31 Mart 2010 Çarşamba

Issız Ada Radyosu Arşivi (Mart 2010)

The Whigs - In the Dark
Yıl: 2010 ABD
Tür: Alternative Rock, Indie Rock
"F" Rate: 6/10
I.A.R. tavsiyesi: "Automatic"

Black Grape - It's Great When You're Straight...Yeah!
Yıl: 1995 İngiltere
Tür: Britpop, Alternative Dance
"F" Rate: 7/10
I.A.R. tavsiyesi: "In the Name of the Father"

O.A.R. - Stories of a Stranger
Yıl: 2005 ABD
Tür: Alternative Rock, Pop/Rock
"F" Rate: 7/10
I.A.R. tavsiyesi: "Daylight the Dog"


Amy Macdonald - A Curious Thing
Yıl: 2010 İngiltere
Tür: Pop/Rock, Singer/Songwriter
"F" Rate: 5/10
I.A.R. tavsiyesi: "Don't Tell Me That It's Over"


Bobby McFerrin - Vocabularies
Yıl: 2010 ABD
Tür: Vocal Jazz, A Cappella
"F" Rate: 7/10
I.A.R. tavsiyesi: "Say Ladeo"



Carla Bruni - Quelqu'un m'a dit
Yıl: 2002 Fransa
Tür: Chanson, French Pop
"F" Rate: 6/10
I.A.R. tavsiyesi: "Quelqu'un m'a dit"


Sugar - Copper Blue
Yıl: 1992 ABD
Tür: Alternative Rock, Indie Rock
"F" Rate: 8/10
I.A.R. tavsiyesi: "If I Can't Change Your Mind"

Steve Winwood - Roll With It
Yıl: 1988 İngiltere
Tür: Pop/Rock, Rock
"F" Rate: 8/10
I.A.R. tavsiyesi: "Hearts on Fire"


Nada Surf - If I Had A Hi-Fi
Yıl: 2010 ABD
Tür: Alternative Rock, Power Pop, Indie Rock
"F" Rate: 6/10
I.A.R. tavsiyesi: "Enjoy The Silence"


Sara Evans - Born To Fly
Yıl: 2000 ABD
Tür: Country Pop
"F" Rate: 7/10
I.A.R. tavsiyesi: "I Keep Looking"


Yoav - Charmed & Strange
Yıl: 2008 İngiltere
Tür: Singer/Songwriter, Acoustic Rock
"F" Rate: 10/10
I.A.R. tavsiyesi: "Club Thing"


Vedera - Stages
Yıl: 2009 ABD
Tür: Indie Rock, Pop/Rock
"F" Rate: 7/10
I.A.R. tavsiyesi: "Greater Than"


Youssou N'dour - Nothing's in Vain
Yıl: 2002 Senegal
Tür: World Music, African
"F" Rate: 7/10
I.A.R. tavsiyesi: "Tan Bi"


Paper Aeroplanes - The Day We Ran Into the Sea
Yıl: 2009 İngiltere
Tür: Indie Rock, Pop/Rock
"F" Rate: 6/10
I.A.R. tavsiyesi: "Cliché"


Poets Of The Fall- Twilight Theater
Yıl: 2010 Finlandiya
Tür: Pop/Rock
"F" Rate: 6/10
I.A.R. tavsiyesi: "Dying To Live"

Kaki King - Junior
Yıl: 2010 ABD
Tür: Acoustic Rock, Post-Rock
"F" Rate: 5/10
I.A.R. tavsiyesi: "Falling Day"

Vernon Reid - Mistaken Identity
Yıl: 1996 İngiltere
Tür: Alternative Rock, Instrumental Hip-Hop
 "F" Rate: 9/10
I.A.R. tavsiyesi: "Mistaken Identity"
Lakuna - Castle of Crime
Yıl: 1999 ABD
Tür: Pop/Rock, Instrumental
"F" Rate: 7/10
I.A.R. tavsiyesi: "So Happy"

Stefanie Heinzmann - Roots to Grow
Yıl: 2009 İsviçre
Tür: Pop/Jazz
"F" Rate: 6/10
I.A.R. tavsiyesi: "There's A Reason"


The Depreciation Guild - Spirit Youth
Yıl: 2010 ABD
Tür: Shoegaze, Dream Pop
"F" Rate: 7/10
I.A.R. tavsiyesi: "My Chariot"

27 Mart 2010 Cumartesi

Yoav - A Foolproof Escape Plan


Cape Town’da doğmuş, Londra’da mürekkep yalamış, New York’ta müzik çalışmalarına ivme kazandırmış olan Yoav (soyadı da Sadan bu arada), daha çocukken merak saldığı müziğini bugün iki albümlü klas bir müzisyen olarak tüm dünya ile paylaşmakta. New York’ta ivme kazandırdığı müzik çalışmaları esnasında birtakım yerel konserlere çıkarak ilgi alâka toplayan Yoav, yine bu süreç içerisinde New York’un adamı müzikal açıdan hallaç pamuğu gibi oradan oraya savuran rüzgârı sayesinde elektronik ve alternatif pop müzikle, club/dance kültürüyle de paslaşmaya başlamış. Böylece belki sıkıcı bir singer/songwriter folkçu olacakken, direkten dönüp daha ilginç bir kombinasyonun savunucularından bir olmuş. Bunun en önemli delili, benim için çoktan bir efsaneye dönüşmüş olan 2008 tarihli ilk albümü Charmed & Strange’dir. Club Thing, Adore Adore, Beautiful Lie, Where Is My Mind gibi nice güzelliği bünyesinde barındıran albüm, her dinleyişimde başyapıt olmaya doğru emin adımlarla ilerleyen bir akustik rock aktivitesine dönüşüyor. Adını bu kadar fazla hak eden albüm azdır. Gitarının ve özenle yazılmış lirikleri seslendiren doğal vokalinin son derece elit bir akustik altyapıya entegre olduğu Charmed & Strange şarkıları, loş bir pop coşkusu ile, hırçın bir hüznün izlerini taşıyordu üzerinde. O kadar harika şarkılardı ki, ikinci Yoav albümü zaten ondan daha iyi olamazdı.

Nitekim ikinci Yoav albümü, hatta belki de üçüncü Yoav albümü de Charmed & Strange’den daha iyi olamayacak. Biz ikincide duralım ve görünüme bakalım. Madem ilkinden iyi olamayacaksın, bari ezilme demiş kimliği belirsiz atalarımız. Beklenildiği üzere ondan iyi değil. Böyle bir iddiası olduğunu da hiç sanmıyorum. Ama ilk gözağrısı gibi kolay bağıra basılır bir yapısı olmaması onu vasat yapmıyor. Tam tersi, ona harcayacağınız vakti yeni şeyler keşfetmenin heyecanı ile ödüllendirme vaatlerinde bulunuyor. Yine ritmik ve vurmalı biçimde gitar çalma tekniğinin etrafı elektronik elim sendelerle çevrilmiş. İlk başta yukarıda adı geçen ilk albüm harikaları gibi şarkılar yok sanki. Sadece benzerleri var. Mesela ilk single Easy Chair asla bir Club Thing olamaz. Ama bir Easy Chair olabilir. Tıpkı Club Thing gibi albümün ikinci şarkısı olan Moonbike belki tavır olarak ona daha yakın. Kime yakın ya da kime uzak olursa olsun, kesinlikle karakter sahibi bir şarkı. Bunun yanında LIttle Black Box, Spidersong ve kapanıştaki We All Are Dancing, daha ilk dinleyişte kanımın kaynadığı Yoav parçaları oldu. Geri kalan şarkılar ise hep bir Charmed & Strange sonrası “keşke”ler barındıran türden besteler. Aralarında zaman ve emek isteyenler de var, bunu söylemek erken olabilir belki ama, ne yazık ki istemeyenler de var. Zaten Charmed & Strange’den daha iyi bir Yoav albümü beklemediğimi söylemiştim. En azından özlenilen bir ses ve gitarın çevrelediği yeni şarkılarla hasret gidermiş olduk. A Foolproof Escape Plan, 10 şarkıdan oluşan, Charmed & Strange’in izlerini taşıyan, buna rağmen onun büyüsüne yaklaşamayan, ama hiç de ezilmeyen bir albüm.

1. Greed
2. Moonbike
3. Safety In Numbers
4. Yellowbrite Smile
5. Spidersong
6. LIttle Black Box
7. Easy Chair
8. Anonymous
9. 68 Dream
10. We All Are Dancing

23 Mart 2010 Salı

Georgia Satellites - Georgia Satellites


Izzy Stradlin’in The Ju Ju Hounds projesinden bahsederken Rick Richards’dan dolayı adını andığım Georgia Satellites’ın benim için çok büyük anlam taşıyan 86 tarihli kendi adalarını verdikleri albümlerini saygıyla anmak istedim. 1980’de kurulmuş, bugüne dek 7 albüm çıkarmış Atlantalı dörtlünün ilk albümleri Keep The Faith 1985’te çıkmış. Georgia Satellites ise ikinci albümleri. Sonrasında 5 tane daha kütürdetmişlikleri var. Son albümleri Shaken Not Stirred’den, yani 1997’den beri albüm yapmıyorlar. Bu kadar matematikten sonra “neden ikinci albüm” sorusuna “belli bir sebebi yok” demek isterdim. Oysa o kadar çok sebebi var ki. O yüzden “belli bir sebebi yok” diyorum. 80’ler rock arşivimin nadide parçalarından biri olan bu albümün tadını öteki Georgia Satellites işlerinden hiçbirinde alamadım. Tek tük iyi şarkılar oldu mutlaka. Ama şu 10 şarkılık rock’n roll şâheseri, hiç de şâheser gibi olmayan, 80’lerde zaten kıt olan aklımı almış ölümcül bir darbeydi. Bu tip albümlerim o kadar çok ki, arada bir bakarım hâlâ öyleler mi diye. Kimi o eski büyüsünü taşımamaktadır ama saygıda asla kusur etmem. Ama Georgia Satellites albümüne baktığımda anladım ki, hâlâ öyleler.

Gitar ve vokaldeki Dan Baird önderliğindeki grup, yazılsa roman olacak hayat öykülerini sanki bu 10 şarkıya sığdırmışlar gibi sertliklerinden gram sapmadan arka arkaya rock güllelerini gül yapıp tepemden döküyorlar her dinlediğimde. Fakat o sertliğin içinde büyümemiş bir çocuk, kaybolmamış bir ruh, hiç sönmemiş bir ateş bulunmakta. Playbacklerimin, karaokelerimin, kıt aklımın, yarım fikrimin vazgeçilmez yoldaşlarından birine daha ne yazsam yetmez. Çift gitarın her şarkıda sağdan soldan estarabim coşkusu, tok davul ve hayalet bas gitarın da bu şenliğe katılımıyla taş taş üstünde bırakmayan, ama her seferinde o taşları tekrar ustaca dizen olgunluğuna karışıyor. Dile japon yapıştırıcısı gibi yapışan nakaratları 80’lerdeki etkisini hiç kaybetmemiş. Güney rock bulutlarının blues bulutlarıyla havada karşılaşıp elektriklenmesi sonucu meydana gelen şeyin diğer adı bu. İlk şarkı Keep Your Hands To Yourself yıllar sonra bile tüylerimi diken diken edebiliyor. Can't Stand The Pain benim için Cuma akşamları gibi birşeydi, yine öyle. Son şarkıda da Every Picture Tells A Story diyorlar. Her albüm de bir hikâye anlatır. Georgia Satellites - Georgia Satellites albümünün hikâyelerini dinlemekten hiç bıkmadım. Hiç ummadığım anlarda kendimi Battleship Chains’i mırıldanırken buluyorum. Üstelik çok uzun süre dinlememiş olsam bile. O zaman bu şarkıları bulup getiren müzik hafızamla gurur duyuyorum. Demek ki o hafızaya bunları kazıyan kazımış zamanında.

1. Keep Your Hands to Yourself
2. Railroads Steel
3. Battleship Chains
4. Red Light
5. The Myth of Love
6. Can't Stand the Pain
7. Golden Light
8. Over and Over
9. Nights of Mystery
10. Every Picture Tells a Story

21 Mart 2010 Pazar

Fallulah - The Black Cat Neighbourhood


24 yaşındaki Maria Apetri, güzelim ismi dururken kendine Fallulah demeyi seçmiş bir alternatif pop şarkıcısı. Kendisi ilk albümü The Black Cat Neighbourhood ile klâsik pop, rock’n roll, indie, pop caz, r&b, hatta Balkan etkileri dahi taşıyan çokyönlü müziğini Şubat ayından itibaren dünyanın beğenisine sundu. Canlı enstrumanlarla kaydedilmiş albümün ruhuna da yoğun biçimde yansımış bu canlılık, sondaki bonusu da sayarsak 13 şarkıya da pozitif suretlerle sinmiş. Kaldı ki cansız anları bile ölü değil. Cesur, kendinden emin, özgür, aynı zamanda kırılgan, kişisel ve temkinli gibi sıfatlar kullanma zorunluluğu hissettirdi bana. Kolayca kıskıvrak yakalayabilecek melodileri ziyan etmemiş, onları daha özel bir amaç için kullanmayı tercih etmiş adeta: Fallulah olmak! İçinden “pop” kelimesi geçen bazı albümler/şarkıcılar için takınılan tutum, “en çabuk nasıl zengin ve ünlü olunur” atına ne kadar oynayıp oynamadıklarına şüpheyle yaklaşmaktır. İçinden “pop” kelimesi geçen özelliklere sahip olduğu için Fallulah’a hırslı diyebiliriz. Ama bu hırs, zengin ve ünlü bir Gaga olmaktan ziyade, dönen her dümenin tamamen farkında bir olgunlukla başka türlü beğenilerin popüler kadını olmak istemesinin yarattığı bir hırs. Bütün bunları hiçbiryerden okumadan ve duymadan nasıl bilebiliyoruz? İşte müzik kimi zaman bu kadar güçlü bir gizemden ibaret.

Albümden çıkan ilk single I Lay My Head, çıkar çıkmaz Danimarka’nın en popüler radyolarından birinde “Haftanın Şarkısı” seçilmiş. Ola ki ilk I Lay My Head’i duydunuz, Fallulah sadece bu tip şarkılardan ibaret bir kız sanmayın sakın. Sırasıyla Only Human, Hey You ve Bridges ile şukela bir açılış serisi yaratan Fallulah (söylerken olduğu kadar yazarken de bir türlü alışamadım bu isime!), Use It For Good, Work Song, Hold Your Horses gibi örneklerle de pop kimliğine başarıyla akustik folk özellikleri de ekliyor. İkinci yarısı, bana ilk yarısı kadar etkileyici gelmese de, New York You're My Concrete Lover ile gönlümü almasını bilen Fallulah, kendisini tek bir alana sabitlememiş, fakat esnekliğini de fazla abartmayan müziğiyle gelecek hakkında çok parlak şeyler düşündürüyor. Üzülen, düşünen ve bazen de şımaran sesi de ayrı bir güzel olunca The Black Cat Neighbourhood’un tadı damakta kalabiliyor. Keşke günümüzde içinden “pop” kelimesi geçen her albüm bunun kadar ümit verici olabilse. Acaba Bridges gerçekten iyi bir şarkı mı, yoksa benim mi ikide bir onu dinleyesim geliyor?

1. Only Human
2. Hey You
3. Bridges
4. Use It For Good
5. You Don't Care
6. Work Song
7. I Lay My Head
8. The Black Cat Neighbourhood
9. Give Us A Little Love
10. Hold Your Horses
11. Back and Forth
12. New York, You're My Concrete Lover
13. Bonus Track

16 Mart 2010 Salı

Sue Ellen - Sunday Hangover


80’li yıllarda belki de ABD’den çok bizim toplumumuzda derin izler bırakmış Dallas dizisinde kadın-erkek-yaşlı-genç herkesin acıdığı ve bu acımadan filizlenen sempati sayesinde empati kurabildiği bir kadın vardı. (Çünkü bizim 80 sonramız başkasınınkine benzemiyordu.) Bu kadın, beyazcam sayesinde okyanusları aşıp, en ücra beldelerimize kadar girip, oralarda bile kendi kaderini başka biçimlerde paylaştığı kadınlara ayna tutabiliyordu. Aşkı uğruna başkalarının parmağında oynatılabilecek kadar saftı. Ama kimseden çekmedi JR’dan çektiği kadar. Adeta bir uzvu olmuş içki kadehi ve her dâim sulu gözleri ile hüznün kadın bedeninde cisimleşmiş hâli olan Sue Ellen Ewing’den söz ediyorum. Zamanında öyle bir isim koymuşlar ki kadına, bunca yıl sonra bu ismi İsveçli kendi halinde bir kızın albümü üzerinde görünce isim hafızam tek bir adrese yöneldi.

İsveçli Sue Ellen hakkında pek fazla bilgiye ulaşamadım. Yine de bir tesadüf sonrası Sunday Hangover albümüne rastlayınca fazla bilgiye de gerek kalmadığını anladım. Üstelik Dallaslı Sue Ellen ile sadece isim benzerliği olmadığını da… Tamamı akustik ve haliyle Sue Ellen hüznüyle kaplı Sunday Hangover, 80’lerin (Dallas’ın hâlâ ekranlarda olduğu 80’lerin) bazı unutulmaz hitlerinin yeniden yorumlarından oluşmakta. Öyle ki şarkı isimleri yerine önce sahiplerini söylesek, hangi şarkıların coverlandığını tahmin ederken yanılma payınız oldukça düşük olacaktır. Albümü dinlerken aklıma Hellsongs ve Sofia geldi. Tıpkı onların yorumları gibi orijinal şarkıları bambaşka hallere sokmuş çıkarmış bir nefâset var. Hellsongs nasıl 80’lerin hard rock ve heavy metal örneklerini kendi zevkine göre giydirdiyse, Sue Ellen da 80’ler partilerinin demirbaş pop şarkılarından bir tutam alıp onları 2000’ler akustiğine kuşatmış.


Hani Shattered Dreams, Do You Really Want To Hurt Me, Enjoy The Silence gibilerinin bu folk atmosferinde nasıl kalp kırıcı olabileceğini az çok tahmin edebilirdim de, şu Wake Me Up Before You Go-Go’nun bu kadar acımasız bir balada dönüşebileceği aklımın köşesinden geçmezdi. Meğer George Michael’ın karaokelerin gözdesi o zıpır pop şarkısı, duru bir ses ve bir gitarla çok farklı bir iklim yaratabiliyormuş. “Gitmeden önce beni uyandır” dizesini Wham!’den her duyuşumda nasıl gülümseme hissi beliriyorsa, Sue Ellen söylediğinde o kadar üzülüyorum. İçime bir keder doluyor, pişmanlıklarım üşüşüyor, hayata sonbahardan bakıyorum. Ama öte yandan da mutluyum. Çünkü alternatif bir 80’ler partisinde ortamı loş hale getirip mum ışıkları altında harika bir 80’ler dinletisi içindeyiz sanki. The Model haricinde albümde boş yok. The Model da boş değil. Sadece daha önce orijinalini hiç duymadığım, bu yüzden diğer şarkılarla kurduğum paralel hissiyatları yaşayamadığım bir şarkı olmasından ötürü oluşmuş bir boşluktan bahsetmekteyim. Benim için çok mühim bir grubun, çok mühim bir parçası olan Everybody Wants To Rule The World ile albüm sona erdiğinde, o alternatif partinin ertesi sabahının kara bulutlu hüznü altında huzur içinde yapılacak kahvaltının hayalleri süslüyor zihnimi. Bir sonraki Sue Ellen sarhoşluğuna kadar…

1. Shattered Dreams (Johnny Hates Jazz)
2. Maneater (Hall & Oates)
3. I Was Made for Loving You (Kiss)
4. Wake Me Up Before You Go-Go (Wham!)
5. I Surrender (Rainbow)
6. Being Boring (Pet Shop Boys)
7. Blue Monday (New Order)
8. Enjoy the Silence (Depeche Mode)
9. Do You Really Want to Hurt Me (Culture Club)
10. The Model (Kraftwerk)
11. Everybody Wants to Rule the World (Tears For Fears)

12 Mart 2010 Cuma

Izzy Stradlin & The Ju Ju Hounds - Izzy Stradlin & The Ju Ju Hounds


Vakt-i zamanında Guns’n Roses ile ilgili bir yorumda rastladığım bir cümle, demek ki aynı şeyleri hissettiğimiz insanlar da varmış dedirten türdendi: Axl’da öfke, Slash’te asi rock karizması, Duff’ta enerji vardır. Izzy’de ise kalp!” O Izzy, grubun fotoğraflarında bile dikkat çekmeyecek kadar silik görünen, halbuki Guns’n Roses altyapısının rock tarihinde türlü referanslarını bulmasına en büyük katkıda bulunmuş değerli bir parçası olan Izzy Stradlin’di. Zaten grubun demirbaş albümlerinden sonra, Axl ile olan takışmalarının da etkisiyle kendi yoluna gitmek istemiş, böylece Guns’n Roses ruhu da bitmiştir. Alkol problemlerine ve onun getirdiği dengesizliklere rağmen belki de grubun en olgun, müzikal anlamda en klas elemanıydı. Bir süre oradan oraya savrulduktan sonra 92’de yanına The Georgia Satellites'tan Rick Richards’ı (gitar), Buckcherry'den Jimmy Ashhurst’ü (bass) ve Charlie Quintana isimli avare davulcuyu alarak kurduğu Izzy Stradlin & The Ju Ju Hounds ile resmen bağımsızlığını ilân etmiş oldu. Ne yazık ki tek albümlük bir grup olarak kalan dörtlü, çiğ, enerjik, akustik, saygı duyulası bir rock’n roll’un müdavimi olanların yollarına güller döktü kendi adlarını taşıyan bu albümle.

Klâsik rock’n roll, punk, reggae etkileri taşıyan albüm, müzik dünyasına yeni bir çehre kazandırmış işlerden değil. Öyle bir iddiası da yok. Eski kalıplar üzerine kendi kimyalarından kattıkları kadarıyla, kendi yağlarıyla kavruluyorlar. Ama Izzy’nin kalbi aynen orada. Üstelik Guns’n Roses’ın sırf gürültülü olabilmek adına kastığı anlardan tamamen arınmış biçimde. Mutlaka bir referans gerekirse müziklerini tanımlamak için The Rolling Stones ve The Faces isimleri sıkça kullanılıyor ki, bu da onların klâsik yönlerini yeterince ele verir nitelikte. Bu albümle kaset formatında grunge öncesi çok güzel anlar paylaşmışlığım vardır. Az sayıda insanın biliyor olmasına kanaat getirdiğim için sevinirim aynı zamanda. Bu durum onları gözümde çok daha özel kılar. Asıl adı Jeffrey Dean Isbell olan Izzy, 10 şarkıda da sakin ama tutarlı gitarıyla, sakin ama tutarlı vokalini taş gibi şarkılara nakış gibi işlemiştir. Yıllanmış şaraptır. Sonbahar ateşidir. O gittikten sonra, onsuz müzik yapmaya çabalayan Guns’n Roses’ı cebinden çıkarıp bozuk para gibi harcayacak kadar sağlamdır. Ama maalesef arkası gelmeyendir, tektir! The Ju Ju Hounds’tan sonra önü açılan, canı sıkıldıkça solo albüm yapan, türlü projelerde boy gösteren Izzy için stadyumlar değil, kulüpler, barlar dolarsa müzik bir şeye benzer.


Somebody Knockin' ile daha başlar başlamaz hafiften The Rolling Stones esintileri üfleyen dinamik müzikleri, Toots & The Maytals klâsiği Pressure Drop coverı ile önce punk, sonlara doğru da reggae çeşmesinden içiriyor. Pressure Drop’tan sonra albümden çıkan ikinci single olan Shuffle It All, orta tempolu yoğunluğuyla Izzy için neden “kalp” yakıştırması yapıldığının kanıtı adeta. Time Gone By’ın Bo Diddley ritimli akustik Güney Rock akışkanlığı iç ısıtıyor. Take A Look At The Guy, Train Tracks ve Cuttin' The Rug gibi Stones etkili kıvrak rock’n rollar sallayıp yuvarlıyor. Özellikle de Stones efsanesinin Faces efsanesinden gelme entellektüel gitaristi Ronnie Wood’un gitarı ve sesiyle konuk olduğu Take A Look At The Guy, albümün en iyilerinden. Yine güney efkârı taşıyan, gospel vokallerle zenginleşen huzur dolu Come On Now Inside ile albümün kapıları kapanıyor. Benim için o kapılar her açılışında hiç değişmeden aynı hisleri de içeri buyur ediyor. Dinlediğim bazı Izzy Stradlin solo albümleri de iyidir. Ama Izzy Stradlin & The Ju Ju Hounds albümü çok başka. Zamansız ve samimi bir rock duymak istediğimde başvurduğum belli adreslerden biri. Hep öyle oldu ve olmaya da devam edecek.

1. Somebody Knockin'
2. Pressure Drop
3. Time Gone By
4. Shuffle It All
5. Bucket O' Trouble
6. Train Tracks
7. How Will It Go
8. Cuttin' the Rug
9. Take a Look at the Guy
10. Come On Now Inside

7 Mart 2010 Pazar

S - I'm Not As Good At It As You


Jenn Ghetto (vokal, gitar), Creighton Barrett (davul), Josh Wackerly (keyboard) üçlüsünden oluşan S, öyle arama motorlarından aranıp bulunacak bir grup değil. Ama şâyet bulursanız ona sıkı sıkı sarılın. Seattle semalarında artık grunge’ın borusu ötmeyeli beri inanılmaz şeyler dönüyor. Sadece eskisi kadar farkında değiliz. Jenn Ghetto, yine Seattle beşlisi Carissa's Wierd’in üç albümlük kariyerinde yer almış tecrübeli bir kadın rocker. S de öyle yeni bir grup değil. Ghetto 2000’den beri iki grubu birden idare etmiş. 2010 tarihli yeni S albümü I'm Not As Good At It As You ise grubun üçüncü albümü. Carissa's Wierd nasıl bir gruptur, ne yer, ne içer, hâlâ faal midir bilmiyorum. Fakat madem ki S faal, yumulalım kaliteli akustik folk sofrasına! “Akustik olsun, çamurdan olsuncular”dan değilseniz, yani artık geyik olmuş “birbirine benzeyen folk şarkılar” içeren albümler kalabalığında bile en iyi olanları bulma çabanızı yitirmeyenlerdenseniz, bu yavanlığın içinde bile günün birinde akustik birilerinin sizi ellerinizden tutup yukarı çekeceğine dair inancınızı kaybetmediyseniz, I'm Not As Good At It As You size olağanüstü anlar sunmak için bekliyor.

Davul ve keyboard dedik ama I'm Not As Good At It As You, Jenn Ghetto’nun tek kişilik projesi gibi sanki. Birbiriyle bir dargın, bir barışık akustik gitarların ve Ghetto’nun fısıltısında bile tutku saklı vokalinden (aynı tutkudaki geri vokallerinden) başka farklı bir enstruman duyulmuyor. Böylesi çok daha güzel. Zira albümdeki herhangi bir şarkının büyüsüne kaptırmış giderken birden araya davulun dalması veya tuşluların sunî atmosfer yaratma çabaları hiç hoş olmazdı. Gerçi Josh Wackerly sessiz ve derinden bir şeyler yapıyor. Ama yaptığı her ne ise, Ghetto’nun gitar ve vokalinin emri altında boynu kıldan ince. Sabahtan beri I'm Not As Good At It As You şarkılarını anlatmanın iyi bir yolunu arıyorum. En kıyak kelimeleri seçmeye, onlarla oynamaya çalışıyorum. Ama Save You, Not A Problem, This Way Always, Through It All, Save Me gibileri kelimelerle nasıl anlatılır tam bilemiyorum. Bu albüm sarhoş ediyor! Öyle ki, mesela Save You’nun ortalarında Neil Young, Jenn Ghetto’nun içine kaçarak vokal yapıyor, bir başkasında iki omzunuzda beliren iki melek bir sağ, bir sol kulağınıza “iyi şeyler düşünmeyi bekliyorum” diye fısıldıyor veya o sessiz sakin gitarları kan ter içinde yatakta sevişirken yakalıyorsunuz. Outro (The Agony) ile albümden aldığınız psychedelic çıkış, finali ile allak bullak eden bir filmin aşağıdan yukarı akan yazıları gibi bakışları boşluğa kilitleyebiliyor. Tabiî bunlar çok kişisel düşünceler. Bu albüm de benim için özel. O yüzden çok ama çok güzel!

1. Wait
2. Not a Problem
3. Away Around This
4. Save Me
5. This Is Love
6. Save You
7. We Are Not Friends
8. The Message
9. This Way Always
10. R.I.P. Calgon
11. Through It All
12. Outro (The Agony)

4 Mart 2010 Perşembe

Ginger Ninja - Wicked Map


Danimarkalı dörtlü Ginger Ninja yepyeni bir grup. Debutları Wicked Map ise Ocak sonlarına doğru çıkmış bulunuyor. Indie pop enflasyonu içinde sivrilmelerine kaçınılmaz gözüyle bakıyorum. Çünkü özellikle 80’lerden devralıp kendi elektronik pop çarklarında öğüttükleri dinamik müzikleri, başta indie pop ile dansetmeyi sevenleri (ki böyle bir kitle olduğunu varsayıyorum, zira her zaman Ibiza House’u ile dansedilmez ya!) ihyâ edecektir. Tıpkı Norveçli Montée’nin çıkışı gibi beni kaliteli bir indie pop ile mesut etmiş olan Ginger Ninja, daha ilk albümlerinde böyle şık bir dans atmosferi yaratabiliyorsa, birkaç albüm sonraları için de ümitli konuşulsa yeridir. Lâkin son iki senedir güvendiğim o kadar çok dağa kar yağdı ki, kimse için ümit dolu konuşmamak gerektiği fikri de hep yedekte bekliyor. Ginger Ninja’nın dinamizmi ve müziklerindeki ümit ışıltıları, klâsik pop giriş-gelişme-sonuç bağlamında yazılmış, ama kendini her dinleyişte tazelermiş hissi veren güce sahipler.

Elektronik, pop, dans laflarının geçtiğine bakılmasın. Ginger Ninja çift gitarlı bir grup. Bu durum onları yer yer indie rock ve alışıldık pop rock kalıplarına da sokuyor. Kendilerine kısaca “tepesinde aynalı top dönen bir rock sahnesinde çalan grup” demek istiyorum. Elektronik unsurlarla, beat kutularıyla aralarının iyi olması, canlı müzik yapan taraflarıyla son derece uyum içinde. Dikkat çeken bir başka unsur da Wicked Map’in çok iyi düzenlenmiş ve tecrübeli bir mühendislikten geçmiş şarkılardan oluşması. Bone Will Break Metal, bu yılın en parlak dans çocuklarından biri olmaya aday. Kezâ Get There Soon, Crying Shame, Sunshine, Soldiers ve diğer muhtemel keşifler de bir albümü sıkılmadan dinletebilecek donanıma ve ruha sahipler bana göre. Kapanışta yer alan The Boy Who Grew Bitter ile albüm geneline göre biraz daha özgür takılmayı denemeleri de takdir edilesi bir durum. Aynı zamanda gitarlardan birini çalan Henrik Hamilton’ın yormayan, cıvımayan, coşkusunu sıradanmış gibi gösteren vokalinin kattığı karakterden iki satır da olsa söz etmeden olmaz. Ginger Ninja’yı sevmek o kadar zor değil kanımca. Piyasadaki çoğu gruptan keskin çizgilerle ayrılıyor değiller. Fakat bu Ninjalar sanırım artık göreve hazırlar.

1. Crying Shame
2. Sunshine
3. Red Lips
4. Bone Will Break Metal
5. Wet Like a Dog
6. You're Wrong
7. Soldiers
8. You Can Have It All
9. Out of Sight, Out of Mind
10. Get There Soon
11. The Boy Who Grew Bitter

1 Mart 2010 Pazartesi

Issız Ada Radyosu Arşivi (Şubat 2010)

Lou Reed - Magic and Loss
Yıl: 1992 ABD
Tür: Rock, Art Rock
"F" Rate: 8/10
I.A.R. tavsiyesi: "Harry's Circumcision"


Rogue Wave - Permalight
Yıl: 2010 ABD
Tür: Indie Pop, Indie Rock
"F" Rate: 7/10
I.A.R. tavsiyesi: "Solitary Gun"



HIM - Screamworks: Love in Theory and Practice
Yıl: 2010 Finlandiya
Tür: Alternative Rock, Gothic Rock
"F" Rate: 6/10
I.A.R. tavsiyesi: "In Venere Veritas"



Baby Woodrose - Love Comes Down
Yıl: 2006 Danimarka
Tür: Garage Rock Revival
"F" Rate: 8/10
I.A.R. tavsiyesi: "No Other Girl"


The Clash - London Calling
Yıl: 1979 İngiltere
Tür: Punk Rock, Reggae, Ska, Rockabilly
"F" Rate: 9/10
I.A.R. tavsiyesi: "Train in Vain"

Sandrine Kiberlain - Manquait plus qu'ça
Yıl: 2005 Fransa
Tür: Chanson, French Pop
"F" Rate: 5/10
I.A.R. tavsiyesi: "J'ai aimé"



The Bamboos - 4
Yıl: 2010 Avustralya
Tür: Funk
"F" Rate: 7/10
I.A.R. tavsiyesi: "Kings Cross"

Van Canto - Tribe of Force
Yıl: 2010 Almanya
Tür: Power Metal, A Cappella
"F" Rate: 8/10
I.A.R. tavsiyesi: "To Sing a Metal Song"



Mountain Mocha Kilimanjaro - Mountain Mocha Kilimanjaro
Yıl: 2008 Japonya
Tür: Funk
"F" Rate: 9/10
I.A.R. tavsiyesi: "Eastwood Magic City"


Bob Seger & The Silver Bullet Band - The Fire Inside
Yıl: 1991 ABD
Tür: Pop/Rock
"F" Rate: 8/10
I.A.R. tavsiyesi: "The Fire Inside"



Joyce Jonathan - Sur mes gardes
Yıl: 2010 Fransa
Tür: Chanson, French Pop
"F" Rate: 6/10
I.A.R. tavsiyesi: "L' heure avait sonné"

Bad English - Backlash
Yıl: 1991 ABD
Tür: Hard Rock
"F" Rate: 7/10
I.A.R. tavsiyesi: "Time Stood Still"


Frightened Rabbit - The Winter of Mixed Drinks
Yıl: 2010 İngiltere
Tür: Indie Pop, Indie Rock
"F" Rate: 5/10
I.A.R. tavsiyesi: "Swim Until You Can't See Land"


Les Respectables - $=Bonheur
Yıl: 1999 Kanada
Tür: Pop/Rock
"F" Rate: 6/10
I.A.R. tavsiyesi: "L'homme 7:00 up"

The Rosebuds - Life Like
Yıl: 2008 ABD
Tür: Indie Pop
"F" Rate: 7/10
I.A.R. tavsiyesi: "Another Way In"


Devin Townsend - Ki
Yıl: 2009 Kanada
Tür: Progressive Rock
"F" Rate: 9/10
I.A.R. tavsiyesi: "Coast"


Michelle Branch - The Spirit Room
Yıl: 2001 ABD
Tür: Singer/Songwriter, Pop/Rock
"F" Rate: 7/10
I.A.R. tavsiyesi: "All You Wanted"


Drive-By Truckers - The Big To-Do
Yıl: 2010 ABD
Tür: Country Rock, Alt-Country, Southern Rock
"F" Rate: 8/10
I.A.R. tavsiyesi: "Daddy Learned to Fly"

The Dutchess and the Duke - Sunset / Sunrise
Yıl: 2009 ABD
Tür: Folk Rock, Garage Rock
"F" Rate: 6/10
I.A.R. tavsiyesi: "Let It Die"


Butterfly Explosion - Lost Trails
Yıl: 2010 İrlanda
Tür: Shoegaze, Dream Pop
"F" Rate: 9/10
I.A.R. tavsiyesi: "Tracing Stars"