29 Ağustos 2011 Pazartesi

Elefant - The Black Magic Show


2001'de kurulup 2010'da dağılan New York'lu indie rock grubu Elefant'a bir geceyarısı rastlayınca içim biraz burkuldu. Çünkü ikinci albümleri The Black Magic Show ile kısa bir süre de olsa vakit geçirmişliğim olduğunu hatırladım. Üstelik dağılma haberlerini, kendilerine rastladığım o geceyarısı sonrasında "acaba şimdi ne yapıyorlar" araştırmam sonunda öğrendim ki, içimin burkulma sebebi de, kısa bir süre vakit geçirmişliğimin nostaljisiyle birlikte bu dağılma haberi oldu. Aslında The Black Magic Show'u dinlediğimi, fakat nerede, ne zaman dinlediğimi hatırlamıyordum. Hatta albümün bana göre en iyi şarkısı olan ve ilk duyduğum dönemde neredeyse hergün dinlediğim Uh Oh Hello'yu kimin söylediğini sorsalar Elefant adını söyleyemez haldeydim. Tesadüflerin hüzünlü yanlarından biri de böyle iyi gruplara veda etmekmiş meğer.

Bir Amerika'lıya göre fazla latin duran ismiyle Diego García, grubun gitar ve vokalinde olması sebebiyle, bu becerilerinden dolayı lider konumunda olan milyonlarcasından biri. García'nın Arjantin köklerine aldanarak grubun müziğinde herhangi bir etnik unsur aramamak gerekir. Veda niyetine The Black Magic Show'un öncesinde 2003 tarihli Sunlight Makes Me Paranoid'a da kulak vermek istedim. Tonight Let's Dance dışında dikkatimi çeken bir şarkı olmamasınn sebebi yeterince sindirerek dinlememiş olmamdan ötürü olabilir. Ama The Black Magic Show'a rastlayınca onu yeterince sindirdim. Çünkü birtakım sıradanlıklarına rağmen buna değecek bir albüm. Hele bir de dağılmışlar ki, kıymetleri arttı sanki. Bu psikolojiden dolayı mı albümü daha bir sevdim diye düşündüm. Lâkin ilgisi yok pek.

Black Magic Show (Introducing), Sirens (bu şarkıyı yapan bir grup niye dağılır ki sorusunu tekrardan sorduran şarkılardan) ve Lolita adlı üç güzel indie rock, post-punk fişekle açılan albüm, yılların yaşlandıramadığı Uh Oh Hello'nun sanki o biryerlerine The Cure kaçmış büyüsünün yerli yerinde durduğunu görmek buruk biçimde sevindiriciydi. Normal şartlar altında "ticari" diye nitelenen böyle şarkıların karakteristik özelliklerinden biri de, resmin tamamını görmenizi engellemeleridir. Uh Oh Hello işte tam da öyle bir enerjiye sahip. Dünyada birilerinin zaman zaman onu Friday, I'm In Love'ın yerine koyduğuna eminim. Ama resmin tamamına adını andığımız şarkılar yanında It's A Shame ve manidar ismiyle albümü ve dükkânı kapayan Don't Wait'i de eklememiz gerek. İçten içe hissettirdiği indie rock hüznüne rağmen bir veda albümü havası yok doğal olarak, çünkü veda albümü olacağını bilseler işler daha farklı olurdu gibi geliyor. Diego García'nın 2011'in Nisan ayında Laura adlı bir solo albümünü dinleyince, umarım Elefant bu kıytırık akustik albüm yüzünden dağılmamıştır diye düşündüm. Zira bir grubun dağılması, kendi yapabildiği en hüzünlü şarkıdan daha hüzünlü bir durum.

1. Black Magic Show (Introducing)
2. Sirens
3. Lolita
4. The Clown
5. Uh Oh Hello
6. Why
7. Brasil
8. My Apology
9. The Lunatic
10. It's a Shame
11. Don't Wait

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder