6 Mayıs 2022 Cuma

Rotting Christ - The Heretics

 
Sakis Tolis'in solo albümünü gazıyla girmeye karar verdiğim Rotting Christ evreninden geliyorum: İnanılmaz! Yıllarca bu ismi bir yerlerde görüp de hiç bir albümünü dinlememiş olmam da öyle. 1987'de kurulmuş, 1993'ten itibaren 13 albüm yapmış, konserler vermiş, konser programlarına bilerek alınmamış veya çıkarılmış şahane bir grup. Metalin black, death, gothic, symphonic hallerini bünyesinde toplayıp o bünyeye en iyi yakıştıran isimlerden biri olan Rotting Christ,  stüdyoda iki, konserlerde dört kişiden oluşuyor. Vokal, ritim gitar, bas, keyboard Sakis Tolis'ten soruluyor. Kardeşi Themis Tolis ise davul çalıyor. Zaman içinde pek çok müzisyen girip çıkmış ama Tolis biraderler dükkanı hiç boş bırakmamış. Uzmanı olmadığım için grubun ilk beş albümünü genel anlamda beğenmekle beraber, asıl keyfini 2007 tarihli Theogonia ile çıkarmaya başladığımı itiraf edeyim. Bu albümün ivmesi 2010 yılına ait Aealo ile bir seviye iner gibi görünse de, Κατά Τον Δαίμονα Εαυτού (2013), tanışma albümüm olan Rituals (2016) ve The Heretics (2019) üçlüsü beni bu müziğin duruma göre bir ihtiyaç olabileceği fikrine ikna etti. Benim için zirveleri de The Heretics oldu. Rituals ile 2016'da farkına vardığım grubu The Heretics ile neden takip etmediğimi de sorgular oldum. Zira 2019'un en iyi albümlerinden birini fena halde ıskalamışım. Sakis Tolis'in tam zamanında yakaladığım solo albümü Among The Fires Of Hell, Rotting Christ'ın geleceğini de merak ettirmedi değil. Grubun diskografisine girmemiş olsam umursamazdım ama şimdi işler değişti.

"Konser programlarına bilerek alınmamış veya çıkarılmış" olmalarının tek nedeni isimleri ve bu ismin hakkını veren Hristiyanlık karşıtı duruşları. Tabii genel olarak din kavramına karşılar ama en yakınlarında Hristiyanlık olduğu için öfkelerini ona yönlendiriyorlar. Üstelik bunu şarkılarındaki ironik veya doğrudan liriklerle, müziklerindeki  ilahi korolarıyla, senfonik düzenlemelerle, dini sembollerle, sert, karanlık ve gotik bir anti-maneviyat hissiyle gerçekleştiriyorlar. Rotting Christ, bu ismi nedeniyle 2000 ABD Başkanlık Ön Seçimleri sırasında Hıristiyan muhafazakar aday Gary Bauer'ın grubu "Katolik karşıtı" olmakla suçlamasıyla uluslararası medyanın dikkatini çekti. Buna cevaben Sakis Tolis ise "Madem demokratik bir toplumda yaşıyoruz, herkesin dinlere istediği gibi hitap etme hakkına sahip olması gerekir. Aslında basitçe onların "çürüdüğüne" inanıyoruz" dedi. Malta'da verecekleri bir konser öncesinde işgüzar bir hayranın kilise kapısına Rotting Christ broşürü yapıştırması da kilise ve Katolik gruplarla sıkıntılar yaşamalarına sebep oldu. 2018'de yine konser amaçlı Gürcistan'a gelen Tolis kardeşler, Tiflis'te "terör zanlıları" ve "satanistler" suçlamasıyla 12 saat boyunca gözaltına alındı. Ama kısa sürede hukukçuların, gazetecilerin ve aktivistlerin oluşturduğu kamuoyu sayesinde serbest kaldılar, hatta planlanan konserlerini de verdiler. Politikacı ikiyüzlülüğü, din adamı yobazlığı, yetkili merci muhfazakarlığı neyse de, gruba en şaşırtıcı tepkinin metal camiasındaki önemli (!) bir isimden gelmesini pek fazla kimse beklemiyordu.

2005 yılında metal dünyasının en abartılmış, en üfürme gruplarından biri olan Megadeth'in lideri Dave Mustaine, Yunanistan'da vereceği konserlerde Rotting Christ'ı kadroda istemediğini, aksi halde konserlere çıkmayacağını söyleyerek organizatörleri tehdit etti. Tabii Rotting Christ'a destek çıkanlar da oldu, tartışmanın dışında kalmayı seçen "metal" zihniyetini yanlış anlamış ikiyüzlüler de... Sakis Tolis bu konuda ise "Dave Mustaine'den böyle bir şey beklemiyordum. Onun "metal" olması gerekiyordu. Sadece onun için ve her yeni Hıristiyan için üzülüyorum. Çünkü Hristiyanlığın insanlık tarihinin başına gelen en kötü şey olduğunu düşünüyoruz. Bu, toplumu kontrol etmek için iyi organize edilmiş bir hile ve bu yüzden Hıristiyan olmaya kendini kaptırmış, bu sisteme teslim olmuş birini gördüğümde, özgür olmadıkları için çok üzülüyorum." demiş. Görülüyor ki Tolis'in üzüldüğüne bile değmeyecek bu kişi ve konular Rotting Christ müziğini her albümde daha güçlü hale getiriyor. Bu gücün son halkası, 13. ve şimdilik son Rotting Christ albümü olan The Heretics, yukarıda saydığımız metal türevlerini büyük bir ustalıkla birleştirmiş, dinleyicisinin üstüne üstüne giden, onu alıp gotik, uhrevi, kasvetli, puslu bir coğrafyaya, aynı zamanda sert, enerjik, epik bir atmosfere bırakan devasa bir araç. 10 şarkının hepsi tarif edilmesi de edilmemesi de zor metal cevherleri. Yolu bir şekilde metal müzik formlarıyla kesişmiş insanlar için bu tarifler farklı olacaktır. İki şarkı dışında bütün sözleri yazan, bütün müzikleri tek başına tasarlayan Sakis Tolis kesinlikle metal müziğin başına gelmiş en güzel şeylerden biri. Bu camiada bir şehir olarak Atina'nın saygınlık kazanmasında da etkisi büyük.


Özellikle Heaven and Hell and Fire, Hallowed Be Thy Name, The New Messiah, The Voice Of Universe, In The Name Of God kelimelerimin yetmeyeceği kadar harikulade besteler. Aklımı başımdan aldıkları gibi, yerine hiç tatmadığım başka bir epik metal aklı koydular sanırım. Hepsinde sanki bir stadyum ambiyansında yaylıların yerini gitarların aldığı devasa bir klasik müzik coşkusu hakim. İsmen bu şarkıları neden seçtim bilmiyorum. Albümde bu tarifin uymadığı tek bir parça yok zaten. The Heretics bana bir konsept albüm gibi görünüyor her seferinde. Şarkıların birbirine olan organik ama daha çok ruhani bağları inanılmaz. Her biri albüm içinde kendi cumhuriyetlerini ilan etmiş ama bir yandan da birbirlerine sadakat yemini etmişler. Endüstriyel metal parçalarını anımsatan Fire, God and Fear, Sakis Tolis'in solo albümündeki We The Fallen Angels'a benzeyen The Sons Of Hell, Edgar Allan Poe'nun aynı adlı şiirinin üzerine okunduğu bir başka Tolis tasarımı The Raven, albümün hiç düşmeyen, enerjisini, spiritüelliğini, zenginliğini koruyan diğer Rotting Christ çılgınlıkları.

Şiir demişken, The Raven ile birlikte In The Name Of God ve Hallowed Be Thy Name'de de yer alan dizeler Stelios Steele adlı bir dostumuz tarafından okuyormuş. Steele yanında albüm boyunca dört kişilik olağanüstü bir koro var ki, onlara The Heretics'in gizli kahramanları desek yeridir. Davudi, gotik, hatta bazen ürkütücü boyutlara varan bu muhteşem koro özellikle Hallowed Be Thy Name, The New Messiah, In The Name Of God, The Voice Of The Universe parçalarını hiç yere indirmemecesine uçuruyorlar. 2022'nin Nisan sonlarına doğru sessiz sedasız Holy Mountain adında bir tekli çıkaran grubun yeni albümü çıkacak mı, ne zaman çıkacak herhangi bir bilgi yok henüz. Hatta resmi sitelerinde Holy Mountain bile yok. Norveçli melodik black metal grubu Borknagar'ın vokalisiti olan "Lazare" lakaplı Lars Nedland'in konuk olduğu Holy Mountain pek heyecan yapılacak bir şarkı olmamış ama en azından Rotting Christ cephesinde bir şeyler olduğuna dair ümit veriyor. Bu kadar Hristiyan unsuru barındırmasına, hiç dinlememiş birine yobaz bir Katolik grup imajı verme ihtimaline rağmen anti-Hristiyan varoluşuna her yönden sahip çıkan Rotting Christ, Tolis'in yukarıda belirttiği üzere Hristiyanlık özelinde genel olarak dinlerin kontrol ve manipüle edici gücüne karşı özgürlüğü savunan istikrarlı, mantıklı, zamansız, şahane bir duruş.

1. In the Name of God
2. Ветры злые
3. Heaven and Hell and Fire
4. Hallowed Be Thy Name
5. Dies Irae
6. Fire, God and Fear
7. The Voice of the Universe
8. The New Messiah
9. The Raven
10. The Sons of Hell

30 Nisan 2022 Cumartesi

Issız Ada Radyosu Arşivi (Nisan 2022)

The Sure Fire Soul Ensamble - Step Down
Yıl: 2022 ABD
Tür: Funk, Soul, Afrobeat
"F" Rate: 7/10
I.A.R. tavsiyesi: "Time to Rebuild"

Incite - Wake Up Dead
Yıl: 2022 ABD
Tür: Trash Metal, Groove Metal
"F" Rate: 6/10
I.A.R. tavsiyesi: "The Slaughter"
Sidi Abdallah Oumbadougou - Issiktane
Yıl: 2022 Nijerya
Tür: Tishoumaren, Blues, World
"F" Rate: 6/10
I.A.R. tavsiyesi: "Walla Jhosan"
Jack White - Fear of the Dawn
Yıl: 2022 ABD
Tür: Blues Rock, Garage Rock, Art Rock
"F" Rate: 7/10
I.A.R. tavsiyesi: "Taking Me Back"
Komodo - Komodo
Yıl: 2019 Hollanda
Tür: Alternative Rock
"F" Rate: 4/10
I.A.R. tavsiyesi: "I Want You More"
Nazareth - Surviving the Law
Yıl: 2022 İngiltere
Tür: Hard Rock
"F" Rate: 7/10
I.A.R. tavsiyesi: "Strange Days"
Disembodied Iddm - The Invicible Dimension
Yıl: 2022 Endonezya
Tür: Death Metal
"F" Rate: 6/10
I.A.R. tavsiyesi: "Introvert's Ambition"

Rişar & Kupa 4 - Rişar & Kupa 4
Yıl: 2021 Yunanistan/Türkiye
Tür: Anadolu Pop, World
"F" Rate: 8/10
I.A.R. tavsiyesi: "Aferin Canım Aferin"
Rammstein - Zeit
Yıl: 2022 Almanya
Tür: Neue Deutsche Härte, Industrial Metal
"F" Rate: 5/10
I.A.R. tavsiyesi: "Zick Zack"
Joe Satriani - The Elephants of Mars
Yıl: 2022 ABD
Tür: Hard Rock, Progessive Rock
"F" Rate: 8/10
I.A.R. tavsiyesi: "The Elephants of Mars"
SuckaSIde Vs LROY - Unlicensed to Ill
Yıl: 2022 İngiltere
Tür: Hip-Hop/Rap, Funk, Mash-Up
"F" Rate: 7/10
I.A.R. tavsiyesi: "Open Letter to Bill Withers"
Wolf - Shadowland
Yıl: 2022 İsveç
Tür: Heavy Metal, Power Metal
"F" Rate: 6/10
I.A.R. tavsiyesi: "Dust"
Channel 5 - Vision
Yıl: 2022 Almanya
Tür: Electronic, Indietronica
"F" Rate: 8/10
I.A.R. tavsiyesi: "The Destroyer"
Tuomo Puranen & Timo Kaukolampi - Mister8
Yıl: 2022 Finlandiya
Tür: Ambient, Drone, Electronic, Soundtrack
"F" Rate: 7/10
I.A.R. tavsiyesi: "Cold War - Closing Credits"

Sofi Tukker - WET TENNIS
Yıl: 2022 ABD
Tür: Dance-Pop, House
"F" Rate: 6/10
I.A.R. tavsiyesi: "Larry Bird (feat. Tuck's Dad)"
Rotting Christ - Κατά Τον Δαίμονα Εαυτού
Yıl: 2013 Yunanistan
Tür: Melodic Black Metal
"F" Rate: 8/10
I.A.R. tavsiyesi: "Iwa Voodoo"
Fontaines D.C. - Skinty Fia
Yıl: 2022 İrlanda
Tür: Post-Punk, Indie Rock
"F" Rate: 6/10
I.A.R. tavsiyesi: "Skinty Fia"
Shake Some Action! - Wide Awake
Yıl: 2022 ABD
Tür: Indie Rock, Power Pop
"F" Rate: 7/10
I.A.R. tavsiyesi: "Don't Take It Out on Me"
Hatchie - Giving the World Away
Yıl: 2022 Avustralya
Tür: Dream Pop, Neo-Psychedelia
"F" Rate: 7/10
I.A.R. tavsiyesi: "Lights On"

Satan - Earth Infernal
Yıl: 2022 İngiltere
Tür: NWOBHM, Speed Metal
"F" Rate: 8/10
I.A.R. tavsiyesi: "Earth We Bequeath"

26 Nisan 2022 Salı

Stripper's Union - The Deuce


80'lerde kurulmuş Kanada'nın en saygın gruplarından The Tragically Hip üyesi Rob Baker'ın gitar çalıp şarkı söylediği, Odds grubunun eski üyeleri olan Craig Northey, Doug Elliott ve Pat Steward'ın gitar, bas, davul paylaşımında bulunduğu Stripper's Union, 2005'te çıkardıkları Stripper's Union Local 518 adlı ilk albümlerinden uzun bir ara sonra The Deuce ile adeta hortladı. Bu yazıya başlayıp kendileri hakkında söylenecek ne olabilir diye düşünürken fonda The Deuce'ün 10 şarkısı akıp gidiyordu. Klâsik rock, blues, country nağmelerinin sürekli paslaştığı, nefeslilerin ve piyanonun yalnız bırakmadığı mütevazi müzikleri aklımı başımdan almadı belki. Ama kendi disiplini içinde pek kimsenin üzerinde durmayacağı ufak farklar yaratabilmiş bir oluşum gibi göründü bana. Bu "ufak" görünüşün günden güne artan bir öneme sahip olduğu da unutulmamalı.

Şayet albümü son şarkıdan itibaren dinlemeye başlarsanız (niye böyle birşey yapayım diye sormakta haklısınız, zira benimki tamamen yanlışlıkla oldu), veda şarkısı The Circle Is Small'ın büyülü havasına kapılarak albümün tümünü o şekilde sanabilirsiniz. Tabiî "büyü" meselesi göreceli. Şekle gelirsek, Iggy Pop - Leonard Cohen çağrışımlarına yol açabilecek, orta tempolu, dişi geri vokalli, biraz da gerilimli enfes bir rock şarkısı olan The Circle Is Small, albümle ilgili heyecanları daha ilk dakikalardan arttırıyor. Onun kapanış şarkısı olduğunu farkettikten ve açılış şarkısı, aynı zamanda singlelardan biri olan Making Strange'i dinlemeye başladıktan sonra bu iki şarkı da aynı adamlara mı ait diye düşünmeden edemedim. Making Strange coşkulu, tutkulu, tanıdık, bildik, yine de sevdik bir blues rock bestesi. Only Lows, grubun "live" karakterini orta karar bir bar grubu hüviyetinde sunan, orta kararlılığına karşın kendini dinleten bir başkası. I Give You Away bu kez  o hüviyete kıyıdan köşeden progressive rock hanesi eklemeyi başaran bir şarkı. 3:30 dakikalık bir şarkının bu haneyi eklemeyi başarması da bana göre rock grupları arasında günaşırı gerçekleşen bir durum değil.

Nala isimli şarkıyla rock çeşnisine devam eden Stripper's Union, albümü kalite yönünden biraz daha bileyerek burada da eteğindeki bazı psychedelic taşları döküyor. Ama tekrar nefesli piyanolu rock'n roll müziğe dönmesi için arada bir şarkı bile yok. Poizitif enerjisiyle Burn The Bridge Down hemen devreye giriyor. Fakat bu durumu öyle çaktırmadan, ana gövdesinin birer uzvu gibi göstererek yapıyor ki, tecrübe kozu yine kendini gösteriyor. The Tragically Hip ve Odds gruplarının yakaladığı ortak dalga boyunun 90'lar başına, yani grunge'ın doğuşuna gelmesi, 20 yıl boyunca da bu ruh birliğinin yarattığı kimyanın korunması çok önemli. Zaten Rob Baker bu kimyayı tek kelimeyle özetliyor: Farklı annelerden doğma da olsa, kardeşlik!

1. Making Strange
2. When Your Beauty Fades (You'll Be Lonely)
3. Only Lows
4. High
5. I Give You Away
6. Nala
7. Burn The Bridge Down
8. Fade To Black
9. Whiteout
10. The Circle Is Small

21 Nisan 2022 Perşembe

Komodo - Barbarians

 
Utrecht, Hollanda menşeli Komodo 5 kişilik bir rock grubu. Ama buradaki rock o kadar çeşnili ki, günümüz standartlarında tekdüzeleşen alternative, hard, progressive unsurlar arasında gerçekten nefes alacak alanlar yaratanlar da bu çeşniye sahip olanlar genellikle. Kendi adını taşıyan 2019 tarihli ilk albümlerinden sonra 2022 yılında Barbarians isimli ikinci albümle ortaya çıkan Komodo, pek çok mecrada kısaca tanımlandığı üzere egzotik rock şarkıları çalıp söylüyor. Tabii egzotik kelimesi de açılmalı. Desert blues, alternative rock, surf rock, afro-disco, 60’lar saykodelyası, rumba, raga diye uzayıp giden bir çeşniden söz ediyoruz. Bu kadar farklı ve bazılarının yan yana gelmesi zor türün sevk ve idaresini çok iyi yapan, kemik bir kalıp içinde onları kas veya damar olarak kullanan grup, o egzotikliği hep yanında taşıyarak ilerliyor. Kabataslak dinleyen biri, dümdüz bir yorumla Komodo müziğine alternative rock veya hard rock denebilir. Fakat kabataslak ve dümdüz olamayacak kadar kalıplı, kaliteli, nağmeli bir rock dönüyor ortada. Saydığımız bunca türü doğrudan hissetmek kimi zaman mümkün, kimi zaman zor. Harala gürele bir rock potası içine özensizce doldurulmuş etnik baharatlar yerine, az ve öz dokunuşlarla o sıkıcı alternatif rock hantallığından kendini kurtarmış bir müzik bu. Şarkılara karakterini veren gitar melodilerine, nakaratlara, herhangi bir enstrümandan çıkan "catchy" nağmelere önem veriyorlar.

Kankalar Tommy Ebben (vokal, gitar) ve Gino Bombrini (vokal, gitar, davul, bas, buzuki) tarafından kurulup başka müzisyenler sayesinde genişletilen Komodo'nun ikinci albümü Barbarians, sevimli mızıka melodisi ve dansa müsait akışıyla açılışa konan Lost Kids ile başlıyor. Klasik blues rock / rock&roll kalıplarından gelme ama bunları dümdüz kullanmak istemeyen bir alternatifliğin ürünü olan Ghost Pilot, bazen flütle, bazen kıvrak bir telli çalgıyla inceden etnik tatlar vererek farklı dinleme seanslarında albüme lokomotiflik eden Easy Prey ve Kerosene daha ilk yarı dolmadan çok iyi bir albümle vakit geçiriyor olduğunuzu hissettirebilir. Tıpkı adı gibi belli miktarlarda rock, ska, dub, western arasında zikzaklar çizen Zig Zag, oryantale çalan ritmi, yayvan ve kıvrak gitar melodisiyle Push & Pull, orta tempolu funky ve soul yapısıyla bana Cake şarkılarını anımsatan The Will şeklinde süren albüm hiç bitmesin istiyorum. O da bitmiyor zaten. Dört dakikalık birinci sınıf enstrümantal surf rock Tamraght ile twistimizi de yaptıktan sonra buzukinin yarenliğinde akıp giden neşeli kapanış şarkısı Systems Collapse albümü sonlandırıyor. Tabii çok sevdiğimiz albümlerde bu gibi durumlarda başa dönmeyip sindirim evresine geçiyoruz.

En iyiyi sona saklayıp ayı bir paragraf açmak istediğim, albüme adını veren yaklaşık sekiz dakikalık Barbarians, yine buzukinin bir kenarda şarkının ritmine katkı sağlamak suretiyle kendi halinde takıldığı, perküsyonun orta ritmini hiç bozmayan davula eşlik ettiği, gitarın ince perdeden tatlı mı tatlı bir melodiyle ve sevimli mi sevimli bir hınzırlıkla şarkıya girip çıktığı, kısacası tıpkı bahsettiğimiz diğer iyi şarkılar gibi bir atmosfere sahip. Ama ne oluyor, nasıl oluyorsa şarkının tam ortasında davul ve gitar birden değişip öyle bir kapı açıyor ki, adeta yeniden doğuyor. Hatta o kapıdan girdikten birkaç saniye sonra böyle el çırpmalı, göbek atmalı bir "tuareg" karizmasına evriliyor. Hollandalı bir gruptan kısacık da olsa Tinariwen, Tamikrest, Imarhan coşkusu görmek tüylerimi diken diken ediyor. Sonra yine çaktırmadan baştaki haline yumuşak geçiş yapıyor. İşte o yaklaşık sekiz dakika (7:46) sanki üç dakika gibi nasıl geçip gidiyor anlayamıyorum. Gerçek bir profesyonel işi. Bu yaşananlar albümün tam ortasında oluyor ki zaten ondan sonra geri kalan beş şarkının nasıl olacağı önemini yitiriyor. O kalanlar da kendi güzelliklerini ortaya koyunca Barbarians adında yılın en iyi rock albümlerinden birini daha pamuklara sarıyor, kulağımızın ulaşabileceği bir uzaklığa koyuyoruz.

1. Lost Kids
2. Ghost Pilot
3. Easy Prey
4. Kerosene
5. Barbarians
6. Zig Zag
7. Push & Pull
8. The Will
9. Tamraght
10. Systems Collapse

12 Nisan 2022 Salı

Sakis Tolis - Among The Fires Of Hell

 
Sonunda "metal" olmak üzere gothic, symphonic, black, death ne buldularsa onun metalini yapan Atinalı grup Rotting Christ, 1987'den beri camianın en saygın isimlerinden biri. Hatta sık sık "efsanevi" kelimesi de kullanılır. En son 2019'da The Heretics adlı 13. albümleriyle görüldüler. Takipçileri olmamakla beraber 2016 yılına ait Rituals albümlerini pek severim. Başka da bildiğim yok zaten. Grubun kurucusu, vokalisti, gitar ve keyboard çaları Σάκης Τόλης, yani Sakis Tolis ise metal tutkusunu sadece Rotting Christ ile sınırlı tutmayıp ara ara Black Church, Desolation, NEKPΩN IAXEΣ, Thou Art Lord gibi başka projelerle beslemiş bir çınar adeta. 50 yaşındaki Tolis, pandemi dönemindeki kapanmalar esnasında yazdığı ve düzenlediği bestelerini 2021'den beri bir albüm haline getirme çalışmalarında sona gelmiş, böylelikle Among The Fires Of Hell adını verdiği ilk solo albümünü Mart sonlarında beğenilere sunmuş. Biri cover, diğerleri Sakis Tolis bestesi 9 şarkıdan oluşan albüm, gotik metal ağırlıklı olup daha ilk dinleyişte çarpan, savuran, tekrar güçlü biçimde ayağa kaldıran olağanüstü bir yapım. "Yapım" deyince kulağa film gibi gelmesi de boşuna değil. Among The Fires Of Hell, 1.5-2 saatlik çok iyi bir epik gerilim izleme duygusunu 40 dakikada tattıran müthiş bir tecrübe.

Her ne kadar solo da olsa insan alışkanlıklarından, zevklerinden, rifflerinden kurtulamıyor tabii. Sakis Tolis de görkemli Rotting Christ geçmişinden kopup başka yollara sapmamış. Davul hariç duyduğumuz her şeyi kendisi çalmış, black ve death arasında gidip gelen vokallerle şarkıların gizemine gizem, karizmasına karizma katmış. Davulu ise başta Nightrage, Septicflesh gibi nispeten daha tanınmış isimler olmak üzere bir sürü grupta baget sallamış Selanikli Fotis Benardo çalıyor. Bazı şarkı girişlerinde ve aralarda anlatıcı edasıyla replikler söyleyen Andrew Liles ve Stratis Steele'in davudi sesleri, zaten atmosferi çok kuvvetli olan albüme sinematik bir hava estiriyor. Rotting Christ'e nazaran biraz daha melodik, bazı gitar melodilerinde daha oryantal biçimler tercih eden Tolis, özellikle arka arkaya gelen The Dawn Of The New Age, We The Fallen Angels ve Ad Astra şarkılarındaki muhteşem ritim ve lead gitar rifflerinde yabancılık çekmeyeceğimiz köprüler inşa ediyor. Keyboardların kattığı power metal duygusunun fenalıklar getirmesine izin vermeden (ki power metal bünyesinde o fenalıklara çok maruz kalmışımdır), o duyguyu black metal vokallerle, kıvrak gitar müdahaleleriyle, bazen de power abartısını sağaltan gotik güçlendirmelerle dengeliyor. Bir çok şarkıda bunu duymak mümkün. Benim için bu dengeden emin olmamı sağlayan son nokta da Live with Passion (Die with Honour) diyebilirim.


Sondan bir önceki şarkı The Silence, gotik ve karanlık bir koro ambiyansıyla büyülü bir sabit nakaratı yücelterek Sakis Tolis'in yarattığı bu evrenin önemli parçalarından biri haline geliyor. Ama koro ve büyü demişken kapanışta yer bulan ve albümün tek cover parçası olan Nocturnal Hecate'den de bahsetmek gerek. Şarkının orijinali 1994'te Atina'da kurulan, müzik hayatını Londra'da sürdüren, antik Yunan ve Neo-Pagan folk müzik türünde biri remiks olmak üzere 8 albüm yapmış, aynı zamanda Sakis Tolis'in arkadaşları olan Daemonia Nymphe grubuna ait. Grup şarkıyı Tolis'e vermekle kalmamış, kadınlı erkekli altı üyesiyle de tam kadro koroya geçmiş. Daemonia Nymphe'nin 2007 tarihli Krataia Asterope albümünde bulunan şarkı Tolis'in ellerinde albümün karakterine bire bir uyan şahane bir gotik gerilim kısa metrajına dönüşmüş adeta. Nocturnal Hecate ile albüm bitiyor ama döngüye aldıysanız My Salvation ile o enfes yolculuk tekrar başlıyor. Hazır havaya girmişken devam edersiniz veya durdurup kendinizi yeniden ona hazırladığınız başka bir anda tekrar dinlersiniz. Among The Fires Of Hell öyle çerez niyetine tüketilecek albümlerden değil. Başka işlerle uğraşırken fonda çaldığında bile ziyan olacak diye korktuğum albümlerden.

Pandemi dönemi pek çok sanat dalını farklı şekillerde etkilediği gibi müzisyenler üzerinde de yoğun baskı ve buna bağlı olarak ilham yarattı. Zaten öncesinde de şarkıların liriklerine nüfuz eden ölüm, kurtuluş, melekler, cehennem gibi imalı mistik ve uhrevi temalar üzerinden oluşturulan karanlık ve nihilist okumalar Rotting Christ tarzından çok farklı değil. Bunların karantina döneminde iyice birikip Tolis'e ilham olarak dönmesi sonucu Among The Fires Of Hell gibi bir albümün çıkması son derece anlaşılır. Aslında albüm koyuluğu yanında tanımlanması tuhaf bir coşkuyu da beraberinde getiriyor. Hakkında bu kadar çok isim ve bilgi verebilmiş olmamda, Tolis'i veya Rotting Christ'ı çok iyi bildiğim sanılmasın. Albümden o kadar etkilendim ki, hakkında bulabildiğim her şeye baktım. Tolis'i o köklü geçmişiyle değil de ilk solosuyla tanıdığıma da çok memnun oldum. Hatta fırsat bulunca Rotting Christ külliyatına da girmeyi ciddi ciddi düşünüyorum. Grubunun dağıldığına dair bir bilgi yok ama böyle olacaksa bundan sonraki her Sakis Tolis solosuna kapılarım ardına kadar açık.

1. My Salvation
2. Among the Fires of Hell
3. The Dawn of a New Age
4. We the Fallen Angels
5. Ad Astra
6. Live with Passion (Die with Honour)
7. I Name You Under Our Cult
8. The Silence
9. Nocturnal Hecate (feat. Daemonia Nymphe)

6 Nisan 2022 Çarşamba

Şatellites - Şatellites

 
Önce Şatellites diye bir grup ismi görüp şaşırırsınız. Sonra 70'li yılların 45'liklerinden esinlenilmiş albüm kapağını görünce o yıllara ait bir Türk grup olduğunu sanıp maden bulmuş gibi sevinirsiniz. Zaten şarkı isimleri de Hüdayda, Yekte, Zühtü falan olunca yüksek ihtimalle bu Türk Halk Müziği şarkıları funk, psychedelic pop, elektro saz dokunuşlarıyla yeniden yorumlanmıştır ki, çok severiz. Her ne kadar kendileri hakkında artık yeter seviyesine gelmeye başladığımızı hisseder gibi olduysak da Altın Gün sayesinde bu cover hoşluklarına aşinayız. Neyse, sandığımızın aksine Şatellites, Tel Avivli altı müzisyenden oluşuyor ve albüm 70'lere değil 2022'nin 1 Nisan'ına ait. Tel Aviv ve Türk müziği denince aklıma direkt Ouzo Bazooka ile, daha çok da grubun Türk müziği aşığı lideri Uri Brauner Kinrot ile bir bağlantıları olabileceği geldi. Öyle bir bilgiye rastlamadım. Şatellites'ın lideri ise albümdeki elektrik ve akustik bağlamaları, aynı zamanda buzukileri çalan Itamar Kluger... Kendisi Doğu Karadeniz sahili boyunca uzanan Kaçkar Dağlarında gezerken sazı keşfetmiş, birkaç yıl sonra da bu projeyi hayata geçirmeye karar vermiş. Yafa/Tel Aviv kırsalıyla Türkiye'nin bağrında bir anıt misali duran iki müzik kültürünün buluşması sonucu ortaya 10 şarkılık kendi adını taşıyan ilk albüm Şatellites çıkmış.

1930'larda elektriklenen gitarın yarattığı devrime benzer şekilde, 1960'lardaki sazın elektrifikasyonu Ortadoğu'nun içinde yanıp tutuşan ama malum sebeplerden dolayı (en belirgini satanist bir günah olarak yaftalanması) bir türlü ortaya çıkamayan rock müziğin etnik kanadında patlama yarattı. Geleneksel Anadolu halk müziğinin stilini, ritmini, gamını daha önce gidilmemiş yerlere götüren bu harman, özellikle Anadolu Rock adıyla bu geniş coğrafyada kabul gördü. 70'lerin Türk Halk Müziği ile saykodelik disko kültürünün harmanlanışı da inanılmazdır. Dünyada bu türün bir benzeri daha olmadı. Buradan ilham alan güncel grupların çoğu Avrupa'dan ya da Ortadoğu'dan çıktı. Farklı milletlerden müzisyenlerin oluşturduğu gruplar kadar, tek bir coğrafyadan çıkan ve başka kültürlere ait şarkılara el atan cesur gruplar da oldu. İkinci gruba dahil ettiğimiz Şatellites aslında coğrafya itibariyle Türk kültürüne çok da uzak sayılmaz. Ancak özellikle Itamar Kluger bu müziği o kadar güzel etüt etmiş ki, enstrümantal ya da vokalli, halk müziği veya pop fark etmeksizin o altın yılların ruhuyla oluşturduğu grubunun ilk albümündeki 10 adet yorum bunun kanıtı.


Hüdayda, Zühtü, Yekte gibi söz konusu doğu-batı sentezini kendi açısından güncellemeye yeltenen müzisyenlerin başvurduğu önemli kaynakları bu albümde de görmekteyiz. Zira bu tarz grupların sahip olduğu, funk, rock, groove, disko, sayko ne varsa göstermeye çok müsait bir alt ve üst yapı bu türkülerin mayasında var olan bir şey. Şatellites bu hazineleri boşa harcamamış hatta onlara kendi doğaçlama kapasitesinden de bir şeyler katmış. Mesela Disco Arabesque tam da adı gibi bir şarkı. Ne oraya ne buraya, hem oraya hem buraya ait bir yorum. Kamuran Akkor'un 1992 yılında çıkan Tatlıdır Tatlı albümünde meşhur ettiği Olurmu Dersin (normalde "mu" eki ayrı yazılır ama şakının orijinal ve yeniden yorumları hep bitişik yazılmış), Kluger'in buzukisi, solist Yuli Shafriri'nin yeni Türkçe öğrenen yabancı aksanı eşliğinde enfes bir yorum olmuş. Shafriri'nin şarkılardaki bu aksan meselesi sevimliliği sayesinde itici olmaktan sıyrılıyor. Zafer Dilek ve Alpay'dan olağanüstü versiyonlarını duyduğumuz, hatta Altın Gün'ün Yol albümünde çok hoş bir yorumunu gördüğümüz Yekte'yi enstrümantal yapma fikri de çok tutmuş bana kalırsa.

Açılıştaki Big Baglama ve Seni Sen Olduğun İçin Sevdim adlı şarkıların normalde kime ait olduklarını merak ettim ve orijinallerini dinlemek isterim. Albümün son iki şarkısı daha yavaş yorumlardan seçilmiş. Yağmur Yağar Taş Üstüne nefis bir psychedelic zerafet, hele de kapanışta yer alan, sadece Kluger'in elektro bağlaması ile Shafriri'nin ninni tonundaki sesiyle Cecom ise 3 dakikalık bir büyü adeta. Onların da orijinallerini radara almak lazım. İşte bu gruplar bu işe de yarıyorlar bir bakıma. Şatellites, tanıtım yazılarında müziklerinin özünde Türk müziği olmadığını, tam tersine mümkün olduğu kadar türe yakın olmaya çalıştıklarını vurgulamışlar. Tek amaçlarının bu muhteşem kültürü onurlandırmak, dünyaya daha erişilebilir ve ulaşılabilir bir şekilde sunmak olduğunu belirtmişler. İçinde olduğumuz halde bizim bile ıskaladığımız nice sıkı şarkıyı bulup gün yüzüne çıkarıyor, onlara kendi yorumlarını katıyor, dünyaya sunuyorlar. Altın Gün şimdilik bunu yapan en tanınmış oluşum. Kendi adıma hiç şikayetçi değilim. Ama isterim ki, Ouzo Bazooka gibi veya Avustralyalı King Gizzard & The Lizard Wizard'ın Flying Microtonal Banana albümünde yaptığı gibi bu şahane karışım sırf bir nostalji olmaktan çıksın, kendi yazdıkları özgün bestelerde kendini göstersin. Belki ileride Şatellites da bu yola girer. (Lütfen girsin!) Diğer türlü Türk müziğinde malzeme kullan kullan bitmez. Bu malzemeden üretecekleri kendilerine has materyaller daha ilginç olmaz mı?

1. Big Baglama
2. Hudayda
3. Disco Arabesque
4. Olurmu Dersin
5. Zuhtu
6. Seni Sen Olduğun İçin Sevdim
7. Yar Oi
8. Yekte
9. Yağmur Yağar Taş Üstüne
10. Cecom

31 Mart 2022 Perşembe

Issız Ada Radyosu Arşivi (Mart 2022)

Ibibio Sound Machine - Electricity
Yıl: 2022 İngiltere
Tür: Afrobeat, Afro-Funk
"F" Rate: 6/10
I.A.R. tavsiyesi: "17 18 19"
Snake & Jet's Amazing Bullit Band - Sphere
Yıl: 2022 Danimarka
Tür: Psychedelic Rock
"F" Rate: 6/10
I.A.R. tavsiyesi: "Planetary Dawn"
Konvent - Call Down the Sun
Yıl: 2022 Danimarka
Tür: Death Metal, Doom Metal
"F" Rate: 7/10
I.A.R. tavsiyesi: "Fatamorgana"
The Hellacopters - Eyes of Oblivion
Yıl: 2022 İsveç
Tür: Hard Rock, Garage Rock
"F" Rate: 5/10
I.A.R. tavsiyesi: "Positively Not Knowing"
Mint Julep - Covers
Yıl: 2022 ABD
Tür: Dream Pop, Shoegaze, Cover
"F" Rate: 6/10
I.A.R. tavsiyesi: "Shout"
The Spy from Cairo - Animamundi
Yıl: 2022 ABD
Tür: Electronic, World
"F" Rate: 7/10
I.A.R. tavsiyesi: "Ya Wuldani (feat. Fatou Gozlan, Dou Danbar)

Von Hertzen Brothers - Red Alert in the Blue Forest
Yıl: 2022 Finlandiya
Tür: Progressive Rock, Alternative Rock
"F" Rate: 5/10
I.A.R. tavsiyesi: "All of a Sudden, You're Gone"
Principe Valiente - Barricades
Yıl: 2022 İsveç
Tür: Post-Punk, Gothic Rock
"F" Rate: 6/10
I.A.R. tavsiyesi: "So Much More"
Diplo - Diplo
Yıl: 2022 ABD
Tür: Dance-Pop, House
"F" Rate: 6/10
I.A.R. tavsiyesi: "Don't Be Afraid (feat. Jungle)
Beynelmilan - Anatolian Funk
Yıl: 2022 Fansa/Türkiye
Tür: Funk, Hip-Hop, Psychedelic Folk
"F" Rate: 8/10
I.A.R. tavsiyesi: "Haydi Bastır"
Nilüfer Yanya - PAINLESS
Yıl: 2022 İngiltere
Tür: Indie Pop, Indietronica
"F" Rate: 5/10
I.A.R. tavsiyesi: "the dealer"
I Shot Andy Warhol OST
Yıl: 1996 ABD/İngiltere
Tür: Alternatice Rock, Pop, Rock, Cover
"F" Rate: 6/10
I.A.R. tavsiyesi: Luna - "Season of the Witch"
Moritz Bintig & Matthias Meusel - Gangsters and Casinos
Yıl: 2021 Almanya
Tür: Funk, Electro-Funk
"F" Rate: 8/10
I.A.R. tavsiyesi: "Unstoppable Groove"
Vern Jules & The Aquanauts - The Mandate
Yıl: 2022 Avustralya
Tür: Surf Rock, Garage Rock
"F" Rate: 6/10
I.A.R. tavsiyesi: "River of Mercury"
Lisa LeBlanc - Chiac Disco
Yıl: 2022 Kanada
Tür: Electro-Disco, Funk, Pop
"F" Rate: 7/10
I.A.R. tavsiyesi: "Pourquoi faire aujourd'hui"

Cannons - Fever Dream
Yıl: 2022 ABD
Tür: Synthpop, Chillwave
"F" Rate: 7/10
I.A.R. tavsiyesi: "Hurricane"
Red Hot Chili Peppers - Unlimited Love
Yıl: 2022 ABD
Tür: Funk Rock
"F" Rate: 3/10
I.A.R. tavsiyesi: "Here Ever After"
Caroline Loveglow - Strawberry
Yıl: 2022 ABD
Tür: Dream Pop, Chillwave
"F" Rate: 7/10
I.A.R. tavsiyesi: "Patience Etc..."
Marcia Deviaje - Puedo Siempre
Yıl: 2022 Arjantin
Tür: Indie Pop, Folktronica
"F" Rate: 5/10
I.A.R. tavsiyesi: "El Pico"

Melt Yourself Down - Pray for Me I Don't Fit In
Yıl: 2022 İngiltere
Tür: Afrobeat, Dance-Punk, Acid Jazz
"F" Rate: 8/10
I.A.R. tavsiyesi: "I Got Time"

28 Mart 2022 Pazartesi

Spiral Drive - Visions In Bloom

 
Çekirdek olarak üç kişiden kurulu Spiral Drive, Mannheim, Almanya'da 2018 yılında müzik hayatına başlamış bir grup. Vokal ve illaki gitardaki Raphael Neikes'ın şarkı yazarlığı ve yapımcılığı altında göründüğü için bazı kaynaklarda onun proje grubu diye geçiyor. İsterse solosu olsun hiç fark etmez, ortada çok boyutlu, teknik ve ruh olarak yelpazesi geniş bir müzik, Visions In Bloom adında da canavar gibi bir albüm var. İlk olarak Şubat 2018'de Space Pirates Session adında tamamen canlı kaydedilen bir EP ile kendini gösteren, ufaktan çevre yapan, The Vintage Caravan, Mother's Cake gibi sıkı grupların konser açılışlarında yer alan Spiral Drive, Eylül 2019'da ilk albüm Unity'yi çıkarıyor. İkinci albüm Visions In Bloom'dan sonra ilk albümü dinlediğim için Unity'yi sıradan bulmuş olabilirim. Belki de gerçekten sıradandır. Ama 2022'nin en iyi rock albümlerinden biri olan Visions In Bloom'dan iyi olma ihtimali yok. Tam 1 saat boyunca psychedelic rock ekseni etrafında türlü duraklara uğrayan, uğradığı her durağı küçük bir konser sahnesi haline getiren grup, her uğrayışta yeni keşifler yapılabilecek etkileyici bir yolculuk vaadinde bulunuyor.

Intronun adından alternative/fuzz rock Echoes ile yapılan açılış, nasıl ki bir dizinin pilot bölümü o diziye tamam mı devam mı dememize dair fikir veriyorsa, bana heyecanlı bir devam hissi verdi. Sonra neo-psychedelia Space Train sayesinde ufak ufak çember genişlemeye başlıyor. Böyle devam etsin derken dance-punk Heatwave ortaya çıkıp kulakları ateşe veriyor. Psychedelic fuzz pop rock demekten başka ne denebilir bilemediğim Lines For Lives, albüme kattığı karizmayla sanırım en iyilerden biri. Bu kez boogie punk gibi var olup olmadığını bilmediğim bir tanımda bulunacağım Illusion ile birlikte kafalar iyice karışıyor. Ama bu bu tip bir kafa karışıklığını seviyor, buna eklektik demeyi tercih ediyorum. Üstelik kafa karışıklığı dediğimiz şey gruplara saçma sapan şeyler yaptırabilir. Spiral Drive bile isteye, ayakları yere sağlam basarak "bunu da denemek istiyorum" kararlılığı sergiliyor. Illusion ile albüm sonlansa bile benim için yılın en iyilerinden biri olabilecek şekilde hissetmişken beş şarkı daha olması sevincini en son ne zaman yaşadım hatırlamıyorum.

Screwed adlı parçaya grubun turnelerde açılışını yaptığı Avusturyalı funk rock üçlüsü Mother's Cake konuk olarak iade-i ziyarette bulunmuş. Vokalist Yves Krismer'in de üstün katkılarıyla nefis bir alternative/punk rock ortaya çıkmış. 13th Eye şarkısına ise Fascinator adıyla müzik yapan Avustralyalı Johnny Mackay misafir olmuş. İlk yarısıyla şahane bir gece müziği, ikinci yarısıyla shoegaze virajı alan psychedelic rock Hypnotized ile yolculuğumuz devam ediyor. 8 buçuk dakikalık progressive / psychedelic rock gücü Ego Placebo, bu dakikaların nasıl geçtiğini bana hissettirmeyen bir karakterde. Kozmik, sinematik, sonu "tik" ile biten başka tanımlarla ifade dilebilecek derin bir serüven, genç bir ustalık. Artık son iki şarkıya gelmişken malzeme bitmiştir diye düşünenlere Tame Impala'nın The Slow Rush evreninden gelme Inner Truth ve aynı evrene Spiral Drive birikimi katılmış, kapanış gibi kapanış All Of This Time ile cevap veriliyor. İlk albüm Unity'nin tembel ve risksiz duruşundan çok farklı, arı gibi çalışkan, riski göbek adı yapmış, sakinliği bir büyü haline getirmiş olan Spiral Drive da artık yeni albümlerini merakla bekleyeceklerimiz kulübüne dahil oluyor. Ama daha yeni albüm ihtiyacı hissettirmeyen Visions In Bloom yeni albüme kadar bizi epey bir götürür. Bir gün bir bakmışız, hiç beklemediğimiz bir anda albümün haberini almışız.

1. Intro
2. Echoes
3. Space Train
4. Yeti
5. Heatwave
6. Lines for Lives
7. Screwed (feat. Mother's Cake)
8. 13th Eye (feat. Fascinator)
9. Illusion
10. Hypnotized
11. Omnesia
12. Ego Placebo
13. Inner Truth
14. All of This Time

15 Mart 2022 Salı

Skambankt - Ti

 
Yıl 1994... Bir rock konserinde sahneye çıkması gereken gruplardan birinin etkinliğe yetişemeyeceği anlaşılınca devreye giren bir başka grup kendini ortaya atıyor, aynı gün 9 şarkı yazıyor, akşamında da o şarkılarla sahneye çıkıyor. İşte o kendini ortaya atan üç kişilik grup Norveçli Skambankt... Tabii o zamanlar adları Skambankt mıydı, hatta bir adları var mıydı bilmediğimiz şeyler bunlar. O ana kadar sadece birkaç canlı konsere, birkaç da demoya sahiptiler. Bu sıra dışı konser hadisesinden 10 yıl sonra aynı üçlü bu defa bir bekarlığa veda partisinde karşılaşıyorlar. Böyle ekipmanlı, sahneli, ışıklı, ses sistemli bir parti olması nedeniyle oradaki performansla gaza gelip artık daha ciddi biçimde yol almaları gerektiğine karar veriyorlar. Davulcu Hans Panzer ikinci gitara geçmek isteyip yerine Tom Skalle'yi alınca orijinal Skambankt kadrosu şekillenmiş oluyor ve o su götürmez azimleri sayesinde anlaşma imzalama, albüm yapma evrelerine giriş yapıyorlar. Konsere çıkmayan grubun yerini doldurmalarının üstünden 10 yıl sonra kendi adını taşıyan debut Skambankt'i piyasaya süren grup, 2022 Şubat sonlarında çıkardığı Ti ile dokuzuncu albümlerine imza atmışlar. Dokuzuncu albüme Ti (10) adını vermek hangi sivri zekanın fikriydi ona da bakmak lazım. Belki arada kayıtlara girmemiş bir albüm daha vardır. Lakin güvenilir üç farklı kaynakta dokuzuncu albüm Ti olarak görünüyor. Müzik iyiyse böyle şeylere takılmayalım, takılanları da uyaralım.

Önceki 8 adet Skambankt albümü hakkında hiçbir şey bilmiyorum. Grubu direkt Ti ile tanıdım. Her ne kadar tanıdığım grup önceki 8 adet Skambankt albümünü merak ettirecek kapasitede görünmese de, boş vakit bulunduğunda uğranabilir. Öte yandan Ti ile tanıdığım gruptan çok memnunum. Heavy metal eşiğine varmadan duran klasik hard rock, İskandinav rock gruplarının köklere olan sadakati, sağlam nakarat bilinci gibi çeşitli sebeplerden dolayı daha ilk buluşmada hoşlandığım Ti, 28 yıllık bir tecrübenin geldiği son noktanın abartılmamış, mütevazi unsurlarıyla bezeli bir hard rock güzelliği. Açılıştaki Satan - det e du, klasik Amerikan uyuz hard rock teranelerinden farklı bir havası olacağının sinyallerini veriyor. Bunda Norveççe olmasının etkisi de bazen var, bazen yok. Fonetik olarak fark yarattığı kesin. Kimi şarkılar için ise İngilizce olsa da fark etmezmiş diye düşünebiliyoruz. Müzik olarak basit, etkili, çekici hamlelerin yeterliliği anlaşılmış. Faen ta, Amerika adlı şarkı da risk taşımadan işini görüyor. Üçüncü şarkı Døde øyne, risk dediğimiz şeylerden biri olan psychedelic bölgelere girerek grubun klasik takılmanın dışında özgün şeyler de yazabildiğini gösteriyor.

Gelelim Skambankt'i ve albümünü sevmemi sağlayan en önemli nedene. Albüme adını veren Ti, son yıllarda duyduğum en diri, karizmatik, yoğun hard rock şarkılarından biri. Dördüncü şarkı olarak o kadar kararlı ki, albümün geri kalanı için insana "nereyi imzalıyorum" garantisi veriyor. Onu her dinleyişimde farklı duygular yaşıyorum. Mesela bugün, yenilmek üzere olan bir gruba yetişen son dakika kurtarıcısı eğer bir şarkı olsaydı Ti gibi olurdu diye düşündüm. Elefanten i rommet, Ulver, Tider gibi şarkıların kiminin gitar melodisi, kiminin davul ritmi, kiminin vokal/nakarat bölümleri onların kendi imzaları olarak albümde yerlerini almışlar. Kuru gürültü yapmadan hard rock olabilen Faen ta, Amerika ve kapanışa konan Boomerang iki farklı karakterde şarkı ama genleri aynı. Bu genler Skambankt'in dil ya da tarz olarak bu dev alemde bir şekilde iz bırakabileceklerini gösteriyor bana göre. Motörhead, AC/DC, Sex Pistols, Ramones, The Stooges gibi geleneklere olan sadakatlerini onları taklit etmeden de ifade edebiliyorlar. Yenilenmenin bir yolunu buluyorlar. Belki de bu yüzden Scorpions, Saxon, Magnum gibi bir zamanların fırtına hard rock devlerinin 2022 albümleri bile Ti'nin yanına yaklaşamıyor.

1. Satan - det e du
2. Faen ta, Amerika
3. Døde øyne
4. Ti
5. Elefanten i rommet
6. Ulver
7. De uenige
8. Tider
9. Plan A
10. Boomerang

5 Mart 2022 Cumartesi

Disorientations - Memory Lanes

 
2018'de Antwerp/Belçika'da dünyaya gelen post-punk üçlüsü Disorientations, 2021'de dört şarkılık Close To Disappearing EP'sini çıkarıp olumlu eleştiriler alınca debut albüm çalışmalarını hızlandırdı ve 4 Şubat itibariyle Memory Lanes post-punk severlerin beğenisine sunuldu. Onlardan biri olarak 10 şarkılık albümü ilk dinleyişimde bağrıma bastım. Her dinleyici gibi kendi farklı bağrıma basma kriterleri doğrultusunda post-punk türünün Avrupa kanadına dair işleri bir nebze daha iyi bulmuşumdur. Gotik, enerjik, gizemli, yani bu türün gereklerine sahip bir grup olan Disorientations, Avrupa ya da Amerika menşeli olup olmadığını kafaya takmadan keyfi çıkarılacak örneklerden. Hani ilk duyduğumda İngiliz veya Alman olduklarını düşünmedim değil. Bu önemsiz detay haricinde Disorientations, sürprizsiz ve yılların tecrübesine sahipmişçesine olgun, aynı zamanda gençlik enerjisini müziğine kanalize etmiş sıkı bir üçlü. Memory Lanes ise her şarkının kendi ufak dekorasyonunu yaptığı gri bulutlar altındaki bir tepede yükselen 10 odalı bir eve benziyor. Dekorasyonlar birbirini andırsa da, girip çıktıkça başka detayların farkına varıyor, bir süre sonra iyice alışıp o karanlık ve tekinsiz coşkunun cazibesiyle odaları, evi sahipleniyoruz.

Açılış şarkısı Wandering ile gayet olağan (kötü manada değil) bir görüntü çizen grup, hemen ardından gelen Words ile tepeden tırnağa bir güç ortaya koyarak olağan post-punk görüntüsünün ötesinde bir şeylere sahip olduğunu beyan ediyor. Başta Words ve Watching You Go olmak üzere davulcu Tomas Serrien'in post-punk gruplarında pek de rastlamadığımız türden groovy performansı albüm geneline derinlik katıyor. Öte yandan basçı Lukas Van Camp ise başta Allied olmak üzere bu derinliğe tüm şarkılarda ortak oluyor. Üçgeni tamamlayan Niels Elsermans ise gitarı ve post-punk ketumluğuna saplanıp kalmayan coşkun vokaliyle şarkılara balans ayarı çekiyor. Bu nefis üçlü, Don't, Waiting For, Leftover, Head gibi daha nice taş gibi şarkıyla türün geleceğinin emin ellerde olduğunu hissettiriyor. Tembel, uyuşuk veya sırf yer tutsun diye konmuş tek bir şarkı yok. Belki şöyle melankolik bir balad yapsalardı nasıl olurdu diye merak ettirmedi değil. Gerçi post-punk raconunda olmazsa olmaz o melankoli duygusu, bir balad formunda olmasa da şarkıların sert ve gizemli satır aralarında zaten dolaşımda. Her sene 1-2 çok iyi post-punk grubu mutlaka çıkar. Keşke daha çok çıksa. Ama Disorientations gibi doyurucu olanlar çıktıkça az ama öz tatmini yaşıyor insan.

1. Wandering
2. Words
3. Don't
4. Watching You Go
5. Allied
6. Waiting For
7. Head
8. Leftover
9. Close to Disappearing
10. Zinfandel