31 Aralık 2020 Perşembe

Issız Ada Radyosu Arşivi (Aralık 2020)

Mise En Scene - Winnipeg, California
Yıl: 2020 Kanada
Tür: Indie Rock, Garage Rock
"F" Rate: 7/10
I.A.R. tavsiyesi: "Unsolicited Advice"



VA - Greatest Ever! New Wave Hits
Yıl: 2006 ABD, İngiltere
Tür: New Wave, Post-Punk
"F" Rate: 9/10
I.A.R. tavsiyesi: "The Psychedelic Furs - "Pretty in Pink"

Chris Cornell - No One Sings Like You Anymore
Yıl: 2020 ABD
Tür: Alternative Rock, Cover
"F" Rate: 6/10
I.A.R. tavsiyesi: "Patience"
Riz Ahmed - The Long Goodbye
Yıl: 2020 İngiltere
Tür: Hip-Hop, Rap
"F" Rate: 7/10
I.A.R. tavsiyesi: "Karma"
Taylor Swift - Evermore
Yıl: 2020 ABD
Tür: Indie Folk, Folk Pop
"F" Rate: 6/10
I.A.R. tavsiyesi: "Coney Island (feat. The National)

Larkin Poe - Kindred Spirits
Yıl: 2020 ABD
Tür: Folk Rock, Cover
"F" Rate: 7/10
I.A.R. tavsiyesi: "Nights in White Satin"
Paris Jackson - Wilted
Yıl: 2020 ABD
Tür: Indie Folk, Dream Pop
"F" Rate: 7/10
I.A.R. tavsiyesi: "Let Down"
Jessie Ware - What's Your Pleasure?
Yıl: 2020 İngiltere
Tür: Pop, Nu-Disco, Synthpop
"F" Rate: 6/10
I.A.R. tavsiyesi: "What's Your Pleasure?"
Sven Wunder - Wabi Sabi
Yıl: 2020 Türkiye
Tür: Electronic, Downtempo
"F" Rate: 5/10
I.A.R. tavsiyesi: "Onsen"
Rosie Carney - The Bends
Yıl: 2020 İngiltere
Tür: Indie Folk, Cover
"F" Rate: 7/10
I.A.R. tavsiyesi: "High and Dry"
Bdrmm - Bedroom
Yıl: 2020 İngiltere
Tür: Shoegaze, Post-Punk
"F" Rate: 6/10
I.A.R. tavsiyesi: "Happy"
American Honey OST
Yıl: 2016 ABD
Tür: Hip-Hop, R&B, Indie Folk
"F" Rate: 4/10
I.A.R. tavsiyesi: Mazzy Star - "Fade Into You"
Osmosis - Countdown
Yıl: 2020 Fransa
Tür: Psychedelic Rock, Hard Rock, Blues Rock
"F" Rate: 7/10
I.A.R. tavsiyesi: "Praised Be the Shroom God"
Kacey Johansing - No Better Time
Yıl: 2020 ABD
Tür: Indie Pop, Indie Rock
"F" Rate: 7/10
I.A.R. tavsiyesi: "No Better Time"
Låpsley - Through Water
Yıl: 2020 İngiltere
Tür: Art Pop, Ambient Pop
"F" Rate: 6/10
I.A.R. tavsiyesi: "Womxn"


The Giving Moon - BLOOM
Yıl: 2020 ABD
Tür: Indie Rock, Indie Pop
"F" Rare: 7/10
I.A.R. tavsiyesi: "Before the World Ends"

Run the Jewels - RTJ4
Yıl: 2020 ABD
Tür: Hardcore Hip-Hop, Rap
"F" Rate: 8/10
I.A.R. tavsiyesi: "JU$T (feat. Pharrell Williams & Zack de la Rocha)
Sault - Untitled (Rise)
Yıl: 2020 İngiltere
Tür: Neo-Soul, Alternative R&B
"F" Rate: 7/10
I.A.R. tavsiyesi: "Strong"

Aesop Rock - Spirit World Field Guide
Yıl: 2020 ABD
Tür: Abstract Hip-Hop, Rap
"F" Rate: 7/10
I.A.R. tavsiyesi: "Kodokushi"


King Gizzard & The Lizard Wizard - K.G.
Yıl: 2020 Avustralya
Tür: Psychedelic Rock, Anatolian Rock
"F" Rate: 8/10
I.A.R. tavsiyesi: "Automation"

27 Aralık 2020 Pazar

Bafang - Elektrik Makossa


Fransız anne ile Kamerunlu babanın iki oğlu olan Lancelot ve Enguerran Harre'dan oluşan Bafang, çok kötü geçen 2020'nin son günlerinde tanıştığım harikulade bir rock duosu. Kamerun şehri Bafang kökenli olup Évreux/Fransa da büyüyen kardeşler, buradaki Afrika ve batı kültürüyle iç içe bir hayat yaşamaya başladılar. Bu hayatın içinde Manu Dibango, Francis Bebey, Toto Guillaume, Charlotte Dipanda gibi isimlerin plakları, ayrıca aileyi bir arada tutan "bikutsi" ve "makossa" adlı yerel Kamerun müzikleri de önemli yere sahipti. İki kardeşin şu aralar Londra'daki Voice Of Africa programının yapımcılığını yapan büyük ağabeyleri zamanında onları Fela Kuti'nin isyankar müziğiyle tanıştırdı. 13 Ekim 1966'da Jimi Hendrix'in konser için Évreux'ya gelmesi, bu şehrin tarihinde unutulmaz bir yer tuttuğu için Harre kardeşlere kadar ulaşan bu efsanevi olay onları rock müziğe daha da yaklaştırdı. Hayatlarında tek tutku olan basketbol, Voodoo Child CD'sini dinlemelerinden sonra yerini müziğe bıraktı. Kafa dengi iki kardeş için Jimi Hendrix tam bir dönüm noktasıydı.

Ergenlik çağlarında Enguerran'ın davul, Lancelot'un gitar çaldığı, bir arkadaşlarının da bas gitarla eşlik ettiği bir gup kurup mini konserler vermeye başladılar. Kendi kendilerine Led Zeppelin ve Deep Purple'ı referans belirleyerek hard rock yapıyorlardı. Evlerine 500 metre mesafedeki prova odalarında 10 yıl boyunca her gün buluşup çaldılar. Etrafları çok kalabalık değildi ama o masum özgüvenleri yerindeydi ve aileleri hep destek oldu onlara. Ailecek ara sıra memleketleri Kamerun'a giderlerdi. Lezzetli yerel yemekleri kadar müzikleriyle de yakından ilgiliydiler. Bikutsi ve makossa kültürünü, içlerinde yanıp tutuşan rock ateşiyle buluşturma fikri de bu Évreux - Bafang hattında gidip geldikçe oluştu. Kökleriyle daha sağlam bağlar oluşturdular. Kamerun diyasporası dünyanın her yerine, Kanada, İngiltere hatta Rusya'ya kadar yayılmıştı. Onlara da bu geniş ailenin nimetlerinden faydalanmaya çalıştılar. Enguerran, Sahra, Fas, İstanbul diye sürekli gezerken, Lancelot Norveçli bir kıza aşık oldu. İki kardeş, gezmeyi bırakıp bir araya geldiklerinde kendilerini saatlerce bir odaya kilitleyip müzikal fikirlerini paylaşıyor, bunları müzik yaparak pratiğe döküyorlardı. Jam seansları sırasında ortaya çıkan parçaları bütün hale getirmek, lirikleri Fransızca yazıp sonra çevirmek, ortaya çıkacak farklılıkları dengelemek iki kardeş için tutkulu bir yaşam biçimi haline gelmeye başladı.


2017'de Fransa'nın Caen şehrinde düzenlenen bir organizasyonda ilk ödüllerini aldıktan ve sahnede gerçekleştirdikleri performanstan sonra daha terleri bile kurumadan önlerini bir adam kesti. Bu adam, 1979'da kurulan, her yıl Aralık ayında Rennes kentinde 3-4 gün süren müzik festivali Rencontres Trans Musicales'in kurucu ortağı Jean-Louis Brossard'dı... Brossard onları tebrik etmekle kalmadı, tam bir organizasyon desteği sağlayarak daha geniş kitlelere ulaşmaları için gerekli çalışmaları başlattı. Ben de olsam aynısını yapardım. Zira 2020 Kasım sonlarında çıkardıkları ilk albümleri Elektrik Makossa'yı kaynak alırsak ortada o kadar güçlü bir müzik var ki, bu müziği Edirne'den Kars'a, Jüpiter'den Mars'a cümle alem duysun diye yapımcı musluklarını açmak çok doğru bir hareket olurdu. Albümde yer alan 10 şarkının 10'u da müthiş bir enerjinin, zeka ve duygu dolu bir doğu-batı sentezi rock ruhunun eseri olarak göz kamaştırıyor. Yamela ile başlayan albüm, bu şarkının vereceği fikir üzerine batı yönü bir miktar daha ağır basmış rock algısı yaratabilir. Bu algının orijinal dil kullanımı ile dengelenmeye çalışıldığı da söylenebilir. Lakin o harika Yamela'nın da açıkça ifade ettiği gibi önümüzde ne doğuyu, ne de batıyı amaç edinmiş, bunları sadece araç olarak kullanıp Bafang olmuş kendine has bir müzikten söz etmek hiç de yanlış olmaz.

Afrobeat kültürünün rock ile buluşmasından, bikutsi ve makossa türlerinin öncelikle bir dans müziği oluşlarından en iyi versiyonlarla faydalanmaları Bafang'ın en belirgin özelliği. Hemen her şarkıda dans edilebilen bir rock ritmine kaptırabildiğimiz gibi, hemen her şarkıda oturup dinlenebilecek kalitede etnik rock lezzetleri de duyuluyor. Özellikle International MakossaBamileke NationNjounjou Dance şarkılarında bir gıdım daha hissedilen bu dans tadı aslında her şarkıda türlü şekillerde önümüze çıkıyor, hatta önümüzden hiç çekilmiyor. Yine bir gıdım olmak suretiyle Mbasso ve Ngo Mee'de Brezilya rock (latin rock'tan bazı ayrıksı yönleri olduğu için Brezilya rock) baharatlığı genzime bayram ettirdi. Sabaha karşı 3-4 arasında yazdıkları muhteşem Ibabemba, eğer Red Hot Chili Peppers Kamerun'da doğsaydı nasıl olurdu sorusunun cevaplarından biri sanki. Bitmiyor! Vokal tasarımlarının da en az müzikleri kadar özenli ve catchy olduğunu hatırlatan Mounaye, içinde western ve blues sosları barındıran, içten içe şahane bir gerilim taşıyan, sinematik yoğunluğuyla olağanüstü bir progressive afrorock olan Sifa, albümün diğer yıldızları. Elbet diğerlerinden bir adım öne çıkan şarkılar var. Ama günün sonunda Elektrik Makossa içinde 10 adet yıldızın olduğu bir albüm. Bittikten sonra bile kafada dönüp duruyor. Harikulade bir yaratıcılık, emek, enerji, coşku ürünü ve belki de bu yüzden hiç bir yıl sonu en iyiler listesinde yer almayacak.

1. Yamela
2. International Makossa
3. Mbasso
4. Ngo Mee
5. Bamileke Nation
6. Ibabemba
7. Njounjou Dance
8. Sifa
9. Mounaye
10. Zanga

16 Aralık 2020 Çarşamba

Benee - Hey U X

 
2000 Auckland, Yeni Zelanda doğumlu Stella Rose Bennett'in klasik bir hikayesi var. Müziğe çok düşkün ailesi sayesinde Radiohead, Björk ve Groove Armada müziğiyle tanışmış, ilkokul boyunca gitar, lisede saksafon dersleri almış. Araya su topu girmiş. O alanda kariyer yapmak istemediğinden 17 yaşında kendi şarkılarını yazmaya başlamış. Bu defa araya Katolik Okulu girmiş. Birkaç yıl sonra SoundCloud ve TikTok'a yüklediği müzikal içerikler yapımcı ve müzisyen Josh Fountain'in dikkatini çekince 2019 yılındaki iki EP'nin, bi sürü teklinin önü açılmış. Tabii tüm bunların başında kendisine "Benee" ismini takmış ki, herkesin söyleyip hatırlaması kolay olsun. Artık ne kadar sevildiyse Jimmy Fallon, Ellen DeGeneres, Seth Myers şovlarına davet edilmiş. Çıkardığı bazı singlelar adı pek duyulmamış mecralarca ödüllendirilmiş. 2020 bu kadar çileli olmasaydı onu çok başka yerlerde görebilirdik belki ama şu halde bile çok iyi bir debut albüme adını yazdırmış olması büyük başarı. O albümün adı ise Hey U X...

Josh Fountain ile birlikte yazdığı 13 şarkıya başka isimler de gerek yazım, gerekse ses olarak konuk olmuşlar. Lily Allen ve Grimes gibi tecrübeli isimleri saymazsak Flo Milli, Gus Dapperton, Mallrat, Bakar adlarındaki yeni nesil pop ve rap müzisyenleri de Benee'ye destek çıkmışlar. Yeni nesil diye boşuna demiyoruz. Yapılan pop da gayet yeni nesil işi modernlikler, yaratıcılıklar, tutkular taşıyor. Hit kelimesinin hakkını verenler, dinledikçe kazanılanlar ve birkaç tane de ne yazık ki olmasa da olurmuş dedirtenler olmak üzere üç bölüme ayırabileceğimiz Hey U X, daha açılışta klasını hissettiren Happen To Me'de nasıl bir pop anlayışının, nasıl şirin ve alttan alta hüzünlü bir vokalin bizi beklediğini göstererek oturduğumuz yere daha bir yerleşmemizi sağlıyor. Süper bir alternatif dans hiti olan Sheesh şarkısına, 2020'nin en iyi pop albümlerinden biri olan Miss Anthropocene'e imza atan, aynı zamanda Elon Musk ile olan birlikteliğinden X Æ A-Xii adında bir bebek dünyaya getiren Grimes konuk oluyor. Kendi halinde sevimli bir pop kariyeri bulunan İngiliz şarkıcı Lily Allen ve ilk kez burada duyduğum Amerikalı pop rap ismi Flo Milli'nin misafir olduğu Plain de albümün lezzetlerinden biri.

Sheesh'den sonra en sevdiğim şarkı, Mallrat mahlası taşıyan, henüz albümü olmayan Avustralyalı şarkıcı kızımız Grace Kathleen Elizabeth Shaw'un featuring yaptığı Winter oldu. Albümün tam orta yerinde bu da yapılır mı kabilinden şahane bi beste. Yine çok güzel ve funky bir disko şarkısı olan Kool ve kapanışa damgasını vuran, Benee'nin akustik gitarın yarenliğinde söylediği olağanüstü C U, albümün gücüne güç, kalitesine kalite katan şarkılar. İsmini saymadıklarımdan da saydıklarım kadar olmasa da zamanla verim almaya başlarım belki. 2-3 şarkı hiç albüme konmasa, daha iyi bir albüm kapağı olsa gibi keşkeleri bir kenara bırakıp Benee'yi kendi orijinalliğinde kabul edip sevmek de güzel. Öğrendiğime göre, normal zeka düzeyinde olmasına rağmen okuma ve yazma becerilerinde sorunlar yaratan bir özel öğrenme bozukluğu olan disleksiye sahipmiş. Kimileri de ses rengi ve şarkılarıyla Billie Eilish'e benzetiyorlarmış. Ne disleksi, ne de Eilish'e benzetilmek (arada fark göremiyorum) Benee'nin bana aşıladığı pop duygusuna gölge düşüremez. Olsa olsa bir sonraki albümü kötü çıkar, o gölgeyi kendi düşürür.

1. Happen to Me
2. Same Effect
3. Sheesh (feat. Grimes)
4. Supalonely (feat. Gus Dapperton)
5. Snail
6. Plain (feat. Lily Allen & Flo Milli)
7. Kool
8. Winter (feat. Mallrat)
9. A Little While
10. Night Garden (feat. Kenny Beats & Bakar)
11. All the Time (feat. Muroki)
12. If I Get to Meet You
13. C U

11 Aralık 2020 Cuma

Miljardid - Ma luban, et ma muutun

 
Tallinn, Estonya'dan çıkma Miljardid dörtlüsü, Ma luban, et ma muutun (I promise I'll change) adlı ikinci albümleriyle yine tesadüfen radarıma giren gruplardan biri oldu. Estonya dilinin neye benzediğini bilmediğim için albüm ismi bende İskandinav bir grup olabileceği, hatta doğrudan Finlandiyalı oldukları hissi verdi. Bu hissi 2019 tarihli  Tõde ja õigus (Truth and Justice) adlı Estonya filmini izlerken de yaşamıştım. Fince ve Estonca'nın yakınlığına bir ara bakmak lazım. Konumuza dönecek olursak, ilk albümleri Kunagi Läänes (2017), Estonya Müzik Ödüllerini silip süpürmüş, yılın albümü seçilmiş. Ama bence Ma luban, et ma muutun'un yanına bile yaklaşamaz. Yılın albümü olmasa da yılın en iyilerinden biri bana göre. Miljardid'in olayını tarif ederken pop üzerinden çeşitlemeler yapmak gerek. Genelde İskandinav pop gruplarında görülen art-pop, rock soslu alternative pop veya kemikli tarafından dream pop olarak yansımalara sahip. Mesela çok beğendiğim Danimarkalı grup Blaue Blume'a az da olsa yakınlık gösterdiği söylenebilir. Jonas Smith gibi olağanüstü bir solisti yok belki ama Marten Kuningas da hiç yabana atılır gibi değil.

Sisemine samurai, Savi ve Surra gibi dinler dinlemez cepte olan, dinledikçe de üzerine koyan şarkılar zaten Miljardid'in ne kadar kaliteli olduğunu, ilk albümden bu yana ne kadar geliştiğinin ispatı. S ile başlayan bu üçlünün taşıdığı pop ruhu o kadar lezzetli ki, eğer illa ki "future pop" diye bir şeyden söz edilecekse o uçuk kaçık dijital melodilerle örülü trance/house sıkıcılıklarından değil, bu üçlü gibi şarkılardan medet umulmalı. Tabii üçlü üçlü diyerek öteki Miljardid şarkılarını ötekileştirmeyelim. Açılıştaki albümün isim şarkısı Ma luban, et ma muutun, keyif veren bir synthrock olan Skorpion, Anna Kaneelina adlı bir hanımefendinin vokali ve şarkıya hüzün yayan gitar melodisiyle Kuldsõrmus, sertliğin gruba çok yakıştığının ifadesi olan Kivinugis ve yumuşaklığın gruba çok yakıştığının ifadesi olan kapanıştaki Vajun art-pop namına sevdiğimiz hareketler. Tabii gerçek art-pop buna deniyorsa, ki denmeli de. Özellikle tuşlulardaki becerileri harika. İşin sertliğini de yumuşaklığını da onlar belirliyor. Bazen canlı, bazen canlı hissi yaratan davul ve gitarlarla kurdukları denge sayesinde tümüyle sentetik olmaktan kurtuluyor, özgürleşiyorlar. Vokal duyguları da aynı derecede gelişmiş olunca ortaya paket halinde müthiş bir albüm çıkıyor. İlk ve ikinci albüm arasındaki farka bakınca, şayet olursa üçüncü albüm hakkında hissettiğim tek duygu heyecan olurdu muhtemelen.

1. Ma luban, et ma muutun
2. Savi
3. Surra
4. Skorpion
5. Kuldsõrmus
6. Kivinugis
7. P.S.O
8. Sisemine samurai
9. Vajun

5 Aralık 2020 Cumartesi

Cruyff In The Bedroom - Ukiyogunjou


1998'de kurulan Japon shoegaze dörtlüsü Cruyff In The Bedroom, 4. albümleri Ukiyogunjou'u çıkarmış bulunuyor. Kendilerini sanki 4 albümdür tanıyormuş gibi konuşuyor olabiliriz ama işin aslı öyle değil. Böyle tuhaf isimli grupları öyle müzik marketlerde veya popüler internet sitelerinde bulamıyorsunuz. Kulakları tesadüflere emanet etmekte her zaman fayda vardır. İsmin bıraktığı imajlara istinaden kendilerini daha önce rastlamış ve dinlemiş olduğum  Someone Still Loves You Boris Yeltsin, Clap Your Hands Say Yeah, ...And You Will Know Us by the Trail of Dead, Natalie Portman's Shaved Head, The Tony Danza Tapdance Extravaganza, Breakdancing Ronald Reagan, I Was a Teenage Satan Worshipper gibi ucube isimlere sahip kıytırık ötesi gruplardan sanmamın özürü yok. Keşke daha derinlikli bir isim bulsalarmış kendilerine. Neyse ki kaliteli shoegaze, önyargıları yerle bir etmeye birebirdir. Cruyff In The Bedroom da o güce sahip kaliteli bir grup anladığım kadarıyla. Zira ilk üç albümü dinlemeden konuşuyorum.

Albüme adını veren Ukiyogunjou ile açılış yapan albüm, şayet bu şarkıyla bir mağaza açılışı yapsaydı değil müşteri, çevrede beleş suşi yemek için bekleyen ahaliyi bile kilometrelerce öteye kaçırabilirdi. Ama ardından gelen Cry durumu düzelttiği gibi, shoegaze yoğunluğundan dolayı Japon olduğunu anlayamadığım bir vokal tarafından seslendirilen bu şarkı yüzünden Cruyff In The Bedroom'u başka bir memleketten sanmama yol açtı. Hatta birtakım önyargılarımdan ötürü (ki bunlar çok fazla saçma sapan Japon bayraklı rock örneği dinlemiş olmamdan kaynaklı istem dışı önyargılardır) Sasasihikari gibi tempolu, yoğunluklu ve tutkulu bir şarkıyı Japon bir gruba yakıştıramama durumu yarattı. Lâkin shoegaze'de fonetik aranmaz. Arada ömür törpüsü şarkılara rağmen, yer yer trash metal aşinalığı yaratan sert gitarların fonuna sürekli tekrarlardan ötürü hipnotik etkiler yaratan yumuşak gitar melodilerini dantel misali işleyen grup, shoegaze'in en nitelikli örneklerinden birine adını yazdırmış görünüyor.

Adı geçen Cry ve Sasasihikari yanında, Mirawii Carnaval, Sadness Madness, I See The Moonlight, Loves and Lights hem bu özellikleri taşıyan, hem de albümün en iyileri olarak gördüğüm ve hiç beklemediğim yoğunluğa sahip şarkılar. Öyle ki, Mirawii Carnaval'ın tekdüze vokalinin ve sürekli yinelenen gitar melodisinin bir süre sonra ne zaman yön değiştireceğini beklemenin sıkıntısına rağmen, asıl meselenin bunun yön değiştirmeyecek olduğunu anlamak bile bir deneyim. Melodik pop rock kılığına girmiş bir shoegaze şarkısının nasıl olduğu da yaşayarak öğreniliyormuş. Gerçi benim aklım hâlâ Sasasihikari'de! Japon yapmış geyiği yapmak istemiyorum derken, aslında yapmış olacağım. İyisi mi yapmış olayım da kurtulayım. Yaklaşık 6 dakika olup da bana bir çırpıda bitmiş gibi gelen şarkılardan biri ki, böylelerine taparım. Bazı kaynaklarda dört kişi olarak görünmelerine rağmen fotoğraflarda neden üç kişi göründüklerini anlayamadım. Dinlerken uzun bir süre Japon olduklarını anlamamışken, kaç kişi oldukları kimin umurunda!

1. Ukiyogunjou
2. Cry
3. Yasasihikari
4. Loves and Lights
5. Quruttacekaij
6. The Colour Is Blue
7. Sadness Madness
8. I See the Moonlight
9. Mirawii Carnaval
10. Rain Me
11. Last Night in Antwerp