Bootstraps, Los Angeles'a aslen senaryo yazarı olmak için gelmiş
Jordan Beckett'ın kendini bir anda
Sam Jaeger'ın 2011 tarihli
Take Me Home filmine şarkılar yazarken bulması sonucu temelleri atılmış bir indie grup.
Beckett bu temelleri atarken yanında kolejden müzisyen arkadaşları olan
Dave Quon ve
Nathan Warkentin'in de olmasını isteyince, sonradan katılımlar da gerçekleşince, bir de üstüne yaptıkları bazı şarkılar TV dizileri tarafından kapışılmaya başlayınca işleri iyice ciddiye biniyor. Bu şarkılar ve yeni eklenen birkaç tanesi daha biraraya getirilince 2014 yılında kendi adını taşıyan ilk albüm çıkıyor. Sinemaya niyet, müziğe kısmet bir durumla karşılaşan
Beckett'ı bu ilk albüm sonrası değerlendirseydim, "
bu olmamış, kendini bir de sinemada değerlendirsin" diye düşünebilirdim. Zira vasat sularda seyreden, herkesin bildiği bir müzikle başı sonu belli şarkılar yapan grup, bu albümle yeni veya orijinal olmadığı gibi, klişelerden bile kendi başına taç yapamamış. O zaman kendileriyle bir daha görüşmemek üzere vedalaşabilirdim.
Oysa ben
Bootstraps'ı ikinci albümleri
Homage ile tanıdım ve ilk gördüğüm anda ona vuruldum. Tamamen coverlardan oluşan bir albüm olması bu vurgunun sebeplerinden biri belki. Ama her bulduğu coverı yiyen biri değilim. Hatta bu konuda en sabırlı anneyi bile sinir edecek kadar çok yemek seçiciyim. Buna rağmen 12 adet coverdan farklı tatlar alınabilmesi, orijinalini duymadığım bazı şarkıların orijinallerini dinleme arzusu uyandırmamaları (ki bu, en sevdiğim cover tarzlarından biridir) ve uzun süre elimden düşürmeyeceğim türde komple bir hüzün taşımaları bana fazla seçme şansı bırakmadı. Önce asıllarını bildiğim şarkılardan başlarsam, albümün en ritmik şarkısı olan
Tom Petty coverı
I Won’t Back Down'ı bile sarıp sarmalamış o şahane hüzün dalgasının her bir şarkıyı nasıl huzurlu başka diyarlara götürdüğünü görmekten duyduğum "hüzür" duygusundan saatlerce bahsederim. Orijinalleri dansa ve neşeye davet eden
I Wanna Dance With Somebody ve
Everywhere,
Bootstraps'ın bu duygu çarkında acayip bir efkarla öğütülüyor. Zaten kendinden efkarlı
Tougher Than The Rest,
Stand By Me,
You Are So Beautiful ise
Bootstraps'ın ellerinde iyice koyulaşıyor.
Albümde asıllarını daha önce duymadığım iki şarkı olan
Revelator ve
Waiting, bu tip cover albümlere duyduğum sevgiyi bir kez daha haklı çıkaran nitelikte yeniden yorumlar. Onları sanki yeni şarkılarmış gibi keşfetmek çok hoş.
Revelator, Amerikalı country şarkıcısı
Gillian Welch'in 2001 yılına,
Waiting ise İsveçli
Alice Boman adında bir folk müzisyeninin 2013 yılına ait şarkıları. Özellikle
Waiting'in aslını dinlemeyi çok istedim. Öylesine küçük ama duygusal açıdan yoğun bir şarkı ki, "
I want you more than I need you /
Are you coming back? /
I’m waiting" dizelerini yürek parçalayan bir halde bir kadından da dinlesek, bir erkekten de dinlesek, kendi içinde büyüyen bir hasretin, çocuksu bir sabrın (ki aslında çocuklar sabırsızdır) izlerini duyarız.
Bootstraps,
Alice Boman'ın dişi kırılganlığına, olabilecek en güzel erkeksilikte cevap veriyor. Kısacası elinde hangi ruh haline ait ne varsa hepsini alıp, cover albümlerin yaptığı gibi önce zaman makinesine değil, hüzün makinesine koyuyor. Onlara sonsuza dek orada kalacaklarını kabul ettirince o şarkılar da bu kabullenişi bir hüzün sanatına dönüştürmeye çalışıyorlar.
Bu noktada şarkıların kendi doğaları dışına çıkarılmalarını,
I Won’t Back Down ve
I Wanna Dance With Somebody'de bile dikkatle aranınca bulunan kırılganlığın ortaya serilmesini sağlayan en önemli unsurlardan biri de solist
Jordan Beckett'ın kendinden bağımsız bir karakter yaratan buğulu sesi. Evet, bu coverların bir çoğu sanki yeniden elden geçirilmiş gibi değil de, tanıdık sıcaklığı taşıyan yabancılar gibi. Ama o ses olmasa gücünden çok şey kaybedecek bir hassaslık şarkılara hakim. 12 şarkıdan sadece birinde küçük bir keşke dedim. O da
Moby'nin efsane albümü
Play'den
Natural Blues'un seçilmiş olmasıydı. Bu şarkıyı da çok severim. Oysa o albümden
Why Does My Heart Feel So Bad? şarkısının
Bootstraps lisanında nasıl telaffuz edileceğini duymak benim için daha heyecan verici bir tecrübe olabilirdi. Gerçi yine o albümden
Honey'yi bile almış olsa, onu kendi keder çarkında bir şekilde öğütürdü. O çark ki,
Beckett'in ölümcül vokali ve grubun cover tasarımının özgünlüğü sayesinde sıfır mutluluk, sıfır umut, ama %100 hüzün ile içine aldığı en renkli şarkıya bile yas tutturabilecek kadar öğütücü. Bu kırılganlık, şarkı dinlerken kafalarında kendi kısa filmlerini, fragmanlarını, kliplerini çeken dinleyicilere affı olmayan bir kırılganlık. Hüzünden beslenen tuhaf bir tutunma gayretinin şarkı formuna bürünmüş 12 hali. Onlar yıllar önce yazıldı, çalındı, söylendi. Fakat şimdi
Bootstraps eşliğinde onlarla tekrar kara bulutlar altına girme vakti geldi. Hem de gönüllü olarak.
1. Earned It (
The Weeknd)
2. I Won't Back Down (
Tom Petty)
3. Natural Blues (
Moby)
4. Revelator (
Gillian Welch)
5. At Last (
Etta James)
6. Pictures of You (
The Cure)
7. Everywhere (
Fleetwood Mac)
8. I Wanna Dance with Somebody (
Whitney Houston)
9. You Are So Beautiful (
Joe Cocker)
10. Tougher Than The Rest (
Bruce Springsteen)
11. Waiting (
Alice Boman)
12. Stand By Me (
Ben E. King)
Coverları genel itibariyle ben de çok sevmem ama bu grubun Cure cover hariç diğer coverlarını çok sevdim oldukça başarılı , teşekkürler
YanıtlaSil