31 Ocak 2011 Pazartesi

Issız Ada Radyosu Arşivi (Ocak 2011)

The National - High Violet
Yıl: 2010 ABD
Tür: Indie Rock, Post-Punk
"F" Rate: 9/10
I.A.R. tavsiyesi: "Conversation 16"





Damn Yankees - Don't Tread
Yıl: 1992 ABD
Tür: Hard Rock, Pop/Rock
"F" Rate: 7/10
I.A.R. tavsiyesi: "Where You Goin' Now"






Jenn Grant - Honeymoon Punch
Yıl: 2011 Kanada
Tür: Indie Pop, Singer/Songwriter
"F" Rate: 5/10
I.A.R. tavsiyesi: "How I Met You"





Papercut - Papercut
Yıl: 2010 Yunanistan
Tür: Ambient, Downtempo, Electronic
"F" Rate: 6/10
I.A.R. tavsiyesi: "Black Dog"





Hooverphonic - A New Stereophonic Sound Spectacular
Yıl: 1997 Belçika
Tür: Trip Hop, Dream Pop
"F" Rate: 8/10
I.A.R. tavsiyesi: "Sarangi"





Jim Lauderdale - Patchwork River
Yıl: 2010 ABD
Tür: Country Rock, Americana
"F" Rate: 6/10
I.A.R. tavsiyesi: "Winnona"






Ryan Farish - Bloom
Yıl: 2010 ABD
Tür: Electronic
"F" Rate: 7/10
I.A.R. tavsiyesi: "Supernova"






The Neville Brothers - Family Groove
Yıl: 1992 ABD
Tür: R&B, Rock
"F" Rate: 8/10
I.A.R. tavsiyesi: "It Takes More"






Gruff Rhys - Hotel Shampoo
Yıl: 2011 İngiltere
Tür: Indie Pop, Progressive Pop
"F" Rate: 7/10
I.A.R. tavsiyesi: "Sensations In The Dark"






Edie Brickell - Edie Brickell
Yıl: 2011 ABD
Tür: Singer/Songwriter, Indie Pop
"F" Rate: 6/10
I.A.R. tavsiyesi: "Pill"






Kodo - Mondo Head
Yıl: 2002 Japonya
Tür: World, Taiko
"F" Rate: 8/10
I.A.R. tavsiyesi: "Kashira"






The New Mastersounds - Masterology
Yıl: 2010 İngiltere
Tür: Funk
"F" Rate: 7/10
I.A.R. tavsiyesi: "Nervous"







Eatliz - Teasing Nature
Yıl: 2010 İsrail
Tür: Indie Rock
"F" Rate: 6/10
I.A.R. tavsiyesi: "Voice Over"






The Cult - Ceremony
Yıl: 1991 İngiltere
Tür: Hard Rock, Post-Punk, Alternative Rock
"F" Rate: 9/10
I.A.R. tavsiyesi: "Ceremony"






New York Dolls - Dancing Backward in High Heels
Yıl: 2011 ABD
Tür: Glam Rock
"F" Rate: 6/10
I.A.R. tavsiyesi: "Round & Round She Goes"




Cut Copy - Zonoscope
Yıl: 2011 Avustralya
Tür: Synth Pop, Indie Pop, Electropop
"F" Rate: 8/10
I.A.R. tavsiyesi: "Take Me Over"







Senser - Stacked Up
Yıl: 1994 İngiltere
Tür: Rap Rock, Alternative Rock
"F" Rate: 7/10
I.A.R. tavsiyesi: "Age of Panic"






Eric Benét - Lost in Time
Yıl: 2010 ABD
Tür: R&B, Neo-Soul, Funk
"F" Rate: 6/10
I.A.R. tavsiyesi: "Paid" (feat. Eddie Levert)






Hipbone Slim & The Knee Tremblers - The Kneeanderthal
Yıl: 2010 İngiltere
Tür: Rockabilly, Rock, Blues
"F" Rate: 7/10
I.A.R. tavsiyesi: "Primitive Rock"





The Go! Team - Thunder, Lightning, Strike
Yıl: 2004 İngiltere
Tür: Indie Rock, Indie Electronic, Lo-Fi
"F" Rate: 10/10
I.A.R. tavsiyesi: "Panther Dash"




28 Ocak 2011 Cuma

White Lies - Ritual


Harry McVeigh (vokal, gitar), Charles Cave (bas) ve Jack Lawrence-Brown'dan (davul) kurulu Londralı üçlü White Lies, 2007'de kurulmuş bir indie rock grubu. Bu sıkıcı girişten daha sıkıcı birşey varsa, o da grubun ilk albümü To Lose My Life'tı sanırım. Albüme adını veren şarkı dışında elle tutamayıp gözle göremediğim bir hoşluk bulamamak neyse de asıl zoruma giden, çok iyi bir kumaşı ve teorileri pratiğe dökme yetenekleri varken bana sürekli topu auta atan yıldız adayı topçular gibi gelmeleriydi. Böyle yaparak teorilerinin sağlamlığından da şüphe ettirmişlerdi bana. Yine de ikinci albümlerinde daha iyi bulmayı umuyordum kendilerini. Gün geldi, o ikinci abüm Ritual yüzünü gösterdi. Müzikal anlamda To Lose My Life'tan farklı olmayan (ki bu iyi birşey!), teorileri pratiğe dökme yönünden ise To Lose My Life'tan çok daha oturmuş bir albüm buldum. Şimdi adamların teorilerini nereden biliyor da üfürüyosun diye biri sorsa tek kelime edemem. Sadece his! Zaten iyi çalıyorlardı ama To Lose My Life şarkıları beni biryerlere çağırmıyordu. Ben de gitmiyordum. (Ya da sevmediğim birileri tarafından çağrılıyordum da gitmek istemiyordum.)

Ritual'ın en belirginmiş gibi gelen özelliği, grubun bu albümde elektronik altyapısını daha da güçlendirmesi. Örneğin Streetlights, ilk albümde synth pop yapmak isteyip de elini korkak alıştıran şarkılardan daha cesur bir atılım sayılabilir. Böylelikle new wave yeteneklerini de daha bir cilalama fırsatı yakalamışlar. Holy Ghost için de aynı şeyler düşünülebilir ve söylenebilir. Kısacası bu albümde sevdim onları. Çağırsala giderim. Hatta ...Is Love gibi şarkılar yazmaya/çalmaya devam etsinler, çağırmadan giderim. Albüme çok fazla gelen sıkı bir şarkı gerçekten. Gerçi sıkı bir nakarattan akustik gitarla çıkarılan bu tip şarkıları lazerlerle, havai fişeklerle acayip hallere büründürebiliyorsunuz ama ...Is Love, bana bile akustik gitar çıktısı hissi verebilmişse tamamdır. İsterse modifiye edilip Bentley'e dönüştürülsün, iyi şarkı size bir şekilde sızdığı yerlerden ulaşmayı başarır. Yalnız White Lies'ın bazı yönlerden hâlâ şarkıların ham halini modifiye etme ya da ham haldeki bazı şarkılara altın semer de vursa işe yaramayacaklarını anlayamama sıkıntısı sürüyor bence. Ritual, ilk albümü aşan, ama çok fazla da ileriye oynamayan bir gelişim albümü sanki. Özellikle "Post-Punk" olarak etiketlenmiş müziği daha tam olarak idrak edememiş bir James Brown hayranı olarak ancak kendi çöplüğümde böyle ötebilirim. Duymayan varsa White Lies iyi bir grup. Ama genelde 10 şarkıdan oluşturdukları albümlerinde 10 şarkının da iyi kötü birşeyler ifade ettiğini hissettrdikleri vakit çok daha iyi olacaklar uzun vadede.

1. ...Is Love
2. Strangers
3. Bigger Than Us
4. Peace & Quiet
5. Streetlights
6. Holy Ghost
7. Turn the Bells
8. The Power & The Glory
9. Bad Love
10. Come Down

23 Ocak 2011 Pazar

The Cult - Sonic Temple


Su küçüğün, söz büyüğün! O kadar The Cult ismi geçmişken rock tarihinin en sıkı albümlerinden biri olan Sonic Temple'dan bahsetmemek camiaya ihanettir. 1983 yılında Londra'da kurulmuş olan The Cult, zaten ne verdiyse 80'lerde verdi gitti. Dreamtime, Love ve Electric gibi üç güzel albümden sonra çıkardıkları Sonic Temple, benim için inanılmaz, birçok müzik dergisi ve rock otoritesine göre olağanüstü, lisede olduğum yıllarda birgün dinlerken kulak misafiri olan babaanneme göre ise "şeytan işi" bir albümdü. O yıllarda "yeni keşfettiklerim" olarak Bon Jovi'ye, Aerosmith'e, Guns'n Roses'a laf söyletmeyen ben, Sonic Temple bittiği anda manda boku gibi olduğum yere yığılıp kalmıştım adeta. Led Zeppelin bana rock müziğin tanrılardan çalınan bir ateş olduğunu çoktan söylemişti de, o ateşin 2000 küsürlü yıllarda bile sönmeyeceğini Sonic Temple şimdi bile söylüyor.

90 ve ya 91 yazıydı şimdi tam hatırlamıyorum, ne zaman dinlesem, bana şu an pek de hoş olmayan biçimde tanımladığım üzere süper bir rock yazı albümü gibi gelir Sonic Temple... Halbuki mevsimsiz ve sevimsizdir aynı zamanda. Sevimli olursa arızaları vardır mutlaka. Çok sevdiğiniz bir kötü adam gibidir deyip işin içinden çıka(ma)yım iyisi. Adını saydığım ilk üç albümde de hemen hemen aynı formüller mevcuttur ama bir efsanenin her zaman kolladığı doğru bir an vardır. The Cult 90'ların başını kolluyormuş demek ki. Maço lirikler, aynı akorlar, tanıdık çığlıklar yerli yerindedir de, Sonic Temple o zamanlardaki rock mantığıma henüz yerine oturmamış o kadar çok şey sunmuştur ki, şimdi ezberimde olanların yerinde bir zamanlar onun bozdukları vardı. Konu sadece akor, lirik, çığlıktan ibaret değil. Soyut bir somutlama vardı Sonic Temple şarkılarında. Öyle bir ruhâni altyapı vardı ki, sözlerinde sabah yumurta kırdığından bahsetse, ülke fethetmiş gibi algılayabilirdiniz Ian Astbury ve arkadaşlarını.

Eskilerden miras kriterleri en sadık ve en güncel zemine oturtmuş birkaç albümden biri olarak Sonic Temple'ın birbirinden özel 11 şarkısının her biri için paragraflar düzebilirim. Zamanında onlar beni az düzmediler. İntikamımı alma fırsatını, gençken bu kaçınılmazdan zevk almış bir ortayaş zihniyetiyle bile reddediyorum. Ben bu arızalı ilişkiyi seviyorum çünkü. O yüzden paragraflar dolusu övgüler düzmüyorum hiçbirine. Burada ortak bir ruh var. Hepsi efsanevi bir albümü oluşturmak için aklın bilimum noktalarından çağrılmış akorlardan, liriklerden, çığlıklardan ibaret. Biraraya gelmeleri bir Led Zeppelin, bir Pink Floyd derinliği taşımıyor belki. Fakat neredeyse kendi klişelerini yaratan bir The Cult albümü çıkarıyor ortaya. Fire Woman ile çırılçıplak dans etmek, Edie (Ciao Baby) ile ayrılık acısı tatmak, American Horse'a binip günbatımına doğru dörtnala gitmek, Wake Up Time For Freedom diyerek binlerce kişilik bir stadyumda sonradan özür dilmeksizin büyükbaşı yuhalayan kitleye avazı çıktığı kadar eşlik etmek geliyor insanın içinden. Kafanıza göre takılın. Zira bu bir yaz albümü ve siz bir Sun King'siniz.


Saymaya başlasam pembe diziye dönecek eleman değişim rüzgârları, bir tek vokalist Ian Astbury ve gitarist Billy Duffy'yi etkilemedi. Sonic Temple'dan iki yıl sonra gelen Ceremony de benim için Wild Hearted Son, White, Ceremony, Heart Of Soul, Indian, Wonderland şarkıları ile ayrı bir efsanedir. Ama ondan sonrası bir şekilde silinip gitmiş nedense. Sonic Temple'ın yeri çok başka. Adını andığım parçalar dışında Sweet Soul Sister, Automatic Blues, Soul Asylum, Medicine Train ve kulaklıkla dinlediğimde ortalarda bir yerde sağ kulağımdan girip sol kulağımdan çıkan davudi Iggy Pop sürpriziyle unutulmazlar arasına giren New York City her dinleyişimde aklımı uçurur. Sonra da yere indirmek için adam gibi bir düzlük bulamaz. Astbury'nin "yeiy-youv" çığlıkları, Duffy'nin hakiki guitar hero'lardan biri olduğunu ta 80'lerde ispatlamış asi disiplini ile yan yana gelince açığa çıkan enerji inanılmaz. Evet, su küçüğün, söz büyüğün! Bu adamların sözü de Sonic Temple! Bu adamlar da birilerinin küçüğü elbet. Ama bunlar dokunulmazlık camını kırdıktan sonra kaçmayan, gereksiz yere özür dilemeyen tipler.

1. Sun King
2. Fire Woman
3. American Horse
4. Edie (Ciao Baby)
5. Sweet Soul Sister
6. Soul Asylum
7. New York City
8. Automatic Blues
9. Soldier Blue
10. Wake Up Time for Freedom
11. Medicine Train

19 Ocak 2011 Çarşamba

The Front - The Front


80'ler bittiği sıralarda walkmenimden düşürmediğim albümlerden biriydi The Front... Daha bir ay önce bir internet sitesinde gördüğüm albüm kapağı beni bir anda dürtüverdi. Aradan o kadar zaman geçmiş ki, "yahu ben bu grubu biliyorum, hatta bu albümü hiç walkmenimden düşürmezdim" dedim. Ama huylar değişti. Yıllar önce dinlemekten içini dışına çıkardığınız kasetler yerine, nostalji artık bir tık uzağınızda. Huylarla beraber arşiv teknikleri de değiştiği için The Front albümünü bir de dijital formatta depolamak gerekti. Michael Anthony Franano (vokal, gitar) ve Bobby Franano (keyboard) kardeşlerin önayak olduğu, solo gitar, bas ve davul mevkilerine aldıkları üç müzisyenin de arka ayakları oluşturdukları The Front, nedense tek albümlük bir proje olarak kaldı. Bu albüm sonrasında kardeş Bobby haricinde grubun hepsi Bakers Pink adlı yine tek albümlük bir grup kurup tekrar olaysız biçimde dağılmışlar. Dağılmayı seviyorlar anlaşılan. Michael Anthony Franano'nun yükseklerde uçan egosunun da bunda payı olduğu dedikoduları dolaşıyormuş. Zamanında kendisini Jim Morrison'a, sesini de Ian Astbury'ye (The Cult) benzettiklerinin farkına varmış olmak o egoyu yükseltmez de ne yapar?

Franano'nun Jim Morrison gibi hayatı tripten ibaret bir şişirme olup olmadığını bilemem ama sesinin Ian Astbury'ye benzediği kısım çok doğru. Lâkin bu benzerlik, bir Astbury sever olarak bana hiç rahatsızlık vermedi. Kendisini taklitle suçlayacak kadar ne kötü bir ses, ne de kötü bir müzik var ortada. 1989'a göre çok iyi olması bir tarafa, 2000 küsürlerde bile tür hânesinde "alternative" veya "modern rock" yazan grupların çoğuna rahmet okutabilir. Mesela Sunshine Girl, pop rock yerine biraz punk oynasa, sözlerini de klişe hatun güzellemesi yerine daha ergen hissiyatları üzerine odaklasa, üstüne bir de ellerinden tutan bir yapımcısı olsa Smells Like Teen Spirit'ten 1-2 sene önce Smells Like Teen Spirit olması işten bile değildi. Fire ve Sister Moon da aynı şekilde elinden tutulmayı bekleyen potansiyel hitlerdi. Belki de The Cult gibi hazırda bir büyüğü varken taklit sanıldı, yanlış anlaşıldı. Sıkıcı blues ve hard rock numaraları da yok değildi. Ama Violent World, Sin ve Ritual benzeri şarkılar, öyle basit bir The Cult taklidi sanılabilecek veya yanlış anlaşılacak şarkılar değildi.

The Front'un rock temelleri gayet sağlamdı. Üstelik kardeş Bobby gibi çok iyi bir keyboard gücüne sahiptiler. 80'ler artığı çapsız hard rock gruplarının uyduruk keyboard kompozisyonlarından farklıydı. Şarkıların özüne zarar vermeyen, bazılarının da direk özünü kendisinin belirlediği bir klavye ustalığı vardı Bobby'de. The Front'u ilk duyduğum sıralarda uzun soluklu olacaklarını düşünmüştüm. Kim olsa öyle düşünürdü. Özellikle adı geçen şarkılarıyla zamanını aşan bir albümdü. Olan oldu, önlerindeki maçları bile göremeden dağıldılar. Tek albümlü bir efsane olmadılar belki ama az sayıda rock dinleyeninin gözünde saygı kazandılar. Üzerinde son kullanma tarihi yazmayan şarkılar yazmak her rock yiğidinin harcı değil. Hele The Front diye adı sanı duyulmamış, eskiden duyulmuş olsa bile yıllar sonra karşılaşıldığında adı sanı unutulmuş bir grubun bunu yapmış olması dikkate değer. Şu albüme rastlamasam The Front'un hakkını teslim edip, geçmişteki hizmetleri için teşekkür etme fırsatı bulamayacaktım.

1. Fire
2. Sunshine Girl
3. Pain
4. Sweet Addiction
5. Ritual
6. Le Motion
7. Sister Moon
8. In The Garden
9. Violent World
10. Sin

14 Ocak 2011 Cuma

Musselman - Musselman


Musselman'i duyar duymaz "kim bu adam" deyip klavyeye saldırdığımda karşıma çıkan yegâne isim, NBA koçlarından biri olan Eric Musselman oldu. Ben de o saatten sonra aramaya son verip, kendimi bu güzel müziğin kucağına bırakıverdim. Zira son yılların en kıyak folk albümlerinden biriyle burun burunaydım. İspanyol olduğunu öğrendiğimde de ufak bir şaşkınlık yaşamadım değil. Nedense bana fazla Amerikan şekilde çınlamıştı. Gerçi Arjantin kökenli İsveçli singer/songwriter José González de başlarda aynı duyguyu yaratmıştı. González ile bir ruh bütünlüğü olduğunu da hazır yeri gelmişken belirteyim. Amerikalı folkçulardan bana fenalıklar geldiği bir sırada kulağıma çalınan  Musselman, González benzeri hem Amerikalı gibi olup, hem de içime fenalıklar getirmemeyi başaran nâdir isimlerden oldu. "Amerikalı gibi" algısı da başka bir konu. Gücünü İngilizce'nin kuytu köşelerine sızmayı bilen liriklerden ve yıllar yılı Amerikalı olarak tanıyıp bildiğimiz akor formüllerini çekici bir kıvraklıkla hayata geçirmeyi başaran yabancıların müziği bu.

Fazla emek gerektirmeden, pop tınılarıyla folk şarkılarının omurgasını zenginleştirmeyi bilen bir müzik yapıyor Musselman... Kadife gibi bir ses ve akustik gitardan start aldığı belli besteler, aynı akustikliği samimi biçimde yansıtmayı bilen ustalıkta. Trompetin yârenlik ettiği açılış parçası Narrow Path, dinleyeni çok hoş biçimde karşılıyor. Elektrik gitar solosuyla kulak tırmalamadan karakterini ortaya koyan One For You ve bana göre albümün en iyi şarkısı Wicked Mind, bu hoş açılışı sadece "hoş" olmaktan çıkarıp, çok daha ciddiye alınası bir altyapıya oturtulmuş şarkılar bütünü haline getiriyor. O altyapı, tipik akustik gitarın, tipik perküsyonla buluşmasından ibaret olsa da, folk müziği folk yapanın o tipiklik değil, ona hizmet eden şarkı yazma ruhu olduğunu kanıtlar şekilde kendini sağlama alıyor. İlginç biçimde hiçbir şarkıda o altyapının altını oymamayı, tam tersi ona katlar çıkmayı çok iyi biliyor. Neden ilginç? Çünkü ortalamanın üzerinde kabul ettiğimiz herhangi bir folk albümü bile içinde mutlaka bir iki "zamana oynayan" şarkı barındırıyor. Oysa bana bu albümde hiçbiri öyleymiş gibi gelmedi. Özellikle Wicked Mind, Cold Breeze, Snake In The Floor, Freaks ve Winds dinledikçe açılan, insanın içini de açan ferahlıkta şarkılar. Birçoğu daha kalabalık enstrümanlarla ve yüksek volumlü rock versiyonlarıyla da çalınabilirdi. Ama bu halleri benim için her zaman tercih sebebidir. Hatta akustik olarak çok daha güçlüler. Piyasadaki binlerce "kendine yabancı" folk albümünden çok daha kişilikli, oturaklı ve karizmatik kesinlikle.

1. Narrow Path
2. One For You
3. Wicked Mind
4. Hide Me
5. Cold Breeze
6. Snake In The Floor
7. Torch Song
8. Flame
9. Chasing The Stars
10. Freaks
11. Winds

11 Ocak 2011 Salı

Hooverphonic - Blue Wonder Power Milk


Hooverphonic yeni albüm yapmış dediler, koştum geldim. Geldim gelmesine de, The Night Before isimli uzunçalardan umduğumu bulamadım. Aslında uzun süredir Hooverphonic'ten umduğumu çok kısıtlı oranlarda buluyorum. Yine de geçmişin hatırı var. Ben hâlâ 1998 yılında çıkardıkları Blue Wonder Power Milk'te kalmışım. Belçika'nın Oost-Vlaanderen bölgesinde 1995'te kurulan grup, Alex Callier ve Raymond Geerts çekirdeğinde bugüne kadar 8 albüm yapmış bir tecrübeyi taşıyor. Farklı kadın vokallerle çalışmayı seven klişe bir trip hop grubu olarak görülmemesi için, bu uzun kariyer boyunca şimdiye dek üç vokalle çalışmış olduğunu belirtelim. Zaten sonuncusu olan Noémie Wolfs, 2010'da gruba girmiş ve The Night Before'a sesini vermiş. Genelde Trip Hop, Dream Pop, Downtempo, Pop/Rock hava sahalarında süzülen Hooverphonic, benim için Blue Wonder Power Milk sonrası her albümünde azar azar etkisini yitiren bir grup hüviyetinde olmuştur ne yazık ki. Tuhaftır ki (belki de değildir!) The Night Before'u bu hüviyetin en vasat hanesi olarak gördüğümü belirteyim. Sahip olduğu tüm bu tür zenginliklerini ipe sapa getiremediğim pop rock yavanlıklarına, törpülenmiş, budanmış elektronik ruhsuzluklara kurban etmiş sanki.

Blue Wonder Power Milk, bir kere içinde 90'ların en güzel şarkılarından olan Eden'ı barındıran bir albüm. Hooverphonic dendiğinde büyük çoğunluğun Eden'ı tanıması itibariyle reklâm kokan bir ifade olsa da, bu bir gerçek. Oysa içinde onun gölgesinde kalmış, sanki böyle olmasından da mutluymuş izlenimi veren daha bir sürü güzellik var. Club Montepulciano, Tuna, Out Of Tune, Lung ve alta döşenmiş yaylı looplar üzerine elit bir funk temposuyla müthiş bir atmosfer yakalamış olan Electro Shock Faders (Battersea'yi de bu tanımdan uzak tutmamak gerek), grubun en sağlam döneminin güzide örnekleridir. Hooverphonic'i kıyıda kalmış iyi gruplardan farklı kılan, tam tersi onu dünya çapında meşhur eden pop duygusunu bu elektro funk ve asil bir pop rock duygusuyla karıştırmış kimliği olsa gerek. Yer yer retro kokular yayan James Bond kompozisyonlarıyla sınırlayabileceğimiz gitarın rolü de grup için önemli bir yerde.

Kurulduğunda ikiliyle beraber olan, Blue Wonder Power Milk'ten sonra ayrılan Frank Duchêne'in keyboard katkıları eminim ki bu albümün ruhuna da yansımıştır. Yoksa neden grup her yeni albümde gıdım gıdım bir düşüş yaşasın ki? Bana düşüş yaşamışlar gibi gelmelerinin sebebi, koskoca Hooverphonic diskografisini "Blue Wonder Power Milk ve diğerleri" olarak görmemi hiç engelleyememiş olmam. Bu durumu hepten Duchêne'in yokluğuna bağlamak saçma tabiî. Yine de bir "acaba" hep biryerlerde duruyor. Grupta 1997-2008 arası vokal yapmış olan ve Hooverphonic'in en güzel şarkılarını söylemiş Geike Arnaert'in ayrılışı da başka bir darbe olmuştur. Gerçi camiada kadife sesli kadın vokal bulmak zor değil. Fakat onlara tuz, biber, şeker olacak duyguları veren ve camiadaki seslerden hiç de farklı olmayan Geike Arnaert, hayatında doğru yer ve zamanda olmanın avantajlarını çok iyi kullanmış olsa gerek. Tüm gücüne ve 90'lar ruhunu yüksek yüzdelerle taşımasına rağmen, Blue Wonder Power Milk aşılmayacak bir albüm de değil. Grup belki bir gün kendi zirvesini aşar. Ama önce dönüp A New Stereophonic Sound Spectacular'a, The Magnificent Tree'ye, Blue Wonder Power Milk'e akıl gözüyle bir daha bakacak.

1. Battersea
2. One Way Ride
3. Dictionary
4. Club Montepulciano
5. Eden
6. Lung
7. Electro Shock Faders
8. Out of Tune
9. This Strange Effect
10. Renaissance Affair
11. Tuna
12. Magenta
13. Neon

6 Ocak 2011 Perşembe

The Go! Team - Rolling Blackouts


İnternet sızıntılarını seviyoruz. Wikileaks'in özellikle siyasi ortamları sarsan yükselişi, bu durumun farklı bir yansımasıydı. Ama esasen o büyükelçinin şu başbakan için taktığı nicknamelerden ziyade, vaktinden önce dinleme fırsatı yakaladığımız albüm sızıntıları daha fazla ilgimi çekmekte. Hani vaktinden önce dinleyince boyumuz arşa mı yükseliyor, hayır! Lâkin beklediğiniz albüm The Go! Team gibi dünyanın görüp görebileceği en şahane gruplardan birine ait olunca sabır taş olsa da ortadan ikiye ayrılıveriyor. 2010'un son günlerinde The Wörld Is Yours (Motörhead) ile birlikte dinlediğim ikinci 2011 albümü olan Rolling Blackouts, yeni yılın çok çetin geçeceğinin sinyallerini yayıyor sanki. Brighton'ın haklı gururu The Go! Team, tarif edilmesi hayli zahmetli bir amigo çetesi. Indie rock, funk, hip-hop, sample yağmuru, punk ateşi, lo-fi eğlencesi ve 70'ler dizi müziklerinin olağanüstü reenkarnasyonuyla yeni jenerasyonun en (bu kelimeyi uluorta kullanmayı pek sevmem) "özgün" karışımlarından biri.

Altı kişiden kurulu The Go! Team'in bu benzersiz müziğinin yükselttiği şarkıları seslendirenler ise grubun amigo kızları. Şanlarına yakışır şekilde yaptıkları tezahüratlarla şarkıların zaten sahip olduğu tuhaf karizmalarına başka tuhaflıklar ekliyorlar bu sayede. Davulun, basın, gitarın alıp yürümesinden bahsetmiyorum bile. Tüm bu özgün yapılanmayı hem eğlence, hem de deneysel olgunluğa büründürebilmeleri yüzünden sanatsal, hatta sinematik yönü güçlü bir grup oldukları yorumu ne derece aşırı olur bilmem. Ama bana hiç de aşırı gibi gelmiyor. Hepsi birbirinden vurucu Thunder, Lightning, Strike (2004) ve Proof Of Youth (2007) albümlerine 2011 itibariyle ekledikleri Rolling Blackouts halkası, bu iki albümü yıllarca dinleyip "acaba The Go! Team gözümde daha nereye kadar yükselebilir" diye düşündüğüm sırada yeni yıla bomba gibi düştü. Gözümde çoktan efsaneye dönüşmüş bu iki albüme bir üçüncünün eklenecek olması, yüreğimi heyecanla doldurduğu kadar, yaşanmış hayal kırıklıklarının verdiği kaygıları da beraber taşıyordu. Ne var ki, hayal kırıklığı kelimesinin The Go! Team için en büyük hakaretlerden biri olduğunu daha yeni yıla girmeden anlamış olmanın mutluluğu (ve bu yazıda "hayal kırıklığı" kelimesini kullanmanın utancı) her yanımı sardı.


2011 ile birlikte The Go! Team harikulade bir üçlemeye sahip. Rolling Blackouts, içindeki 13 şarkıyla şanlı geçmişine en ufak bir gölge düşürmüyor. Hatta kızlar bu albümde, maç öncesi ponponlarıyla slogan atmanın ötesine geçip, temposunu gece sürüşünden veya ergenlikten son çıkışın anayola bağladığı yetişkinlikten alan tonlarda şarkı bile söylüyorlar. Kolayca radyolara oynayabilecek kaliteli pop şarkılarına takla attırıyorlar. Alın size albümün radyolara single niyetine sunulan ilk şarkısı Buy Nothing Day... Böyle single olur mu demeyin. Böyle olur The Go! Team'in single'ı derim o zaman. Hayır pekâlâ single olur. Ama sanki eskiye nazaran daha bir olgunlaşmış The Go! Team var karşımızda. Mesela sonlara doğru Lazy Poltergeist diye intromsu bir piyano enstrümantali koyabiliyorlar albümlerine. Gerçi hemen peşinden albüme niye isim olarak verdikleri anlaşılan Rolling Blackouts tokatını yapıştırıyorlar. Kendi kabul görmüş tarihlerinin üzerine azar azar yenilikler ekleyen fazla grup yok günümüzde. T.O.R.N.A.D.O. ile maça çıkışları bile hem aynı, hem farklı. Ready To Go Steady düpedüz 60'lardan kopup gelmiş gibi. The Running Range, Apollo Throwdown, Voice Yr Choice, Back Like 8 Track ile hamurlarındaki lo-fi tavırlarını modernize ederek nakış misali işliyorlar.

Spor teması üzerinden gittiğimiz vakit, Rolling Blackouts öncesinde The Go! Team için "maçtan önce takıma ver Panther Dash'i, The Power Is On'u, Titanic Vandalism'i, Flashlight Fight'ı (Public Enemy'nin varı yoğu Terminator X bu şarkıyı konuk hüviyetinde uçurmuştur bu arada), takım sahada rakibin damarlarındaki tüm kanı çeksin" diye düşünürdüm. Rolling Blackouts bana aynı şeyleri tekrar düşündürdüğü gibi, sporda yenmek kadar yenilmenin de mümkünatını idrak etmiş bir olgunluğa sahip olduğunu gösterdi. Üstelik bunu, asla yenilmez olduğunu göstererek yaptı.

1. T.O.R.N.A.D.O.
2. Secretary Song
3. Apollo Throwdown
4. Ready to Go Steady
5. Bust-Out Brigade
6. Buy Nothing Day
7. Super Triangle
8. Voice Yr Choice
9. Yosemite Theme
10. The Running Range
11. Lazy Poltergeist
12. Rolling Blackouts
13. Back Like 8 Track

2 Ocak 2011 Pazar

Yılın Albümleri (2010)


1. Chief - Modern Rituals
2. The High Violets - Cinéma
3. Gogol Bordello - Trans-Continental Hustle

4. The National - High Violet
5. Jónsi - Go
6. Paper Tongues - Paper Tongues
7. S - I'm Not As Good At It As You
8. Sully Erna - Avalon
9. Fallulah - The Black Cat Neighbourhood
10. First Aid Kit - The Big Black and The Blue
11. Malory - Pearl Diver
12. Sad Day For Puppets - Pale Silver and Shiny Gold
13. FM - Metropolis
14. Holy Fuck - Latin
15. God Is An Astronaut - Age Of The Fifth Sun
16. M.I.A. - /\/\ /\ Y /\
17. O Children - O Children
18. Ginger Ninja - Wicked Map
19. Karen Elson - The Ghost Who Walks
20. Erja Lyytinen - Voracious Love
21. Slimmy - Be Someone Else
22. The Chain Gang Of 1974 - White Guts
23. Gypsy & The Cat - Gilgamesh
24. [sub]Nova - Souvenir
25. The BellRays - Black Lightning
26. Tesla Boy - Modern Thrills
27. Delays - Star Tiger, Star Ariel
28. Signor Wolf - Funkonnection
29. Imelda May - Mayhem
30. Hellsongs - Minor Misdemeanors
31. Hurts - Happiness
32. The Bamboos - 4
33. Boom Pam - Alakazam
34. Dead Letter Circus - This Is The Warning
35. Synoptix - Tesla
36. Santana - Guitar Heaven: The Greatest Guitar Classics Of All Time
37. Yoav - A Foolproof Escape Plan
38. Lars & The Hands Of Light - The Looking Glass
39. The Reason - Fools
40. The Soft City - The Soft City
41. Sublim - Summerends
42. Jamiroquai - Rock Dust Light Star
43. Joe Satriani - Black Swans and Wormhole Wizards
44. Iron Maiden - The Final Frontier
45. Kylie Minogue - Aphrodite
46. The Steve Miller Band - Bingo!
47. Jackie Leven - Gothic Road
48. She & Him - Volume Two
49. Janelle Monáe - The ArchAndroid
50. Cee-Lo Green - The Lady Killer


51. Michael Gross & The Statuettes - Telepath
52. The Len Price 3 - Pictures
53. Kanye West - My Beautiful Dark Twisted Fantasy
54. Slash - Slash
55. Disappears - Lux
56. Cruyff In The Bedroom - Ukiyogunjou
57. Harper - Stand Together
58. Hans Zimmer - Inception
59. Devo - Something For Everybody
60. The Diplomats Of Solid Sound - What Goes Around Comes Around
61. Kamelot - Poetry For The Poisoned
62. Jonathan Tyler & The Northern Lights - Pardon Me
63. Orgone - Cali Fever
64. Peter Frampton - Thank You Mr. Churchill
65. Deluka - You Are The Night
66. Ania - Ania Movie
67. Hipbone Slim and The Kneetremblers - The Kneeanderthal Sounds Of
68. Butterfly Explosion - Lost Trails
69. Thunderball - 12 Mile High
70. Jerry Lee Lewis - Mean Old Man
71. Sasquatch - III
72. The Dead Weather - Sea Of Cowards
73. Herman Ze German - Take It As It Comes
74. The Sunshine Underground - Nobody's Coming To Save You
75. Sa DingDing - Harmony
76. Spiritual Beggars - Return To Zero
77. Bobby McFerrin - Vocabularies
78. Tears Run Rings - Distance
79. Isobel Campbell & Mark Lanegan - Hawk
80. Best Coast - Crazy For You
81. The Naked and Famous - Passive Me · Aggressive You
82. Girl Talk - All Day
83. Alphaville - Catching Rays On Giant
84. Tom Petty and The Heartbreakers - Mojo
85. 24pesos - Busted Broken and Blue
86. Highspire - Aquatic
87. Tame Impala - Inner Speaker
88. Van Canto - Tribe Of Force
89. Anberlin - Dark Is The Way, Light Is A Place
90. Widespread Panic - Dirty Side Down
91. Thee Attacks - That Mister Attack To You
92. SubtractiveLAD - Life At The End Of The World
93. Caro Emerald - Deleted Scenes From The Cutting Room Floor
94. J Roddy Walston and The Business - J Roddy Walston and The Business
95. Drive-By Truckers - The Big To-Do
96. I'm Not A Gun - Solace
97. Grum - Heartbeats
98. Papercut - Papercut
99. Mistachuck (Chuck D) - Don't Rhyme For The Sake Of Riddlin
100. Futurecop! - It's Forever, Kids

1 Ocak 2011 Cumartesi

Yılın Şarkıları (2010)



1. Chief - Stealing
2. The High Violets - The Believer
3. The National - Conversation 16

4. [sub]Nova - Trains
5. Hurts - Wonderful Life
6. Cee Lo Green - Wildflower
7. Poets Of The Fall - Dying To Live
8. Ginger Ninja - Bone Will Break Metal
9. M.I.A. - XXXO
10. The Graduate - Make Believe
11. Malory - Water In My Hands
12. Halves - Blood Branches
13. Tina Dico - On The Run
14. Karen Elson - The Ghost Who Walks
15. The Autumn Film - Ships On The Ocean Floor
16. Dukes Of Windsor - Off The Radar
17. Jodymoon - I Know This
18. The Silver Seas - Jane
19. Fallulah - Only Human
20. Delays - Star Tiger, Star Ariel
21. Viva Death - Bullets Under Mind Control
22. O Children - Malo
23. Jónsi - Go Do
24. Gogol Bordello - Pala Tute
25. Slimmy - Be Someone Else
26. First Aid Kit - Hard Believer
27. Figure 5 - Never Believe
28. Shearwater - Black Eyes
29. FM - Bring Back Yesterday
30. My Darkest Days - Set It On Fire
31. Stephen Dale Petit - California
32. Lars and The Hands Of Light - Stranger To The Sea
33. Sia - Clap Your Hands
34. Kent - Varje gång du möter min blick
35. Band Of Horses - Laredo
36. Janelle Monáe - Cold War
37. Erja Lyytinen - Don't Let A Good Woman Down
38. The Chain Gang Of 1974 - F’n Head
39. Dead Letter Circus - One Step
40. Redshirt Theory - Liquid Night
41. Jackie Leven - Hotel Mini Bar
42. Yoav - Easy Chair
43. Gypsy & The Cat - Jona Vark
44. Goldheart Assembly - Hope Hung High
45. Cruyff In The Bedroom - Sasasihikari
46. Holy Fuck - Latin America
47. Kings Of Leon - Radioactive
48. The Morning Benders - Excuses
49. Sad Day For Puppets - Shadows
50. Kanye West - Monster (feat. Jay-Z, Rick Ross, Bon Iver & Nicki Minaj)
51. Sully Erna - Avalon
52. Berna - Fine Line
53. Vallejo - Snake In The Grass
54. Tom Lüneburger - This Year
55. The Chemical Brothers - Dissolve
56. Santana - Back In Black (feat. Nas & Janelle Monáe)
57. Angus & Julia Stone - On The Road
58. S - Save You
59. Bobby McFerrin - Say Ladeo
60. The Brother Kite - The Scene Is Changing
61. Alejandro Escovedo - Tula
62. Funkist - Traveling
63. Freedy Johnston - The Devil Raises His Own
64. Inspired Flight - It Always Takes
65. She & Him - Thieves
66. Washington - 1997
67. Magenta Skycode - King Of Abstract Painters
68. Anika Moa - I Am The Woman Who Loves You
69. Jamiroquai - Rock Dust Light Star
70. Imelda May - Psycho
71. Anberlin - Pray Tell
72. Duffy - Well, Well, Well
73. Max Sedgley - Hey Mr. Superstar
74. Amy Macdonald - Don't Tell Me That It's Over
75. Helen Stellar - Hyper-Aware (Eyes Wide Open)
76. Frightened Rabbit - Swim Until You Can't See Land
77. Kamelot - House On A Hill
78. Best Coast - Crazy For You
79. Grum - Heartbeats
80. Kurt Wagner and Cortney Tidwell - Picking Wild Mountain Berries
81. House Of Heroes - Salt In The Sea
82. Sa DingDing - Ha Ha Lili
83. The Sugar Plum Fairy Pr. - Not For Real
84. Jacqueline Govaert - Hard To Disagree
85. Sensual Harassment - Soldier
86. New Adventures - Million To One
87. HIM - In Venere Veritas
88. Tesla Boy - Thinking Of You
89. The Tapeaters - Oh My
90. Blackmore's Night - Dance Of The Darkness
91. The Diplomats Of Solid Sound - Back Off
92. My Chemical Romance - Sing
93. Magenta Skycode - King Of Abstract Painters
94. Kathryn Calder - Slip Away
95. I'm Not A Gun - In Sepia
96. Tom Petty & The Heartbreakers - I Should Have Known It
97. Florence + The Machine - Heavy In Your Arms
98. Nah Youn Sun - Breakfast In Baghdad
99. INXS - Never Tear Us Apart (feat. Ben Harper & Mylene Farmer)
100. Audra Mae - The Happiest Lamb