30 Nisan 2026 Perşembe

Issız Ada Radyosu Arşivi (Nisan 2026)

Black Boboi - Sepia
Yıl: 2026 Japonya
Tür: Downtempo, Dream Pop
"F" Rate: 6/10
I.A.R. tavsiyesi: "Sepia"
lùisa - Call Me the Witch
Yıl: 2026 Almanya
Tür: Pop Rock, Indie Rock
"F" Rate: 7/10
I.A.R. tavsiyesi: "Stay the Night"
Jim Jones All Stars - Cat Fight
Yıl: 2026 İngiltere
Tür: Blues Rock, Garage Rock
"F" Rate: 7/10
I.A.R. tavsiyesi: "EXILED"


Metric - Romanticize the Dive
Yıl: 2026 Kanada
Tür: Indie Rock, Post-Punk, Synthpop
"F" Rate: 6/10
I.A.R. tavsiyesi: "Tremolo"
Skindred - You Got This
Yıl: 2026 İngiltere
Tür: Alternative Rock, Nu Metal, Reggae Rock
"F" Rate: 6/10
I.A.R. tavsiyesi: "Big Em Up"
TOMORA - Come Closer
Yıl: 2026 İngiltere
Tür: Electronic, Big Beat, Alt-Pop
"F" Rate: 8/10
I.A.R. tavsiyesi: "I DRINK THE LIGHT"
Fauna - Taiga Trans
Yıl: 2026 İsveç
Tür: Psychedelic Rock, Krautrock
"F" Rate: 6/10
I.A.R. tavsiyesi: "Dunans torka"

Michael Jackson, The Jackson 5 - Michael (OST)
Yıl: 2026 ABD
Tür: Pop, Soul
"F" Rate: 8/10
I.A.R. tavsiyesi: "Wanna Be Startin' Somethin'"
Angélique Kidjo - Hope!!
Yıl: 2026 Benin/ABD
Tür: Afro-Pop, Worldbeat
"F" Rate: 5/10
I.A.R. tavsiyesi: "Bando (feat. Pharrell Williams & Quavo)"

Soft Analog - Gecenin Koynunda
Yıl: 2026 Türkiye
Tür: Synthpop, Synthwave
"F" Rate: 7/10
I.A.R. tavsiyesi: "Bırak Yağsın Üstümüze"

Uffe Lorenzen - Glemte spor
Yıl: 2026 Danimarka
Tür: Acoustic Rock, Psychedelic Rock
"F" Rate: 7/10
I.A.R. tavsiyesi: "Ingenting"
Tomo Katsurada & Misha Panfilov - Eternal Almost
Yıl: 2026 Japonya/Estonya
Tür: Neo-Psychedelia, Psychedelic Rock
 "F" Rate: 6/10
I.A.R. tavsiyesi: "Boundless"

Miriam Makeba - Pata pata
Yıl: 1967 Güney Afrika
Tür: Folk Pop, Marabi
"F" Rate: 9/10
I.A.R. tavsiyesi: "Pata pata"

ROSE PEAK - Brothers
Yıl: 2026 ABD
Tür: Jazz-Rock, Funk Rock
"F" Rate: 7/10
I.A.R. tavsiyesi: "That Thang"
AySay - Mal
Yıl: 2026 Danimarka
Tür: Neo-Psychedelia, World
"F" Rate: 5/10
I.A.R. tavsiyesi: "Den Om En Mand (Haline Bak)

Yet No Yokai - Endlich Senden
Yıl: 2026 İsviçre
Tür: Alternative Rock, Indie Rock
"F" Rate: 7/10
I.A.R. tavsiyesi: "Gegenwind"
Worries and Other Plants - Sweet Heart Sugar Love
Yıl: 2026 İsviçre
Tür: Psychedelic Rock, Indie Rock
"F" Rate: 4/10
I.A.R. tavsiyesi: "Please"

Muff Dada - Sun Above a Death Party
Yıl: 2026 Yunanistan
Tür: Breakbeat, Trip Hop, Downtempo
"F" Rate: 6/10
I.A.R. tavsiyesi: "Another Dawn (feat. Tsag D)

Dance With the Dead - Malombra
Yıl: 2026 ABD
Tür: Industrial Metal, Synthwave
"F" Rate: 7/10
I.A.R. tavsiyesi: "Chaos Theory"

The Twilight Sad - IT'S THE LONG GOODBYE
Yıl: 2026 İngiltere
Tür: Post-Punk, Shoegaz, Gothic Rock
"F" Rate: 8/10
I.A.R. tavsiyesi: "DESIGNED TO LOSE"

26 Nisan 2026 Pazar

Project Hail Mary (OST)

 
Fen bilgisi öğretmeni olan Ryland Grace, Dünya’dan ışık yılları uzaklıktaki bir uzay gemisinde gözlerini açar. Gemide görevli iki astronotun cesediyle karşılaşır. Hafızasını kaybeden Grace, bu ekibin görevinin, Güneş’i yok edecek gizemli bir maddeyi durdurmak olduğunu hatırlar. İnsanlığı kurtarmak için özel bilgilerine ve sıra dışı zekasına güvenmek zorundadır. Ancak hiç beklenmedik bir sürprizle karşılaşınca imkansız gibi görünen bu görevle ilgili umutlanmaya başlar. Andy Weir'ın "Kurtuluş Projesi" adıyla ülkemizde de yayınlanan bilim kurgu romanı Project Hail Mary, Drew Goddard tarafından senaryolaştırılıp, Phil Lord ve Christopher Miller ikilisi tarafından yönetilmiş bir film olarak karşımıza geldi. Goddard, Andy Weir'in benzer temalı bir diğer bilim kurgu romanı The Martian'ın da senaryosunu yazmıştı. Lord ve Miller ise komedi ağırlıklı bir kariyere sahip yönetmenler. Zaten film de bilim kurgu çatısı altında konuşlanmış bir komedi dram. İyi yönleri çok fazla, aksayan yönleri de mevcut. Ryan Gosling ve Sandra Hüller gibi oyuncularla cazibesi iyice artıyor. Tabii sulu bir komediden bahsetmediğimiz gibi, dram yönüyle çok iyi kaynaştırılmış, hatta hüzünlü bir tonu var. Bir Pixar animasyonu kadar da sevimli. Bu sevimli/hüzünlü ton filmde kullanılan şarkılara da yansımış. Daniel Pemberton'ın ustalığını yine konuşturduğu score çalışması yanında, çok iyi de bir soundtrack albümü çıktı. Eskiden bunun gibi iyi derlemeler daha çok çıkardı. Artık biraz azaldığı için bu soundtrack kıymetli sayılır.

Albümün iliklerine rafine bir nostalji işlemiş. Çoğunluğu bilmediğim ya da uzaklardan bir yerlerden hayal meyal hatırladığım çok güzel şarkılardan oluşmakta. Tek bildiğim şarkı, Scorpions'ın 1990 tarihli Crazy World albümünde yer alan Wind Of Change'di ki, onu da bilmeyen Scorpions adını da duymamış demektir zaten. Filmde orijinali çaldı mı hatırlamıyorum ama karaoke sahnesinde birkaç saniye duyuldu. (End Credits'te Glory, Glory'yi duyduktan sonra kapattım, orada tekrar çaldı mı bilmiyorum.) Daha filmin başında Grace, gemide ilk uyandığı anda çalan 1970 yılına ait Sunday Mornin' Comin' Down'ı duyar duymaz, film boyunca başka şarkılar da duyabileceğimizin sinyalleri geldi. Nitekim albümün en sevdiğim parçalarından olan, Grace ve NASA ajanı Carl'ın markette deney malzemeleri aldığı eğlenceli sahnede çalan Pata pata ile bu sinyaller "keşke bu filmin bir soundtrack albümü olsa" seviyesine yükseldi. Zira bazı filmlerde buna benzer güzel şarkılar çalmasına rağmen "official" bir albümleri olmuyor. Bu arada Pata pata, 2008'de kaybettiğimiz Güney Afrikalı şarkıcı Miriam Makeba'nın aynı adlı 1967 tarihli albümünde yer alıyormuş. Kendisinin bir sürü albümü var ve Pata pata onun 6. albümü. Çok da merak ediyorum. İşte böyle albümler hoş keşiflere de vesile oldukları için değerli.

Stargazer ve Rainbows gibi 70'lerden iki sevimli şarkı, kullanıldıkları yerin sevimliliğini de akıllara getirerek yüzlerde gülümseme yaratabilirler. El amanecer adında bir tango bile var. Var olanlar böyle ama bir de filmde olup da albüme konmayan şarkılardan bahsedebiliriz. Fragmanda Harry Styles'ın Sign Of The Times şarkısını duymuştuk. Filmde ise Sandra Hüller'in bu şarkıyı söylediği çok güzel bir karaoke sahnesi var. Hadi orijinali koymadınız (iyi de yapmışsınız) ama Hüller'in söylediği haliyle şu albümde neden yer vermediniz? Ne kadar hoş olurdu. Sign Of The Times'dan başka Let's Call The Whole Thing Off (Ella Fitzgerald), Two Of Us (The Beatles) ve Theme From Close Encounters Of The Third Kind (Steven Spielberg'in aynı adlı 1977 yılı filmindeki orijinal John Williams bestesi) şarkıları da filmde duyulan ama albüme konmamış şarkılar. İyi de neden? Biri size "albüm yarım saati geçmesin" mi dedi? Bence en kısa zamanda bir "deluxe edition" yapılıp bu şarkıların ve Sandra Hüller yorumunun da albüme dahil edilmesi gerek. Albüm şu haliyle bile gayet iyiyken, olası bir deluxe ile uçar sanırım. Project Hail Mary gibi derlemeleri seviyorum. Onları plak olarak biriktirmeyi, soundtrack rafında sıraya dizmeyi, rastgele birini seçip pikaba koymayı, bir kadeh şarap eşliğinde gece manzarası izlemeyi hayal ediyorum. Bana kaliteli zaman geçirmeyi hatırlatıyorlar.


1. Kris Kristofferson - Sunday Mornin' Comin' Down
2. Miriam Makeba - Pata pata
3. Carlos Di Sarli y Su Orquesta Típica - El amanecer
4. Dennis Wilson - Rainbows
5. Scorpions - Wind of Change
6. Turakina Maori Girls' Choir - Pō atarau
7. Mercedes Sosa - Gracias a la vida
8. Neil Diamond - Stargazer
9. Ike & Tina Turner - Glory, Glory

15 Nisan 2026 Çarşamba

The Jon Spencer Blues Explosion - Acme


The Jon Spencer Blues Explosion 1991’de kurulmuş bir grup ve resmî olarak 7 albümleri bulunmakta. Resmî diyorum, çünkü deneysel işleri sevdiklerinden ötürü remiksler, eş-dost muhabbetleri, can sıkıntıları derken, el ve yer altından çıkardıkları 4-5 albümleri daha mevcut. Haliyle Jon Spencer’ın kurup gitar ve vokalleri üstlendiği, Russell Simins ve Judah Bauer isimli iki müzisyen ile birlikte takıldıkları grupları, rock’n roll, grunge, hardcore, punk, blues gibi gitar temelli türler yanında hip-hop ve r&b ile de yakın temas halinde. Diskografisi şu şekilde:

Jon Spencer Blues Explosion (1992)
Extra Width (1993)
Orange (1994)
Now I Got Worry (1996)
Acme (1998)
Plastic Fang (2002)
Damage (2004)

Açıkçası yukarıdaki ilk üç albüm içinde yer alan şarkılar arasında Afro, Big Road ve Flavor haricinde pek tuttuğum olmadı. Benim için Now I Got Worry sonrası yavaştan kıvama gelmeye başlayan JSBE, bu albümdeki 2Kindsa Love, Hot Shot, Eyeballin, Wail, R.L. Got Soul gibi zımbalayan parçalarla The Rolling Stones’tan, Sex Pistols’tan esameler okuyorlar. Ama Acme diye öyle bir albüm var ki, içindeki 13 şarkının 13’ü de birbirinden enteresan ve benim tüm zamanların en favori rock (’n roll) albümlerimdendir. Hatta bir yıl sonra el altından sınırlı sayıda Xtra-Acme USA diye bir albüm daha çıkarmışlardır ki, 20 şarkılık bu albümde de bana göre hiç boş yoktur. Acme, yeni nesil rock sentezi gruplara da ilham olası pekçok deneysel, ama öte yandan popüler biçimde havalı numaralar içeriyor.

Daha ilk şarkı Calvin'in blues/gospel/hip hop karması lezzetinden sizi nasıl bir albümün beklediğini az çok anlayabilirsiniz. Calvin ile hemen hemen aynı frekanslarda seyreden Do You Wanna Get Heavy ile, önceki JSBE albümlerinden edindiğimiz garaj kültürünün Acme'de blues ve soul ile daha içli dışı olacağının sinyallerini veriyor. Grup Talk About The Blues ile ise, Public Enemy veya Cypress Hill'in üzerine rahatlıkla liriklerini döşeyebilecekleri türden bir hip-hop deneyi sunuyor. Bu bağlamda Lovin' Machine'in hip hop-rock karizmasına da laf söylenmez. Bu şarkıya da Bernie gibi sıkı bir takipçi yaraşırdı. Akabinde Blue Green Olga geliyor ki, bu şarkının Xtra-Acme USA albümünde yer alan harika remiksi orijinalinden daha iyidir bana göre. Yine de adı üstünde orijinal! Sıradan gidersek Give Me A Chance, deney, sentez şu, bu demeden şöyle direksiyonu birkaç dakikalığına teslim edip cool bir rock şarkısı dinleme lüksü vaat eden türden. Ne kadar olsa da onda bile geleneksel olmayan farklı bir lezzet var.


Desperate ve Torture, aynı tornadan çıkmış tipik birer JSBE ürünü blues kökenli harman şarkılar. Kapanışta yer alan Attack ise sanki bir The Chemical Brothers remiksi, ya da doğrudan Jon Spencer'in vokalde konuk olduğu bir The Chemical Brothers şarkısı gibi adeta. Albüm bittiğinde ise ilk etapta bir şaşkınlık durumu yaşanabilir. Zaman ve emek isteyen dokuda olduğu da söylenebilir. Şimdi bu adamlar 2004'teki Damage'dan beri albüm yapmıyorlar. Nerede ne yapıyorlar belli değil. Bir an önce sahalara dönseler iyi olur. Zira onlar gibi türler arası sıçramalar yaparak özgün bir sound elde eden grup sayısı yok denecek kadar az. Bu tür rock çeşnilerine kapılarını ardına kadar açmış biz müzikseverler için yoklukları büyük eksiklik yaratıyor.

1. Calvin
2. Magical Colors
3. Do You Wanna Get Heavy?
4. High Gear
5. Talk About the Blues
6. I Wanna Make It All Right
7. Lovin' Machine
8. Bernie
9. Blue Green Olga
10. Give Me a Chance
11. Desperate
12. Torture
13. Attack

10 Nisan 2026 Cuma

Lone Assembly - Knots & Chains


İsviçre denince akla Alp Dağları'nın büyüleyici manzaraları, dünyaca ünlü çikolata ve peynir çeşitleri, saatleri, güvenli bankacılık sistemi, yüksek yaşam kalitesi, yemyeşil vadileri, temiz şehirleri, kayak merkezleri gelmekte. Refah seviyesi ve standartları yüksek böyle bir yerden sahici, samimi, zorluklarla, acılarla, sefaletle yoğrulmuş söz ve müzikler çıkar mı, çıkmış mıdır, çıktıysa nasıl etki bırakmıştır bilmiyorum. Zaten "İsviçreliler ne anlar acıdan, kederden, bunları şarkılara dökmekten" gibi bir önyargı sahibi de değiliz. Hiç kimse için sahip değiliz. Toplumların sosyo-ekonomik durumlarının sanatlarını, daha dar bir bakışla söz ve müziklerini etkilediği kanıtlar çoktur. Ama İsviçre gibi apolitik ülkelerden bunu beklemek pek olası değil. Onlar daha evrensel ya da daha önceden yapılmış örnekler üzerinden güvenli anayolları tercih ediyorlar. Lone Assembly adlı dört kişilik new wave, post-punk, pop rock grubu için de bunu söyleyebiliriz. Ama girdikleri yolu çok iyi özümsemiş, özellikle new wave tutkusunu çok iyi yansıtmış bir ekip Lone Assembly. Şahsen new wave'de aradığım o kadifelik, asalet, atmosfer ve dahası grubun Şubat 2026 çıkışlı albümü Knots & Chains'de mevcut. Özellikle new wave'in gotik rock ile yakınlık kurduğu o gizem ambiyansı, ama bir yandan da pop rock bağlantısının hiç kopmaması, "pop" olana alternatif "rock" dengesi gibi daha derinlemesine taleplerim oluyor. Lone Assembly'de başka aradığım özellikler de buldum.

Lone Assembly'nin her gruba nasip olmayan Raphaël Bressler adında müthiş bir sesi var. Daha ilk şarkı Call Of The Swift'in ilk cümlesini söylediğinde gözlerim fal taşı gibi açılmıştır ve şöyle bir irkilmiş olabilirim. New wave için mükemmel bir vokal. Hatta herhangi bir pop veya soft rock için dahi mükemmel. İçe işleyen böyle ses duyduktan sonra zaten işin %50'sini halletmişler gibi geldi. Geri kalanı halleden 1. sınıf new wave soundu ve iyi yazılmış, güçlü nakaratlarla süslenmiş şarkılar. Fantasy, The City Works Like This, Call Of The Swift, In The Open, You're Pulling At The Same Strings bunlardan ilk dikkatimi çeken ve her seferinde iyice alevlenen örnekler. Bir an olsun sıkılmadım, şarkı atlamadım, ne zaman bitiyor diye şarkı sürelerine bakmadım. 80'lerden miras new wave'in doğasında yer alan nostaljiyle beslendiğimi hissettim. Birbirlerine benzeyen tekdüze şarkılar yerine birbirlerinden belli özelliklerle ayrılan şarkılar yazmaya çalışmışlar. Hatta Paler Streams'de davul kullanmamışlar, tüm bestelerde yoğun keyboard tasarımlarını bezdirici olmadan, şarkıları şekillendirmek için düzenlemişler. Keyboardları çalan da Raphaël Bressler bu arada. Adamın o şahane sesi yetmiyormuş gibi bir de albümün new wave ruhunu veren kişi olması çok şık. Bressler'in günümüz new wave bayraktarlarından biri ilan edilmesi gerekir. Belki birkaç albüm sonra bu gerçekleşir bilemiyoruz. Ama en azından Knots & Chains'in değerli bir albüm olduğunu biliyoruz.

1. Call of the Swift
2. Fantasy
3. Nocturnal Vision
4. The Pain Keeper
5. The City Works Like This
6. İn the Open
7. My Life's Solid
8. You're Pulling at the Same Strings
9. Paler Streams
10. A Dark Score