31 Mayıs 2021 Pazartesi

Issız Ada Radyosu Arşivi (Mayıs 2021)

Kamuran Akkor - Kamuran Akkor
Yıl: 2015 Türkiye
Tür: Pop, Funk, Best Of
"F" Rate: 9/10
I.A.R. tavsiyesi: "Doğru Mu Doğru Mu"

Samri - Sét.
Yıl: 2021 Etiyopya
Tür: Pop, World
"F" Rate: 6/10
I.A.R. tavsiyesi: "Fikir Bamaregna"

The Electric Cactus - The Electric Cactus
Yıl: 2021 Kanada
Tür: Stoner Rock, Hard Rock
"F" Rate: 5/10
I.A.R. tavsiyesi: "Extra Ordinary Circumstances (Or It Could Be Boring)"
Boney M. - Rasputin - Lover of the Russian Queen
Yıl: 2021 Almanya
Tür: Dance-Pop, Disco, Best Of
"F" Rate: 8/10
I.A.R. tavsiyesi: "Ma Baker"
The Vintage Caravan - Gateways
Yıl: 2018 İzlanda
Tür: Hard Rock, Heavy Psych
"F" Rate: 7/10
I.A.R. tavsiyesi: "Hidden Streams"
Trev Lukather - Trev
Yıl: 2008 ABD
Tür: Hard Rock
"F" Rate: 5/10
I.A.R. tavsiyesi: "Tonight"
Motorpsycho - Kingdom of Oblivion
Yıl: 2021 Norveç
Tür: Heavy Psych, Psychedelic Rock
"F" Rate: 7/10
I.A.R. tavsiyesi: "The United Debased"

The Tibbs - Takin' Over
Yıl: 2016 Hollanda
Tür: Soul, Funk
"F" Rate: 6/10
I.A.R. tavsiyesi: "Cussin', Cryin' & Carryin' On"
Aspetuck - The Bees Came Back
Yıl: 2021 ABD
Tür: Electronic, Breakbeat
"F" Rate: 8/10
I.A.R. tavsiyesi: "Sweet Dots"
The Heavy Clouds - Life Side Effects
Yıl: 2021 Polonya
Tür: Stoner Rock, Grunge
"F" Rate: 6/10
I.A.R. tavsiyesi: "All My Demons"

The Baseballs - Hot Shots
Yıl: 2021 Almanya
Tür: Rockabilly, Rock'n Roll, Cover
"F" Rate: 8/10
I.A.R. tavsiyesi: "Rock Me Amadeus"
Trade Wind - You Make Everything Disappear
Yıl: 2016 ABD
Tür: Alternative Rock, Dream Pop
"F" Rate: 6/10
I.A.R. tavsiyesi: "Je t'aimerais toujours"
Patáx - Plays Michael Jackson (A Tribute)
Yıl: 2015 İspanya
Tür: Jazz-Funk, Latin, Soul, Cover
"F" Rate: 8/10
I.A.R. tavsiyesi: "Smooth Criminal"

Mdou Moctar - Afrique Victime
Yıl: 2021 Nijerya
Tür: Tishoumaren, Psychedelic Rock, Blues Rock
"F" Rate: 7/10
I.A.R. tavsiyesi: "Afrique Victime"

Qveen Herby - A Woman
Yıl: 2021 ABD
Tür: Pop Rap, R&B
"F" Rate: 6/10
I.A.R. tavsiyesi: "Faster"
Spiritual Voices & Shiza - Tremor
Yıl: 2021 Slovenya
Tür: Techno, Rave, Electronic
"F" Rate: 9/10
I.A.R. tavsiyesi: "Mirror Prism"
Juanes - Origen
Yıl: 2021 Kolombiya
Tür: Pop Rock, Latin Rock
"F" Rate: 6/10
I.A.R. tavsiyesi: "Dancing in the Dark"
Blood Cultures - LUNO
Yıl: 2021 ABD
Tür: Psychedelic Pop, Indietronica
"F" Rate: 6/10
I.A.R. tavsiyesi: "Keeps Bringing Me Back"
Los Mejillones Tigre - Tropical y Salvage
Yıl: 2020 İspanya
Tür: Garage Rock, Cumbia
"F" Rate: 7/10
I.A.R. tavsiyesi: "Yo Soy el Vampiro"

Lord Huron - Long Lost
Yıl: 2021 ABD
Tür: Indie Folk, Americana
"F" Rate: 7/10
I.A.R. tavsiyesi: "Not Dead Yet"



28 Mayıs 2021 Cuma

Trade Wind - The Day We Got What We Deserved

 
2013'te New York'ta kurulan Trade Wind adında bir grupla karşılaştım. Üçüncü albümleri The Day We Got What We Deserved'ün çıktığı 21 Mayıs, gerçekten de hak ettiklerini aldıkları gün olmuş diyebiliriz. Zira albümü dinleyip sağlama aldıktan sonra geriye döndüğümde önceki iki albümün bu kadar güçlü olmadığını, hak ettiklerini alabilmeleri için biraz daha beklemeleri gerektiğini düşündüm. Yaptıkları müzik indie & alternative rock olarak geçiyor olsa da, psychedelic pop ve post-rock etiketi bence daha çok yakışıyor. Dinleyeni 27 buçuk dakika boyunca öyle bir atmosfere sokuyor ki, bir albümün kendi yerini bulmasında süresinin uzunluğu ya da kısalığının önemli olmadığını gösteriyor. Özellikle post-rock denince normalden biraz daha uzun, bazen de bu uzunluğu boş yaparak geçiren şarkılar akla gelebiliyor. Grubun ilk iki albümünde de bu tanıma uyan birkaç şarkı yok değil. Ama en uzunu 3 buçuk dakika olan şarkıların bulunduğu bu albümde iki dakika ve üzerindeki birçok şarkı bile derdini o kadar güzel anlatmış ki, sürenin bile hiç önemi kalmamış, zamanı unutturmuş adeta.

Trade Wind gibi grupları çok seviyorum. Indie rock diye yazdıkları bir grubu önce dinle/unut sanıp, içine girince uzun süre çıkamayacağımı hissettiğim o ters köşe duyguyu tattırıyorlar bana. Bir yandan sağı solu belli olmayan, bir yandan da güçlü bir duygusal ambiyans yaratmaları çok hoşuma gidiyor. Müzik dinleme işini ciddi bir aktiviteye, kaliteli zamana dönüştürüyorlar. Bu albümleri ilk dinleyişim, önce birkaç şarkının sivrilmesiyle, daha sonraki seanslarda aralarına yenilerinin de katılmasıyla zevkten dört köşe deneyimler haline geliyor. En iyi yanlarından biri de, ilk dinleme işi bitince biraz ara verip o albümle ilgili aklımda kalan gizemleri kurcalamak. "Birkaç şarkı vardı, gerçekten çok iyilerdi. Ama melodileri aklımda kalmadı. Bir sonrakinde tekrar rastlayacağım onlara. Bazı şarkılar da kendilerini hiç ele vermediler vs. vs." İlk başta Nine Tails ve Bishop'ı koleksiyonuma katıp başka albümlere yelken açacağımı düşünürken, dinledikçe hem onlara daha çok bağlandım, hem de usul usul diğerlerinin içindeki cevherleri görmeye başladım.

O diğerleri de şimdilik Blue NotesDIE! DIE! DIE!, Burning The Iron Age diye sürüp gidiyor. İlk iki albümde Untitled I ve Untitled II adlı kısa şarkılar vardı. Bunlar çoğu zaman interlude misali geçişler olarak pek ciddiye alınmazlar. Ama bu üçüncü albümde yer alan Untitled III o kadar güzel ki, ne zaman sıra ona gelse 2:16 dakika boyunca kendimi üç boyutlu biçimde herhangi bir epik manzaranın içinde buluyorum. ambient ile düzeyli paslaşmaları, Weather Eyes'da olduğu gibi yemeğin içinde saksafonla biraz jazzy dokunuş katmaları, ara ara bana The National tadı vermeleri benim için Trade Wind'i özel bir konuma getiriyor. Albüm hiç bitmese, Bishop'un "I'll Wait" nakaratına karaoke yapabilsem, şu Untitled III 10 dakika sürse, albümün kapanışındaki Walk Me In // Plant Me In Your Garden ile 2016 yılına ait ilk albümleri You Make Everything Disappear'ın kapanışında yer alan Je t'aimerais toujours yer değiştirse nasıl olurdu diye çeşit çeşit şeyleri kafamdan geçirsem de albüm bitiyor. İyi de oluyor, tadında kalıyor. Bitince de kafamda dönmesine engel olamıyorum. Gizemi sürsün, her dinlediğimde hissettiğim yoğunluk aynı kalsın istiyorum. Kendi kısa, etkisi uzun süren bir yolculuğa benzettiğim The Day We Got What We Deserved, onu dinlediğim günlerde çıktığımı hayal ettiğim yolculuğu hak ettiğimi düşündürüyor bana.

1. Burning the Iron Age
2. DIE! DIE! DIE!
3. Nine Tails
4. Bishop
5. Blue Notes
6. Fade on You
7. Don't Rush
8. Untitled III
9. Weather Eyes
10. Walk Me in // Plant Me in Your Garden

20 Mayıs 2021 Perşembe

Levara - Levara

 
Hakkında hiçbir şey bilmeden daldığımız albümler, istediğimiz yelpazeden bir renk sunduğunda ne kadar seviniriz. O renk bazen pop olur, bazen rock olur. Bazen Levara gibi pop rock olur. Tabii ilk izlenim pop rock yönünde. Ama albüm açıldıkça pop rock şeklinde dar bir açıdan bakmamamız gerektiğini anlıyoruz. Zira Levara'nın künyesinde AOR (Adult Oriented Rock) yazıyor. Hard rock, pop rock ve progressive rock karışımı bir tür olarak 1970-80 arası ortaya çıkan, Asia, Boston, Foreigner, Journey, Toto gibi canımız ciğerimiz gruplarla da özetlenebilecek bu türün izinden giden Levara, Josh Devine (davul), Jules Galli (vokal), Trev Lukather (gitar) isimlerinde birbirinden yakışıklı üç gençten oluşuyor. Aynı cümle içinde geçen Toto ve Lukather isimlerinden de şüpheleneceğimiz üzere yaptığımız araştırmalar sonucu gitarist Trev Lukather'ın Toto gitaristi Steve Lukather'in oğlu olduğunu öğreniyoruz. Hatta genç Lukather'ın 2008 tarihli Trev adlı orta karar bir solo albümü olduğunu da bu bilgilerimize ekliyoruz. Bu bilgi, muhtemelen ikinci dinlememizde yerli yerine oturuyor. Geçi debut albümden ne kadar anlaşılabilir ama Trev de babası gibi iyi bir gitarist ve yol aldıkça çok daha iyi olacağının sinyallerini gönderiyor.

Grubun iyisi sadece Trev değil elbette. İngiliz davulcu Josh Devine'ı zamanlaması ve coşkusu yerinde tarzı, bir frontman olarak gerekli tüm bileşenlere sahip solist Jules Galli'nin AOR dinamiklerine çok uygun tutkulu vokali Levara'nın yan bakılmayacak özellikleri arasında. Bu tip yetenek yüklü üçlüleri, dörtlüleri çok gördük, şarkılardan ne haber derseniz, zaten bu üçlü ve dörtlüleri övmemizin asıl sebebi o şarkılar. İstediğiniz kadar yetenekli olun, iyi şarkı yazamazsanız havanda su döversiniz. Bu çocuklar o havanda atalarından aldıkları paha biçilmez mirası kendi çaplarında o kadar güzel dövüyorlar ki, Heaven Knows, Chameleon, Allow, Ever Enough, Automatic gibi sağlam bestelerle geleceğe umut dolu bakışlar atıyorlar. Ön ve geri vokallerdeki yoğunluk, yukarıda saydığımız baba AOR gruplarının hemen hepsinde gördüğümüz, yıllar boyu unutmadığımız yoğunluğa oldukça yakın. Mesela Ever Enough ve Automatic'teki ritim gitarın şarkıyı dizayn edişindeki ustalık kesinlikle Toto'dan, yani Steve Lukather'dan oğlu Trev'e miras kalmış görünüyor.

Bu gençleri teker teker öven bir cümle daha kuracağım ki bunu hak ediyorlar. Josh Devine'ın güven veren davulculuğu, Trev Lukather'ın gitar hakimiyeti ve 80'leri 90'lara ekleyen soloları, Jules Galli'nin şu an adını hatırlayamadığım ama mutlaka tanıdığım ve sevdiğim nice AOR solistinden izler taşıyan güçlü sesi, ne iyi olmuş da bu üçlü bir araya gelmiş dedirtiyor. Can't Get Over şarkısında geri vokal yapan Toto solisti Steve Perry ve Chameleon klibinde görünen baba Lukather sayesinde Toto desteğini de arkalarına almaları beni gelecekleri için daha da ümitlendiriyor. (Bu arada şarkıların güzelliğini hiç yansıtamayan dört adet kötü video klip de beni üzüyor.) Belki ilk albüm olmasından ötürü bıraktıkları izlenim pop rock yönlerinin biraz daha ağır bastığı, çok güçlü nakaratlarla radyo dostu takıldıkları yönünde olabilir. Fakat maksat iyi bir çıkış yakalamak, devamında isim yapıp daha özgün işlere, daha progressive ve AOR sulara yelken açmaksa "kendi adını taşıyan ilk albüm" olarak Levara o çıkışın ta kendisi bana göre.

1. Heaven Knows
2. Automatic
3. Ever Enough
4. On for the Night
5. Allow
6. Can't Get Over
7. Chameleon
8. Ordinary
9. Just a Man
10. No One Above You

10 Mayıs 2021 Pazartesi

The Shoes - Crack My Bones


Guillaume ve Benjamin adındaki iki Fransızdan kurulu The Shoes, bu indie kalabalığında bir şekilde kendilerini dinletme özelliklerine sahip olduklarını düşündüğüm türden hoş bir indie pop grubu. 10 şarkılık ilk albümleri Crack My Bones'u dinlemeye başlayınca ve her şarkıda vokalin değiştiğini farkedince sandım ki, şarkıları bir Guillaume, bir Benjamin dönüşümlü söylüyorlar. Meğer albümlerine Esser, Primary 1, The Bewitched Hands, Wave Machines, Cock'n'bullkid gibi pek kimsenin bilmediği indie pop kardeşlerini konuk edip mikrofonlarını onlara vermişler. Nereden gelip nereye gidiyorlar bilmiyorum ama albüm o kadar indie banalliği içinde bana hayli sivrilmiş kalitede gözüktü diyebilirim. Herşeyden önce pop müziğin kaliteden yana bilincini ve sorumluluğunu, bağımsızlık ilanında bulunmuş bir müziğin bünyesinde hem mütevazi, hem de son zamanlarda pek bir havalanan 2. veya 3. albümünü yapmış benzerlerine ayar verecek türden iddialı biçimde taşıyorlar.

Yine de listeleri silkeleyecek, radyoları silip süpürecek, kitleleri sallayacak bir poptan söz edemeyiz ki, bunun adı da zaten indie pop oluyor genelde. Cover Your Eyes, Stay The Same, ilk single People Movin' ve The Bewitched Hands'in koltuk çıktığı üç şarkı olan Time To Dance, Crack My Bones, The Wolf Under The Moon, klişelerden uzak bir pop serinliği yaşamak isteyenler için kansere olmasa da, yukarıda sözünü ettiğim kuru kalabalığın neden olduğu başağrısına çare olabilecek nitelikte şarkılar. Mesela Cover Your Eyes gibi bir şarkıya rastlayabilmek için 9 tane aptal indie albüm dinlemeniz gerekiyorsa dinleyeceksiniz. Çünkü buna değer bence. Dans pistlerine trance veya house etkisi yapmaz belki ama kafalar biraz güzelse bile pekâlâ daha aklıbaşında figürler tasarlayabileceğiniz, olmadı oturup ciddi ciddi dinleme aktivitesine girebileceğiniz türden bir müzik onlarınki. Kaldı ki sekiz buçuk dakikalık son şarkı Investigator, hiçbir DJ'in elini sürmediği şu haliyle dahi birçoğuyla düelloya girebilir. Yine de o taraklarda bezi olduğunu sanmadığım, kendi saçını kendi taramayı seçen, çok da güzel tarayan bir albüm Crack My Bones...

1. Stay The Same (feat. Esser)
2. Cover Your Eyes (feat. Waves Machine)
3. People Movin' (feat. Primary 1)
4. Wastin' Time (feat. Esser)
5. Time To Dance (feat. The Bewitched Hands)
6. Cliché (feat. Cock'n'bullkid)
7. Crack My Bones (feat. The Bewitched Hands)
8. Bored
9. The Wolf Under The Moon (feat. The Bewitched Hands)
10. Investigator

5 Mayıs 2021 Çarşamba

The Vintage Caravan - Monuments

 
Üzerinde The Vintage Caravan yazan bir albümü, klasik bir hard rock beklentisi ile ama hakkında hiçbir şey bilmeden dinlemeye başladığınızda ilk şarkı Whispers size "evet bu klasik bir hard rock" duygusunu veriyor. Crystallized, o hard rock'ın üzerine blues rock katkılı progressive rock koyunca olayın "klasik" tarafı biraz geri çekiliyor. Hemen ardından gelen Can't Get You Off My Mind olaya biraz daha kıvraklık katarak bu Amerikalı arkadaşların aslında hiç de öyle klasik mlasik diye yabana atılır olmadıklarını gösteriyor. Dördüncü şarkı Dark Times'a geldiğimizde ise aslında bu arkadaşların Amerikalı olmadıklarına dair şüpheler beliriyor. Gerçi albümün bu noktasına kadar bazı aksan kaymaları hafif işkillendirmedi değil. Ama olay aksanda değil, şarkı atmosferinin yarattığı İskandinav aşinalığında. Hard, progressive, blues farketmez, rock namına en güzel nostaljik duyguları günümüze başarıyla uyarlayan milletler çoğunlukla İsveç, Norveç, Danimarka gibi kardeşlerimiz olmuştur. The Vintage Caravan ile ilgili araştırma safhasına geçtiğimizde kendilerinin Reykjavík/İzlanda'da bulunan Höfuðborgarsvæði bölgesinden gelme bir grup oldukları bilgisine ulaşıyoruz ki, aynı ülkedeki meşhur yanardağ Eyjafjallajökull'u tuhaf bulanların bir de bunu denemelerini tavsiye ederiz.

Dark Times, dinleyici tecrübesiyle açıklanabilecek veya sadece bir his diye işin içinden çıkıp açıklanamayabilecek şekilde İskandinav/Nordik retro tutkunu gruplara ait bir şarkı. Zaten bu yüklemeden sonra ne çalsalar o İskandinavlığa ve Nordikliğe havale edilerek keyfi çıkarılan Monuments adlı beşinci The Vintage Caravan albümü, artık klişe olduğu üzere dinledikçe serpilen, kodlarını ortaya koyan tecrübe yüklü bir rock güzelliği. Tabii önceki dört albümü de dinlettiren bu tecrübe, 2006'da kurulan grubun müzik yolculuğu hakkında her şeyi öğrenmemizi sağlıyor. Özellikle Arrival (2015) ve Gateways (2018) albümleri grubun hard, progressive, blues karması rock olgunluğunu gözler önüne seren kalitede. Bu karmaya bir isim de bulmuş olan otoriteler, "heavy psych" demeyi uygun görmüşler. The Vintage Caravan, bu türe ait dinlediklerime nazaran geçmişe biraz daha bağlı kalmış gruplardan. Dark Times kadar, Forgotten ve Clarity gibi 8'er dakikalık katmanlı şarkılarla zaten yılın en iyi rock albümlerinden biri olduğunu ilan eden Monuments, adı gibi vintage olması yanında çağdaşlığıyla da kulak dolduruyor. Grup Can't Get You Off My Mind ve Sharp Teeth'te ara ara Red Hot Chili Peppers numaraları çekiyor. Forgotten ve Said & Done'da yakaladığı modern riffleri yeni yetme gruplara ilham verecek çeşitlilikte işliyor.

Aynı zamanda grubun vokalisti olan Óskar Logi Ágústsson'un gitarıyla attığı güçlü temeller, üzerine özgürce çıkılacak katlar yaratıyor. Heavy psych olmanın getirdiği özelliklerden biri olarak doğru yer ve zamanda devreye giren harikulade gitar soloları kimi zaman şarkının suyuna giderken, kimi zaman sürpriz bir şekilde yan yollara sapabiliyor. Bu da o vintage duygusunu hissettiren özelliklerden biri. This One's For You ve kapanışta yer alan Clarity'nin yumuşaklığı, bu bas, davul, gitar yoğunluğunda hiç sakil durmadığı gibi, albümün karakter gelişimine önemli katkılar sağlıyor. İlk başlarda kıyıda köşede kaldığını düşündüğüm Hell bile dinledikçe o kadar güzelleşti ki, zaten iyi albümlerin hepsi böyledir. Filmlerde gördüğümüz İzlanda'nın o soğuk ama etkileyici atmosferinden o güzel filmlerin nasıl çıktığını biliyoruz. Onları modernlikleriyle, pastorallikleriyle sevdik. Monuments gibi güzel albümlerin de oradan çıktığını bilmek, beni o filmlere götürdü bazen. Şehir ışıklarıyla donatılmış gecelerine, doğayla iç içe yaşayan gündüzlerine gittim. The Vintage Caravan'ın İzlandalı olduğunu bilmesem yine gider miydim emin değilim. Ama boş boş dinlemeyip o bilgilere sahip olunca şarkıların sizi oralara götürmesi daha kolay ve anlamlı oluyor.

1. Whispers
2. Crystallized
3. Can't Get You off My Mind
4. Dark Times
5. This One's for You
6. Forgotten
7. Sharp Teeth
8. Hell
9. Torn in Two
10. Said & Done
11. Clarity