31 Mayıs 2021 Pazartesi

Issız Ada Radyosu Arşivi (Mayıs 2021)

Kamuran Akkor - Kamuran Akkor
Yıl: 2015 Türkiye
Tür: Pop, Funk, Best Of
"F" Rate: 9/10
I.A.R. tavsiyesi: "Doğru Mu Doğru Mu"

Samri - Sét.
Yıl: 2021 Etiyopya
Tür: Pop, World
"F" Rate: 6/10
I.A.R. tavsiyesi: "Fikir Bamaregna"

The Electric Cactus - The Electric Cactus
Yıl: 2021 Kanada
Tür: Stoner Rock, Hard Rock
"F" Rate: 5/10
I.A.R. tavsiyesi: "Extra Ordinary Circumstances (Or It Could Be Boring)"
Boney M. - Rasputin - Lover of the Russian Queen
Yıl: 2021 Almanya
Tür: Dance-Pop, Disco, Best Of
"F" Rate: 8/10
I.A.R. tavsiyesi: "Ma Baker"
The Vintage Caravan - Gateways
Yıl: 2018 İzlanda
Tür: Hard Rock, Heavy Psych
"F" Rate: 7/10
I.A.R. tavsiyesi: "Hidden Streams"
Trev Lukather - Trev
Yıl: 2008 ABD
Tür: Hard Rock
"F" Rate: 5/10
I.A.R. tavsiyesi: "Tonight"
Motorpsycho - Kingdom of Oblivion
Yıl: 2021 Norveç
Tür: Heavy Psych, Psychedelic Rock
"F" Rate: 7/10
I.A.R. tavsiyesi: "The United Debased"

The Tibbs - Takin' Over
Yıl: 2016 Hollanda
Tür: Soul, Funk
"F" Rate: 6/10
I.A.R. tavsiyesi: "Cussin', Cryin' & Carryin' On"
Aspetuck - The Bees Came Back
Yıl: 2021 ABD
Tür: Electronic, Breakbeat
"F" Rate: 8/10
I.A.R. tavsiyesi: "Sweet Dots"
The Heavy Clouds - Life Side Effects
Yıl: 2021 Polonya
Tür: Stoner Rock, Grunge
"F" Rate: 6/10
I.A.R. tavsiyesi: "All My Demons"

The Baseballs - Hot Shots
Yıl: 2021 Almanya
Tür: Rockabilly, Rock'n Roll, Cover
"F" Rate: 8/10
I.A.R. tavsiyesi: "Rock Me Amadeus"
Trade Wind - You Make Everything Disappear
Yıl: 2016 ABD
Tür: Alternative Rock, Dream Pop
"F" Rate: 6/10
I.A.R. tavsiyesi: "Je t'aimerais toujours"
Patáx - Plays Michael Jackson (A Tribute)
Yıl: 2015 İspanya
Tür: Jazz-Funk, Latin, Soul, Cover
"F" Rate: 8/10
I.A.R. tavsiyesi: "Smooth Criminal"

Mdou Moctar - Afrique Victime
Yıl: 2021 Nijerya
Tür: Tishoumaren, Psychedelic Rock, Blues Rock
"F" Rate: 7/10
I.A.R. tavsiyesi: "Afrique Victime"

Qveen Herby - A Woman
Yıl: 2021 ABD
Tür: Pop Rap, R&B
"F" Rate: 6/10
I.A.R. tavsiyesi: "Faster"
Spiritual Voices & Shiza - Tremor
Yıl: 2021 Slovenya
Tür: Techno, Rave, Electronic
"F" Rate: 9/10
I.A.R. tavsiyesi: "Mirror Prism"
Juanes - Origen
Yıl: 2021 Kolombiya
Tür: Pop Rock, Latin Rock
"F" Rate: 6/10
I.A.R. tavsiyesi: "Dancing in the Dark"
Blood Cultures - LUNO
Yıl: 2021 ABD
Tür: Psychedelic Pop, Indietronica
"F" Rate: 6/10
I.A.R. tavsiyesi: "Keeps Bringing Me Back"
Los Mejillones Tigre - Tropical y Salvage
Yıl: 2020 İspanya
Tür: Garage Rock, Cumbia
"F" Rate: 7/10
I.A.R. tavsiyesi: "Yo Soy el Vampiro"

Lord Huron - Long Lost
Yıl: 2021 ABD
Tür: Indie Folk, Americana
"F" Rate: 7/10
I.A.R. tavsiyesi: "Not Dead Yet"



28 Mayıs 2021 Cuma

Trade Wind - The Day We Got What We Deserved

 
2013'te New York'ta kurulan Trade Wind adında bir grupla karşılaştım. Üçüncü albümleri The Day We Got What We Deserved'ün çıktığı 21 Mayıs, gerçekten de hak ettiklerini aldıkları gün olmuş diyebiliriz. Zira albümü dinleyip sağlama aldıktan sonra geriye döndüğümde önceki iki albümün bu kadar güçlü olmadığını, hak ettiklerini alabilmeleri için biraz daha beklemeleri gerektiğini düşündüm. Yaptıkları müzik indie & alternative rock olarak geçiyor olsa da, psychedelic pop ve post-rock etiketi bence daha çok yakışıyor. Dinleyeni 27 buçuk dakika boyunca öyle bir atmosfere sokuyor ki, bir albümün kendi yerini bulmasında süresinin uzunluğu ya da kısalığının önemli olmadığını gösteriyor. Özellikle post-rock denince normalden biraz daha uzun, bazen de bu uzunluğu boş yaparak geçiren şarkılar akla gelebiliyor. Grubun ilk iki albümünde de bu tanıma uyan birkaç şarkı yok değil. Ama en uzunu 3 buçuk dakika olan şarkıların bulunduğu bu albümde iki dakika ve üzerindeki birçok şarkı bile derdini o kadar güzel anlatmış ki, sürenin bile hiç önemi kalmamış, zamanı unutturmuş adeta.

Trade Wind gibi grupları çok seviyorum. Indie rock diye yazdıkları bir grubu önce dinle/unut sanıp, içine girince uzun süre çıkamayacağımı hissettiğim o ters köşe duyguyu tattırıyorlar bana. Bir yandan sağı solu belli olmayan, bir yandan da güçlü bir duygusal ambiyans yaratmaları çok hoşuma gidiyor. Müzik dinleme işini ciddi bir aktiviteye, kaliteli zamana dönüştürüyorlar. Bu albümleri ilk dinleyişim, önce birkaç şarkının sivrilmesiyle, daha sonraki seanslarda aralarına yenilerinin de katılmasıyla zevkten dört köşe deneyimler haline geliyor. En iyi yanlarından biri de, ilk dinleme işi bitince biraz ara verip o albümle ilgili aklımda kalan gizemleri kurcalamak. "Birkaç şarkı vardı, gerçekten çok iyilerdi. Ama melodileri aklımda kalmadı. Bir sonrakinde tekrar rastlayacağım onlara. Bazı şarkılar da kendilerini hiç ele vermediler vs. vs." İlk başta Nine Tails ve Bishop'ı koleksiyonuma katıp başka albümlere yelken açacağımı düşünürken, dinledikçe hem onlara daha çok bağlandım, hem de usul usul diğerlerinin içindeki cevherleri görmeye başladım.

O diğerleri de şimdilik Blue NotesDIE! DIE! DIE!, Burning The Iron Age diye sürüp gidiyor. İlk iki albümde Untitled I ve Untitled II adlı kısa şarkılar vardı. Bunlar çoğu zaman interlude misali geçişler olarak pek ciddiye alınmazlar. Ama bu üçüncü albümde yer alan Untitled III o kadar güzel ki, ne zaman sıra ona gelse 2:16 dakika boyunca kendimi üç boyutlu biçimde herhangi bir epik manzaranın içinde buluyorum. ambient ile düzeyli paslaşmaları, Weather Eyes'da olduğu gibi yemeğin içinde saksafonla biraz jazzy dokunuş katmaları, ara ara bana The National tadı vermeleri benim için Trade Wind'i özel bir konuma getiriyor. Albüm hiç bitmese, Bishop'un "I'll Wait" nakaratına karaoke yapabilsem, şu Untitled III 10 dakika sürse, albümün kapanışındaki Walk Me In // Plant Me In Your Garden ile 2016 yılına ait ilk albümleri You Make Everything Disappear'ın kapanışında yer alan Je t'aimerais toujours yer değiştirse nasıl olurdu diye çeşit çeşit şeyleri kafamdan geçirsem de albüm bitiyor. İyi de oluyor, tadında kalıyor. Bitince de kafamda dönmesine engel olamıyorum. Gizemi sürsün, her dinlediğimde hissettiğim yoğunluk aynı kalsın istiyorum. Kendi kısa, etkisi uzun süren bir yolculuğa benzettiğim The Day We Got What We Deserved, onu dinlediğim günlerde çıktığımı hayal ettiğim yolculuğu hak ettiğimi düşündürüyor bana.

1. Burning the Iron Age
2. DIE! DIE! DIE!
3. Nine Tails
4. Bishop
5. Blue Notes
6. Fade on You
7. Don't Rush
8. Untitled III
9. Weather Eyes
10. Walk Me in // Plant Me in Your Garden

20 Mayıs 2021 Perşembe

Levara - Levara

 
Hakkında hiçbir şey bilmeden daldığımız albümler, istediğimiz yelpazeden bir renk sunduğunda ne kadar seviniriz. O renk bazen pop olur, bazen rock olur. Bazen Levara gibi pop rock olur. Tabii ilk izlenim pop rock yönünde. Ama albüm açıldıkça pop rock şeklinde dar bir açıdan bakmamamız gerektiğini anlıyoruz. Zira Levara'nın künyesinde AOR (Adult Oriented Rock) yazıyor. Hard rock, pop rock ve progressive rock karışımı bir tür olarak 1970-80 arası ortaya çıkan, Asia, Boston, Foreigner, Journey, Toto gibi canımız ciğerimiz gruplarla da özetlenebilecek bu türün izinden giden Levara, Josh Devine (davul), Jules Galli (vokal), Trev Lukather (gitar) isimlerinde birbirinden yakışıklı üç gençten oluşuyor. Aynı cümle içinde geçen Toto ve Lukather isimlerinden de şüpheleneceğimiz üzere yaptığımız araştırmalar sonucu gitarist Trev Lukather'ın Toto gitaristi Steve Lukather'in oğlu olduğunu öğreniyoruz. Hatta genç Lukather'ın 2008 tarihli Trev adlı orta karar bir solo albümü olduğunu da bu bilgilerimize ekliyoruz. Bu bilgi, muhtemelen ikinci dinlememizde yerli yerine oturuyor. Geçi debut albümden ne kadar anlaşılabilir ama Trev de babası gibi iyi bir gitarist ve yol aldıkça çok daha iyi olacağının sinyallerini gönderiyor.

Grubun iyisi sadece Trev değil elbette. İngiliz davulcu Josh Devine'ı zamanlaması ve coşkusu yerinde tarzı, bir frontman olarak gerekli tüm bileşenlere sahip solist Jules Galli'nin AOR dinamiklerine çok uygun tutkulu vokali Levara'nın yan bakılmayacak özellikleri arasında. Bu tip yetenek yüklü üçlüleri, dörtlüleri çok gördük, şarkılardan ne haber derseniz, zaten bu üçlü ve dörtlüleri övmemizin asıl sebebi o şarkılar. İstediğiniz kadar yetenekli olun, iyi şarkı yazamazsanız havanda su döversiniz. Bu çocuklar o havanda atalarından aldıkları paha biçilmez mirası kendi çaplarında o kadar güzel dövüyorlar ki, Heaven Knows, Chameleon, Allow, Ever Enough, Automatic gibi sağlam bestelerle geleceğe umut dolu bakışlar atıyorlar. Ön ve geri vokallerdeki yoğunluk, yukarıda saydığımız baba AOR gruplarının hemen hepsinde gördüğümüz, yıllar boyu unutmadığımız yoğunluğa oldukça yakın. Mesela Ever Enough ve Automatic'teki ritim gitarın şarkıyı dizayn edişindeki ustalık kesinlikle Toto'dan, yani Steve Lukather'dan oğlu Trev'e miras kalmış görünüyor.

Bu gençleri teker teker öven bir cümle daha kuracağım ki bunu hak ediyorlar. Josh Devine'ın güven veren davulculuğu, Trev Lukather'ın gitar hakimiyeti ve 80'leri 90'lara ekleyen soloları, Jules Galli'nin şu an adını hatırlayamadığım ama mutlaka tanıdığım ve sevdiğim nice AOR solistinden izler taşıyan güçlü sesi, ne iyi olmuş da bu üçlü bir araya gelmiş dedirtiyor. Can't Get Over şarkısında geri vokal yapan Toto solisti Steve Perry ve Chameleon klibinde görünen baba Lukather sayesinde Toto desteğini de arkalarına almaları beni gelecekleri için daha da ümitlendiriyor. (Bu arada şarkıların güzelliğini hiç yansıtamayan dört adet kötü video klip de beni üzüyor.) Belki ilk albüm olmasından ötürü bıraktıkları izlenim pop rock yönlerinin biraz daha ağır bastığı, çok güçlü nakaratlarla radyo dostu takıldıkları yönünde olabilir. Fakat maksat iyi bir çıkış yakalamak, devamında isim yapıp daha özgün işlere, daha progressive ve AOR sulara yelken açmaksa "kendi adını taşıyan ilk albüm" olarak Levara o çıkışın ta kendisi bana göre.

1. Heaven Knows
2. Automatic
3. Ever Enough
4. On for the Night
5. Allow
6. Can't Get Over
7. Chameleon
8. Ordinary
9. Just a Man
10. No One Above You

10 Mayıs 2021 Pazartesi

The Shoes - Crack My Bones


Guillaume ve Benjamin adındaki iki Fransızdan kurulu The Shoes, bu indie kalabalığında bir şekilde kendilerini dinletme özelliklerine sahip olduklarını düşündüğüm türden hoş bir indie pop grubu. 10 şarkılık ilk albümleri Crack My Bones'u dinlemeye başlayınca ve her şarkıda vokalin değiştiğini farkedince sandım ki, şarkıları bir Guillaume, bir Benjamin dönüşümlü söylüyorlar. Meğer albümlerine Esser, Primary 1, The Bewitched Hands, Wave Machines, Cock'n'bullkid gibi pek kimsenin bilmediği indie pop kardeşlerini konuk edip mikrofonlarını onlara vermişler. Nereden gelip nereye gidiyorlar bilmiyorum ama albüm o kadar indie banalliği içinde bana hayli sivrilmiş kalitede gözüktü diyebilirim. Herşeyden önce pop müziğin kaliteden yana bilincini ve sorumluluğunu, bağımsızlık ilanında bulunmuş bir müziğin bünyesinde hem mütevazi, hem de son zamanlarda pek bir havalanan 2. veya 3. albümünü yapmış benzerlerine ayar verecek türden iddialı biçimde taşıyorlar.

Yine de listeleri silkeleyecek, radyoları silip süpürecek, kitleleri sallayacak bir poptan söz edemeyiz ki, bunun adı da zaten indie pop oluyor genelde. Cover Your Eyes, Stay The Same, ilk single People Movin' ve The Bewitched Hands'in koltuk çıktığı üç şarkı olan Time To Dance, Crack My Bones, The Wolf Under The Moon, klişelerden uzak bir pop serinliği yaşamak isteyenler için kansere olmasa da, yukarıda sözünü ettiğim kuru kalabalığın neden olduğu başağrısına çare olabilecek nitelikte şarkılar. Mesela Cover Your Eyes gibi bir şarkıya rastlayabilmek için 9 tane aptal indie albüm dinlemeniz gerekiyorsa dinleyeceksiniz. Çünkü buna değer bence. Dans pistlerine trance veya house etkisi yapmaz belki ama kafalar biraz güzelse bile pekâlâ daha aklıbaşında figürler tasarlayabileceğiniz, olmadı oturup ciddi ciddi dinleme aktivitesine girebileceğiniz türden bir müzik onlarınki. Kaldı ki sekiz buçuk dakikalık son şarkı Investigator, hiçbir DJ'in elini sürmediği şu haliyle dahi birçoğuyla düelloya girebilir. Yine de o taraklarda bezi olduğunu sanmadığım, kendi saçını kendi taramayı seçen, çok da güzel tarayan bir albüm Crack My Bones...

1. Stay The Same (feat. Esser)
2. Cover Your Eyes (feat. Waves Machine)
3. People Movin' (feat. Primary 1)
4. Wastin' Time (feat. Esser)
5. Time To Dance (feat. The Bewitched Hands)
6. Cliché (feat. Cock'n'bullkid)
7. Crack My Bones (feat. The Bewitched Hands)
8. Bored
9. The Wolf Under The Moon (feat. The Bewitched Hands)
10. Investigator

5 Mayıs 2021 Çarşamba

The Vintage Caravan - Monuments

 
Üzerinde The Vintage Caravan yazan bir albümü, klasik bir hard rock beklentisi ile ama hakkında hiçbir şey bilmeden dinlemeye başladığınızda ilk şarkı Whispers size "evet bu klasik bir hard rock" duygusunu veriyor. Crystallized, o hard rock'ın üzerine blues rock katkılı progressive rock koyunca olayın "klasik" tarafı biraz geri çekiliyor. Hemen ardından gelen Can't Get You Off My Mind olaya biraz daha kıvraklık katarak bu Amerikalı arkadaşların aslında hiç de öyle klasik mlasik diye yabana atılır olmadıklarını gösteriyor. Dördüncü şarkı Dark Times'a geldiğimizde ise aslında bu arkadaşların Amerikalı olmadıklarına dair şüpheler beliriyor. Gerçi albümün bu noktasına kadar bazı aksan kaymaları hafif işkillendirmedi değil. Ama olay aksanda değil, şarkı atmosferinin yarattığı İskandinav aşinalığında. Hard, progressive, blues farketmez, rock namına en güzel nostaljik duyguları günümüze başarıyla uyarlayan milletler çoğunlukla İsveç, Norveç, Danimarka gibi kardeşlerimiz olmuştur. The Vintage Caravan ile ilgili araştırma safhasına geçtiğimizde kendilerinin Reykjavík/İzlanda'da bulunan Höfuðborgarsvæði bölgesinden gelme bir grup oldukları bilgisine ulaşıyoruz ki, aynı ülkedeki meşhur yanardağ Eyjafjallajökull'u tuhaf bulanların bir de bunu denemelerini tavsiye ederiz.

Dark Times, dinleyici tecrübesiyle açıklanabilecek veya sadece bir his diye işin içinden çıkıp açıklanamayabilecek şekilde İskandinav/Nordik retro tutkunu gruplara ait bir şarkı. Zaten bu yüklemeden sonra ne çalsalar o İskandinavlığa ve Nordikliğe havale edilerek keyfi çıkarılan Monuments adlı beşinci The Vintage Caravan albümü, artık klişe olduğu üzere dinledikçe serpilen, kodlarını ortaya koyan tecrübe yüklü bir rock güzelliği. Tabii önceki dört albümü de dinlettiren bu tecrübe, 2006'da kurulan grubun müzik yolculuğu hakkında her şeyi öğrenmemizi sağlıyor. Özellikle Arrival (2015) ve Gateways (2018) albümleri grubun hard, progressive, blues karması rock olgunluğunu gözler önüne seren kalitede. Bu karmaya bir isim de bulmuş olan otoriteler, "heavy psych" demeyi uygun görmüşler. The Vintage Caravan, bu türe ait dinlediklerime nazaran geçmişe biraz daha bağlı kalmış gruplardan. Dark Times kadar, Forgotten ve Clarity gibi 8'er dakikalık katmanlı şarkılarla zaten yılın en iyi rock albümlerinden biri olduğunu ilan eden Monuments, adı gibi vintage olması yanında çağdaşlığıyla da kulak dolduruyor. Grup Can't Get You Off My Mind ve Sharp Teeth'te ara ara Red Hot Chili Peppers numaraları çekiyor. Forgotten ve Said & Done'da yakaladığı modern riffleri yeni yetme gruplara ilham verecek çeşitlilikte işliyor.

Aynı zamanda grubun vokalisti olan Óskar Logi Ágústsson'un gitarıyla attığı güçlü temeller, üzerine özgürce çıkılacak katlar yaratıyor. Heavy psych olmanın getirdiği özelliklerden biri olarak doğru yer ve zamanda devreye giren harikulade gitar soloları kimi zaman şarkının suyuna giderken, kimi zaman sürpriz bir şekilde yan yollara sapabiliyor. Bu da o vintage duygusunu hissettiren özelliklerden biri. This One's For You ve kapanışta yer alan Clarity'nin yumuşaklığı, bu bas, davul, gitar yoğunluğunda hiç sakil durmadığı gibi, albümün karakter gelişimine önemli katkılar sağlıyor. İlk başlarda kıyıda köşede kaldığını düşündüğüm Hell bile dinledikçe o kadar güzelleşti ki, zaten iyi albümlerin hepsi böyledir. Filmlerde gördüğümüz İzlanda'nın o soğuk ama etkileyici atmosferinden o güzel filmlerin nasıl çıktığını biliyoruz. Onları modernlikleriyle, pastorallikleriyle sevdik. Monuments gibi güzel albümlerin de oradan çıktığını bilmek, beni o filmlere götürdü bazen. Şehir ışıklarıyla donatılmış gecelerine, doğayla iç içe yaşayan gündüzlerine gittim. The Vintage Caravan'ın İzlandalı olduğunu bilmesem yine gider miydim emin değilim. Ama boş boş dinlemeyip o bilgilere sahip olunca şarkıların sizi oralara götürmesi daha kolay ve anlamlı oluyor.

1. Whispers
2. Crystallized
3. Can't Get You off My Mind
4. Dark Times
5. This One's for You
6. Forgotten
7. Sharp Teeth
8. Hell
9. Torn in Two
10. Said & Done
11. Clarity

30 Nisan 2021 Cuma

Issız Ada Radyosu Arşivi (Nisan 2021)

Kabza De Small - RUMBLE IN THE JUNGLE
Yıl: 2021 Güney Afrika
Tür: World, African, Electronic
"F" Rate: 8/10
I.A.R. tavsiyesi: "Stimela"
Ottoman Turks - Ottoman Turks II
Yıl: 2021 ABD
Tür: Garage Rock, Alt-Country
"F" Rate: 6/10
I.A.R. tavsiyesi: "Vaquero"
The Blue Stones - Hidden Gems
Yıl: 2021 Kanada
Tür: Alternative Rock, Blues Rock
"F" Rate: 7/10
I.A.R. tavsiyesi: "Spirit"
Submotile - Ghosts Fade on Skylines
Yıl: 2019 İrlanda
Tür: Shoegaze
"F" Rate: 7/10
I.A.R. tavsiyesi: "Alba"
Bob Mould - Distortion: 1989-2019
Yıl: 2021 ABD
Tür: Alternative Rock, Power Pop, Best Of
"F" Rate: 8/10
I.A.R. tavsiyesi: Sugar - "A Good Idea"

Scavenger OST
Yıl: 2021 ABD
Tür: Darkwave, Rocabilly, Rock
"F" Rate: 5/10
I.A.R. tavsiyesi: Rosetta Stone - "Adrenaline"
Sibyl Vane - Duchess
Yıl: 2020 Estonya
Tür: Pop Rock, Blues Rock
"F" Rate: 6/10
I.A.R. tavsiyesi: I Want You"
Delgrés - 4:00 AM
Yıl: 2021 Fransa
Tür: Alternative Rock, Blues Rock
"F" Rate: 5/10
I.A.R. tavsiyesi: "4 ed maten"
Stuart Moore - Funk Flex
Yıl: 2021 ABD
Tür: Funk
"F" Rate: 7/10
I.A.R. tavsiyesi: "Back Burner"
Khalab & M'berra Ensemble - M'berra
Yıl: 2021 İtalya
Tür: Desert Blues, Electronic, World Jazz
"F" Rate: 6/10
I.A.R. tavsiyesi: "The Western Guys"
Mint Julep - In a Deep and Dreamless Sleep
Yıl: 2021 ABD
Tür: Dream Pop, Shoegaze
"F" Rate: 5/10
I.A.R. tavsiyesi: "Lure"
London Grammar - Califonian Soil
Yıl: 2021 İngiltere
Tür: Dream Pop, Indie Pop
"F" Rate: 7/10
I.A.R. tavsiyesi: "Lose Your Head"
Make Illusional - Sonohokano
Yıl: 2021 Rusya
Tür: Breakbeat
"F" Rate: 8/10
I.A.R. tavsiyesi: "Desert Conflict"
The Dust Coda - Mojo Skyline
Yıl: 2021 İngiltere
Tür: Blues Rock
"F" Rate: 6/10
I.A.R. tavsiyesi: "Dream Alight"







Tune-Yards - sketchy.
Yıl: 2021 Kanada
 Tür: Art Pop, Neo-Psychedelia, Indie Pop
"F" Rate: 7/10
I.A.R. tavsiyesi: "Hypnotized"
Kyning - Ān
Yıl: 2021 Almanya
Tür: Stoner Metal, Stoner Rock
"F" Rate: 6/10
I.A.R. tavsiyesi: "Hate//Fear"
Gloria - Sabbat Matters
Yıl: 2021 Fransa
Tür: Psychedelic Rock, Hard Rock
"F" Rate: 7/10
I.A.R. tavsiyesi: "Sabbat Matters"

The Soul Jacket - Let Me Stand
Yıl: 2021 İspanya
Tür: Blues Rock, Funk
"F" Rate: 6/10
I.A.R. tavsiyesi: "Let Me Stand"
Ella Grace - Reverence
Yıl: 2021 İngiltere
Tür: Folk Pop, Indie Pop
"F" Rate: 4/10
I.A.R. tavsiyesi: "I Wonder"

Gojira - Fortitude
Yıl: 2021 Fransa
Tür: Progressive Metal, Groove Metal
"F" Rate: 8/10
I.A.R. tavsiyesi: "Amazonia"





23 Nisan 2021 Cuma

Whatitdo Archive Group - The Black Stone Affair


 "Record Kicks, uzun süredir kayıp olan İtalyan Sinematik Başyapıt "The Black Stone Affair"in Whatitdo Archive Group tarafından yapılmış film müziğini ilk kez plak, CD ve dijital formatta 9 Nisan 2021'de piyasaya sürdüğünü duyurmaktan mutluluk duyar."

Künyesinde funk, afrobeat, soul ve Milan/İtalya yazan bir albüm görünce kayıtsız kalamayışımın mükafatını bir kez daha aldım. Mükafat, çünkü hem şahane enstrümantal funk şarkılarından oluşan bir albüm kazanmış oldum, hem de çok iyi bir grup keşfettim. Aynı zamanda sıkı bir western buldum... diyecektim ki, filmle ilgili en önemli kaynaklarda bile hiçbir şey görünmediğini farkettim. Record Kicks firmasının albümle beraber yayınladığı basın bülteni sayesinde ortada çok acayip bir hikaye olduğu ortaya çıktı. Vizyoner olarak tarif edilen Stefano Paradisi tarafından yazılan ve yönetilen The Black Stone Affair, zamanına göre alışılmadık bir western noir filmiymiş. Gizemli bir "Kara Taş" peşindeki Lola, Blood Chief ve Beaumont adında biri kadın, üç ana karakteriyle aşk, kovalamaca, macera dolu, dünyanın çeşitli yerlerini gezen eksantrik bir yapıya sahip bu filmde çalışan kişiler, filmin çok iddialı olduğunu söylemişler. Hatta abartılmış olma ihtimali yüksek bir şekilde Sergio Leone ve Antonioni'den referanslar bile göstermişler. Ama bir yangında filmin trajik biçimde kaybedilmesi aynı zamanda Paradisi'nin kısa ömürlü film kariyerinin de sonu olmuş. Elde filme ait olmadığına dair şüphe uyandıran bir fragman mevcut ama film tamamen sizlere ömür.

The Black Stone Affair hiç gün yüzü görmemiş olsa da, prodüksiyon stüdyosu tarafından filmin yanında kaybolduğu düşünülen müziklerin ana makaraları yakın zamanda kurtarıldı. Daha sonra bu materyaller titizlikle restore edildi ve kalitesi yükseltildi. Üç kişiden oluşan Milanlı Whatitdo Archive Group'un film için yaptığı 11 parça genel olarak bir western filminden ziyade 70'ler blaxploitation ruhu hissettirse de, her biri filme ait farklı duygulara tercümanlık ediyor. Ennio Morricone, Isaac Hayes, Alain Goraguer, afrobeat, deep funk, caz funk, bossa nova, her şey bu arşivlik müzik ziyafetinin anahtar kelimeleri gibi. Kurnaz ve muhtemel bir "western famme fatale" olarak tasarlanan Lola, Kara Taş'ı elde etmenin tek yolunun Blood Chief ve Beaumont Jenkins'in savunmasızlığından yararlanmak için özenle hazırladığı erotik bir aşk üçgeni ile onları birbirine düşürmek olduğuna karar verir. Daha sonra olaylar gelişir, bu gelişmeler de ne güzel izlenirdi. Tanıtım yazısında hangi sahnede hangi parçanın çaldığını, sahnenin kurulumunu, nasıl bir ruh hali içerdiğini bile anlatmışlar. Hatta hiç izleyemeyeceğimiz bir filme dair spoilerlar yemeniz de mümkün. Şayet sürpriz biçimde film bir gün bir yerlerden çıkmazsa, sonsuza dek gizemini koruyacak bu sahneleri somutlaştırma becerisine hayran olmamak elde değil.


The Black Stone Affair - Main Theme ile açılan albüm, filmin de açılışını yapıyorsa o jeneriğe kim bilir nasıl bir büyü katmıştır. Son 1 dakikasında başka bir şarkıya dönüşen Main Theme, ilerleyen dakikalarda karşımıza çıkan The Black Stone Affair - Reprise ile bu 1 dakikayı 3 dakikalık komple bir şarkı halinde sunuyor. Eski bir piyano tipi olan klavsen benzeri harpsikord ile, saat gibi bir davulla, farklı tonlarla aralara girip çıkan kıvrak gitarla mükemmel bir funk olan Blood Chief, belki de filmin neresinde çaldığını en çok merak ettiğim şarkı. Tabii filmin antagonisti olan Blood Chief adına yazılmış bir tema olması onu daha da gizemli, çekici, karizmatik yapıyor. Ethiopian Airlines, süresi boyunca alta ray gibi döşenmiş bas riffi üzerinde kayıp giden, saksafonun orkestra şefliği ve enfes solosuyla taçlanan bir caz funk. Yine bas ve tuşlu desteğiyle altyapısı sağlama alınmış, soul müziğin paranoyak ve gergin yüzüne atıfta bulunan Il Furto Di Africo, 3 dakika boyunca o duyguyu kusursuza yakın biçimde peşimize takıyor. "Bayada, Bayada" diye düet yapan bir kadın ve bir erkek vokaliyle sevimli bir bossa nova olarak beliren Italian Love Triangle, az evvel sözünü ettiğimiz paranoyayı sinematik hassaslıklarla soslayarak biraz daha parlatan Last Train To Budapest, dinledikçe büyüyen albümün yıkılmaz tuğlaları gibi yükseldikçe yükseliyor.

Albümün bir diğer ayrıksı duran şarkısı da, sanki Lola'nın ağzından çıkmış gibi duran monolog eşliğinde şık bir melodram olan L'amour au Centre de la Terre... Albüm tanıtımında bu şarkının saygın film müziği bestecisi Fransız Alain Goraguer'e Whatitdo Archive Group tarafından gönderilen bir selam ve saygı olduğu söyleniyor. Tabii bir ara o bölgeye de girmek gerek. Farewell Lola, adından da anlaşılıp spoiler yememizi sağlayan Lola'nın hüzünlü cenaze törenini ete kemiğe büründüren dingin ama tutkulu bir pop caz lezzeti. Beaumont's Lament ise kısa süresine spagetti gitarı ve mızıkasıyla güçlü bir western kederi sığdırabilmiş, arkasında bir toz bulutu bırakan bir başka vedayı betimliyor. Albümün kapanışını yapan, aynı zamanda filmin end credits temasını oluşturan The Return Of Beaumont Jenkins, sonundaki "Jr." ekinden 2017'de hayata gözlerini yummuş kült İtalyan spaghetti western, easy listening, lounge, score müzisyeni Alessandro Alessandroni'nin oğlu olduğunu düşündüğümüz Alessandro Alessandroni Jr.'ın ilk 1 dakikası içinde yer alan ıslık melodisiyle eşlik ettiği diri bir funk şarkısı. Hani şu kapanışın hakkını verenlerden. Adeta Beaumont Jenkins'in protagonistliğinin kutsanış ilanı. Film kadar gizemli bir başka unsur da bu şahane şarkıların mimarı Whatitdo Archive Group ki, onlara dair başka bir işe hiçbir yerde rastlamamış olmayı nereye koyacağımı bilemiyorum. Belli ki yangında yok olan The Black Stone Affair filminin yangında kurtarılmış müzikleri, Whatitdo Archive Group'u da o yangından kurtarmış. Record Kicks de o yangının küllerini yeniden yakıp geçmiş.

1. The Black Stone Affair - Main Theme
2. Blood Chief
3. Ethiopian Airlines
4. Il Furto Di Africo
5. Italian Love Triangle
6. Last Train to Budapest
7. L'amour au Centre de la Terre
8. The Black Stone Affair - Reprise
9. Farewell Lola
10. Beaumont's Lament
11. The Return Of Beaumont Jenkins

15 Nisan 2021 Perşembe

Submotile - Sonic Day Codas

 
Michael Farren ve Daniela Angione şeklinde İrlanda - İtalya karışımı bir grup olan Submotile, en son ne zaman iyi bir shoegaze albümü dinlediğimi hatırlamadığım bir anda karşıma çıktı. Uzun süre bu çok sevdiğim türe ait içler acısı albümler dinledikten sonra ümidimi yitirmiş, shoegaze etiketli başka albümleri pas geçmiştim. (Dinlemeyip bir kenara not aldıklarım da var.) Submotile'de beni çeken ekstra bir durum olmadı. Sadece shoegaze şu aralar ne durumda, onların sayesinde bir bakayım dedim. Sonic Day Codas adındaki 9 şarkılık albüm, bu türe ait ne söylenebilirse her şeyi aslına uygun yapabilmiş, kaliteli, yoğun ve tutkulu. Acaba shoegaze özlemim yüzünden mi böyle hissettim diye sorgulamadım değil. Ama bu sorgu gruba haksızlık olur. Zira içinde post-rock, dream pop, noise rock disiplinleri taşıyan ve bu bileşenleri şarkı haline getirirken dürüst davranan, saygılı olan, arzularının peşinde koşan shoegaze müzisyenleri bu tarza dair en iyi örnekleri vermiş olanlardır. Submotile kesinlikle onlardan biri. Sertlik dozu biraz fazla gibi görünse de, yine en iyi örnekleri vermiş olanlar o sertliğin satır aralarında, kenar ve köşelerinde bulunan kırılganlığı bulup çıkaranlar, bu zıtlığı aynı oranda sevip ona sahip çıkanlar olmuştur benim gözümde.

Michael Farren ve Daniela Angione ikilisinin pandemi döneminde bütün şarkıları yazdığı, yapımcılığını  ve miksajını yaptığı, bütün enstrümanları kendilerinin çaldığı ikinci albüm Sonic Day Codas, içinde tek tek öne çıkarılması zor kalitede şarkılar taşıyor. Sıra hangi şarkıdaysa tüm dizginleri eline o alıyor. Sıra hangi şarkıdaysa bittiğinde "albümün en iyilerinden biri bu" dedirtiyor. Sıra hangi şarkıdaysa albümün genel atmosferini koruyor, ona ufak ufak eklemeler yapıyor. Sıra hangi şarkıdaysa içinden sanki başka şarkılar da çıkarıyor. Bu atmosferin hızlı ve yavaş versiyonlarını hep üst seviyelerde tutuyor. Bir bakıyorsunuz geriyor, bir bakıyorsunuz üzüyor. Daniela Angione'nin müziğin önüne geçmeyip, shoegaze standartlarına binaen geri planda yarattığı rüya ambiyanslı vokalleri, noise ile, punk ile, post-rock ile çok acayip bir aroma içinde dans ediyor. Duyar duymaz oturduğum yere iyice yerleştiğim, yerleştiğim yere mıhlandığım açılıştaki Sunflower ile, 7 dakikalık destansı bir final yapan kapanıştaki Waves Of Life arasında geçen süre, sertliğin ve yumuşaklığın ahengiyle kutsanmış daha nice sahneye ev sahipliği yapıyor.

Gitarların ve basın inşa ettiği Submotile'in shoegaze evreni, süresi boyunca sanki kendini sürekli yeniliyormuş, her seferinde deposunu doldurup yeni baştan yola koyuluyormuş gibi geliyor kulağa. En belirgin özelliği olan sertliğinden başka başka incelikler üretiyor. Albümün en soft anı sayılabilecek Anhedonia'da bile öyle bir yoğunluk hakim ki, hem o bütünlüğün ayrılmaz bir parçası olduğunu, hem de o bütünden belli seviyelerde ayrı durabileceğini hissetmek mümkün. Mesela Cyanotic'i dinlerken bir süre sonra acaba bir sonraki şarkıya mı geçtim diye baktım. Meğer hala Cyanotic'in içindeymişim. Bu bana çok ilginç ve anlamlı geldi. Üstelik bunu hemen her şarkıda yaşadım. Arcana, Devolved ve Vital Signs'ın oluşturduğu final öncesi muhteşem blok ve tabii malum final, bana Sonic Day Codas ile kolay kolay teması koparamayacağımı söyledi. Albüm şu an bile kulaklarımda ve kaçıncı kez başa döndü hatırlamıyorum. Bir ara mola verip 2019 yılına ait ilk albüm Ghosts Fade On Skylines'ı dinledim. O da çok iyi bir albüm. Fakat Sonic Day Codas onu da aşmış, 2000'lere ait shoegaze parlak anlarından biri sayılabilecek seviyeye yerleşmiş. Shoegaze seven bir dinleyicinin Sonic Days Coda'yı bu yıl dinlediği en iyi albümlerden biri olarak görmemesi çok zor. Farren ve Angione'ye, bu türe olan inancımı tekrar canlandırdıkları için borçlu hissediyor, sadece teşekkür edebiliyorum.

1. Sunflower
2. Cyanotic
3. Microdose
4. No Exit Cracks
5. Arcana
6. Anhedonia
7. Devolved
8. Vital Signs
9. Waves of Life

8 Nisan 2021 Perşembe

Thunder - Laughing On Judgement Day

 
1989 yılında Londra’da kurulan hard rock grubu Thunder, 1990'da çıkardığı ilk albüm Back Street Symphony ile albüm kariyerine başlamıştı. Tabii o yıllarda bir grubu ve albümünü tanımak için radyo dinlemeniz gerekiyordu. Tek tük müzik dergilerinin de Thunder'dan bahsettiğini pek göremezdiniz. Bu durum sadece Thunder'a özel değil, genel eğilim bu yöndeydi. Radyoda yer bulmak için de popüler olmalıydınız. Kaset teknolojisi bandrollü biçimde ülkeye giriş yaptıktan sonra, bazen radyoda duyduğunuz 45'likler, bazen TV'de gördüğünüz o 45'likliğin video klipleri sayesinde gaza gelip albümü alıyordunuz. Hatta bunların hiçbirini yapmadan, sırf kapağını beğendiğimiz için bile aldığımız kasetler vardır. Ama en iyi kasetlerimiz, radyodan çektiğimiz karışık kasetlerimiz olmuştu uzun süre. İşte benim bu kasetlerimin demirbaşlarından, her çektiğim yeni kasetin içinde olmasını istediğim şarkılardan biri de Thunder'ın Back Street Symphony albümüyle aynı adı taşıyan şarkısıydı. O kadar enerjik, karizmatik ve güçlüydü ki, kasetini bulsam bir an bile tereddüt etmez alırdım. Kimbilir diğer şarkılar nasıldı. Ama uzun süre bulamadığımı hatırlıyorum. Bu süre o kadar uzundu ki, grubun ikinci albümü çoktan çıkmış, müzik marketlerdeki raflarda yerini almıştı bile.

1992'de çıkan bu ikinci albüm Laughing On Judgement Day adını taşıyordu ve daha Thunder'ın ilk albümünü alamadan ikinciyi vitrinlerde gördük. Sırf Back Street Symphony şarkısının bendeki kredisi yüzünden, tek bir şarkısını dahi duymadığım bu kaseti satın aldım. Bon Jovi, Cinderella, Mötley Crüe gibi adamların duraklama dönemine girdiği, Grunge'ın yeni yeni filizlenmeye başladığı 1992 senesinde ortamlara düşen ikinci Thunder albümü, yakıp kavurmasa, ilk albüm kadar aman aman eleştiriler almasa, onun kadar ticari başarı elde etmese de, bence halen en iyi Thunder albümüdür. Halen diyorum çünkü birbirinden kötü albümlerle kariyerini ısrarla sürdüren grup, 2021'de de geleneği bozmayıp 11. albüm olarak All The Right Noises adlı havanda su döven bir vasatlığa mührünü basmış. Laughing On Judgement Day'i Back Street Symphony'den daha fazla severim. 14 şarkılık blues rock köklerinden beslenen kaliteli bir hard rock albümü olarak sanki 80'lere veda, 90'lara merhaba işlerden biridir. Gitarların yoğun atmosferi, iyi yazılmış ve tasarlanmış şarkıların eski gelenekleri sürdüren ve onların daha ilerilere de taşınabileceğine inandıran havası, albümü yıllar sonra bile iyi bir yerde tutuyor bana göre.


Her yeni Thunder albümünü dinleyip beğenmedikten sonra mutlaka geleneksel olarak Laughing On Judgement Day'e dönüş yaparım. Grubu iyi hatırladığım anlara dönüş, nostalji tazeleme ihtiyacı gibi nedenlerden dolayı yapılan bu dönüş, her seferinde iyi gelir. Everybody Wants Her gibi dönemin MTV kriterlerini karşılayan şarkıları, Empty City gibi progressive hard rock tasarımlarıyla aynı saflarda görebilirsiniz. Does It Feel Like Love?, Laughing On Judgement DayFeeding The FlameThe Moment Of Truth ve gelmiş geçmiş en iyi hard rock albüm kapanışlarından biri olarak gördüğüm Baby I'll Be Gone, grubun genel duruşu itibariyle orta tempolu, aynı formüller üzerinden ilerledikleri için bir miktar birbirlerine benzeyen ama kendi farklılıklarını zamanla ortaya koyan ve kesinlikle yıllandıkça güçlenen şarkılar. Şahane nakaratıyla Like A Satellite, akustik bir balad olarak başlayıp sonradan yukarıdaki orta tempo ekibine katılan Low Life In High Places'ı saymazsak albümün biricik baladı olan, iyi de ticari başarı getirmiş 45'liği A Better Man de Thunder deyince aklıma gelenlerden. Thunder deyince zaten Back Street Symphony dışında aklıma gelen her şey Laughing On Judgement Day'e ait.

Thunder'ın (daha doğrusu bu yazının konusu olan Laughing On Judgement Day'in) başarısı, tüm şarkılarda imzası olan gitarist Luke Morley karizmasından ve 90'ların erkek güzellerinden solist Danny Bowes'un muhteşem vokalinden kaynaklıydı. Albümün yapımcılığını ise 80'lerin ikoncan gruplarından Duran Duran gitaristi Andy Taylor yapmıştı. İlk duyduğumda çok şaşırmıştım. Fakat artık müzikal farklılıklar arasındaki sınırlar ortadan kalkmaya başladıkça bu birliktelik çok havalı gelmişti. Andy Taylor, Thunder haricinde Robert Palmer (ki birlikte The Power Station adlı bir grup da kurmuşlardı), Rod Stewart, C. C. Catch, Paul Rodgers, Belinda Carlisle, Gun gibi isimlere de yapımcılık, şarkı yazarlığı, müzisyenlik hizmetleri sunmuş çalışkan bir bireydi. Laughing On Judgement Day ile ilgili bir diğer dikkat çeken nokta da albüm kapağı. Başta en fazla çalıştığı Pink Floyd'un efsanevi The Dark Side Of The Moon kapağı olmak üzere, aralarında Led Zeppelin, The Black Sabbath, UFO, Peter Gabriel, The Alan Parsons Project, Genesis, Yes, Kansas, The Mars Volta gibi acayip örneklerin de bulunduğu sayısız albümün kapak tasarımlarını yapmış Storm Thorgerson, bu en iyi Thunder albümüne yakışır bir tasarımla yine sanatçı dokunuşunu yapmış. Bu dokunuşların hepsini topladığımızda ortaya çıkan bu ikinci Thunder albümü, 40 tane albümü olduğu halde içlerinden sadece birini arşivime koyduğum gruplar kulübüne ait bir hard rock güzelliği olarak kalacak.

1. Does It Feel Like Love?
2. Everybody Wants Her
3. Low Life in High Places
4. Laughing on Judgement Day
5. Empty City
6. Today the World Stopped Turning
7. Long Way From Home
8. Fire to Ice
9. Feeding the Flame
10. A Better Man
11. The Moment of Truth
12. Flawed to Perfection
13. Like a Satellite
14. Baby I'll Be Gone

31 Mart 2021 Çarşamba

Issız Ada Radyosu Arşivi (Mart 2021)

 Dvne - Etemen Ænka
Yıl: 2021 İngiltere
Tür: Progressive Metal
"F" Rate: 6/10
I.A.R. tavsiyesi: "Sİ-XIV"

Saxon - Inspirations
Yıl: 2021 İngiltere
Tür: Hard Rock, Cover
"F" Rate: 5/10
I.A.R. tavsiyesi: "Paperback Writer"

The Welzeins - Feast
Yıl: 2021 ABD
Tür: Garage Rock, Punk, Psychedelic Rock
"F" Rate: 7/10
I.A.R. tavsiyesi: "Lawful Evil"


Cha Wa - My People
Yıl: 2021 ABD
Tür: Funk, Afrobeat, Soul
"F" Rate: 7/10
I.A.R. tavsiyesi: "Wildman"



Leitstrahl - Chromium Dioxide
Yıl: 2021 Hollanda
Tür: Synthpop, Nu Disco, Indie Dance
"F" Rate: 7/10
I.A.R. tavsiyesi: "Daylight Comet"
Mission: Impossible OST
Yıl: 1996 ABD
Tür: Electronic, Pop Rock
"F" Rate: 5/10
I.A.R. tavsiyesi: Skunk Anansie - "Weak"
Mission: Impossible 2 OST
Yıl: 2000 ABD
Tür: Alternative Rock, Grunge, Nu Metal
"F" Rate: 6/10
I.A.R. tavsiyesi: Metallica - "I Disappear"
Nomadland OST
Yıl: 2021 ABD
Tür: Modern Classical, Blues, Jazz
"F" Rate: 7/10
I.A.R. tavsiyesi: Ludovico Einaudi - "Oltremare"
Golden Evil - Sense of Impending Dawn
Yıl: 2021 ABD
Tür: Psychedelic Rock
"F" Rate: 6/10
I.A.R. tavsiyesi: "Islands"

Ellie Lawson - The Philosophy Tree
Yıl: 2005 İngiltere
Tür: Pop Rock
"F" Rate: 5/10
I.A.R. tavsiyesi: "L.A."
Sleep Terror - Above Snakes
Yıl: 2021 ABD
Tür: Groove Metal, Surf Rock
"F" Rate: 8/10
I.A.R. tavsiyesi: "Above Snakes"
Taroub - Tarup
Yıl: 2020 Lübnan
Tür: Arabic Pop, Middle Eastern Pop, Best Of
"F" Rate: 7/10
I.A.R. tavsiyesi: "Aşkın Kanunu"
Eisbrecher - Schicksalsmelodien
Yıl: 2020 Almanya
Tür: Neue Deustche Härte, Industrial Metal
"F" Rate: 5/10
I.A.R. tavsiyesi: "Anna Lassmichrein Lassmichraus"

Piers Faccini - Shapes of the Fall
Yıl: 2021 İngiltere
Tür: Folk Rock
"F" Rate: 6/10
I.A.R. tavsiyesi: "All Abroad (feat. Ben Harper & Abelkebir Merchane)"
Yossi Sassi & The Oriental Rock Orchestra - Hear and Dare
Yıl: 2021 İsrail
Tür: Progressive Rock
"F" Rate: 7/10
I.A.R. tavsiyesi: "Mayim Mayim"
Scary Pockets - Funk-ish
Yıl: 2018 ABD
Tür: Funk, Cover
"F" Rate: 6/10
I.A.R. tavsiyesi: "Happy (feat. Paul McDonald)
Electric Youth - Come True OST
Yıl: 2021 Kanada
Tür: Synthwave, Ambient, Score
"F" Rate: 7/10
I.A.R. tavsiyesi: "Forgiven"
Paul Stanley's Soul Station - Now and Then
Yıl: 2021 ABD
Tür: Soul, Rock
"F" Rate: 5/10
I.A.R. tavsiyesi: "Could It Be I'm Falling in Love"
Grey Gallows - Garden of Lies
Yıl: 2021 Yunanistan
Tür: Post-Punk, Gothic Rock
"F" Rate: 6/10
I.A.R. tavsiyesi: "At the Crack of the Dawn"
Taner Yücel - The Cemil Show OST
Yıl: 2021 Türkiye
Tür: Easy Listening, Soul, Pop Jazz
"F" Rate: 8/10
I.A.R. tavsiyesi: "Il Rapitore de Amore"