30 Haziran 2023 Cuma

Issız Ada Radyosu Arşivi (Haziran 2023)

King Gizzard and The Lizard Wizard - PetroDragonic Apocalypse
Yıl: 2023 Avustralya
Tür: Progressive Rock, Psychedelic Rock
"F" Rate: 7/10
I.A.R. tavsiyesi: "Gila Monster"

Rival Sons - Darkfighter
Yıl: 2023 ABD
Tür: Hard Rock, Blues Rock
"F" Rate: 5/10
I.A.R. tavsiyesi: "Nobody Wants to Die"
Superlove - follow:noise
Yıl: 2023 İngiltere
Tür: Pop Rock
"F" Rate: 6/10
I.A.R. tavsiyesi: "You"
Daniel Pemberton - Spider-Man: Across the Spider-Verse
Yıl: 2023 İngiltere
Tür: Score, Electronic, Ambient, Breakbeat
"F" Rate: 8/10
I.A.R. tavsiyesi: "All Stations / Stop Spider-Man"
Myslowitz - Wszystkie narkotyki świata
Yıl: 2023 Polonya
Tür: Alternative Rock, Pop Rock
"F" Rate: 4/10
I.A.R. tavsiyesi: "Miłość"
The Aces - I've Loved You for So Long
Yıl: 2023 ABD
Tür: Pop Rock, Indie Pop
"F" Rate: 5/10
I.A.R. tavsiyesi: "I've Loved You for So Long"
Cattle Decapitation - Monolith of Inhumanity
Yıl: 2012 ABD
Tür: Technical Death Metal
"F" Rate: 8/10
I.A.R. tavsiyesi: "Your Disposal"
Texas - The Very Best of 1989-2023
Yıl: 2023 İngiltere
Tür: Pop Rock, Pop, Compilation
"F" Rate: 8/10
I.A.R. tavsiyesi: "Inner Smile"
Fleurie - Supertropicali
Yıl: 2023 ABD
Tür: Dream Pop, Indie Pop
"F" Rate: 5/10
I.A.R. tavsiyesi: "Supertropicali"
The Overwiev Effect - Geography and Geometry
Yıl: 2023 Polonya
Tür: Funk, Afrrobeat
"F" Rate: 6/10
I.A.R. tavsiyesi: "Astana"
Tigercub - The Perfume of Decay
Yıl: 2023 İngiltere
Tür: Alternative Rock, Stoner Rock
"F" Rate: 7/10
I.A.R. tavsiyesi: "Show Me My Maker"
Vanilla Sky OST
Yıl: 2001 ABD
Tür: Alternative Rock, Rock, Pop
"F" Rate: 7/10
I.A.R. tavsiyesi: Radiohead - "Everything in Its Right Place"


DULL - Dive Deep Down
Yıl: 2023 İsveç
Tür: Garage Punk, Post-Punk
"F" Rate: 6/10
I.A.R. tavsiyesi: "Dive Deep Down"
Portland - Departures
Yıl: 2023 Belçika
Tür: Indie Pop, Dream Pop
"F" Rate: 3/10
I.A.R. tavsiyesi: "Serpentine"
Dur-Dur Band Int. - The Berlin Session
Yıl: 2023 Somali
Tür: Afrobeat, Funk, World
"F" Rate: 7/10
I.A.R. tavsiyesi: "Wan ka helaa"


Sonic Friends - Sonic Waves
Yıl: 2023 Yeni Zelanda
Tür: Alternative Rock, Shoegaze, Indie Rock
"F" Rate: 6/10
I.A.R. tavsiyesi: "Woohoo"
American Gangster OST
Yıl: 2007 ABD
Tür: R&B, Funk, Rock
"F" Rate: 7/10
I.A.R. tavsiyesi: Bobby Womack - "Across 110th Street"
VA - Howard Stern: Private Parts (The Album)
Yıl: 1997 ABD
Tür: Alternative Rock, Hard Rock
"F" Rate: 6/10
I.A.R. tavsiyesi: Deep Purple - "Smoke on the Water"
Bruce Dickinson - The Chemical Wedding
Yıl: 1998 İngiltere
Tür: Hard Rock
"F" Rate: 7/10
I.A.R. tavsiyesi: "The Tower"
Iron Maiden - Powerslave
Yıl: 1984 İngiltere
Tür: Progressive Metal, Heavy Metal
"F" Rate: 9/10
I.A.R. tavsiyesi: "Aces High"


17 Haziran 2023 Cumartesi

Cattle Decapitation - Terrasite

 
San Diego'da 1996'da kurulan, 1999'dan beri albüm yapan, 2023'te de 10. albümü Terrasite'ı çıkaran Cattle Decapitation, etiketinde Deathgrind, Goregrind, Grindcore, Technical Death Metal, Brutal Death Metal, Screamo gibi uçuk kaçık yan yollar bulunduran, kısaca death metal anayolunda seyreden taş gibi bir grup. Bunu sadece Terrasite'ı dinlemiş biri olarak söylüyorum. Terrasite o kadar güçlü bir albüm ki, ben bile bunu anlayabilirim. Bazen yeni çıkan death metal albümleriyle ilgili incelemelerde, bahsi geçen grubun geçmişini, gelişimini, başka gruplarla olan benzerliklerini okurken konuya tam hakim olamamanın burukluğunu yaşarım. Öte yandan konuya tam hakim olamadığım için yine bu incelemelerde bahsi geçen bazı albümlerin neden bu kadar yüceltildiğini de anlayamam. O albümlerde benim duyduklarımla, bu müziğe gönülden bağlı dinleyicilerin ve eleştirmenlerin duydukları illa ki boy ölçüşemez. İşte Terrasite gibi albümlerle ilgili okuduklarımın hissettiklerimle örtüşmesi, yukarıda sözünü ettiğim burukluğu hafifletiyor. Cattle Decapitation'ın geçmişini hiç bilmem. Ama iyi bir death metal albümünün nasıl olması gerektiği hakkındaki şahsi beklentilerimin fazlasıyla karşılandığı bir albüm bu. Travis Ryan adında geniş bir vokal paketine sahip şahane bir sesin öncülüğünde gitarları, bası, davuluyla groove harikası şarkıların yüreklere korku saldığı progresif/agresif bir çılgınlık. Ama harala gürele değil, müzikal teknik olarak son derece zekice tasarlanmış bir agresiflikten ve çılgınlıktan söz ediyoruz.

Daha karizmatik bir ismi hak ettiklerini düşündüğüm grubun, sık sık çoğumuzu yoklayan, gezegenin huzur bulabilmesi için insan ırkının toptan ortadan kalkması gibi ütopik bir felsefesi var. Yeryüzü anlamına gelen "terra" ile yiyecek anlamındaki Yunanca kökenli "site" kelimesini birleştirip, gezegene yiyecek muamelesi yapıp önüne gelen her şeyi delice tüketen insanoğlunun bu "parazit"liğini "terazitlik" olarak somutlaştıran grup, dinlemekten çok, okuyarak anlaşılabilecek liriklerinde bu terazit ırkına tüm nefretini kusuyor. Tabii müzik de bu nefrete mükemmel eşlik ediyor. Progresif metali teknik death metal bileşenleriyle iç içe geçirmek, türlü riffleri şarkıların kolon ve kirişlerini sağlamlaştırmak için kullanan, yer yer "bu şarkı birtakım ayarlarla progressive veya alternative rock şarkısı da olabilirmiş" hissiyatı yaratan ama esasen tasarım gücünü tavizsiz sertliğiyle harikulade birleştiren bir grup kendileri. Vokalist Travis Ryan'a geri dönersek, bu gücü omuzlayış biçimine hayran bıraktıran bir insan. Saniyeler içinde brutal vokalden temiz vokale dönebilen, ikisinin ortasından da ses verebilen, sık sık içindeki Gollum'u çıkaran Ryan, gruba karakterini veren en önemli unsurlardan. Cattle Decapitation ile ilgili en tuttuğum şeylerden biri de, death veya black metal albümlerindeki şarkıları birbirinden ayırt etme güçlüğü ve bu yüzden yaşanan tekdüzeliğe düşme halinden uzak oluşu. İlk izlenimin yaratacağı bu benzerlik/tekdüzelik intibasına rağmen her şarkı kendi karakterini oturtmuş vaziyette. Bunu anlamak için de death metal eksperi olmak gerekmiyor. 

Açılıştaki Terrasitic Adaptation ve peşinden gelen We Eat Our Young öyle böyle bir giriş değil hani. Bu iki şarkının üstüne daha 8 tane daha olduğunu düşününce insan hem geriliyor, hem de sabırsızlanıyor. Önce favorilerim neler diye düşündüm. Ama albümle vakit geçirdikçe bunun olmayacağını, içinde bir tane bile boş parça olmadığını anladım. Progresif kelimesinin hakkını veren, dinledikçe başka başka rifler sunan, ilk seferde bu sunduklarını nasıl saklayabildiğini düşündürüp hayran bırakan doyurucu, sonra tekrar iştah açıcı bir albüm. Makul uzunluklara sahip, hani daha uzun olsalar da yine yağ gibi akacakları neredeyse kesin şarkılar içinde oradan oraya savrulmanın keyifli yüzüyle karşılaşıyoruz. En uzun şarkıları kapanıştaki 10 dakikalık Just Another Body bile bu 10 dakikayı bir an olsun sıkmadan epik bir metal yolculuğuna çeviriyor. Şahane bir bütünlük, harikulade bir kaos. Scourge Of The Offspring'de dedikleri gibi "biz (insanoğlu) mikrobuz, bulaşıcıyız, gökteki yıldızlar kadar, sinek sürüleri kadar çokuz". Gerçekten çok haklılar. Müzikal ustalıkları politik haklılıklarıyla birleşince çok daha nitelikli bir oluşum olduklarını anlıyor, teslimiyet talep eden albümlerine, şarkılarına birer terazit oluşumuzun ironisiyle saygı duyuyoruz.

1. Terrasitic Adaptation
2. We Eat Our Young
3. Scourge of the Offspring
4. The Insignificants
5. The Storm Upstairs
6. ...And the World Will Go on Without You
7. A Photic Doom
8. Dead End Residents
9. Solastalgia
10. Just Another Body

12 Haziran 2023 Pazartesi

Iron Maiden - Seventh Son Of A Seventh Son

 
Arada tıfıl rockçıların berbat albümlerinden sıkılınca sığındığım limanlarda biri de Iron Maiden'dır. Ama öyle her albümü de değil. Hatta coğunlukla 2-3 albümü. Mesela zamanında yere göğe sığdıramadığım Somewhere In Time (1986) ve ondan sonra gelen Seventh Son Of A Seventh Son (1988) albümleri baştacıdır. Grubun altın çağı dinleyiciden dinleyiciye değişiklikler gösterebiliyor. Benim için o çağ 80'lerin ikinci yarısı. Yine bir sığınma anımda açtığım Seventh Son Of A Seventh Son o kadar iyi geldi ki, Somewhere In Time'ı o kadar övüp de bu albüme dokunmamış olmayı adil bulmadım. Grup lideri Steve Harris'in Amerikalı yazar Orson Scott Card'ın 1987'de yazdığı Seventh Son romanından esinlenmesi sonucu bir konsept albüm olarak tasarlanan albüm, her dönüşümde bana yıllanmış şarap gibi taze ve lezzetli gelmesiyle ünlüdür. Konsept albümleri genelde sıkıcı bulmuşumdur. Zaten Sevent Son da bana hiç konsept gibi gelmemiştir. Tipik Iron Maiden yönünde seyreden liriklere çok takılmadığım için konsepti edebi yönden anlamaya hiç çalışmadım. Öyle ki merak edip romanı bile okumadım. Gerçi albümün belli bir hikayesi olmadığı, iyi ve kötü, cennet ve cehennem hakkında olduğu düz bilgisi mevcut. Bunlar da Iron Maiden'ın hali hazırdaki alameti farikaları. Seventh Son çeşitli yönlerden Iron Maiden için bir şeylerin başlangıcı olduğu kadar bir şeylerin de bittiği bir albüm. Benim açımdan bu seviye bir albümden sonra şu ana dek böylesi gelmedi. Mesela en son çıkan 17. Iron Maiden ürünü Senjutsu da iyi bir albüm. Ama asla 80'lerde çıkanlarla aşık atamaz. Oraya gelene kadar o kadar vasat şarkılar, albümler yaptılar ki bugün verdikleri demeçlerde kendileri bile buna şaşırıyorlar.

Seventh Son Of A Seventh Son, Iron Maiden kariyerinin keyboard katkılı ilk albümü olma özelliği taşıyor. Steve Harris ile birlikte gitarist Adrian Smith'in üstlendiği bu misyon, ilk duyulduğunda hayranlar tarafından temkinli yaklaşımlara yol açtı. Öyle ya, grup yıllardır sahip olduğu armoniyi, aurayı, enerjiyi Murray ve Smith'in gitarlarıyla zaten yansıtıyordu. Keyboardların ne katkısı olacaktı ya da olacak mıydı? Aslına ve albüme bakarsak pek de fark etmemiş. Ne kadar başlarda temkinli de olsalar, camia albümü çok sevdi. Hatta benim de imza attığım şekilde tüm zamanların en iyi Maiden albümlerinden biri kabul edilir. Steve Harris'e göre Seventh Son, Piece Of Mind'dan sonraki en iyi albümleridir. Üstelik keyboard varmış yokmuş tartışması masada olmadan böyledir. Grup müziğinden hiçbir şey götürmediği gibi, belki de progresif metal yanında progresif rock kimliği de kazandırmıştır onlara. Ne fark var demeyin. Sadece "heavy" olmakla yetinmeyip incelikle çok boyutlu şarkılar tasarlamak, aynı zamanda bunları sertlik, hız, şov gözetmeden doğal akışlarına bırakmak Maiden karakteristiklerinden biridir. Sertlik, hız, şov zaten bu doğal akışla birlikte gelir. Önemli olan, her bir şarkının kendi ayakları üstünde durmasını sağlayan ayırt edici müzikal kimlikleriyle yazdıkları hikayeler. Bu albüme gelene kadar The Trooper, Flight Of Icarus, Aces High, 2 Minutes To Midnight, Wasted Years veya Stranger In A Strange Land gibi şarkılar yıllar içinde bir kimlik oturtmayı çoktan başarmıştı. Şarkının sadece adını söylediğinizde bile sanki karşınızda somut bir varlık beliriyor gibiydi.


İşte Seventh Son, en azından benim için bu şarkılarla yüklü bir albüm. Can I Play With Madness, The Evil That Men Do, The Clairvoyant, Only The Good Die Young dörtlüsü yıllar yılı grubun konserlerinin lokomotif şarkıları oldular. Ama lokomotif olmanın yanında, bu benzetmenin yol açabileceği basit bir "gaza getirici" olmanın çok ötesinde niteliklere sahipler. Hem birer heavy metal hitleri, hem de birinci sınıf progressive metal yapı taşları. Bunda Bruce Dickinson'ın ne ölçüde katkısı var bilemiyoruz ancak Somewhere In Time'da şarkı yazımına katkıları Steve Harris tarafından geri çevrilen Dickinson bu albümde daha aktif. Harris, suçluluk mu hissetti yine bilemiyoruz ama Seventh Son kitabından etkilendikten sonra direkt Dickinson'ı bulup düşüncelerini öğrenmek istemiş. Zaten doğuştan hevesli ve tutkulu Dickinson da gerek lirik, gerekse müzik olarak üzerine düşeni yapmış. Vokali konusunda ise söylenecek hiçbir şey yok. Iron Maiden şarkıları onun sesiyle daha bir ikonik hale geldi. What Does This Button Do?: An Autobiography (Bu Düğme Ne İşe Yarıyor?: Bir Otobiyografi) adlı çok eğlenceli kitabında da irili ufaklı değinilerle Iron Maiden öncesi, katılımı ve sonrasına dair bir dolu anekdot aktaran 10 parmağında 10 marifetli Dickinson, Seventh Son'daki aktif rolünden memnun biçimde en iyi performanslarından birini veriyor. Her şarkıda çok iyi ama bana her duyduğumda dörtnala at sürüyormuş hissi veren Can I Play With Madness yorumu, onu hiç tanımayan bir dinleyici için "Bruce Dickinson 101" niteliğinde adeta. Lisanslı bir pilot olarak uçakları, tecrübeli bir vokal olarak da şarkıları uçuruyor diyerek kelime oyunumuzu da yapmış olalım.

Grubun progresif yönünü iyice sağlamlaştıran, aynı zamanda keyboard kullanımının ahengi bozmadığı görülen Moonchild ve Infinite Dreams, inişli, çıkışlı, katmanlı yapılarıyla peşpeşe kaliteli heavy/progressive metalin keyfini yaşatıyorlar. Ama Harris'in tek başına yazdığı yaklaşık 10 dakikalık öyle bir Seventh Son Of A Seventh Son var ki, sanki içinde 2-3 şarkı saklıyormuşçasına boyutlu, coşkulu, tutkulu, diğer şarkılara kol kanat geren bir çınar ağacı sanki. Gitaristler Adrian Smith ve Dave Murray'nin dinleyeni canlı stadyum ambiyansına soktukları son 3 dakikası nedir öyle? Steve Harris ve davulcu Nicko McBrain'in de ustalık dolu katılımlarıyla hem bir progressive rock epiği, hem de uzun süresine rağmen heavy metal radyolarına dost bir zirve. Albümün ticari başarısı da gayet iyi olmakla birlikte, pek çok müzik dergisi ve eleştirmen tarafından tüm zamanların en iyi progressive metal albümleri arasında gösterildi. Yani hem ticari, hem de eleştirel başarının haklı gururunu yaşadı. Bu albümden sonra Adrian Smith ayrıldı, yerine yine usta bir gitarist olan Janick Gers geldi. Daha sonra da solo çalışmaları ve diğer işleri yüzünden Dickinson ayrıldı. Neyse ki Smith ve Dickinson, Brave New World (2000) albümüyle yuvaya geri döndüler. Lakin hiçbir albüm 80'ler öncesi Iron Maiden klasına ulaşamadı. Özellikle Somewhere In Time ve Seventh Son Of A Seventh Son, 30 küsür yıl sonra bile Iron Maiden denince benim için fazlasıyla yeterli referanslar. Referans kelimesi bile sanki tam ifade edemiyor duygularımı. Sanat eserleri desem yeridir.

1. Moonchild
2. Infinite Dreams
3. Can I Play With Madness
4. The Evil That Men Do
5. Seventh Son of a Seventh Son
6. The Prophecy 
7. The Clairvoyant
8. Only the Good Die Young