6 Şubat 2019 Çarşamba

Highasakite - Uranium Heart


Norveçli beş gencin 2011 yılında kurdukları indie pop, art pop grubu Highasakite, 4. albümleri Uranium Heart ile nihayet bütünüyle sevdiğim bir albüm yapmış oldular. 2012'deki debut All That Floats Will Rain'den itibaren takip ettiğim Highasakite, sonrasında gelen Silent Treatment (2014) ve Camp Echo (2016) ile bir türlü albüm zenginliği sağlayamamış bir oluşum gibi görünüyordu bana. Bu albümlerdeki Son Of A Bitch, Since Last Wednesday, My Name Is Liar ve şu an adını hatırlayamadığım birkaç iyi şarkı haricinde tortu bırakamamışlardı. Ancak Uranium Heart, sadece grubun değil, bana göre 2019'un zirvelerinden biri olacak kalitede bir albüm. Vokalist ve şarkı yazarı Ingrid Helene Håvik ile davulcu Trond Bersu'nun Trondheim Jazz Konservatuarı'nda eğitim görürken tanışıp ikili olarak başlayan müzik kariyerleri, zamanla başka arkadaşlarının da katılımıyla Highasakite olarak şekillenmiş. Uranium Heart'a gelerek yaptıkları albümler de onların adım adım popülerleşmelerini sağladı. Bence bu popülerliği hak ettiklerinin en büyük kanıtı da Uranium Heart oldu. Indie, art, dream pop sularında gezinen albüm, İskandinav muadillerinin pop algılarından beslendiği kadar, bu beslenme kaynaklarını azar azar da olsa kendilerine has bir tarz meydana getirme amacı etrafında toplayabiliyor. Onları ilginç, derinlikli ve kaliteli yapan da bu arayışları.

Çalıştıkça güçlenen bir makine gibi dinledikçe güzelleşen, içindeki cevherleri açığa çıkaran, ama yine de bir şeyler sakladığını hissettiren şarkılarla dolu Uranium Heart, bu noktaya gelene kadar geçirdiği üç albümlük süreçten çok şey öğrendiğini ispatlıyor bana göre. Bazıları daha fazla popülerlik uğruna tavizler verip tribünlere oynarken, onlar kendi tarzlarının sınırları içinde çok daha iyi şarkılar yazarak, yazmakla bırakmayıp onları kendi evrenlerine göre çok sesli biçimde tasarlayarak var olmayı seçiyorlar. İşte Uranium Heart bu varoluş yolculuğunun tepe noktası olmuş. Daha açılıştan (ki grubun her albümünün açılış şarkıları çok iyidir) Too Early ile erken bir yürek dağlaması yaşatan albüm, soktuğu bu epik ruh halini ufak tefek oynamalarla bitime kadar sürdürüyor. Spiritüel bir ağıt gibi başlayan, sonra 80'lerin neon slowlarına evrilen Mexico, birbirine benzer kalitedeki dream/art pop karakterlerine rağmen kendi güçlü benliklerini yaratmış Out Of Order ve Egomaniac, ilk single olmasına rağmen albüm bütününden kopmamış, kendini sattırmak için ödün vermemiş I Call Bullshit… Her birinde ayrı bir incelik, ayrı bir güzellik mevcut.

Albüme adını veren Uranium Heart belki de en uçarı şarkı. Ama onun mutluluğu, coşkusu, ümidi bile albümün huzurlu, hüzünlü, tutkulu halinden bağımsız değil. Vokal ve akustik gitarın atmosferde dans edişi, büyüleyici bir baladın bayır aşağı koşma arzusu kadar dolaysız. Uzun vadede kendi solo albümlerine yelken açacağına dair ciddi şüphelerim olan Ingrid Helene Håvik bile ilk kez bu kadar güzel şarkı söylüyor sanırım. Kesin bir olgunluk, ketumluk, kıvraklık, incelik, güven veren bir duygusal zeka var artık sesinde. Aynı şarkı içinde hem etnik, hem de modern pop vokalinden esintiler sunuyor. Çoğu şarkıdaki "yürek" vurgusu, yaşamla ölüm arasında arafta kalmış ya da o kadar organ arasında yaşamakla ölmeyi aynı anda sembolize etmeye seçilmiş kalbin fiziki ve ruhi bütünlüğüne işaret ediyor. Radyoaktif kimyasal bir element olan uranyumdan da olsa o yürek, yürekliğini bilerek atmaya devam ettiği sürece Uranium Heart gibi albümler çalınmaya söylenmeye devam edecek.

1. Too Early
2. Revolution
3. I Call Bullshit
4. Mexico
5. Mexico, Pt. 2
6. Hail of Bullets
7. Out of Order
8. Egomaniac
9. Uranium Heart
10. Stick With You
11. Outro

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder