19 Mayıs 2017 Cuma

Lotte Kestner - Covers


Indie rock grubu Trespassers William'da çalıp söyleyen, beraberinde kendine Lotte Kestner sahne adıyla bir solo kariyer de oluşturan Anna-Lynne Williams, daha çok enfes coverlarıyla tanınan bir folk ve dream pop müzisyeni. Yani en azından benim tanıdığım kadarıyla öyle. Kendisini biryerlerde duymuşluğum var mı, onu bile bilmiyorum. Zaten bu albümün adı "Covers" olmasa oturup dinleyeceğim de şüpheliydi. Ama onun farkına varmama vesile olduğu için iyi ki eksantrik bir isim yerine bu güzel albüme Covers adını vermiş. Coverlardan oluşan bir albüm ne kadar güzel olabilir sorusunun cevabını kendime göre çoktan vermiş olduğum için bazı şarkılar dışında beni hiç yormayan, üzmeyen ama bolca kederlendiren, tuhaf bir keyifle boğazıma düğümlenen, zamanda yolculuğa çıkaran bir albüm oldu Covers. Hele günümüzde özellikle YouTube'un başını çektiği cover furyası düşünülünce, Lotte Kestner gibi tecrübe kokan müzisyenlerin yeniden yorumlarındaki kalite daha çok öne çıkıyor.

Covers albümü an itibariyle biraz kafamı karıştırmış durumda. 2017 tarihli olmasına rağmen şimdilik pek bir yerde böyle bir albümün çıktığına dair bilgi yok. Üstelik aynı kapağa sahip 2015 yılına ait Best-of: Requested Cover Songs adında 20 şarkılık bir derleme çıkmış. İçerik ise tamamen farklı. O zaman 2017 model Covers, gıcır gıcır coverlardan oluşuyor diye düşünüyoruz. 2015 modele bir ara geri dönmek üzere 17 şarkılık yeni albümden bahsedersem, kendi adıma 7 şarkılık bir fazlası olduğunu söyleyebilirim. Hayatımda ilk kez duyduğum bazı isimlerin, haliyle hayatımda hiç duymadığım bazı şarkılarının Kestner yorumları sanki "orijinali ne ki coverı ne olsun" hissiyatı verdi. Bir de artık milyon kere coverlanmış Imagine'in bir kez daha, üstelik özelliksiz biçimde yorumlamak çok gereksiz geldi bana.

Onları pas geçerek asıl cevherlere baktığımızda Wish You Were Here, Enjoy The Silence, How To Disappear Completely, Don’t Dream It’s Over, Fade Into You, I Get Along Without You Very Well gibi zaten orijinalleri her dinleyişte damardan giren mükemmel şarkıları bir de Lotte Kestner'in dokunsan ağlayacak sesinden dinlemek hem nostaljik bir yolculuğa, hem de farklı bir damardan enjekte edilen hüzün damlalarının tüm vücuda yayılmasına sebep oluyor. Özellikle hiç cover halini duymadığım efsanevi Wish You Were Here'ın Lottecesi, daha iyisi gelene kadar en iyisi bu dedirtti. Albüm sırf bu 6 şarkıdan oluşsa bile benim için hiç sırıtmazdı. Nitekim hoş ilaveler ile bu kahve karası hüzün içine küçük aromalar katılmış. Sevip sevmediğime tam karar veremediğim Lost Cause (Beck) ve Not A Job (Elbow) şarkılarının pek de fena olmadıklarını düşünmeye başladım mesela. Van Occupanther ve Where I’m Headed ise bir ara orijinallerine bakma isteği uyandıracak derecede iyi geldi. Covers, aslında bir "kendini iyi hisset" albümü olmamasına rağmen bazı anlarıyla hüzünden keyif alma mazoşitliğimize çanak tutan yapıya sahip. Hatta onun sesinden duymak istediğim bazı şarkıların listesini yapıp göndermeyi bile düşünüyorum.

1. Pink Moon (Nick Drake)
2. I Get Along Without You Very Well (Chet Baker)
3. Don’t Dream It’s Over (Crowded House)
4. Lost Cause (Beck)
5. How To Disappear Completely (Radiohead)
6. Wish You Were Here (Pink Floyd)
7. Rikk Agnew (Lisa Will Insult You, Darling)
8. Where I’m Headed (The One AM Radio)
9. I Don’t Know What I Can Save You From (Kings Of Convenience)
10. Van Occupanther (Midlake)
11. Imagine (John Lennon)
12. Fade Into You (Mazzy Star)
13. Not A Job (Elbow)
14. Alison (Slowdive)
15. Enjoy The Silence (Depeche Mode)
16. Do You Realize (The Flaming Lips)
17. I’m Going To Go Back There Someday (Gonzo)

5 Mayıs 2017 Cuma

The Afghan Whigs - Black Love


1986 Cincinnati doğumlu alternative rock, grunge, indie rock grubu The Afghan Whigs, Mayıs 2017'nin hemen başında 8. albümü In Spades'i dolaşıma soktu. Demon in Profile, The Spell, Arabian Heights gibi klas şarkılar yapmışlar. Her albümlerinde olduğu gibi dinledikçe açılıp saçılacak bir albüm olduğunu hissediyorum. Aslında In Spades hakkında birşeyler söylemek istiyordum. Ama daha iki kez dinlediğim bir albüm yerine, hem onlarla ilk kez tanıştığım, hem de bu 8 albümden en sevdiğim olduğu için 1996 yılına ait 5. albüm Black Love ile ilgili iki lafın belini kırmak istedim. Grunge'ın yeni yeni filizlendiği, sonra patladığı, giderek sönüp nihayete erdiği yıllarda hep müzik yapan grup, 2017'de bile hala capcanlı ve kaliteli olmayı sürdürüyor. Black Love ise, tam da patlama ve yanma dönemine denk gelmiş, artık insanların tekdüze şarkılardan sıkılmaya, aynı tür içinde ufak tefek farklar aramaya başladıklarında ortaya çıkmış bir albümdü.

Black Love, birçok yönüyle 1996 ve civarındaki X Kuşağı'nın duygularındaki farklı bir gönül teline tercüman olmuş albümlerdendi. Bu tel, cayır cayır yanan gitarların, hırçın davul ve bas gitarın hücrelerine sızmış olan soul duygusuydu. Kurucu ve lider konumundaki Greg Dulli, The Afghan Whigs'ten başka Twilight Singers, The Backbeat Band (daha evvel bahsettiğim üzere Backbeat filmi için kurulmuş tek albümlük cover grup), The Gutter Twins gibi yan projelerin, 2005 yılına ait Amber Headlights adlı solo çalışmanın sahibi çalışkan ve üretken bir insan. Bunun yanında gruba bu soul karakterini veren de kendisi. Çeşitli anlarda çatallı, detone, naif, siyah, canhıraş, romantik kimliklere bürünebilen bu ses ve o sesin kendini ifade ettiği stil sahibi rock örgüsü, grubu bu yıllara azar azar taşımayı başardı. Black Love'da yer alan My Enemy, Going To Town, Double Day ve Blame, Etc. gibi şarkıların öncülük / izciliğinde bu rock ve soul birlikteliğinin dinamizmi, sert ve maskülen grunge gruplarının atarlanmalarından farklı bir yerde duruyordu. Onları hep takım elbiseler içinde görürdük mesela.

Step Into The Light, Night By Candlelight, Faded gibi hüzünlü ve ağır bestelerde de hissedilen bu soul meselesini, The Afghan Whigs gibi, birilerinin ısrarla grunge müziğe yamamaya çalıştığı bir grubun, bu türün hem içinde, hem de dışında kalabilmesinin sigortası olarak görebiliriz. Soul ve funk damarları, onları her daim orijinal kıldı. Haklı olarak grunge çöplüğüne değil, grunge kültürüne ait görüldüler. 2017'deki In Spades'te bu 96 ruhunun hala korunduğunu gördüğümüz gibi, sound ve promosyon olarak modern çağa entegre oluşlarındaki rahatlığı da görmemiz mümkün. Otoritelerce ve puanlama yapan bazı sitelerce en iyi The Afghan Whigs albümü Gentlemen (1993) olarak gösterilir. Bana göre ise Black Love'dır. Sık sık dinlenecek bir albüm değildir. Hatta arayı uzun tutmak gerekir ki, bu uzun aradan sonra dinlendiğinde kendini özlettiğini anlayasınız. İşte kendini bunca yıl çiğ tutup aynı zamanda melankolik, sinematik, karizmatik kalabildiği için özeldir Black Love...

1. Crime Scene Part One
2. My Enemy
3. Double Day
4. Blame, Etc.
5. Step Into the Light
6. Going to Town
7. Honky's Ladder
8. Night by Candlelight
9. Bulletproof
10. Summer's Kiss
11. Faded