4 Şubat 2016 Perşembe

La Chinga - Freewheelin'


2013 yılında çıkardıkları kendi adlarını taşıyan ilk albümleriyle ortalığı darma duman etmelerini beklediğim, ama değil darma duman etmek, isimlerinin bile duyulduğundan şüphe ettiğim Kanadalı üçlü La Chinga, üç yıl aranın ardından ikinci albümleri Freewheelin' ile geri döndü. Bu sefer daha temkinli konuşacağım. Her ne kadar bu ikinci albüm beni ilki kadar (hatta bir puan daha fazla)coşkulandırsa da, onların ortalığı dağıtmayacakları belli oldu. Zaten ilk albümde de hissedilen profesyonellikleri, bu albümle birlikte iyice demlenmiş, olgunlaşmış ve mütevaziliğini de muhafaza etmiş görünüyor. Grubun özellikle Led Zeppelin ile olan gönül bağından, ama bu bağın onları esir almamış olduğundan bahsetmiştik. Aynı durum bu albümde de sürüyor. Alttan üsten girip çıkan, müthiş rifflerle şarkıların dik durmasını sağlayan, onları istediği yere taşıyan, çılgın sololarla yerçekimini ortadan kaldıran gitar yine başrolde. Bas ve davulun omuz omuza bu gitarın önünü açması, sık sık onu hizaya sokması, Ben Yardley'nin 70'lerden feyz almış vokalinin hala yerinde duruyor olması da grupla ilgili başka olumlu noktalar.

Açılışı yapan Gone Gypsy, hard rock dinlemeye başladığımdan beri sıkı bir riff ve ona sadık bir nakaratı buluşturan her rock şarkısına verdiğim tepkiden nasibini alan bir şarkı oldu. Bu tepkiler türlü türlü tabii. Blues rock yağıyla iyice kızartılmış tavaya malzemeyi döktükten sonra çıkan yoğun duman / ses / koku üçlüsüyle coşan lezzetli bir biftekten bahsediyorum. Özellikle Mother Of All Snakeheads, White Witchy Black Magic, War Cry üçlüsü albümün hız ve sertliğini en kalitelisinden garanti altına almış besteler. Duyar duymaz nedense bana Led Zeppelin III rüzgarı üfleyen Mountain Momma'yı da pek sevdim. Gerçi buradaki "nedense"nin nedenleri malum. Yardley vokali bu şarkıda hiç olmadığı kadar Robert Plant içermekte. Tekrar edeyim, bunu kesinlikle bir olumsuzluk, bir taklit, bir prim yapma olarak görmedim. İlk albümde de görmemiştim, burada da görmedim. Gitarları da çalan, şarkıları da söyleyen Ben Yardley, şayet bir La Chinga karakteri oluştuysa bunun bir numaralı müsebbibidir. Henüz oluşmadıysa da uzun vadede oluşması beklenebilir.

Bazen tüm şarkılarda onun vokallerini çıkarsak hangi şarkı kimi hatırlatır diye merak etmedim değil. Mesela Mother Of All Snakeheads'e Zack de la Rocha, K.I.W. şarkısına Tom Keifer, Stoned Grease White Lightnin'e de Anthony Kiedis dalacakmış gibi hissettiğim oldu. Tüm bunlar La Chinga'yı Led Zeppelin, Rage Against The Machine, Cinderella, Red Hot Chili Peppers mı yapıyor, hayır! Ama grubun alternative, blues, funk, klasik rock yelpazesinin genişliğini gösteriyor. Belki bu albüme getireceğim tek eleştiri, grubun psychedelic rock ile ilişkisinin tam olarak ne düzeyde olduğuna karar verememiş gözükmesi olabilir. Yani satır aralarında bu ilişki zaten hissedilmekte. Fakat albüm kapanışındaki The Dawn Of Man gibi bir ilişki düşünülüyorsa o iş yürümez sanki. Kapanışa 10 dakikalık heavy psychedelic bir şarkı koyma klişesi azalarak bitsin istiyorum. Onun yerine 3-4 dakikalık bir blues rock şarkı daha koysalar çok daha iyi olurmuş. Rock müzik denince akla gelen her türlü şeref, namus, onur, karakter kelimelerini birer rütbe gibi omuzlarında taşıyan La Chinga, pek ilgi görmeyen bir grup gibi dursa da, iki albümlük kısa geçmişlerine bakınca ilgi görmese de, popüler olmasa da gayet iyi bir duruş sergiliyorlar. Umarız bu duruş bozulmaz, grup aynı çizgide daha nice albümlere ismini yazdırır.

1. Gone Gypsy
2. Mother of All Snakeheads
3. White Witchy Black Magic
4. Stoned Grease White Lightnin
5. Faded Angel
6. Mountain Momma
7. War Cry
8. K.I.W.
9. Right On
10. The Dawn of Man

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder