27 Kasım 2022 Pazar

The Winston Brothers - Drift

 
The Winston Brothers, Hamburg merkezli multi-enstrümantalist ve yapımcı Sebastian Nagel (The Mighty Mocambos, Bacao Rhythm & Steel Band) ve davulcu / perküsyoncu Lucas Kochbeck (The KBCS, Bacao Rhythm & Steel Band, Hamburg Spinners) tarafından kurulup yürütülen bir stüdyo projesi. 18 Kasım 2022'de çıkan ilk albümlerinin adı da Drift. Bu arada arkadaşların parantez içindeki diğer projelerini de bir kenara not ettim. Zira The Winston Brothers adı altında yaptıkları bu funk tonunu çok severim. Yeraltından da çok sağlam işler çıkar çoğunlukla. Benim açımdan 2022 yılı funk müzik olarak pek iyi geçmedi doğrusu. Belki de iyiler bana denk gelmedi. Yolunu gözlediğim İngiliz grup The New Mastersounds albümü The Deplar Effect bile beklediğim gibi çıkmadı. Bahsettiğim funk, saykodelik öğelerle rock veya heavy psych buluşmasından kaynaklanan sentez işler değil. Bildiğin anam babam deep funk. Tabii günümüze ait olduğunu belli edecek kadar da modern düzenlemelere sahip olanından. İşte The Winston Brothers hem onlardan biri olduğu, hem de geçmiş ile şimdi arasında mütevazi bir köprü kurabildiği için dikkatimi çekti.

Analog prodüksyonlara meraklı Nagel ve Kochbeck, 60'ların / 70'lerin funk'ına selamdan ötesini gönderen 11 şarkılık Drift'i gururla sunarken ekstra macera arayışına girmemişler ki, macera arayışına girenleri sevdiğimiz gibi, elindekilerle en iyisini çıkarmaya çalışanlara da saygıda kusur etmeyiz. İstediği yere girip çıkan kıvrak caz gitarı, ona yoldaşlık eden işbilir bas, Lucas Kochbeck'in kütür kütür işleyen zeki davulu, enstrümantal şarkılara adeta solistlik yapan nefesli takımı, akılda kalıcı, tekrarlayan motifler, sadece funkçıların değil, breakbeat, enstrümantal hip-hop sevenlerin de hoşuna gidecektir. İlk şarkı Winston Theme, 40 dakikalık Drift adlı bu filmin açılış jeneriği rolünü mükemmel oynayan bir şarkı. Bu rolü albüme adını veren Drift de çok iyi oynardı doğrusu. Boiling Pot, Northern Light, Think ve kapanışı layığıyla yapan Brother's Strut albümdeki favorilerim. Hepsine bayıldım. Belki iki şarkı fazlası olabilir ama hiç mühim değil. İlk albümden armudun sapını, üzümün çöpünü dert etmiyoruz o kadar. Elimizde dans da ettiren, yolculuklara yarenlik de eden, yeni başladığınız kitabı okurken fona da yerleşebilen, sonbaharımızı şenlendirmiş nefis bir albüm var zaten.

1. Winston Theme
2. Boiling Pot
3. Hang On
4. Drift
5. Northern Light
6. Matering
7. One Thing
8. Free Ride
9. High Life
10. Think
11. Brother's Strut

22 Kasım 2022 Salı

Abraxas - Monte Carlo

 
İngiliz surf rock ve cumbia grubu Los Bitchos gitaristi Carolina Faruolo ve Seattle dolaylarından bir saykodelik, garaj, blues rock grubu olan Night Beats gitarist/vokalisti Danny Lee Blackwell'den oluşan Abraxas, yepyeni bir proje. 2017-2020 yılları arasında Los Bitchos'ta yer alan Faruolo, birkaç tekliden sonra grup daha albüm yapmadan ayrılmış. Grubun bence 2022'nin en iyi albümlerinden biri olan Let The Festivities Begin!'de yer almamış bu yüzden. Şimdiye dek 6 albüm çıkarmış olan Night Beats hakkında ise son albüm Outlaw R&B dışında pek bilgim yok. Ama garajdan çıkma şeylere şans vermek törelerimizdendir, zamanla arayı kapatırız. Faruolo ve Blackwell okyanus ötesinden birbirlerini takip eden müzisyenler ve keşke bir gün beraber çalışsak ne güzel olur diye düşünüyorlar. Araya Covid girince, sosyalleşmenin sadece online yollarla mümkün olduğu o izolasyon ve belirsizlik dönemlerinde Abraxas'ın temelleri atılıyor. Müzikal anlamda her ikisi de rengarenk insanlar oldukları için, beraber yaptıkları müzik de onlara benziyor. Cumbia'nın tropikal ritimleri ve klasik chicha sanatçılarının psychedelic aromasıyla büyüyen Uruguay doğumlu İngiliz müzisyen Faruolo, "Danny'nin parçalarımdan birine ilk kez vokal eklediğinde hissettiğim duyguyu hatırlıyorum" diyor. “Kışın ortasında yağmurlu Manchester'da kanepemde oturuyordum. Play tuşuna bastım ve şarkı kalbimi hoplattı. Anında özel hissettirdi ve daha da önemlisi, ikimizin de mükemmel bir portresi gibi geldi” diye ekliyor. Bu tasvir çok önemli. Zira tropikal gibi görünse de, bence sanki yağmurlu bir Manchester'a daha yakın bir egzotik atmosfer var müziklerinde.

Danny Lee Blackwell, Monte Carlo'nun ilham perileri için “ormanlar, sisle kaplı nehirler, geceleri gizlenen panterler, ıssız alışveriş merkezleri, neolitik kaleler ve kumdan aşınmış duvarlarla dolu bir dünya” diyerek olayı şiirselleştirmiş. Bu müzikte ararsan o şiirselliği de az çok bulursun. Cumbia, surf, psychedelic, exotica, western, latin rock, psych funk, garage pop, Khruangbin, Manu Chao, Los Bitchos, her şeyden biraz biraz mevcut. Bu muhteviyat benim için kaliteli zaman anlamına geliyor. Blackwell kendi kayıtlarını California'da, Faruolo ise Manchester'da yapmış. Kendi odalarında, stüdyolarda ayrı ayrı yaptıkları kayıtları farklı ses mühendisleri yardımıyla önce teker teker şarkılara, sonra da Monte Carlo albümüne dönüştürmüşler. Şartlar elverişli olduğunda canlı performanslara da sıcak bakıyorlar. Gerçi albümü dinleyince canlı kaydedildiğini sanmak bile çok normal. Tarzlarının birbirine uzak olduğu düşünülse de, her iki müzisyenin özellikle saykodelik ve garaj temelli özgürlüklerini şarkı formatında sunuş biçimleri benzerliklerle dolu. Her ne kadar Faruolo ayrıldıktan sonra dinlemiş olsam da Los Bitchos müziğine, her ne kadar sadece son albüm Outlaw R&B'yi dinlemiş (ve çok beğenmiş) olsam da Night Beats müziğine duyduğum hayranlığı başka bir albümde iç içe görüp pekiştirme fırsatı verdiği için Abraxas bence çok doğru bir proje olmuş.

Abraxas'ın en belirgin özelliği olan psychedelic cumbia tadını ilk iki şarkı Sunrise State (Of Mind) ve Mañana ile aldıktan sonra o tadın üzerine yeni lezzetler, baharatlar, mezeler eklenmeye başlıyor. Mesela La Estampida gibi space disco / sci-fi cumbia benzetmesi yapılabilecek nefis bir şarkı albüme çok yakışmış. Zaten grubun psychedelic anlayışı içinde, gitar tonlarının sıklıkla kozmik bir ambiyans içinde salınışının keyfi sürülüyor. Bir başka parlak an yaratan Prismatic bu kozmikliğin tepesine western gökyüzü yerleştiriyor. Dans etmemek, cumbia dansı bilmeyenler için oraya buraya sallanmak, emprovize dans figürleri çıkarmamak elde değil. İkinci yarı şimdilik biraz kendini tekrar eden şarkılardan oluşuyor görünse de, dinledikçe filizlenecekmiş gibi durdukları belli. Albümün en iyi şarkılarından ikisi olan Sultan ve kapanışı yapan Göbekli Tepe ise, adlarından da anlaşılacağı üzere Anadolu psych-rock motifleri taşıyan, Abraxas'ı yükselten besteler. Monte Carlo, bütün olarak çok iyi bir albüm. Bu bütünlük, içinde huzur, coşku, tazelik, aynı zamanda nostalji taşıyor. Bu projenin devamı gelir mi, Faruolo ve Blackwell fiziksel olarak yan yana gelip stüdyoya girer mi bilemiyoruz. Ama dileğimiz budur.

1. Sunrise State (Of Mind)
2. Mañana
3. Sultan
4. Monte Carlo
5. La Estampida
6. Hourglass
7. Prismatic
8. Yes
9. Golden
10. Fıji
11. Shapeshifter
12. Göbekli Tepe

15 Kasım 2022 Salı

Under Electric Light - Waiting For The Rain To Fall


Quebec ve Montreal arasında bir yerleşim birimi olan ve dizi ismi bulmada sıkıntı yaşayanlara ışık tutabilecek Victoriaville'de geçen çocukluğu boyunca gizli kapaklı şarkı söyleyerek müzik hayatına ısınmış Danny Provencher. Sonra bas çalmaya başlamış. Montreal'e taşındıktan sonra da kendine D&P, Danpro, Danny Boy gibi benim uydurduğum isimler veya doğrudan Danny Provencher yerine Under Electric Light ismini uygun görerek profesyonelliğe doğru yelken açmış. Doğru rüzgârı bulabilmek için ise 2005-2009 arası dört EP çıkarmış. Önceleri entrümantal şarkılar yaparken, "ben çocukken de şarkı söylerdim, şimdi de pekâlâ söylerim" demiş (sanırım) ve New Order, The Beach Boys, My Bloody Valentine, Kraftwerk etkilenimli müziğine aynı etkilenimlere sahip vokalini koymaya başlamış. "I" harfinin çok geçtiği kişisel lirikleriyle zenginleştiregeldiği müziğini nihayet albüm formatına sokmak, bir kere en baştan adını çok beğendiğim (ve biraz da bu sebepten üzerine atladığım) Waiting For The Rain To Fall albümüne kısmet olmuş.

Synth pop ile dirsek temasındaki elektro shoegaze olarak tanımlayabileceğim, aslında biraz daha uğraşsam başka yaratıcılık yoksunu benzetmelere daha imza atabileceğim Under Electric Light müziği, ilk şarkı Take Me Away'in etkileyici havasıyla şahsımı 9 şarkılık (kısa Interlude'u saymazsak 8 şarkılık) yörüngesine hemen sokuyor. Ama esas vurgunu daha ikinci şarkı olan ve daha en başından ismine vurulduğum Waiting For The Rain To Fall'ın bu kez müziğine vurularak yiyorum. Müzik tarihinde adı kendi gibi olan şarkı çoktur. Mesela We Will Rock You, mesela Everybody Hurts, mesela Ice Ice Baby. İşte Waiting For The Rain To Fall tüm yoğunluğu ve yağmurun yağmasını bekleyen hüzünlü gerginliği ile bu ruh halinin adını koyan şarkılardan biri olmuş adeta. Synth pop olarak başlayan, ambient synth rock olarak biten (başta sevmediğim halde silmeye kıyamadığım bir ifadedir bu!) A Sudden Move o beklenen yağmuru yavaş yavaş yağdırmaya başlıyor. Albümün en iyilerinden biri olan Someone Somewhere ise o yağmurun altında üşümeksizin gece-gündüz, şemsiyeli-şemsiyesiz, aç-tok gezinmenin ve "who am I" diye sayıklamanın görkemini yansıtıyor.

Derken Skyline aynı yoğunluğu elektronik ambiyans ve gitarlarla bir bütün haline getirip "şarkı" formuna sokuyor. This Moment, bu defa yağmur sonrası hüznünden ödün vermeden ritmik bir coşku yaratıyor. Anyhow ise kederli bir ambient pop ile yağmuru pencereden seyretmenin şiirini yazıyor. Finalde Wintertime ile sonbaharın gidişini, kışın gelişini yine ritmik, ama aynı kişisellikle yaşıyoruz. Albüm boyunca synth dokunmalar, basın yön verdiği, gitarın güçlendirdiği, Danny Provencher'ın eskimeyen yeni dalga vokalinin dinginleştirdiği dengeler rotadan hiç sapmıyor. Bu da ait olduğu yılın en kişilikli ve belki de biraz bu yüzden yalnız albümlerinden birinin doğuşunu müjdeliyor. Albümün adı Waiting For The Rain To Fall... Üç nokta bu gibi durumlar için var!

1. Take Me Away
2. Waiting For The Rain To Fall
3. A Sudden Move
4. Someone Somewhere
5. Interlude
6. Skyline
7. This Moment
8. Anyhow
9. Wintertime

31 Ekim 2022 Pazartesi

Issız Ada Radyosu Arşivi (Ekim 2022)

Rosalía - MOTOMAMI
Yıl: 2022 İspanya
Tür: Art Pop, Latin Electronic, Alternative R&B
"F" Rate: 6/10
I.A.R. tavsiyesi: "SAOKO"

Alvvays - Blue Rev
Yıl: 2022 Kanada
Tür: Indie Pop, Dream Pop
"F" Rate: 5/10
I.A.R. tavsiyesi: "Pomeranian Spinster"
Goat - Oh Death
Yıl: 2022 İsveç
Tür: Psychedelic Rock, Afobeat
"F" Rate: 7/10
I.A.R. tavsiyesi: "Under No Nation"

VA - 70's Hits It's Party Time
Yıl: 2022
Tür: Pop, Rock, Soul
"F" Rate: 9/10
I.A.R. tavsiyesi: Stevie Wonder - "Superstition"
VA - 80's Hits It's Party Time
Yıl: 2022
Tür: Pop, Rock, Soul
"F" Rate: 10/10
I.A.R. tavsiyesi: Pat Benatar - "Love Is a Battlefield"
VA - 90's Hits It's Party Time
Yıl: 2022
Tür: Pop, Rock, Soul
"F" Rate: 10/10
I.A.R. tavsiyesi: Blind Melon - "No Rain"


Erja Lyytinen - Waiting for the Daylight
Yıl: 2022 Finlandiya
Tür: Blues Rock
"F" Rate: 6/10
I.A.R. tavsiyesi: "Diamonds on the Road"

Souad Massi - Sequana
Yıl: 2022 Cezayir
Tür: Singer/Songwriter, Folk
"F" Rate: 5/10
I.A.R. tavsiyesi: "Twam"

King Gizzard & The Lizard Wizard - Ice, Death, Planets, Lungs, Mushrooms and Lava
Yıl: 2022 Avustralya
Tür: Psychedelic Rock, Funk Rock, Jazz-Rock
"F" Rate: 7/10
I.A.R. tavsiyesi: "Ice V"

Condor Gruppe - Gulliver
Yıl: 2022 Belçika
Tür: Neo-Psychedelia, Krautrock
"F" Rate: 6/10
I.A.R. tavsiyesi: "Rhymes On Our Mind"

Metallica - Ride the Lightning
Yıl: 1984 ABD
Tür: Trash Metal, Heavy Metal
"F" Rate: 7/10
I.A.R. tavsiyesi: "Creeping Death"



Fujiya & Miyagi - Slight Variations
Yıl: 2022 İngiltere
Tür: Alternative Dance, Nu-Disco, Synthpop
"F" Rate: 6/10
I.A.R. tavsiyesi: "Sweat"
M.I.A. - Kala
Yıl: 2007 İngiltere
Tür: UK Hip-Hop, Electropop
"F" Rate: 8/10
I.A.R. tavsiyesi: "Hussel (feat. Afrikan Boy)"

Je T'Aime - Passive
Yıl: 2022 Fransa
Tür: Post-Punk
"F" Rate: 5/10
I.A.R. tavsiyesi: "Marble Heroes"
Je T'Aime - Aggressive
Yıl: 2022 Fransa
Tür: Post-Punk
"F" Rate: 4/10
I.A.R. tavsiyesi: "Winter Lake"
Júníus Meyvant - Guru
Yıl: 2022 İzlanda
Tür: Indie Pop, Chamber Pop, Soul
"F" Rate: 6/10
I.A.R. tavsiyesi: "Guru"
The Schizophonics - People in the Sky
Yıl: 2019 ABD
Tür: Garage Rock
"F" Rate: 7/10
I.A.R. tavsiyesi: "Like a Mummy"

Favourite People - Favourite People
Yıl: 2022 ABD
Tür: Blues Rock
"F" Rate: 6/10
I.A.R. tavsiyesi: "Click and Advance"
Tove Lo - Dirt Femme
Yıl: 2022 İsveç
Tür: Alt-Pop, Electropop
"F" Rate: 6/10
I.A.R. tavsiyesi: "Cute & Cruel (feat. First Aid Kit)"

Dungen - En är för mycket och tusen aldrig nog
Yıl: 2022 İsveç
Tür: Neo-Psychedelia, Psychedelic Rock
"F" Rate: 7/10
I.A.R. tavsiyesi: "Nattens sista strimma ljus"

26 Ekim 2022 Çarşamba

M.I.A. - MATA

 
Mathangi Arulpragasam ya da onu tanıdığımız adıyla M.I.A. 2016'da çıkardığı beşinci stüdyo albümü AIM'in son albümü olduğunu, müzikten kopmayacağını, başka projelerle karşımıza çıkabileceğini fakat albüm çıkarmayacağını söylemiş, aralarında benim de olduğum sevenlerini üzmüştü. AIM çok sevilmese de bence 2016'nın en iyi albümlerinden biriydi. "M.I.A.'nın son albümü" diye tanıtılan AIM'den sonra gözyaşlarımızın çoktan kuruduğu 2019'da yaptığı bir açıklamayla yeni albümünün çalışmalarına başladığını açıklayan M.I.A., bu defa sevindirdi. Ama bir yandan da "son albümüm", "müziği bırakıyorum" "ortamlardan çekiliyorum" tipinde açıklamalar yapanlardan bildiğimiz üzere acaba reklam mı yapılıyor diye de düşündürmedi değil. Reklam veya değil, bu durumdan gayet memnunum. Bu kadar üretken, zeki, enerjik bir müzisyenden böyle erken bir jübile beklemiyorduk zaten. Derken Mart 2020'de OHMNI 202091 ve Eylül'de CTRL adında şimdilik hiçbir yerde bulamadığım iki tekli çıkardı. Instagram hesabından da yeni albümünün adını MATA olarak duyurdu. 2022'ye girdiğimizde de sırasıyla The One, Popular ve Beep teklileriyle müzik ortamlarına çıkarma yapmaya adım adım başladı.

Her zaman olduğu gibi bu şarkıları da beğenen oldu, beğenmeyen oldu. Tıpkı albüm olarak MATA'yı beğenip beğenmeyenler olduğu gibi. Reklam mevzunun arından M.I.A. başka bir açıdan da olumsuz eleştiriler almakta. Birtakım müzik yazarlarına göre 6 yılın ardından gerçekleşen bu geri dönüş bir yenilik içermiyormuş. M.I.A., aynı M.I.A. olarak geri dönmüş. Yani bundan güzel bir şey var mı? Acaba insanlar bu geri dönüşten tam olarak ne bekliyorlardı? 33 dakikalık MATA'yı bitirdiğimde bana olumsuz gelen şey, AIM'in altında kalması ve birazdan adını sayacağım şarkıların dışında pek yaratıcı olmaması. Ama artıları ağır basan bir albüm olarak ben kendisinden razıyım. Zaten ona dair her şeyi çok seviyorum. Olabildiğim kadar da objektifim. Kimsenin duymadığı ya da sadece benim duymadığım çeşitli DJler, ses mühendisleri, rapçiler, yapımcılar ona omuz vermişler. Bu sayede ortaya altyapısı çok kaliteli bir albüm çıkmış. Birkaç şarkının yapımcı ekibi arasında Rick Rubin'i de gördüm ki, kalitenin kokusunu alan bu adamın adını bir M.I.A. albümünde görmek kalp atışlarımı hızlandırdı. Rubin ve M.I.A.'nın birbirlerini tanıyor olmaları gerçeği çok acayip geldi. Hatta beraber çekilmiş bir fotoğrafları var mı diye baktım, bulamadım.

Başta 2022'de duyduğum en iyi pop şarkılarından biri olan Zoo Girl olmak üzere, Popular, Beep, Energy Freq, Tamil rapçi Navz-47'ın konuk olduğu Puththi, Amerikalı indie rock grubu Yeah Yeah Yeahs'in Maps şarkısının gitarlarından sample yapılan, Londralı çocuk korosu Capital Children's Choir'ın vokalleriyle şenlendirdiği K.T.P. (Keep The Peace) ve F.I.A.S.O.M. Pt. 2 daha ilk dinlediğimde bu geri dönüşün değerli olduğunu bana hissettirdi. Yapımcılığını ve co-writerlığını Pharrell Williams'ın yaptığı Time Traveller da yakında bu ekibe dahil olur gibi geliyor. Bhangralar, Tamil ezgileri, etnik samplelar albümün otantik, eklektik, alternatif pop yönünü yine canlı tutsa da, ilk single The One ve kapanışta yer alan Marigold'un ana akıma yakın pop duruşları da kesinlikle sakil durmuyor. İşte M.I.A.'nın çok iyi yaptığı şeylerden biri de bu farklılıkların eğreti durmasını önleyecek çarelerinin, hamlelerinin, dokunuşlarının hiç bitmemesi. Boşuna sevmiyoruz. AIM'in bir veda albümü olduğunu okuduğumda ne kadar üzüldüysem, MATA ile geri dönüşüne de o kadar sevindim. Umarım tekrar arayı öyle 5-6 yıl uzatmaz da yine ve yeni bir M.I.A. albümünün o tatlı beklentisi içinde buluruz kendimizi.

1. F.I.A.S.O.M. Pt. 1
2. F.I.A.S.O.M. Pt. 2
3. 100% Sustainable
4. Beep
5. Energy Freq
6. The One
7. Zoo Girl
8. Time Traveller
9. Popular
10. Puththi (feat. Navz-47)
11. K.T.P. (Keep The Peace)
12. Mata Life
13. Marigold

18 Ekim 2022 Salı

Balligomingo - Under An Endless Sky


Garrett Schwarz, Arizona Üniversitesi’nde işletme okuduktan sonra içindeki müzik ateşini dindiremeyen, her şeyi bir kenara bırakıp müzik alanında kariyer yapmak isteyecek kadar gözükara bir insan evlâdı. Üstelik çalışmaktan bıktığı yer de IBM. Takım elbise içinde teknoloji ile haşir neşir olmaktansa, hayatı boyunca dinlemekten bıkmadığı Jean Michel Jarre, Enya, Massive Attack, Pink Floyd, Prodigy, ve insanlara neresiyle ilhâm verdiğini pek anlamayıp, aslında merak da etmediğim Nine Inch Nails gibi isimlere olan tutkusu uğruna kendini müzikal ortamlara akıtmayı tercih etmiş. Ardından Delerium grubundan Kristy Thirsk sayesinde bağlantı kurduğu bilgisayar programcısı/müzisyen Vic Levak ile çalışmak için Vencouver’a uçuyor. 90’lı yıllarda gerçekleşen bu gelişmelerden sonra, 1999’da Schwarz’ın plak şirketi RCA ile anlaşması, Balligomingo’nun temellerinin atıldığını müjdeliyor.

Balligomingo’yu tarif etmek için Delerium, Conjure One, zorlama dinsel temalardan arınmış bir Enigma, elektronik atmosferi yoğunlaşmış bir Morcheeba benzetmeleri yapılabilir. Imogen Heap’e benzettiğim yönleri bile var. (Gerçi bu aralar dinlediğim her güzel elektronik şeyde Imogen Heap’ten izler bulma eğilimindeyim). Bunlardan en belirgin olanı Delerium olsa gerek. Adı geçenlerden de anlaşılacağı gibi üzerine büyüleyici kadın vokallerin döşendiği elit, ama elit olduğu kadar içine kolayca dahil olunabilecek türden elektronik güzellikler inşa etmiş olan grup, 2002 tarihli ilk albümleri Beneath The Surface’ten uzun bir süre sonra nihayet Under An Endless Sky ile ses verdi. Çok beğendiğim Beneath The Surface’in üzerine büyük ihtimalle eskittikçe en az onun kadar beğeneceğimi düşündüğüm bir albüm Under An Endless Sky… Türlü elektronik unsurlar, yaylılar, akustik gitarlar, ipeksi vokaller, mistik lirikler… Dinlerken yarattığı huzurlu atmosfer dahilinde dinleyiciyi alıp götürecek, esir alacak, sonra da salıverecek özelliklere sahip. Her dinleyiş yeni bir keşfe gebe. Şimdiye dek üç kez dinlemiş olmama rağmen, hâlâ bu albümdeki en beğendiğim Balligomingo şarkıları diye bir gruplandırma yapamıyorum. Öne çıkaracağım her şarkı, diğerlerine ihanet edecek çünkü. Bu durumda albümdeki en beğendiğim Balligomingo şarkıları şunlar oluyor:

1. Spinning
2. A Beautiful Day
3. I Just Tell Myself
4. Letting Go
5. Under An Endless Sky
6. Sunshine In Rain
7. Dream Believer
8. New World
9. Goodbye
10. Over You
11. You're A Star
12. La Bonita

30 Eylül 2022 Cuma

Issız Ada Radyosu Arşivi (Eylül 2022)

Clutch - Sunrise on Slaughter Beach
Yıl: 2022 ABD
Tür: Stoner Rock
"F" Rate: 6/10
I.A.R. tavsiyesi: "Red Alert (Boss Metal Zone)"

The Black Angels - Wilderness of Mirrors
Yıl: 2022 ABD
Tür: Psychedelic Rock
 "F" Rate: 7/10
I.A.R. tavsiyesi: "Without a Trace"
Cari Cari - Welcome to Kookoo Island
Yıl: 2022 Avusturya
Tür: Psychedelic Pop, Indie Rock
"F" Rate: 8/10
I.A.R. tavsiyesi: "Zdarlight 1992"
The Routes - The Twang Machine
Yıl: 2022 Japonya
Tür: Surf Rock
"F" Rate: 5/10
I.A.R. tavsiyesi: "Computer Love"
The New Mastersounds & Eddie Roberts - The Deplar Effect
Yıl: 2022 İngiltere
Tür: Funk, Soul
"F" Rate: 6/10
I.A.R. tavsiyesi: "Gonna Get in My Way"

I Wear* Experiment - Discontent
Yıl: 2022 Estonya
Tür: Indie Pop, Electropop, Post-Rock
"F" Rate: 7/10
I.A.R. tavsiyesi: "Hunger"

The Soft Moon - Exister
Yıl: 2022 ABD
Tür: Post-Industrial, Darkwave
"F" Rate: 5/10
I.A.R. tavsiyesi: "The Pit"

The Schizophonics - Land of the Living
Yıl: 2017 ABD
Tür: Garage Rock
"F" Rate: 7/10
I.A.R. tavsiyesi: "Make It Last"
Gogol Bordello - Solidaritine
Yıl: 2022 ABD
Tür: Gypsy Punk
"F" Rate: 6/10
I.A.R. tavsiyesi: "The Era of the End of Eras (feat. H.R.)

Al-Qasar - Who Are We?
Yıl: 2022 Fransa
Tür: Psychedelic Rock, Stoner Rock, World
"F" Rate: 7/10
I.A.R. tavsiyesi: "Benzine"
Yeah Yeah Yeahs - Cool It Down
Yıl: 2022 ABD
Tür: Indie Rock, Neo-Psychedelia
"F" Rate: 5/10
I.A.R. tavsiyesi: "Burning"


Buddy Guy - The Blues Don't Lie
Yıl: 2022 ABD
Tür: Blues
"F" Rate: 7/10
I.A.R. tavsiyesi: "I Let My Guitar Do the Talking"
GENER8ION - ATHENA
Yıl: 2022 Fransa
Tür: Electronic
"F" Rate: 6/10
I.A.R. tavsiyesi: "PRINCE (Les princes de la ville)"

The Dead Daisies - Radiance
Yıl: 2022 Avustralya
Tür: Hard Rock
"F" Rate: 6/10
I.A.R. tavsiyesi: "Hypnotize Yourself"


Äl Jawala - I Way to Äl
Yıl: 2022 Almanya
Tür: World, Funk, Balkan
"F" Rate: 8/10
I.A.R. tavsiyesi: "Despaircito"

Brooke Annibale - Better by Now
Yıl: 2022 ABD
Tür: Dream Pop, Indie Folk, Pop Rock
"F" Rate: 7/10
I.A.R. tavsiyesi: "One of Those Songs"




The Shaolin Afronauts - The Fundamental Nature of Being, Part One
Yıl: 2022 Avustralya
Tür: Afrobeat, Jazz-Funk
"F" Rate: 6/10
I.A.R. tavsiyesi: "Abyssinian Suite, Pt. 4"

The Isley Brothers - The Essential Isley Brothers
Yıl: 2004 ABD
Tür: Funk, Soul, R&B
"F" Rate: 9/10
I.A.R. tavsiyesi: "It's Your Thing"
Pictureplane - Dopamine
Yıl: 2022 ABD
Tür: Synthpop, Electropop, Darkwave
"F" Rate: 6/10
I.A.R. tavsiyesi: "Avalanche"

Moon Owl's Mages - Kill the Crackle
Yıl: 2022 ABD
Tür: Psychedelic Rock, Garage Rock, Funk Rock
"F" Rate: 7/10
I.A.R. tavsiyesi: "Brain Bog"




22 Eylül 2022 Perşembe

The Sweet Kill - Darkness

 
The Sweet Kill, tek kişilik bir post-punk, darkwave, gothic rock projesi. O tek kişinin adı da Pete Mills... Mills o kadar çok projede bulunmuş multi-enstrumantalist bir müzisyen ki, şimdi onları saymaya kalksak kimseye bir faydası olmayacak. Belki yeni ya da kıyıda köşede kalmış eski gruplar keşfetmeye meraklı dinleyiciler için Flash Bastard, Mark Kleiner Power Trio, Sparrow gibi isimler bir fayda sağlayabilir. Kanada/L.A. karışımı köklere sahip Mills'in The Sweet Kill adı altında yine aynı adı taşıyan 2008 tarihli bir albümü bulunuyor. Şimdilik bulamadım. Zaten onu arama zahmetine giren 4 kişiden biri olduğumu düşünüyorum. Öte yandan bazı kaynaklarda ise bugün toplanma sebebimiz olan Darkness albümüne "debut" dendiğini gördüm. Kafalar biraz karışık. Benim için bunların Darkness yanında hiç önemi yok. Çünkü zaten çok sevdiğim post-punk ile yoğrulmuş cool bir albüm kendisi. Hemen hepsi post-punk hiti sayılabilecek 10 şarkı, türün meraklılarını mest edecek kalitede. Yalnız post-punk'ın deneysel olmayan, radyolarda kolayca yer bulabilecek, new wave - pop rock arasında gidip gelmeye müsait tarafında yer almakta olduğunu söyleyelim. Yani Fontains D.C.Black Country, New Road, Yard Act gibi son dönem İngiliz "art" örneklerden farklı bir gothic, hatta new romantic telden çalıyor.

Açılış şarkısı Darkness ile bariton insan Pete Mills'i Nick Cave'in evden kaçıp sıkı bir rockçı olmuş kayıp kardeşi olarak gördüğümden midir, oturduğum yere şöyle heyecanla yerleşip, içimden "galiba çok eğleneceğiz" diye geçirdim. Darkness ve arkasından gelen Closer, gotik rock'ın ferahlatıcı etkilerini sergilerken, peş peşe Satellite, Heart Attack, Love tepemize oramıza buramıza neon ışıkları yakıp, o ferahlığı kasvetle buluşturuyor, hatta beraberinde dans bile ettiriyorlar. Cold, Hurt, Die, albüm durmuyor, aksamıyor, coşuyor, coşturuyor. Şarkılar aynı zihinden çıkmış olmasına rağmen hepsi kendi ışığıyla ışıl ışıl parlıyor. Nakaratlar o kadar ustalıklı ki, özellikle Satellite, Love, Cold, Die gerçek birer nakarat harikası şarkılar. Mills müziğine gösterdiği özeni, liriklerini dillendireceği vokal bölümlerinde de gösteriyor. Lirikler ise bazı şarkı isimlerinden de anlaşılacağı gibi tek kelimelik kavramlar üzerine. Yoğunlukla aşk (tabii ki mutlu olmayan versiyonu), ölüm, yağmur, kasvet, karanlık, soğuk, kısaca insan ruhunu karartan ne kadar kavram varsa elinden geldiğince üstümüze üstümüze gelmiş. Arada hoş istihzalar, kelime oyunları, olmazsa olmaz new romantic karamsarlığından mülhem öfkeli hüzünler...

Pete Mills'in iki kişiden yardım aldığı bir grubu da var. Ama albümde onlar çalıyor mu, yoksa pek çokları gibi sadece konserlerde mi yardıma geliyorlar bilmiyoruz. Başta new wave şahikası synthler ve adeta navigasyon görevi gören kütür kütür bas gitar olmak üzere tüm enstrümanlar doğru yer ve zamanlara sahip. Bu kadar karamsarlık, kaygı, kasavet taşımasına rağmen Heart Attack, Love, Hurt, Sea Of Fate, Closer örneklerinde olduğu gibi gayet enerjik, dinç, hatta inceden sezilen bir mutluluk da söz konusu. Hatta bu enerjik olma hali albümün geneline hakim. The Cure, Joy Division, New Order ve karizmatik Pete Mills sesinden ötürü Nick Cave'in The Bad Seeds genlerinden izler taşıyan The Sweet Kill, zaten uğraşsak referansları çoğaltabileceğimiz post-punk janrıyla gönül bağı kurmuş dinleyiciyi heyecanlandırmaması çok zor bir proje. Şahsen heyecanlanmaktan öte her dinleyişte yüksel yüksel nereye kadar diye kendime sorduğum, belli anlarıyla yerçekimsiz bir ambiyansa düştüğüm, yere bastığım anlarda da coşku ve çileyi aynı anda sindirdiğim bir albüm Darkness... Basit, tahmin edilebilir, popüler olabilecek potansiyelde "pop", çarpması gayet normal potansiyelde "rock", yine de kesinlikle sözünün eri bir "post" kalma hali.

1. Darkness
2. Closer
3. Satellite
4. Heart Attack
5. Love
6. Cold
7. Hurt
8. Rain
9. Die
10. Sea of Fate

10 Eylül 2022 Cumartesi

Heather Nova - Other Shores


Şeytan Üçgeni ile meşhur Bermuda doğumlu şarkıcı/şarkı yazarı Heather Nova, 1993 yılında başladığı albüm kariyerine 11. albümü Other Shores ile devam ediyor. Bu 11 albümün isim ve kapaklarına şöyle bir baktım. Sadece Siren (1993) ve 300 Days At Sea (2011) dinlemiş olduklarım. Onlar da hayal meyal. Ama 300 Days At Sea'de Higher Ground diye bir şarkısı var ki, ne kadar playlist yaptıysam hepsine aldım. Hatta bazen aldığıma da pişman oluyorum. Zira yüreğime oturan, neşeli ve pozitif haldeysem bile hemen gönül tellerimi titreten şahane bir şarkı. İşin özü, Heather Nova geçmişim sadece Higher Ground'dan ibaret diyebiliriz. 2011'den sonra iki albüm daha yapmış ama takipte olmadığım için yeni öğrendim. Nova, cover çalmayı seven bir müzisyen. Bugüne dek yaptığı Norwegian Wood ve We Can Work It Out (The Beatles), I'm On Fire (Bruce Springsteen), Straight To Hell (The Clash), The Ship Song (Nick Cave & The Bad Seeds), Wicked Game (Chris Isaak) gibi başarılı coverlarını her yerden duyabilirsiniz. Other Shores'un o yarısı güneşli, yarısı gölgeli, siyah beyaz indie folk kapağını görünce kayıtsız kalamadım ve uzun bir aradan sonra kendisiyle buluştum. Şarkı isimlerini de görünce cover albüm olduğunu anlayıp işi gücü bıraktım.

Albümde en hoşuma giden şarkılar Stayin' Alive ve Never Gonna Give You Up oldu. Çünkü bu iki güzel dans şarkısını çıplak bir folk akustiğinde duymak büyük keyif. Bu tip zıtlıklardan bambaşka bir şarkı çıkarabilmek, iyi cover formüllerinden biridir benim için. Benzer bir keyfi bu defa Waiting For A Girl Like You ve Don’t Stop Believin’ gibi iki pop rock şarkıdan da aldım. Nova, cover tecrübesi sayesinde orada da golünü atmış. Fireproof yine etkilendiğim şarkılardan biriydi. Hatta orijinal şarkının The National efkarını Heather Nova efkarına dönüştürmeyi bilen çok olgun bir cover. Hiç duymadığım, fena olmayan bir John Lennon coverı da mevcut ama onun yerine bir The Beatles coverı olsa aşinalığından dolayı daha bir ısınabilirdim gibi geldi. Dünyanın en güzel şarkılarından biri olan Fragile'ı şayet başkası yeniden söylese bu kadar ılımlı olabilir miydim bilemiyorum. Ama orijinalin çıplaklığını, büyüsünü, ince hüznünü taşımasa da kendine has çıplaklığıyla Heather Nova da bu efsaneyi utandırmamış. Mevsimsiz, zamansız, mekansız bir şahesere hak ettiği saygıyı göstermiş.

Tamamı akustik albümdeki tek perküsyonlu parça, İngiliz punk rock / power pop grubu Buzzcocks'ın 1978 yılına ait Ever Fallen In Love şarkısı. Yine 70'lerden, Françoise Hardy'nin 1973 tarihli Message Personnel şansonunun coverını yarı İngilizce, yarı Fransızca seslendiren Nova, Fragile için söylediğimiz o çıplaklığı ve büyüyü yine kullanmasını bilmiş. Ama asıl çıplaklık, kapanışta yer alan Rod Stewart şarkısı Sailing'in enstrümansız, sadece Heather Nova'nın sesiyle yorumlanışında görülüyor. Bu haliyle nakaratını bildiğimiz bir ilahiye dönüşen Sailing, denize açılma fikrindeki o arınma duygusunu, saflığı, aidiyetsizliği (veya denize olan aidiyeti) harikulade bir sadelikle buluşturuyor. "Harikulade sadelik" bu albümün geneli için kullanabileceğimiz bir tanım aslında. Neil Young ve Michael Kiwanuka coverları bence fazla olmuş, olmasa da olurmuş. Onun haricindeki her şarkıya, Nova'nın ziyaret ettiği başka sahillerden huzur veren esintiler, kulak okşayan dalga sesleri, zeytin tadında tuzlu su kalıntıları konmuş. Kendi sabit zamanı içinde bir zaman yolculuğu tasarlamış. Gidip döndüm, oradan biliyorum.

1. Waiting for a Girl Like You (Foreigner)
2. Jealous Guy (John Lennon)
3. Stayin’ Alive (Bee Gees)
4. Fireproof (The National)
5. Never Gonna Give You Up (Rick Astley)
6. Don’t Stop Believin’ (Journey)
7. Here Comes Your Man (Pixies)
8. Fragile (Sting)
9. Like a Hurricane (Neil Young)
10. Cold Little Heart (Michael Kiwanuka)
11. Ever Fallen in Love (Buzzcocks)
12. Message Personnel (Françoise Hardy)
13. Sailing (Rod Stewart)

4 Eylül 2022 Pazar

The Schizophonics - Hoof It

 
Gitar ve vokalde Pat Beers'in, davulda eşi Lety Beers'in, bas gitarda da farklı farklı müzisyenlerin yer aldığı San Diego kökenli The Schizophonics, benim için yine geç kalmış parlak keşiflerden biri. Kurulduğu 2009'dan bu yana üç albüm çıkarmış olan grup, garage rock adına ne biliyorsam, ne seviyorsam hepsine sahip. En başta türün ihtiyacı olan enerji ve olgunluğu aynı bedende buluşturan iyi yazılmış şarkılar, tekdüze olmamak adına tür sınırları dışına çıkmadan girişilen ufak arayışlar, üzerinde garaj kiri taşıyan gitarın mutlak hakimiyeti, o gitara en çok yakışan türden Pat Beers'in çatallı ve ne yaptığını bilen çılgın vokali. Cayır cayır bir rock'n roll. Bunların hepsi 2022 albümleri Hoof It'te mevcut. Onun hatırına dinlediğim Land Of The Living (2017) ve People In The Sky (2019) da aynı ayarda zımba gibi albümler. Ama daha tazeliğinden midir, şarkıların beni daha kolay yakalayan karakterlerinden midir, minik detaylardan dolayı Hoof It bir miktar daha kulağıma stilize geliyor şimdilik. Yine de genel anlamda çok iyi çizdiği çizgisini korumuş ve hala korumakta olan bir grup The Schizophonics...

The MC5, James Brown, Iggy Pop, Jimmy Hendrix, Little Richard, The Sonics gibi kutsal isimlerden etkilendiklerini söyleyen Beers çifti, bu tip devasa isimleri ağzına alıp da bir numara gösteremeyenlerin aksine dinlediğimizde "belli zaten" dedirtiyorlar. Punk, psychedelic, rock'n roll, soul hepsinden azlı çoklu birikimlerini "revival" bir garage rock gövdesine şahane hamlelerle yediren The Schizophonics, Pat Beers'in kimi zaman basit, kimi zaman dahiyane gitar rifflerinin tekrarlarından doğan hipnotize edici atmosferiyle yolunu çiziyor. Yine onun çığlıklarla, rock'n soul hırçınlığıyla seslendirdiği sağlam nakaratlar da bu atmosferi tamamlıyor. Hani albümü taşıdıkları için bazı şarkılara "lokomotif" deriz ya, Hoof It şarkılarının alayı lokomotif gibi. Desert Girl, Underneath The MoonlightThe Alchemist Twist, CreatureDance At The End Of Time, Won Your Love şeklinde bir türlü duramadığım favorilerimi saymaktan yoruluyorum. Ama bunlardan biri kesinlikle yılın şarkıları arasına girecek ki, onu henüz bilemememin heyecanı bir başka. Yüksek enerjisi, çiğliği, stilize duruşu, her albümüyle ortamı konser salonuna çeviren o bitmeyen tutkusuyla The Schizophonics gibi bir grubu daha önce nasıl görmemişim, daha görmediğim neler var bu alemde diye düşünmenin heyecanı da bir başka.

1. Desert Girl
2. Creature
3. Hoof It
4. Won Your Love
5. Pendulum
6. The Alchemist Twist
7. Turn to Glass
8. Underneath the Moonlight
9. Rain Down
10. Ready
11. Dance at the End of Time