinizi duyar gibiyim. İkisi de var ama ne yazık ki tanınmayacak haldeler. Bir cover için tanınmayacak halde olmak her zaman kötü anlamına gelmez. Ne var ki her iki Zeppelin klasiği de, kendilerini coverlayan kafirler tarafından dövülmek suretiyle tanınmayacak hale gelmişler. Şarkıları yolda görsen tanımazsın, o derece. Zaten bu iki şarkı albümde stoner takılmayıp, sözde dream pop (ne alaka!) olarak yer bulmuş yegane coverlar. Bunları saymazsak ve topu genele vurursak eli yüzü düzgün denebilecek bir tribute Dazed & Confused... Meraklısına The Music Remains The Same (2002) ve Dead Zeppelin (2000) adında heavy metal gruplarının cayır cayır yaktığı Zeppelin coverlarından oluşan iki albümü de önerebiliriz.

1. Siena Root - Whole Lotta Love
2. Fireball Ministry - The Rover
3. Cult of Dom Keller - Dazed and Confused
4. Mothership - Heartbreaker
5. Joy - We're Gonna Groove
6. Dead Meadow - No Quarter
7. Lostage - Communication Breakdown
8. Electric Eye - Immigrant Song
9. Brutus - The Ocean
10. The Machine - Nobody's Fault But Mine
11. The Fresh & Onlys - In the Light
12. Indian Jewelry - Kashmir
13. The Tulips - Stairway to Heaven
14. The Black Moods - Thank You

5 Ocak 2016 Salı

Scandinavian Music Group - Baabel

İskandinav müzik grupları başka bir alem. Gözüme bazen dar, bazen geniş görünen, kulağıma bazen bayık, ama çoğu kez orijinal gelen (o da kendi lisanlarında söylediklerinde) bu şarkıcı ve gruplarda hissettiğim tek bir ortak duygu var. Kapalı ve soğuk atmosferin hakkını veren kış sıkıntısını, aynı atmosferden sağlanabilecek dengeli bir huzurla buluşturabilmeleri. Kendine has demek zor. Amerikan popüler müziğinden ve indie kültüründen fazlaca besleniyorlar. Zaten kendi dilleriyle söylemedikleri sürece İskandinav olduklarını anlamak pek mümkün değil. Ama bu ön bilgiye sahip olduktan sonra dinlenirse, İngilizce bile söyleseler o atmosfere girebiliyorum şahsen. Bu yüzden birçok İskandinav albüm bende maça 1-0 önde başlar.

Üretkenliklerinin de ayrıca hayranıyım. Mesela Acid House Kings, Club 8, The Legends, Pallers, Poprace gibi grupları idare edebilen İsveçli Johan Angergård,  yine İsveç'ten farklı tarzlarda gruplar kurma konusunda rekor kırmaya aday Nicke Andersson, birçok klas filme senarist ve yönetmen olarak imza atmış Danimarkalı Anders Thomas Jensen'in sinemadaki yansıması gibidirler. O filmlerde de müziklerdeki hissiyat hakimdir çoğu zaman. Belki de filmlerin yarattığı etki önce bilinçaltını doldurmuş, dinlenip beğenilen şarkıcı ve grupların İskandinav olduklarını öğrendikten sonra taşlar yerine oturmuştur. Bu, birçok ülkeye göre de farklı bir Avrupa soundu içerir bana göre. Mesela herhangi bir türe ait albümler arasında gönlüm Fransız, İtalyan veya İspanyol olanına değil, ilk olarak İskandinav olana kayar.


2002 yılından beri müzik dünyasında yer alan ve en orijinal isimlerden birine sahip Finlandiyalı Scandinavian Music Group, hepsinin içine "pop" kelimesi eklenmek suretiyle rock, folk, art, indie müzikleriyle 8 albüm devirmiş kalabalık bir grup. (Gruba bu ismi bulma aşamasında kendilerinin çok eğlendiklerini düşünüyorum.) Onlardan epeydir haberim vardı. Ancak 2014 tarihli Terminal 2 albümlerini pek beğenmediğimden o külliyata hiç girmek istemedim. Ne zaman ki son albüm Baabel ile onlara bir şans daha vermek istedim, o zaman icra ettikleri şık popun Fince ile olan birlikteliği kulağıma daha kıvamlı geldi. Hemen öncesinde bir başka Finlandiyalı şarkıcı olan Anna Puu'nun gayet sevimli son albümünü dinledim. Belki bende konser öncesi ısındırma durumu yaratmıştır. İngilizce takılan daha sert yurttaşları Nightwish, Von Hertzen Brothers, Insomnium gibi isimlerin de ufak farklılıklarla bu İskandinav ruhuna haiz olduklarını düşünmekle beraber, SMG müziğine ısındırma sağlayabilecek en iyi müziğin vokalleri mutlaka Fince olmalı.

Terhi ve Pauliina Kokkonen kardeşlerin işte bu Fince ile sürüklediği Baabel'deki şarkılardan açılıştaki Baabel, Jättiläinen, Suurin rakkaus ve Jos olen rehellinen baş favorilerim oldular. Bu dört şarkı, pop rock'ın dirayetli yanlarını, İskandinav duruşuna ait duygularıma tercüman olur nitelikte yansıtıyor. Demek istediğim şeyi anlatamadığımın çok farkındayım. İşte müzik tam da burada devreye girmesi gereken bir şey. Ayrıca Frank & Claire, 7. kerros, en çok da Tyhjälle taivaalle grubun başka bir özelliğini de ortaya koyuyor. Albümün dingin ve gizemli yanını ortaya koyan bu üç şarkı her ne kadar "art pop" diye konumlandırılmış olsa da (ve buna hak versem de) bence dream pop ile dirsek temasını hiç kaybetmeyen besteler olarak bu tanımı daha çok hak etmekteler. Uygun bir zamanda Scandinavian Music Group diskografisine bir yolculuk görünüyor gibi. Henüz duymadığım daha 6 albümleri var. Hatta Terminal 2'nun üstünden bir daha geçebilirim. Ve hatta üstüne henüz izlemediğim bir Anders Thomas Jensen filmiyle cila çekerim.

1. Baabel
2. Frank & Claire
3. Jättiläinen
4. Tyhjälle taivaalle
5. Sido tiukempaan
6. Suurin rakkaus
7. Ikaros (feat. Tuomo)
8. Jos olen rehellinen
9. 7. kerros

31 Aralık 2015 Perşembe

Issız Ada Radyosu Arşivi (Aralık 2015)

Marshmallow Coast - Vangelis Rides Again
Yıl: 2015 ABD
Tür: Indie Pop, Lo-Fi
"F" Rate: 6/10
I.A.R. tavsiyesi: "Hash Out Cash Out"
Gin Lady - Call the Nation
Yıl: 2015 İsveç
Tür: Hard Rock, Blues Rock
"F" Rate: 7/10
I.A.R. tavsiyesi: "Heavy Burden"
 
Hole - Celebrity Skin
Yıl: 1998 ABD
Tür: Alternative Rock, Pop Rock
"F" Rate: 7/10
I.A.R. tavsiyesi: "Malibu"
Bamboo - Prince Pansori Priestess
Yıl: 2015 Japonya
Tür: Indie Pop, Electronic
"F" Rate: 5/10
I.A.R. tavsiyesi: "Hexagonal"
Club 8 - The Boy Who Couldn't Stop Dreaming
Yıl: 2007 İsveç
Tür: Indie Pop, Twee Pop
"F" Rate: 7/10
I.A.R. tavsiyesi: "Whatever You Want"
Bo Bruce - Before I Sleep
Yıl: 2013 İngiltere
Tür: Pop, Art Pop
"F" Rate: 6/10
I.A.R. tavsiyesi: "Save Me"
Def Leppard - Def Leppard
Yıl: 2015 İngiltere
Tür: Hard Rock
"F" Rate: 5/10
I.A.R. tavsiyesi: "Trouble"
Enlarge Your Monster - Facing
Yıl: 2015 Fransa
Tür: Stoner Rock
"F" Rate: 7/10
I.A.R. tavsiyesi: "My Friend"
 
Fadoul - Al Zman Saib
Yıl: 2015 Fas
Tür: Funk, Soul, Rock
"F" Rate: 7/10
I.A.R. tavsiyesi: "Sid Redad"
Hooverphonic - Hooverphonic Presents Jackie Cane
Yıl: 2002 Belçika
Tür: Trip Hop, Pop Soul, Art Pop
"F" Rate: 6/10
I.A.R. tavsiyesi: "Jackie's Delirium"
 
Nerelisin - Fark Etmez!
Yıl: 2007 ABD
Tür: Folk, Alaturka
"F" Rate: 8/10
I.A.R. tavsiyesi: "Ah Bir Ataş Ver"
 
Hey Douglas - Seçmece 1
Yıl: 2015 Türkiye
Tür: Electronic, Mash-Up
"F" Rate: 8/10
I.A.R. tavsiyesi: "Ölem Ben"
Idris Elba - Murdah Loves John
Yıl: 2015 İngiltere
Tür: Soul, Neo-Soul
"F" Rate: 7/10
I.A.R. tavsiyesi: "Murdah Loves John" (feat. Wretch 32 & Tanika)
Kill Bill Vol. 1 OST
Yıl: 2003 ABD
Tür: Surf Rock, Western, Soul
"F" Rate: 9/10
I.A.R. tavsiyesi: Nancy Sinatra - "Bang Bang (My Baby Shot Me Down)"
Kill Bill Vol. 2 OST
Yıl: 2004 ABD
 Tür: Country, Rock, Classical, Score
"F" Rate: 6/10
I.A.R. tavsiyesi: Shivaree - "Goodnight Moon"
 
Maverick Sabre - Innerstanding
Yıl: 2015 İngiltere
Tür: Neo-Soul
"F" Rate: 6/10
I.A.R. tavsiyesi: "We Don't Wanna Be" (feat. Joey Bada$$)
 
Swami John Reis & The Blind Shake - Modern Surf Classics
Yıl: 2015 ABD
Tür: Surf Rock, Surf Punk
"F" Rate: 7/10
I.A.R. tavsiyesi: "Kooks on the Face"
Saïd Mesnaoui - Fik-Anta
Yıl: 2015 Fransa
Tür: World, Folk
"F" Rate: 9/10
I.A.R. tavsiyesi: "Délivre-Nous De Leur Épouqe"
 
Josefin Öhrn + The Liberation - Horse Dance
Yıl: 2015 İsveç
Tür: Psychedelic Pop, Art Pop
"F" Rate: 8/10
I.A.R. tavsiyesi: "Talk"
 
Motörhead - Kiss of Death
Yıl: 2006 İngiltere
Tür: Heavy Metal, Hard Rock
"F" Rate: 8/10
I.A.R. tavsiyesi: "Devil I Know"

27 Aralık 2015 Pazar

ONBC - Crash, Burn & Cry


Biri sarışın, diğeri esmer iki kadın ve iki sakallı adamdan kurulu Danimarkalı indie pop, indie rock, dream pop ve (hadi onu da diyelim) dream rock grubu Oliver North Boy Choir ya da kısa adıyla ONBC, bu eşkalin getirdiği bazı çağrışımlarla ABBA'yı farklı bir düzlemde hortlatma çabası içindeki bir oluşum sanılmasın. Kendileri çok ama çok klas bir grup. Bunu ilk albümleri Crash, Burn & Cry'ın o sisli, puslu, gizemli ve bu sebepten sapına kadar çekici albümleri belli ediyor. Onları tanımlarken bazı yorumlarda Chris Isaak ve Julee Cruise anahtar kelimeleri geçmiş ki, kısmen katılmakla birlikte olayı Twin Peaks'e sardırmamak gerektiği kanaatindeyim. Kesinlikle sinematik bir atmosfer yaratıyorlar. Lakin bunu öyle anlaşılmaz yollardan değil, anlaşılması emek isteyen yollardan hallediyorlar. O emeği gösterecek dinleyici, sözünü ettiğimiz türlerle iyi anılara sahipse emeğinin karşılığını mutlaka alacaktır. Mesela Crash, Burn & Cry adlı şu albümün 2015'in en iyilerinden biri olduğunu anlamam epey zaman aldı. İlk dinlediğim anda bir potansiyel sezmiş olsam da, üzerine düşmeye değeceğini düşünmemiştim. Ne zaman ki aradan bir süre geçtikten sonra tekrar karşıma çıkana ve açılış şarkısı The Railing'i bu kez farklı bir ruh haliyle dinlemeye başlayana kadar.

Açılış şarkılarının hayati önemini bir defa daha vurgulayan The Railing, yanlış anlaşılmasın öyle vur patlasın, çal oynasın veya kapı önünde müşteri tavlamak için yalana dolansın bir şarkı değil kesinlikle. Hatta o tip albümlere giremez bile belki. Ama dramatik gücüne, kırılganlığına ve buna rağmen ayakta duruşuna tam manasıyla vakıf olabilmek için ikinci, üçüncü kez dinlemek gerekebiliyor. Aynı duyguları, aşama aşama beğenmeye, hatta yılın en iyi albümlerinden birini oluşturan parçalar olduğunu düşünmeye giden yolda White Trash, Brothers, Classic, The Warehouse için de yaşadım. Chris Isaak demişsiniz ama mesela Isaak'in şimdilerde Brothers gibi şarkılar yazması lazım gelirken saçma sapan işler peşinde. Julee Cruise dersen, onu da Twin Peaks şarkısı dışında tanımam etmem. Tanja Simonsen'in gücünü kırılganlığından sızan esrarengizlikten alan sesi ile birlikte o gotik western tadı taşıyan gitar gruba karakterini veren iki önemli unsur. Ona benziyor, şunu andırıyor peşinde koşmaya fırsat vermeyecek kadar konsantre olunduysa zaten ONBC müziği etki alanını kurmuş demektir. Gerisi, şiirsel bir hüznün ayak izlerini takip ederken başımıza gelenlerden ibaret.

1. The Railing
2. White Trash
3. Call It What You Want
4. The Warehouse
5. Classic
6. One of These Days (Part 1)
7. Brothers
8. Knocked Out
9. Copenhagen
10. One of These Days (Part 2)

10 Aralık 2015 Perşembe

Man Up (OST)


Başrollerini Simon Pegg ve Lake Bell'in paylaştığı Man Up, bir türlü gerçek aşkı, doğru insanı bulamamış 34 yaşındaki Nancy'nin tesadüfen trende tanıştığı 24 yaşındaki Jessica'nın "kör randevusu" olan Jack ile buluşması, ama bozuntuya vermeyip bu randevuyu Jessica olarak sürdürmesiyle yaşanan komik olayları izlediğimiz sevimli bir romantik komedi. 90'lı yılların rom-komlarını, bazen de hoş Christmas filmlerini anımsatan Man Up, bu garip randevunun gerçekleştiği günün sabahından akşamına kadar yaşanan tek bir günü anlatırken birçok eğlenceli ve romantik sahneyi, birçok eğlenceli ve romantik şarkıyla da süsleyerek cazibesini arttırıyor. Buna benzer keyif verici bir soundtrack olarak en son yine Simon Pegg'in yer aldığı The World's End'i dinlemiştim. İngiliz yapımı filmler için derlenen müzik albümlerinin havası bir başka oluyor. Hem filmin atmosferini anımsamak, hem de yeni isimler keşfetmek gibi duble faydası olan bu gibi soundtracklerin İngiltere ayakları, o puslu ve soğuk iklimin sıcacık battaniyeleri, kabanları, atkıları oluveriyorlar sanki.

Paloma Faith ile başlayıp, Elbow ile mutlu son yapan filmin müzik albümünde bu sıralamaya gidilmemiş. Üç adet Dickon Hinchliffe bestesi filmin "score" yönünü hiç sıkmadan aradan çıkarıyor. Pop, soul ve rock yörüngesinden çıkmadan, çok sevdiğim The National, The B-52's, Aaron Neville, George Thorogood & The Destroyers şarkılarının canını yiyerek albüme ısınıyorum. Gerçi filmi izledikten sonra bir soundtrack albümü olup olmadığını bilmediğim halde olası bir albüme çoktan ısınmıştım. Bunu sağlayan şarkılar malum. Nancy ve Jack'in barda dans ederken bir yandan tartıştıkları an aniden çalmaya başlayan The Reflex (ve bu ana damga vuran şahane dans sahnesi) ve Jack'in bir parti dolusu ergenle birlikte Nancy'nin evini ararken fonda çalan Whitesnake bombası Here I Go Again. Bu arada The Reflex'ten önce Nancy, "işte bizim şarkımız çalıyor" diye Jack'i eski karısı ve onun sevgilisiyle oturdukları masadan dansa kaldırdığı şarkı da Phyllis Nelson adlı soul şarkıcısının 1984 tarihli Move Closer parçasıymış. İşte romantik komedilerde ve orada çalan şarkılarda sevdiğim şeylerden biri de bu. İnsanın o bara gidip birşeyler içesi, o 80'ler şarkılarıyla dans edesi geliyor.


Bu kadar değil tabii. Nancy ve Jack'in bowling oynadıkları sahneye The Jim Jones Revue'nün Shoot First parçası cuk oturmuş. İkisinin unuttukları eşyaları almak için bara kadar yarıştıkları sahnede Have Love, Will Travel'ı genç İngiliz şarkıcı Clare Maguire'dan duyuyoruz. The Sonics orijinali olsa daha iyi olurmuş. İkilinin tren istasyonunda ayrılış hüzünlerine eşlik eden estrümantal Where Is My Mind?, Fransız klasik müzik piyanisti Maxence Cyrin'e ait. Filmde bol bol bar, parti sahnesi olduğundan, albümde de adı sanı pek duyulmamış isimlerden bu atmosfere uygun şarkılar bulunmakta. Bunlar o sahnelerin fonunda silik bir şekilde duyuluyordur belki. Ama bazıları albüme konmasa da olurmuş. Bu yüzden albümün 4-5 şarkı fazlası var diyebiliriz. Onları çıkarsak bile ortada filmin ruhuna sirayet etmiş bir sürü şarkı kalıyor zaten.

Soundtrack olayının bu albümdeki keşif yönüne bakarsak kendi adıma daha önce hiç rastlamadığım Maverick Sabre'yi gösterebilirim. Albümdeki I Need şarkısını duyunca kendisini yine 80'li yılların tecrübeli siyah soul şarkıcılarından biri sanmak olası. Ama kendisi henüz 25 yaşında beyaz bir İngiliz şarkıcı. R&B, soul, hip-hop, reggae karışımından ibaret tarzını bugüne dek üç albümle yansıtmış. Bu albümleri bir kenara not aldıktan sonra Man Up albümüne geri dönersek söyleyecek başka bir şey kalmıyor ve tekrar başa alıp dinlemek hoş oluyor. Komedinin de romantizmin de hakkını mütevazi biçimde veren Man Up, "çerezlik" tabirini hak ettiği kadar, o çerezi belli aralıklarla tatmak isteyeceğimiz türde sevimli bir film. Bir dönem Hugh Grant romantik komedilerini seven insanların bu türle özlem gidermelerini sağlayacak kapasitede komik, yer yer absürt, bazen deli dolu, bazen aklı başında, finaliyle de romantizm şirinliğinin ön saflarında. İzlemeyi düşünenler varsa acele etmeyip yılbaşı gecesi için uygun bir saat belirlesinler derim. Sonrasında zaten albümü dinlemek istemeleri kaçınılmaz olacaktır.

1. Elbow - What Time Do You Call This?
2. The B-52's - Love Shack
3. George Thorogood and The Destroyers - Bad to the Bone
4. Jungle - Busy Earnin'
5. Fryars - Cool Like Me
6. Dickon Hinchliffe - Jack's Speech
7. The National - I Need My Girl
8. Aaron Neville - Hercules
9. Maverick Sabre - I Need
10. Maxence Cyrin - Where ıs My Mind?
11. Clare Maguire - Have Love, Will Travel
12. The Jim Jones Revue - Shoot First
13. Jody Reynolds - Feel So Good
14. Paloma Faith - Upside Down
15. Dickon Hinchliffe - Nancy's Speech
16. Phyllis Nelson - Move Closer
17. Alex Clare - Three Hearts
18. Ed Thomas - Let It Take
19. Duran Duran - The Reflex
20. Dickon Hinchliffe - Chasing Jessica
21. Whitesnake - Here I Go Again '87

30 Kasım 2015 Pazartesi

Issız Ada Radyosu Arşivi (Kasım 2015)

Enya - Dark Sky Island
Yıl: 2015 İrlanda
Tür: Celtic New Age
"F" Rate: 8/10
I.A.R. tavsiyesi: "I Could Never Say Goodbye"

Calibro 35 - S.P.A.C.E.
Yıl: 2015 İtalya
Tür: Psychedelic Rock, Space Rock
"F" Rate: 7/10
I.A.R. tavsiyesi: "Bandits on Mars"
 
Sandrider - Sandrider
Yıl: 2011 ABD
Tür: Stoner Rock, Stoner Metal
"F" Rate: 7/10
I.A.R. tavsiyesi: "Scatter"
 
Le Galaxie - Le Club
Yıl: 2015 İrlanda
Tür: Synth Pop, Electronic, Nu Disco
"F" Rate: 6/10
I.A.R. tavsiyesi: "Le Club"




 
 
Van Halen - For Unlawful Carnal Knowledge
Yıl: 1991 ABD
Tür: Hard Rock
"F" Rate: 7/10
I.A.R. tavsiyesi: "In 'n' Out"
The Starlite Desperation - Go Kill Mice
Yıl: 1999 ABD
Tür: Alternative Rock, Garage Rock
"F" Rate: 6/10
I.A.R. tavsiyesi: "What I Want"
Billy Gibbons and The BFG's - Perfectamundo
Yıl: 2015 ABD
Tür: Blues Rock, Latin Rock
"F" Rate: 6/10
I.A.R. tavsiyesi: "You're What's Happenin', Baby"
 
Funky Bijou - The Soundtrack
Yıl: 2015 Fransa
Tür: Hip-Hop, Funk, Breakbeat
"F" Rate: 7/10
I.A.R. tavsiyesi: "Return of the Anthem"





 
Wayne's World OST
Yıl: 1992 ABD
Tür: Hard Rock, Pop Rock
"F" Rate: 8/10
I.A.R. tavsiyesi: Queen - "Bohemian Rhapsody"
 
Wayne's World 2 OST
Yıl: 1993 ABD
Tür: Hard Rock, Pop Rock
"F" Rate: 6/10
I.A.R. tavsiyesi: Norman Greenbaum - "Spirit in the Sky"
 
The Black Lamps - The Black Lamps
Yıl: 2015 İngiltere
 Tür: Indie Rock, Shoegaze
"F" Rate: 7/10
I.A.R. tavsiyesi: "The Archivist"
 
Tracy Chapman - Greatest Hits
Yıl: 2015 ABD
Tür: Folk Rock, Singer/Songwriter
"F" Rate: 9/10
I.A.R. tavsiyesi: "Fast Car"





 
Ellie Goulding - Delirium
Yıl: 2015 İngiltere
Tür: Electropop
"F" Rate: 4/10
I.A.R. tavsiyesi: "Lost and Found"
Erkin Koray - Elektronik Türküler
Yıl: 1974 Türkiye
Tür: Psychedelic Rock, Anatolian Rock
"F" Rate: 8/10
I.A.R. tavsiyesi: "Yalnızlar Rıhtımı"





 
Cee-Lo Green - Heart Blanche
Yıl: 2015 ABD
Tür: Pop Soul, R&B, Pop
"F" Rate: 5/10
I.A.R. tavsiyesi: "Working Class Heroes (Work)
 
 
 
 
 
 
Nur Yoldaş - Sultan-ı Yegah
Yıl: 1981 Türkiye
Tür: Progressive Pop
"F" Rate: 8/10
I.A.R. tavsiyesi: "Sultan-ı Yegah"
 
 
 
 
 
 
Wolfheart - Shadow World
Yıl: 2015 Finlandiya
Tür: Melodic Death Metal
"F" Rate: 7/10
I.A.R. tavsiyesi: "Last of All Winters"
 
 
 
 
 
The 'Verb - Reverberated... for Your Pleasure
Yıl: 2007 ABD
Tür: Surf Rock
"F" Rate: 6/10
I.A.R. tavsiyesi: "The Wrath of the Mercenary"
 
 
 
 
Dirty Ghosts - Let It Pretend
Yıl: 2015 ABD
Tür: Indie Rock, Post-Punk
"F" Rate: 5/10
I.A.R. tavsiyesi: "Some Kids"
 
 
 
 
 
 
 
Coldplay - A Head Full of Dreams
Yıl: 2015 İngiltere
Tür: Pop Rock, Dream Pop
"F" Rate: 6/10
I.A.R. tavsiyesi: "Adventure of a Lifetime"