17 Kasım 2009 Salı

David Lee Roth - Eat 'Em and Smile


Joe Satriani’nin hocalığı, 80’ler hard rock’ı, Van Halen derken, Chickenfoot birlikteliğine benzer bir vakanın 1986’da yaşandığını hatırlatayım istedim. Van Halen’dan olaylı biçimde ayrılan (zaten Eddie Van Halen ile olaysız ayrılmak pek mümkün değildir!) hiperaktif rockstar David Lee Roth, ilk solo albümünü çıkarmaya karar verir. Yanına aldığı isimler de dönemin yenir yutulur cinsten olmayan rock emekçileridir. Gitarda Satriani’nin en parlak öğrencilerinden virtüöz insan Steve Vai, bas gitarda pek çok rock müzisyeninin favori basçısı ve sonradan Mr. Big grubunun üyesi olacak olan tecrübe abidesi Billy Sheehan, davulda da o dönem camiada şöhret yapmış en becerikli eşlikçilerden biri olan Gregg Bissonette bulunmaktadır. Bu üç müzisyen hiç ego yapmayıp doğrudan David Lee Roth adı altında bir araya gelirler ve çıkan albüm Eat 'Em and Smile, bana göre 80’lerde rock namına yapılmış en güzel şeylerden biridir.

“Diamond Dave”, olağanüstü vokal tekniğini aslında tekniksizliğine borçludur. Her yola gelen sesi adeta gökküşağı gibi renklidir. Ama özünde hep bir maçoluk yatar. İlk kez kaset olarak dinlediğim Eat 'Em and Smile, birbirinin kopyası grupların / albümlerin at oynattığı rock sirkine ilaç gibi gelmişti. Farklı olduğu için epey eleştiri de almadı değil. Fakat her şeyin ilacı zaman, onu öyle bir mahzene koydu ki, albüm orada yıllandıkça tadı anlaşıldı. Ne zaman duysam içime işleyen 80’ler hard rock müziğinin güzide örnekleri arasında o hüzünlü nostaljiyi yumuşatan harika bir serinliği olduğunu fark ettim her dinleyişimde. Bu satırları yazarken de havaya girmek için günümüz teknolojisinin farklılığıyla dinlediğimde değişen hiçbirşey olmadığını, aksine, gelişen çok şey olduğunu düşünüyorum. Bu zamansızlığı elde etmek, hele de bir arkadaş toplantısı esnasında birden çıkmış izlenimi uyandıran matrak yanlarıyla böylesine epik olmayan bir albümden bu zamansızlığı elde etmek çok büyük bir şey.

David Lee Roth’un Steve Vai gitarıyla sohbet ettiği mini introyu da kapsayan albümün gülü Yankee Rose, tüm enstrumanların şov yaptığı Billy Sheehan bestesi olan enfes rock’n roll Shyboy, karizması tavana vuran Goin’ Crazy!, turbo motor takmış Elephant Gun ve Roth gırtlağının jazzy ve bluesy karakterinden muazzam örnekler sunan I’m Easy, Tobacco Road, That’s Life cover üçlüsü, albümün en renkli anları. Yormayan, baymayan, tam tersi gaza getiren, coşturan, şimdi bile vitüözitesine hayran bırakan ve bence döneme göre orijinalliğinden ötürü kült/klâsik sınıfına sokulması gereken Eat 'Em and Smile, kötüsü iyisinden kat kat fazla yeni yetme rockerlara nal toplattıracak kadar sapasağlam hâlâ. Bu albümden sonra David Lee Roth 5-6 albüm daha yaptı sanırsam. Onların da elbet seveni, sevmeyeni, haberi bile olmayanı vardır. Lâkin bana göre ağızlarıyla kuş tutsalar dahi Eat 'Em and Smile’ın büyüsüne erişmeleri çok zor.

1. Yankee Rose
2. Shyboy
3. I'm Easy
4. Ladies' Nite in Buffalo?
5. Goin' Crazy!
6. Tobacco Road
7. Elephant Gun
8. Big Trouble
9. Bump and Grind
10. That's Life

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder