18 Kasım 2023 Cumartesi

Izzy Stradlin & The Ju Ju Hounds - Izzy Stradlin & The Ju Ju Hounds


Vakt-i zamanında Guns’n Roses ile ilgili bir yorumda rastladığım bir cümle, demek ki aynı şeyleri hissettiğimiz insanlar da varmış dedirten türdendi: Axl’da öfke, Slash’te asi rock karizması, Duff’ta enerji vardır. Izzy’de ise kalp!” O Izzy, grubun fotoğraflarında bile dikkat çekmeyecek kadar silik görünen, halbuki Guns’n Roses altyapısının rock tarihinde türlü referanslarını bulmasına en büyük katkıda bulunmuş değerli bir parçası olan Izzy Stradlin’di. Zaten grubun demirbaş albümlerinden sonra, Axl ile olan takışmalarının da etkisiyle kendi yoluna gitmek istemiş, böylece Guns’n Roses ruhu da bitmiştir. Alkol problemlerine ve onun getirdiği dengesizliklere rağmen belki de grubun en olgun, müzikal anlamda en klas elemanıydı. Bir süre oradan oraya savrulduktan sonra 92’de yanına The Georgia Satellites'tan Rick Richards’ı (gitar), Buckcherry'den Jimmy Ashhurst’ü (bass) ve Charlie Quintana isimli avare davulcuyu alarak kurduğu Izzy Stradlin & The Ju Ju Hounds ile resmen bağımsızlığını ilân etmiş oldu. Ne yazık ki tek albümlük bir grup olarak kalan dörtlü, çiğ, enerjik, akustik, saygı duyulası bir rock’n roll’un müdavimi olanların yollarına güller döktü kendi adlarını taşıyan bu albümle.

Klâsik rock’n roll, punk, reggae etkileri taşıyan albüm, müzik dünyasına yeni bir çehre kazandırmış işlerden değil. Öyle bir iddiası da yok. Eski kalıplar üzerine kendi kimyalarından kattıkları kadarıyla, kendi yağlarıyla kavruluyorlar. Ama Izzy’nin kalbi aynen orada. Üstelik Guns’n Roses’ın sırf gürültülü olabilmek adına kastığı anlardan tamamen arınmış biçimde. Mutlaka bir referans gerekirse müziklerini tanımlamak için The Rolling Stones ve The Faces isimleri sıkça kullanılıyor ki, bu da onların klâsik yönlerini yeterince ele verir nitelikte. Bu albümle kaset formatında grunge öncesi çok güzel anlar paylaşmışlığım vardır. Az sayıda insanın biliyor olmasına kanaat getirdiğim için sevinirim aynı zamanda. Bu durum onları gözümde çok daha özel kılar. Asıl adı Jeffrey Dean Isbell olan Izzy, 10 şarkıda da sakin ama tutarlı gitarıyla, sakin ama tutarlı vokalini taş gibi şarkılara nakış gibi işlemiştir. Yıllanmış şaraptır. Sonbahar ateşidir. O gittikten sonra, onsuz müzik yapmaya çabalayan Guns’n Roses’ı cebinden çıkarıp bozuk para gibi harcayacak kadar sağlamdır. Ama maalesef arkası gelmeyendir, tektir! The Ju Ju Hounds’tan sonra önü açılan, canı sıkıldıkça solo albüm yapan, türlü projelerde boy gösteren Izzy için stadyumlar değil, kulüpler, barlar dolarsa müzik bir şeye benzer.


Somebody Knockin' ile daha başlar başlamaz hafiften The Rolling Stones esintileri üfleyen dinamik müzikleri, Toots & The Maytals klâsiği Pressure Drop coverı ile önce punk, sonlara doğru da reggae çeşmesinden içiriyor. Pressure Drop’tan sonra albümden çıkan ikinci single olan Shuffle It All, orta tempolu yoğunluğuyla Izzy için neden “kalp” yakıştırması yapıldığının kanıtı adeta. Time Gone By’ın Bo Diddley ritimli akustik Güney Rock akışkanlığı iç ısıtıyor. Take A Look At The Guy, Train Tracks ve Cuttin' The Rug gibi Stones etkili kıvrak rock’n rollar sallayıp yuvarlıyor. Özellikle de Stones efsanesinin Faces efsanesinden gelme entellektüel gitaristi Ronnie Wood’un gitarı ve sesiyle konuk olduğu Take A Look At The Guy, albümün en iyilerinden. Yine güney efkârı taşıyan, gospel vokallerle zenginleşen huzur dolu Come On Now Inside ile albümün kapıları kapanıyor. Benim için o kapılar her açılışında hiç değişmeden aynı hisleri de içeri buyur ediyor. Dinlediğim bazı Izzy Stradlin solo albümleri de iyidir. Ama Izzy Stradlin & The Ju Ju Hounds albümü çok başka. Zamansız ve samimi bir rock duymak istediğimde başvurduğum belli adreslerden biri. Hep öyle oldu ve olmaya da devam edecek.

1. Somebody Knockin'
2. Pressure Drop
3. Time Gone By
4. Shuffle It All
5. Bucket O' Trouble
6. Train Tracks
7. How Will It Go
8. Cuttin' the Rug
9. Take a Look at the Guy
10. Come On Now Inside

14 Kasım 2023 Salı

Jim Jones All Stars - Ain't No Peril

 
İngiliz garaj, blues, punk, rock'n roll müzisyeni Jim Jones, her daim üretken bir insan. Black Moses ve Thee Hypnotics adlı geçmişte kalmış iki grup yanında, özellikle Jim Jones Revue ve Jim Jones and The Righteous Mind gruplarıyla dirty blues'un en heyecan verici isimlerinden biri olan, "garajın vaftiz babası" Jones, yine kurtlanıp yeni bir projeyle karşımıza çıkıyor. Bu defa The Jim Jones Revue üyeleri Gavin Jay ve Elliot Mortimer (Gavin Jay, The Righteous Mind'da da bas çalıyordu bu arada), The Heavy davulcusu Chris Ellul, The Swamps'dan deneyimli punk blues gitaristi Carlton Mounsher ve 1-2 nefesli çalan müzisyenden kurduğu çeteyle Jim Jones All Stars olarak ensemizde boza pişiriyor. Ain't No Peril adını verdiği ilk albüm, zaten bu önceki tecrübelerin de birikimi olduğundan hiç de ilk albüm gibi sayılmayacak denli güçlü ve tavizsiz. The Jim Jones Revue'nün Burning Your House Down (2010) ve Jim Jones and The Righteous Mind'ın Super Natural (2017) albümleriyle aramda sağlam bağlar olduğundan, adamın adını gördüğümde doğal olarak yine ne işler peşinde olduğunu merak edip daldığım Ain't No Peril beni yanıltmadı. Pandemiyi bile fırsata çevirip o dönem kurduğu, Mayıs 2022'de Clarksdale, Mississippi'deki bir etkinlikte kafa kafaya gelen grup, Memphis, Tennessee'ye doğru hac yolculuğuna çıkarak Ain' No Peril'i çıkarmış. Hacılar, yukarıda adı geçen türleri hem kafa göz dalarak, hem de incelikli üsluplarla oya gibi işlemişler.

Açılışı yapan Devil's Kiss'in kabare, blues, rock & roll karışımı karizma duruşu, Jim Jones'un bir miktar Tom Waits'i andıran çatallı sesiyle gelmekte olanın çığırtkanlığını yapıyor adeta. Ne var ki gelmekte olan, ne zaman ve nasıl geleceğini önceden haber vermeyip her seferinde başka kılıklarda geliyor. En sevdiğimiz hareketlerden biridir. Albümün dinamoları, lokomotifleri, katilleri Gimme The GreaseYou Got The Best Stink (I Ever Stunk)I Want You (Any Way I Can) ve enfes bir kapanış yapan Evil Eye, her seansta daha da güzelleşen işler. Enstrümantal lezzetler Hot Sauce, Chingón ve enstrümantal olduğu yetmezmiş gibi stilize ve sinematik bir funk/fuzz rock olarak göz dolduran Drink Me de bu güzelleşmelere dahil. Devil's Kiss ile birlikte It's Your Voodoo Working ve albüme adını veren Ain't No Peril, eski usül R&B ve caz bileşenlerini garaja sokup çıkarmış gibi karakterize etmiş. Yine de öze fazla müdahale etmeden. Albüme hiçbir katkıları olmadığı gibi sürenin gereksiz yere uzamasına sebep olan Your Arms Will Be The Heavens ve Troglodyte için ne desem bilemedim. Belki coğrafyaya uyduramadım onları. "Mississippi nehrinin çok yakınında kayıt yaptığınızda, o ağır Memphis havasında, ritmi ve eziyeti duyma şeklinizi değiştiren bir şeyler vardır" diyor Jim Jones. Ain't No Peril'in coğrafyasında her an her şey olabilir, duygular olumlu yönde değişebilir.

1. Devil's Kiss
2. Gimme the Grease
3. It's Your Voodoo Working
4. Your Arms Will Be The Heavens
5. I Want You (Any Way I Can)
6. Hot Sauce
7. Troglodyte
8. Chingón
9. You Got The Best Stink (I Ever Stunk)
10. Ain't No Peril
11. Drink Me
12. Evil Eye

6 Kasım 2023 Pazartesi

Simple Minds - Once Upon A Time

 
1977'de Glasgow'da kurulan Simple Minds, günümüze gelene kadar 19 stüdyo albümüne imza atmış tecrübe abidelerinden biri. Benim tanışıklığım 7. albümleri Once Upon A Time'a denk geliyor ki bu da yıllardan 1985 demek. Radyolu kasetçalarla TRT'nin programlarından direkt kasete çekim yapmaya başladığımız dönemler yani. Listelerde fırtına gibi esen şarkıları keşfettiğimiz, kendi karışık kasetlerimizi oluşturduğumuz, o kasetlere koyduğumuz isimlerin birden fazla sevdiğimiz şarkıları olduğunda kasetlerini satın aldığımız dönemler. İşte Alive and Kicking, Sanctify Yourself, All The Things She Said üçlüsünü bu programlar sayesinde duydum, bayıldım, defalarca kasetlere çektim. İnanılmaz bir atmosferleri vardı. Daha önce duyduğum hiçbir şarkıya benzemiyorlardı. Gerçi daha önce çok fazla şey de duymuş sayılmazdım. Tür olarak rock, pop, metalden başka bir şey bilmiyorduk. Simple Minds, pop rock'ın görünen yüzünün altında new wave diye şahane bir türle de tanışıklığımı geliştirdi. Ama bu, The Cure veya Siouxsie and The Banshees tarzı bir new wave'den biraz farklı olarak Springsteen, Mellencamp, Petty ve U2'nun ilk zamanları gibi örneklendireceğimiz "heartland rock" duygusuyla yazılıp çalınmış şarkılardan oluşan bir karmaydı. Jim Kerr'in karizmatik, duruma göre hırçın, aynı zamanda şefkatli olabilen vokali, doğrudan kalbi hedef alan gitar, tok davul tonları işi bambaşka yerlere taşıyor gibiydi. Alive and Kicking, Sanctify Yourself ve All The Things She Said'in bende hiç eskimeyeceğini daha o zamanlar anlamıştım.

Simple Minds denince çoğunluğun aklına yine 1985 yılında single olarak çıkan ve John Hughes filmi The Breakfast Club'da kullanılan Don't You (Forget About Me) gelir. Filmle özdeşleşmiş bu şarkı ne hikmetse Once Upon A Time'da yer almıyor. Gerçi bazı deluxe edition'lara eklenmiş. Amerika ve Kanada listelerinde 1 numara olmuş. Gerçek bir new wave klasiği olması itibariyle neredeyse her 80'ler derlemesinde kendine yer bulmuş. The Breakfast Club'da Pazar günü cezaya kalan, ertesi gün yine okulun o keşmekeşine karışacak olan beş lise öğrencisinin yaşadığı o tuhaf Pazar günü burukluğunu daha iyi ifade eden başka bir şarkı duymadım. Don't You'nun olmadığı, orijinal hali 8 şarkıdan oluşan Once Upon A Time ise 80'lerin ortalarında ortaya çıkan güçlü bir vizyonun eseridir. Aradan geçen 38 yıla bakarak bu vizyonun kendini nostaljik bir ölümsüzlüğe endekslemiş olduğunu söyleyebiliriz. Yukarıda iki kez adı geçen üç harika şarkının önüne 19 albümlük Simple Minds külliyatı bile geçememiştir benim nazarımda. Albümdeki bütün şarkıları Jim Kerr (vokal), Charlie Burchill (gitar) ve Mick MacNeill'in (piyano, synthesizer) yazdığı Once Upon A Time'ın içinde yer alan diğer şarkılar dolgu malzemesi değil elbette. Oh Jungleland, I Wish You Were Here, kapanıştaki Come A Long Way new wave ne manaya geliyor diyenlere cevap niteliğinde parçalar. Single kumaşına sahip olmayabilirler belki ama 80'ler new wave döneminin en iyi terzilerinden birinin elinden çıkmışlar.

Simple Minds'ın gizli kahramanlarından biri olan Mick MacNeil, tuşluların şekillendirdiği Simple Minds müziğine olduğu kadar new wave kültürüne de hatırı sayılır katkılar sağlamış bir müzisyen. Sahnede olup da nasıl gizli kahraman olunuyor denirse, 80'ler grup düzeninde yakışıklı, karizmatik bir "frontman"in diğer grup üyelerini gölgede bırakması daha fazla yaygındı. Jim Kerr de o karizmalardan biriydi ve vitrinde hep o vardı. Ama MacNeil gibi adamlar böyle şeyleri dert etmezler genelde. Onun keyboardlarla, synthesizerlarla kurduğu sound öncül işlerden biriydi. 80'lerde beyin kıvrımlarımıza işlenmiş bu sound başka isimlerle, başka suretlerle hep karşımıza çıktı. Simple Minds'ın da öncülleri vardı. Don't You benim de dahil olduğum birçokları için bir kırılma noktasıydı. The Breakfast Club kültüyle birleştiğinde ergenliğimizin içimizi ezen, yüreğimizi burkan nostaljisinin içinde hep o sound duyuluyor. O sound bize bugün Pazar olduğunu, yarın okula gideceğimizi, derslerle, öğretmenlerle, zorbalarla cebelleşeceğimizi, ergenliğin türlü zorluklarıyla yeni bir haftaya başlayacağımızı, ama bunun yanında hoşlandığımız insanı göreceğimizi, haftasonu görüşemeyip özlediğimiz arkadaşlarımızla kavuşacağımızı söylüyor. Pazar günlerinin böyle bir hüznü var. Sabah kahvaltısından gece yatağa girene kadar bu burukluk hiç yakamızı bırakmaz. Okullar, okul bahçeleri ıssız, kimsesizdir. Şarkılar, new wave, 80'ler bu ıssız burukluğumuzun sözcüsü olurlar. Pazartesiler, Cumalar, Cumartesiler bu hüzne haiz değildirler. İşte bunlar hep artık nostalji olarak konumlandırdığımız "yeni dalga".

1. Once Upon a Time
2. All the Thing She Said
3. Ghost Dancing
4. Alive and Kicking
5. Oh Jungleland
6. I Wish You Were Here
7. Sanctify Yourself
8. Come a Long Way

31 Ekim 2023 Salı

Issız Ada Radyosu Arşivi (Ekim 2023)

Soft Analog - DANS İLLÜZYON
Yıl: 2023 Türkiye
Tür: Electropop, Synthpop
"F" Rate: 8/10
I.A.R. tavsiyesi: "CANAVAR (feat. Vaa)"
Sidonie - Marc, Axel y Jes
Yıl: 2023 İspanya
Tür: Pop Rock
"F" Rate: 5/10
I.A.R. tavsiyesi: "Stax bien"
Dream Nails - Doom Loop
Yıl: 2023 İngiltere
Tür: Indie Rock, Dance-Punk, Post-Punk
"F" Rate: 6/10
I.A.R. tavsiyesi: "Femme Boi"

The Rolling Stones - Hackney Diamonds
Yıl: 2023 İngiltere
Tür: Blues Rock, Pop Rock
"F" Rate: 7/10
I.A.R. tavsiyesi: "Bite My Head Off (feat Paul McCarrtney)"
Diesel - Bootleg Melancholy
Yıl: 2023 Avustralya
Tür: Pop Rock
"F" Rate: 6/10
I.A.R. tavsiyesi: "Tambourine Girl"
The Grogans - Find Me a Cloud
Yıl: 2023 Avustralya
Tür: Garage Rock, Alternative Rock
"F" Rate: 7/10
I.A.R. tavsiyesi: "Hey Ma'am"
Appalooza - The Shining Son
Yıl: 2023 Fransa
Tür: Stoner Rock
"F" Rate: 6/10
I.A.R. tavsiyesi: "Palican"
Ramy Essam - METGHARABIIN (OUTSIDERS)
Yıl: 2023 Mısır
Tür: Alternative Rock, Grunge, World
"F" Rate: 8/10
I.A.R. tavsiyesi: "BO2A3 ALWAN (COLOR PATCHES)"
Lalalar - En Kötü İyi Olur
Yıl: 2023 Türkiye
Tür: Alternative Dance, Neo-Psychedelia, Indie Rock
"F" Rate: 7/10
I.A.R. tavsiyesi: "Göt"

Yellowjackets OST
Yıl: 2023 ABD
Tür: Alternative Rock
"F" Rate: 6/10
I.A.R. tavsiyesi: Live - "Lightning Crashes"
Gin Wigmore - Rattle My Grave
Yıl: 2023 Yeni Zelanda
Tür: Pop Rock, Pop Soul
"F" Rate: 5/10
I.A.R. tavsiyesi: "Dirty Mercy"
Starsky & Hutch OST
Yıl: 2004 ABD
Tür: Soul, Funk, Pop, Rock
"F" Rate: 5/10
I.A.R. tavsiyesi: KC and The Sunshine Band - "That's the Way I Like It"
Eddie Roberts & The Lucky Strokes - The Lucky Strokes
Yıl: 2023 ABD
Tür: Blues Rock, Funk, Soul
"F" Rate: 7/10
I.A.R. tavsiyesi: "Everything I Do and Say"
Tkay Maidza - Sweet Justice
Yıl: 2023 Avustralya
Tür: Pop, R&B, Hip-Hop
"F" Rate: 3/10
I.A.R. tavsiyesi: "Ring-a-Ling"
Super City - InTheMidnightRoom
Yıl: 2023 ABD
Tür: Indie Pop, Alternative Rock
"F" Rate: 6/10
I.A.R. tavsiyesi: "Hang Up"


Lucky Lo - The Big Feel
Yıl: 2023 Danimarka
Tür: Indie Pop, Alternative Pop
"F" Rate: 6/10
I.A.R. tavsiyesi: "Ctrl-Alt-Release"
Goat - Medicine
Yıl: 2023 İsveç
Tür: Psychedelic Rock, Heavy Psych
"F" Rate: 7/10
I.A.R. tavsiyesi: "Raised by Hills"

Golden Rules - The Originals 1
Yıl: 2021 Almanya
Tür: Funk, Soul, Compilation
"F" Rate: 7/10
I.A.R. tavsiyesi: Outer Space - "Magnetic Monster"


Golden Rules - The Originals 2
Yıl: 2022 Almanya
Tür: Funk, Soul, Compilation
"F" Rate: 5/10
I.A.R. tavsiyesi: Lexsoul Dancemachine - "I Don't Mind"

Golden Rules - The Originals 3
Yıl: 2023 Almanya
Tür: Funk, Soul, Compilation
"F" Rate: 5/10
I.A.R. tavsiyesi: Great Revivers - "Seek & Destroy"

27 Ekim 2023 Cuma

Guardians Of The Galaxy Vol. 3: Awesome Mix Vol. 3 (OST)

 
Üçüncü filme ulaşan Guardians Of The Galaxy serisi MCU bünyesinde kendi evrenini yaratmayı başarmış belki de tek Marvel ürünü. Mizahla bezeli, romantik komediyle ve dramla da yakın temas halinde bir tarzı var. Hem kendine has bir karizmaya, hem de sürekli bu karizmayı çizmeye oynayan hınzır bir mekanizmaya sahip. Bu tarzın belirlenmesi ve oturtulmasının altında yönetmen/senarist/yapımcı James Gunn'ın imzası var. Gunn, 60'lar, 70'ler ve 80'lere müzikal yönden tutkuyla bağlı bir yönetmen. Peter Quill'in walkmenini ve müzik zevkini bir aracı olarak kullanıp Guardians serisini kendi seçtiği şahane şarkılarla kuşattı. Vol.1, 2 ve şimdi de Vol. 3 ile filmiyle olduğu kadar müzikleriyle de nefis bir üçleme sahibi oldu. Bu filmin hemen öncesinde Marvel'in güçsüz rakibi DC için Peacemaker dizisini omuzlayan Gunn, burada da yapacağını yaptı ve bu bol kanlı, esprili, küfürlü ve absürt diziyi 70 ve 80'lere ait kimsenin bilmediği ya da az kişinin bildiği (Mötley Crüe hariç) hard rock şarkılarıyla doldurdu. Tabii o dönemlerin hard rock ve "hair" metal şarkıları aynı tornadan çıkmış gibi olduklarından retro hard rock melodilerinin coşkun nostaljisi dizinin duruşuyla iyi bir kimya yakalamıştı. (Bu arada bir Peacemaker OST çıkmamış olması da tuhaf.) Gunn'ın üzerinde çalıştığı Superman: Legacy'nin müziklerinde de aynı tarzda takılmasını ne kadar isterdim. Mizahtan yoksun Superman ciddiyetine ve ezberlenmişliğine biraz olsun renk ve tat gelirdi böylelikle.

17 şarkılık dolu dolu Awesome Mix Vol. 3 bu kez diğer iki derlemeden farklı olarak 90'lardan ve 2000'lerden seçilen şarkılar da barındırıyor. Mesela Florence + The Machine'nin Dog Days Are Over'ı 2018 yılına ait. İlk iki albümün biraz altında kalması bende bir parça hayal kırıklığı yaratmadı değil. Soul ve rock bandında seçilen eskilerin aurası bu albümlerde ve filme yansımalarında başka bir görünürlükteydi. Yine de Vol. 3 geneli o nostaljik havaya sahip çıkıyor. Filmin başlarında kahramanlarımızın memleketi Knowhere'deki rutinlerinin, bunalmışlıklarının fonuna yerleştirilmiş akustik Creep, bu depresifliğin kurulmasına yardımcı olan bir seçim. Rocket'in flashbacklerinin büyük önem kazandığı filmde, The High Evolutionary tarafından denekler olarak kullanılan Rocket ve hücre arkadaşlarının kapatıldıkları yerde dans ederlerken çalan Since You Been Gone, 1979'un önemli rock hitlerinden biriydi. Aynı zamanda Rock tarihine adeta bir hard rock ve heavy metal okulu gibi hizmet vermiş Rainbow'un kendi tarihinin de en iyi şarkılarından biriydi. Belki başka bir sahnede daha iyi giderdi ama yine de yıllar sonra tekrar duymak hoştu. Ekibin Teletubbies'i andıran renkli uzay kıyafetleriyle OrgosCorp karargahına doğru uzay boşluğuna çıktıkları matrak sahnede çalan In The Meantime, Amerikalı alternative rock grubu Spacehog'un 1995 tarihli ilk albümünün açılışında yer alıyor. Filmin en hoş sahnelerinden birinin fonuna nokta atışı bir şarkı kendisi. 


Bir başka sıkı sahne, belki de filmin en iyi aksiyon sahnesi de Guardians'ın The High Evolutionary'nin adamlarını ve yaratıklarını hacamat ettikleri, James Gunn'ın plan sekansmış gibi çektiği bölüm. Bu bölümün fonuna da Beastie Boys'dan No Sleep Till Brooklyn konmuş. İyi de durmuş. Sahnenin coşkusuna binaen bana kalsa bir Sabotage patlatılabilirdi. Konu Beastie Boys olunca bir sürü alternatif var. Ama o sahnenin sesini kısıp grubun Futterman's Rule şarkısını açtığımda zaten iyi çekilmiş olan bu sekans başka bir seviyeye geldi sanki. Yine de Gunn'ın zevkine saygılıyız. Knowhere ahalisinin yeni gelen çocuk ve hayvanlarla kaynaştığı toplanma sahnesinin ustalıkla yavaş yavaş dans sekansına dönüşmesini sağlayan Dog Days Are Over da şarkı/sahne uyumu nedeniyle çok bilinçli bir seçim gibi duruyor. Hatta öyle bir bilgiye sahip değilim ama belki bu sahne sırf şarkıya uyum sağlasın diye bile bu şekilde tasarlanmış olabilir. Tüyleri diken diken eden harika bir birliktelik. Öte yandan girişinden birkaç saniye koklatılan Crazy On You'yu, post credits'e konan Badlands'i, nerede çaldığını tam duyamadığım Meksika doğumlu Japon (!) EHAMIC'in eklektik pop parçası Koinu no Carnival (From "Minute Waltz")'ı albüme koymuşsunuz ama filmde de iyi kullansaydınız dedim kendi kendime. Yine kendi kendime Earth, Wind & Fire'ın ilk kez duyduğum Reasons şarkısı yerine başka bir eserini koysaydınız, paranız mı yetmedi dedim. Bu keşkeleri hemen her soundtrack sonrası yaşıyoruz. Bu toplamaları da kendi orijinallikleriyle değerlendirmeye alışacağız.

Albümle ilgili son rötuşları yaparsak, Faith No More, The Flaming Lips ve The The parçaları da yer aldıkları sahnelere uyum ve katkı sağlayan seçimler diyebiliriz. Daha tek bir iyi şarkısına rastlamadığım Alice Cooper şarkısı I'm Always Chasing Rainbows da bu geleneği bozmuyor benim açımdan. Gamora'nın gemide tek başınayken iPod'dan açtığı şarkı, devamında Karşıt Dünya'nın bizim şu an yaşadığımız dünyanın sefil hallerine benzer yanlarının gösterildiği sekansın fonuna milyonlarca şarkıdan daha az yakışıyor. Neticede dolgu malzemesi 1-2 şarkıyı da eklersek elimizde yine nefis bir soundtrack kalıyor. Credits arasındaki ek sahnelerden birinde galaksinin koruyucu ekibinin son hali, bir kurtarma aksiyonu öncesi, 1 saat sürse bile izlemekten bıkmayacağım bir müzik muhabbetine giriyor. En sevdikleri müzisyenleri sayarken adları geçen Britney Spears, KornGarth BrooksCarpentersAdrian Belew (hem solo hem King Crimson ile çalışmaları) acaba Vol. 4'te bu isimlerin şarkılarını mı göreceğiz diye de düşündürmedi değil. Rocket'in favori şarkısı ilk filmde ve albümde de yer alan Redbone şarkısı Come and Get Your Love yine karşımıza -iyi ki- çıkıyor. Şarkı hem filmin, hem de albümün son şarkısı olarak ilk filme de selam gönderiyor. Muadillerinden farklı yanlara sahip bir Marvel üçlemesi olan Guardians Of The Galaxy, film ve soundtrack olarak özel, yıllar geçtikçe daha da değerlenecek birer üçleme. 

1. Radiohead - Creep (Acoustic)
2. Heart - Crazy on You
3. Rainbow - Since You Been Gone
4. Spacehog - In the Meantime
5. Earth, Wind & Fire - Reasons
6. The Flaming Lips - Do You Realize??
7. Faith No More - We Care a Lot
8. EHAMIC - Koinu no Carnival (From "Minute Waltz")
9. Alice Cooper - I'm Always Chasing Rainbows
10. The Mowgli's - San Francisco
11. X - Poor Girl
12. The The - This Is the Day
13. Beastie Boys - No Sleep Till Brooklyn
14. Florence + The Machine - Dog Days Are Over
15. Bruce Springsteen - Badlands
16. The Replacements - I Will Dare
17. Redbone - Come and Get Your Love

11 Ekim 2023 Çarşamba

The Asteroid No. 4 - These Flowers Of Ours: A Treasury of Witchcraft and Devilry


Psychedelic Rock meşakkatli iştir. LSD ile tütsülenmiş kafaların, nakaratsız emprovize pasajların, uzun soloların ve post-orgazmik huzurun zirve yaptığı, özellikle 70’lerden kalma hatırı sayılır hemen her rockçının çemberinden geçtiği bir neon rüyâdır. Şimdilerde doğrudan psychedelic takılan isimlere o zamanlar olduğu gibi rağbet olmasa da, shoegaze ve dream pop gibi türlerle yeni nesile de ucundan benimsetilmiş deneysel öğeler mevcut. İşte pek fazla müzikseverin bilmediği Philedelphia’lı The Asteroid No. 4, uzun süredir bu müziğin savunucularından biri konumunda. CIA Took My Dog Away adlı EP ile çıkış yaptığı 1995’ten bu yana kariyerine 5 albüm sığdırmış olan grup, Psychedelic Rock’ın taşlı tozlu yollarını 90’lar sonundan günümüz sularına başarıyla yürümüş çok sıkı bir beşli. Şimdiye dek sadece These Flowers Of Ours: A Treasury Of Witchcraft and Devilry adlı 2008 tarihli son albümlerini dinlemiş olsam da, sanki kendilerini yıllardır tanıyor gibiyim. Bu albümde üç gitarlı bir grup olarak müthiş bir üçgene sığdırdıkları rock tınıları, o üçgene sığmayıp öyle bir taşıyor ki, rüyâlar âleminin kafası dumanlı silüetlerinin bile kayıtsız kalamayacağı şahane bir (paralel) evrene buyur ediliyorsunuz adeta.

Elbette psychedelic müziğin ince ayrıntılar içeren belli bir şablonu yok. Varsa eğer, olmamalıydı kanımca. Dinlediğim The Asteroid No. 4 şarkılarının, bu türün saygı duyulası temsilcilerinin sahip oldukları sınırsız görüşleri yanında gençliğin verdiği birtakım eksiklikleri olabilir. Ama bunlara eksiklik yerine tercih denmesi daha doğru. Çünkü albümdeki bazı örneklerin sanki bir indie pop parçasının o varolduğu düşünülen psychedelic şablona ustaca monte edilmiş görünümü, değişen şartların getirdiği farklı tercihlerin ürünü gibi duruyor. Belki The Verve - Urban Hymns albümünün biraz daha uçmuş bir versiyonu. Bu onu ne kadar psychedelic yapar veya yapmaz orada değilim. Bu müziğe konan etiket de hiç umurumda değil. Tıpkı çok sevdiğim başka başka albümlere konan etiketlerin umurumda olmadığı gibi. Şurası psychedelic, ama burası olmamış deme snobluğuna gerek yok. Sadece She's All I Need’in, Hei Nah Lah’ın, Let It Go’nun, My Love’ın, Hold On’un, Flowers Of Ours’un tadına varmak önemli. Bol vokalli ve bol gitarlı The Asteroid No. 4 yörüngesine girmiş olmak, o yörüngeye girmiş olmaktan memnun olmak, o yörüngeden bir süre çıkmayı hiç istememek önemli.

1. My Love
2. Let It Go
3. Hold On
4. I Look Around
5. She's All I Need
6. War
7. Flowers of Ours
8. Hei Nah Lah
9. She Touched the Sky
10. All Fall Down
11. Empty Like a Little Child

30 Eylül 2023 Cumartesi

Issız Ada Radyosu Arşivi (Eylül 2023)

Lena Deluxe - Santaï
Yıl: 2023 Fransa
Tür: Folk Pop, Indie Folk
"F" Rate: 6/10
I.A.R. tavsiyesi: "En haut des cimes"


Bombino - Sahel
Yıl: 2023 Nijerya
Tür: Tishoumaren, Blues Rock, World
"F" Rate: 7/10
I.A.R. tavsiyesi: "Si chilan"
Markus Krunegård - Nokia & Ericsson
Yıl: 2023 İsveç
Tür: Indie Rock, Indie Pop
"F" Rate: 5/10
I.A.R. tavsiyesi: "Nokia & Ericsson"


Guards - In Guards We Trust
Yıl: 2013 ABD
Tür: Indie Pop, Power Pop, Indie Rock
"F" Rate: 7/10
I.A.R. tavsiyesi: "Nightmare"

Baroness - STONE
Yıl: 2023 ABD
Tür: Stoner Metal, Progressive Metal
"F" Rate: 6/10
I.A.R. tavsiyesi: "Last Word"

Tears For Fears - The Collection
Yıl: 2003 İngiltere
Tür: Pop Rock, Compilation
"F" Rate: 8/10
I.A.R. tavsiyesi: "Advice for the Young at Heart"

DAIISTAR - Good Time
Yıl: 2023 ABD
Tür: Neo-Psychedelia, Noise Pop
"F" Rate: 7/10
I.A.R. tavsiyesi: "Star Starter"
RRRags - Mundi
Yıl: 2023 ABD
Tür: Stoner Rock, Psychedelic Rock
"F" Rate: 6/10
I.A.R. tavsiyesi: "Walkers"
Dua Lipa - Future Nostalgia
Yıl: 2020 İngiltere
Tür: Pop, Dance-Pop
"F" Rate: 6/10
I.A.R. tavsiyesi: "Break My Heart"

Kylie Minogue - Tension
Yıl: 2023 Avustralya
Tür: Pop, Electropop, Nu-Disco
"F" Rate: 8/10
I.A.R. tavsiyesi: "Tension"
The National - Laugh Tracks
Yıl: 2023 ABD
Tür: Chamber Pop, Indie Rock
"F" Rate: 5/10
I.A.R. tavsiyesi: "Dreaming"
Meltt - Eternal Embers
Yıl: 2023 Kanada
Tür: Neo-Psychedelia, Indie Rock, Dreaö Pop
"F" Rate: 8/10
I.A.R. tavsiyesi: "Only in Your Eyes"
George Lynch - Guitars at the End of the World
Yıl: 2023 ABD
Tür: Hard Rock
"F" Rate: 7/10
I.A.R. tavsiyesi: "The Ritual"

Ghost of Vroom - Ghost of Vroom 1
Yıl: 2021 ABD
Tür: Jazz-Rock, NeoPsychedelia, Hip-Hop
"F" Rate: 5/10
I.A.R. tavsiyesi: "Memphis Woofer Rock"
Ghost of Vroom - Ghost of Vroom 3
Yıl: 2023 ABD
Tür: Jazz-Rock, Neo-Psychedelia, Hip-Hop
"F" Rate: 7/10
I.A.R. tavsiyesi: "Pay the Man"
Albany Down - Born in the Ashes
Yıl: 2023 İngiltere
Tür: Hard Rock
"F" Rate: 6/10
I.A.R. tavsiyesi: "Born in the Ashes"


Haïdouti Orkestar - Yuh Yuh
Yıl: 2023 Fransa
Tür: World, Balkan, Fusion
"F" Rate: 7/10
I.A.R. tavsiyesi: "Yuh Yuh"
Prince & The New Power Generation - Diamonds and Pearls
Yıl: 1991 ABD
Tür: Pop, R&B, Soul, Funk
"F" Rate: 7/10
I.A.R. tavsiyesi: "Cream"
Uppermost - P2P
Yıl: 2023 Fransa
Tür: Electronic, French House
"F" Rate: 6/10
I.A.R. tavsiyesi: "POWER TO PEOPLE"


Das Koolies - DK.01
Yıl: 2023 İngiltere
Tür: Neo-Psychedelia, Krautrock, Psychedelic Rock
"F" Rate: 7/10
I.A.R. tavsiyesi: "Sorry I'm Not Sorry"


27 Eylül 2023 Çarşamba

Agouti - Nodes

 
Kişisel çalma listelerimizin rastgele şarkıları önümüze getirmesine bayılırız. Algoritmanın bazen nokta atışı yapıp o anki ruh halimize uygun şarkıyı çalması büyülü anlardan biridir. Temizlik yaparken açtığım 100 şarkılık kendi "Best of 2019" listemi dinlerken sahne alan Dragons adlı şarkı beni bir anda öyle bir yakaladı ki hemen kime ait diye baktım. Evet, zamanında en iyiler olarak seçtiğimiz yüzlerce şarkı/albüm aklımızda kalmayabiliyor maalesef. Ama duyunca hatırlıyoruz tabii. Neyse, Dragons şarkısının Agouti adlı gruba ait olduğunu görünce hafızada bir şeyler şekillenmeye başladı. Hemen albüme döndüm ve yolculuk başladı. Grubun ilk ve şu ana kadar tek albümü olan Nodes'in ne harika bir albüm olduğunu unutmuş olmanın utancı kapladı her yanımı. Ama biz de insanız, o kadar albümü de aklımızda tutamayız. 2019'da Nodes'i albüm, Dragons'u da şarkı listemde ilk 30 arasına koymuşum. O senenin seçkilerinde neredeyse hiç görülmemiş olması onu süper underrated bir albüm yapıyor. Bununla tuhaf bir şekilde gurur duyuyorum. Dragons'un benim için çok özel şarkılardan biri olduğunu artık daha diri biçimde hissediyorum. Albüm ise zihnimde çok iyi yaşlanmış bunu anladım. 10 şarkı şarap gibi yıl aldıkça lezzetlenmiş. Kendi internet siteleri dahil, haklarında doğru dürüst bilgi olmadığı için hala faaller mi, yeni albüm yapacaklar mı öğrenemiyoruz.

2019'dan bu yana nadiren de olsa Dragons karşıma çıkıyordu. Ama albümün o zamanki kalitesini teslim etmiş olmama rağmen aradan geçen sürede detayları unutmuşum. Böylece çok iyi olduğunu bildiğim bir albüme sanki ilk kez dinleyecekmiş gibi heyecanla başladım. Dragons'dan sonra az da olsa hatırladığım tek şarkı Times Of Clouds and Sun oldu. Onun da çok iyi bir nakaratı ve sıkı bir psychedelic rock tasarımı olduğunu hatırlıyor, sadece nasıl olduğunu anımsayamıyordum. Ama mesela The Point'in ilk iki dakikası enstrümantal, sonrası vokalli iki ayrı şarkıymış gibi heybetli duruşunu, NaysayersThe Comeback ve The Hangup'in her seferinde hafıza silen ve kendini o hafızaya tekrar yerleştiren yapılarını, Chameleon'un çakırkeyif güzelliğini hepten unutmuşum. Ve Dragons... Sadece onu dinlediğinizde bile Agouti'nin çok iyi bir grup, Nodes'in çok iyi bir albüm olduğunu anlayabilirsiniz. Agouti müziği 70'ler neo-psychedeliası, psychedelic rock estetiği ve rock görünümlü pop dokunuşlarıyla vücut bulmuş bir müzik. Retro bir sound var ve evet Nodes aslında bir rock albümü. Ama rock ve popun birbirini hayranlık veren şekilde dengeleyişi psychedelic pop da diyebileceğimiz alanlar açıyor. Tabii bunda neo-psychedelia'nın kendine özgü synth numaralarının da payı büyük. Artık kaçıncı kez başkalarının albümlerinde adını kullanmak ihtiyacı hissettiğim Dungen ile bir şarkı yapmalarını isterdim. Agouti, Dungen kadar eklektik bir grup mu, pek sayılmaz. Yine de var bir hayalimiz.

Agouti'yi Agouti yapan, bütün şarkıların söz ve müziklerini yazan, yazdığı şarkıları söyleyen, bas gitar çalan, bazı şarkılarda da synthesizer ve organ çalan, yapımcılığını yapan, evinin bodrumunda kaydeden Carmen Caruso... Bu inanılmaz kadının 2019'dan beri müzik namına hiçbir şey yapmıyor gözükmesi de inanılmaz. Elimizin altında internet var, açtık baktık. Yok! Carmen Caruso adında 2015-20 arası sadece üç single çıkarmış sıkıcı bir folk rock erkek, bir de 2014 tarihli Bubble Fins Soundtrack Volume 1 adlı sıkıcı animasyon film müziği yapmış, enstrümantal olduğu için artık kadın mı erkek mi bilemediğim bir şahıs buldum. Yeni bir albüm yaparlarsa ancak tekrar karşılaşacağız sanırım. Caruso'nun her şeyi organize eden multi bir insan olması yanında, gitarist Dakota Salazar ve davulcu David Rabkin de albümün parlayan yıldızları. Bazı şarkılarda keyboard ve perküsyon çalan, geri vokal yapan Leanne Kelly de gruba eklenince dört kişilik şahane bir kimya ortaya çıkıyor. Şimdi Nodes bana "acaba geçmişte başka hangi güzel albümleri unuttuk" duygusu yarattı. Düşündüm de, bende Dragons gibi kalıcı etkiler bırakmış daha bir dünya şarkı var. Onların da içinde bulunduğu albümlere yeterince kıymet verdim mi acaba?

1. Summertime
2. State of Blue (S.O.B.)
3. Naysayers
4. Times of Clouds and Sun
5. Chameleon
6. The Point
7. Swimming in a Sea of Infinite Realities
8. Dragons
9. The Comeback
10. The Hangup

20 Eylül 2023 Çarşamba

Elisapie - Inuktitut

 
Kanadalı Inuk (ya da Inuit) müzisyeni, belgesel yapımcısı, radyo yayıncısı, aktivist Elisapie Isaac, dördüncü albümü olan Inuktitut ile tanıdığım bir insan. Bu arada Inuit, Kanada'nın Kuzey Kanada denen bölümünde yaşayan İnuit kolundan Eskimo halklarının ortak adı. Alaska ve Grönland'da da başka kolları da bulunmaktaymış. Genel olarak eskimolar olarak bildiğimiz, farklı oluşumlardan mütevellit böyle bir halktan haberdar olmamıza vesile olan şey müziğin gücü değil de nedir. World Music kategorisinde önüme düşen ne varsa dinlemeye çalışıyorum. Inuktitut da önüme düşünce hemen köşeye çektim. Inuit dilindeki şarkı isimlerinin yanında parantez içinde The Unforgiven, Wish You Were Here, Heart Of Glass, I Want To Break Free gibi isimler görünce bunun bir cover albüm olduğunu anlayıp köşeye çektiğim albümle flörtleşmeye başladım. Daha hiçbir şarkı dinlemeden, ilk kez duyduğum bir halkın orijinal dilinden, dünyaya mal olmuş şarkıların yorumlarını duyacak olmanın ön heyecanını yaşadım. Bu efsane isimlerin ikonik şarkılarını Inuit müziğiyle paketleyip sunmanın ticari çıkar gözetmediği de aşikardı. Elisapie gibi aktivist bir insanın meşhur olup köşeyi dönme gibi ihtirasları olduğunu hiç sanmıyorum. Zaten albüme bakarsak ortada milyonlarla oynamayacak kadar mütevazi bir müzik olduğunu da görürüz. Cover çalmayı ihtiyacını vefalı müzisyenler ve sadık cover severlerden başka anlayan pek yoktur sanırım.

Açıkçası bu Inuit dili şarkı dili olarak pek de kullanışlı sayılmaz. Hatta bazen kulağa kaba bile gelebiliyor. Keza Elisapie'nin sesi de öyle çok ayrıksı, insanı çarpan bir ses değil. Sadece işini yapıyor o kadar. Ama öteden beri bildiğimiz, evde, yolda, düşte, duşta söylediğimiz bazı şarkıları başka bir dilde de duysak onları dışlayamıyoruz bir şekilde. Kaldı ki albümde yer alan bazı coverlar gayet iyi tasarlanıp daha sakin, huzurlu, hüzünlü, pastoral diyarlara taşınmış. The Unforgiven, Heart Of Glass, Wish You Were Here, Hey That's No Way To Say Goodbye ilk etapta çok tuttuğum coverlar oldu. Daha sonra bunlara Time After Time, I Want To Break Free, Going To California, Born To Be Alive eklendi. Dil dezavantajı özellikle nakarat kısımlarında hissedilse de ben Inuktitut'u sevdim. Pink Floydlar, Zeppelinler, Queenler, Stoneslar arasında Fransız diskocu Patrick Hernandez'in ne alaka dediğim 1979 hiti Born To Be Alive'ı görmek hem şaşırttı, hem mutlu etti. Birkaç tane daha böyle sürprize müsait bir albümmüş kendisi. Bir cover şarkının iyiliği, onu coverlayan müzisyenin şarkıyı nereye götürdüğüne bakar. Yerinde saydırmışsa iyi bir cover değil, sıkıcı bir yeniden çalım (yorum bile değil) olmuştur. Buna da kimsenin ihtiyacı yok. İşte Elisapie, 10 şarkının hepsini alıp kendi coğrafyasına ya da onları görmeye alışık olduğumuz yerlerden farklı kırlara, bayırlara, İglo ya da İglu denen eskimo evlerine götürmüş. Havanın soğukluğunu hissetmemize de izin vermemiş.

1. Isumagijunnaitaungituq (The Unforgiven) - (Metallica)
2. Sinnatuumait (Dreams) - (Fleetwood Mac)
3. Taimangalimaaq (Time After Time) - (Cindy Lauper)
4. Qimatsilunga (I Want to Break Free) - (Queen)
5. Qaisimalaurittuq (Wish You Were Here) - (Pink Floyd)
6. Californiamut (Going to California) - (Led Zeppelin)
7. Uummati Attanarsimat (Heart of Glass) - (Blondie)
8. Inuuniaravit (Born to Be Alive) - (Patrick Hernandez)
9. Taimaa Qimatsiniungimat (Hey, That's No Way to Say Goodbye) - (Leonard Cohen)
10. Qimmijuat (Wild Horses) - (The Rolling Stones

11 Eylül 2023 Pazartesi

The Groovy Nobody - Solarium

 
Reflections Of A Lost Year, benim için 2022 yılının en iyi 10 albümünden biriydi. Hatta 10. sıradaydı. Hala keşiflere açık nefis bir psychedelic rock ve neo-psychedelia güzelliği olarak doymuş sayılmam. The Groovy Nobody'nin grup görünümlü tek kişilik bir proje olduğundan, bu tek kişinin Sam Larson adlı bir Seattle vatandaşı olduğundan bahsetmiştim. Kendisi ve albümüyle daha çok vakit geçireceğimi düşünüyordum ki 18 Ağustos itibariyle sessiz sedasız yeni albüm Solarium düştü. Sürpriz gibi sürpriz! Kıtlıktan çıkmış mütareke dulu gibi saldırdığım Solarium, tıpkı Reflections Of A Lost Year'ı ilk dinlediğimde yaşadığıma benzer şekilde içindeki cevherleri hemen ortaya sermeyecek, dinledikçe çiçekler gibi açacak bir albüm olduğunu gösterdi. Hatta öncekine göre bu cevherleri biraz daha iyi saklamış gibi bile göründü gözüme. Açıkçası ilk dinlediğimde küçük bir hayal kırıklığı yaşadım. Çünkü Reflections'ın çıtasının altında kaldığını düşünmüştüm. Neyse ki, Reflections tecrübesi erken hüküm vermemek gerektiğini öğretmişti. Yine şırıl şırıl akan pırıl pırıl bir müzik, gitarın yaz güneşi gibi sarıp sarmaladığı, huzur veren, dinlendiren tam bir yaz albümü Solarium. Aslında yazın düştüğü için belki böyle hissettiriyordur. Ama her mevsime yakışacak, özellikle de gecelerine yakışacak harika anlarla dolu 9 şarkı, hem tek başına sakin bir tatil beldesine yapılan yolculuk, hem de o yolculuk sonunda yine tek başına doğanın, denizin, güneşin tadını çıkaracağınız varış noktanızda karşılaşacaklarınız gibi bir ruh haline sahip.

Reflections Of A Lost Year'ın açılış şarkısı Elevated, 2022'de sevdiğim en iyi 100 şarkıdan biriydi. Solarium'un açılış şarkısı Sunsick de 2023'ün en sevdiğim 100 şarkısından biri olacak. Onu diğer şarkılardan nasıl ayırdım hiç bilmiyorum. Zaten The Groovy Nobody'nin herhangi bir şarkısını diğerlerinden ayırt etmek için ne gibi kriterler aradığımı da tam tarif edemem. Eski bir radyo müptelası olduğum için, nispeten bana radyo dostu gibi görünmesi yeterli oluyor sanırım. 12 dakikaya yaklaşan enstrümantal ikinci şarkı Solarium, solaryumdan ziyade şezlong gölgesinde hasır güneşliğin arasından sızan gerçek güneş ışınlarının tatlı tatlı terlettiği tembelliğimizi betimliyor adeta. Reunited With The Day tam bir yaz gecesi huzuru. Dance In The Sun sanki Reflections'a konacakmış da bu albüme kalmış gibi. Gerçi Sam Larson bu albümdeki şarkıların 2019-2023 arasında yazıldığını not düşmüş. When We Get There, Swimming, Fall Into The Rhythm hepsinde ince nüanslar, yaz çağrışımlı sade melodiler, psychedelic estetikler, sadece yaza değil, sonbahara da yakışacak serinlikler bulabilirsiniz. Çoğu şarkı isminden anlaşılacağı üzere yaz, güneş, deniz temalarıyla bezeli Solarium, Larson'ın özellikle Reflections ile birlikte girdiği yolun ne kadar doğru olduğunu, şarkı teori ve pratiğini ne kadar geliştirdiğini gösteren kaliteli bir albüm. Seneye de yeni bir The Groovy Nobody albümü bekleyebilir miyiz sorusunun cevabını merak etmiyorum. Gelse tabii ki çok güzel olur. Ama son iki albüm doya doya sindirilmeyi bekliyor. 

1. Sunsick
2. Solarium
3. Invisible
4. Reunited With the Day
5. When We Get There
6. Dance in the Sun
7. Swimming
8. Endless Stream
9. Fall Into the Rhythm