30 Kasım 2015 Pazartesi

Issız Ada Radyosu Arşivi (Kasım 2015)

Enya - Dark Sky Island
Yıl: 2015 İrlanda
Tür: Celtic New Age
"F" Rate: 8/10
I.A.R. tavsiyesi: "I Could Never Say Goodbye"

Calibro 35 - S.P.A.C.E.
Yıl: 2015 İtalya
Tür: Psychedelic Rock, Space Rock
"F" Rate: 7/10
I.A.R. tavsiyesi: "Bandits on Mars"
 
Sandrider - Sandrider
Yıl: 2011 ABD
Tür: Stoner Rock, Stoner Metal
"F" Rate: 7/10
I.A.R. tavsiyesi: "Scatter"
 
Le Galaxie - Le Club
Yıl: 2015 İrlanda
Tür: Synth Pop, Electronic, Nu Disco
"F" Rate: 6/10
I.A.R. tavsiyesi: "Le Club"




 
 
Van Halen - For Unlawful Carnal Knowledge
Yıl: 1991 ABD
Tür: Hard Rock
"F" Rate: 7/10
I.A.R. tavsiyesi: "In 'n' Out"
The Starlite Desperation - Go Kill Mice
Yıl: 1999 ABD
Tür: Alternative Rock, Garage Rock
"F" Rate: 6/10
I.A.R. tavsiyesi: "What I Want"
Billy Gibbons and The BFG's - Perfectamundo
Yıl: 2015 ABD
Tür: Blues Rock, Latin Rock
"F" Rate: 6/10
I.A.R. tavsiyesi: "You're What's Happenin', Baby"
 
Funky Bijou - The Soundtrack
Yıl: 2015 Fransa
Tür: Hip-Hop, Funk, Breakbeat
"F" Rate: 7/10
I.A.R. tavsiyesi: "Return of the Anthem"





 
Wayne's World OST
Yıl: 1992 ABD
Tür: Hard Rock, Pop Rock
"F" Rate: 8/10
I.A.R. tavsiyesi: Queen - "Bohemian Rhapsody"
 
Wayne's World 2 OST
Yıl: 1993 ABD
Tür: Hard Rock, Pop Rock
"F" Rate: 6/10
I.A.R. tavsiyesi: Norman Greenbaum - "Spirit in the Sky"
 
The Black Lamps - The Black Lamps
Yıl: 2015 İngiltere
 Tür: Indie Rock, Shoegaze
"F" Rate: 7/10
I.A.R. tavsiyesi: "The Archivist"
 
Tracy Chapman - Greatest Hits
Yıl: 2015 ABD
Tür: Folk Rock, Singer/Songwriter
"F" Rate: 9/10
I.A.R. tavsiyesi: "Fast Car"





 
Ellie Goulding - Delirium
Yıl: 2015 İngiltere
Tür: Electropop
"F" Rate: 4/10
I.A.R. tavsiyesi: "Lost and Found"
Erkin Koray - Elektronik Türküler
Yıl: 1974 Türkiye
Tür: Psychedelic Rock, Anatolian Rock
"F" Rate: 8/10
I.A.R. tavsiyesi: "Yalnızlar Rıhtımı"





 
Cee-Lo Green - Heart Blanche
Yıl: 2015 ABD
Tür: Pop Soul, R&B, Pop
"F" Rate: 5/10
I.A.R. tavsiyesi: "Working Class Heroes (Work)
 
 
 
 
 
 
Nur Yoldaş - Sultan-ı Yegah
Yıl: 1981 Türkiye
Tür: Progressive Pop
"F" Rate: 8/10
I.A.R. tavsiyesi: "Sultan-ı Yegah"
 
 
 
 
 
 
Wolfheart - Shadow World
Yıl: 2015 Finlandiya
Tür: Melodic Death Metal
"F" Rate: 7/10
I.A.R. tavsiyesi: "Last of All Winters"
 
 
 
 
 
The 'Verb - Reverberated... for Your Pleasure
Yıl: 2007 ABD
Tür: Surf Rock
"F" Rate: 6/10
I.A.R. tavsiyesi: "The Wrath of the Mercenary"
 
 
 
 
Dirty Ghosts - Let It Pretend
Yıl: 2015 ABD
Tür: Indie Rock, Post-Punk
"F" Rate: 5/10
I.A.R. tavsiyesi: "Some Kids"
 
 
 
 
 
 
 
Coldplay - A Head Full of Dreams
Yıl: 2015 İngiltere
Tür: Pop Rock, Dream Pop
"F" Rate: 6/10
I.A.R. tavsiyesi: "Adventure of a Lifetime"
 
 
 
 

28 Kasım 2015 Cumartesi

Dirty Streets - White Horse


Memphis dolaylarından gelen üç kişilik Dirty Streets, 2009 tarihli ilk albümleri Portrait Of A Man'den beri takip ettiğim sağlam bir blues rock grubu. Tabii yıl olarak 2009'dan beri takip etmiyorum. Grupla ilk tanışmam 2011 albümleri Movements ile gerçekleşmişti. İki yıl sonra Blades Of Grass derken, yine iki yıl sonra bu kez White Horse ile geri geldiler ve bence en iyi işleri olduğu için haklarında iki lafın belini kırma vakti geldi. Önceki üç albüm fena sayılmazdı ama bel kırmaktan ziyade, vasat üstü bir puan verilip saygı duyulası işlerdi. Oysa White Horse ile birlikte gruba duyduğum bu saygı artık sevgiyle birleşmiş durumda. Blues rock'ı psychedelic unsurlarla karıştırmaya eğilimli grupların geneline duyduğum saygı, White Horse gibi nadir örnekler sayesinde sevgiye dönüşüyor. Dirty Streets bu albümle, bu karışımın günümüzdeki en dikkat çekici temsilcilerinden biri olduğunu kanıtlamış bana göre.

Her zaman olduğu gibi ilk dinleyişte sağlam ipuçları vererek işin özünü ikinci (hatta üçüncü) dinleyişe saklamayı ustalıkla beceren şarkıların toplandığı White Horse, ayakları yere basan psychedelic blues rock örneklerini birbiri ardına sıralıyor. Daha ilk evrede çıkardığım ilk beş dahilindeki Save Me, Plain, When I See My Light, White Horse ve Good Kind Of Woman, albümün bir rock cümbüşü olmasında başı çekenler. Ama Accents ve Dust adındaki iki şarkı, özellikle grubun psychedelic tecrübesini kusursuza yakın biçimde yansıtan özel parçalar. Böyle şarkılarda grup içi jam uyumunun tadına farklı bir açıdan varma fırsatı da bulabiliyorsunuz. Wah pedalını pek bir seven Justin Toland'ın gitarı ve sesinin blues'dan soul'a açılabilen yelpazesi kendini dağıtmayıp, bu türler buluşmasını tek bir çatı altında ustaca gerçekleştiriyor. Bence Dirty Streets bu son albüme kadar ancak 1-2 defa dinlenecek albümler yapmışken, White Horse ile yıllar geçtikçe demlenecek, daha da tatlanacak bir işe imza atıyor. Bir yerlerde plağına da rastlamak dileğiyle...

1. Save Me
2. Looking for My Peace
3. Accents
4. Think Twice
5. When I See My Light
6. Good Kind of Woman
7. The Voices
8. Good Pills
9. Plain
10. Dust
11. White Horse

25 Kasım 2015 Çarşamba

Best Behavior - Good Luck Bad Karma


Brooklyn'den gelen dört kişilik Best Behavior, şarkıları yazan, yapımcılığı yapan, vokal yapıp gitar çalan Alex Gruenburg'ün tek kişilik projesi gibi bir grup. İlk albüm Good Luck Bad Karma, Ağustos ayında çıkmasına rağmen pek ses getirmemiş (muhtemelen bundan sonra da pek getirmeyecek) ama son yıllarda duyduğum en güçlü indie, garage, surf rock albümlerinden biri olarak kalbimi çaldı. Artık klişe olarak değil, türün olmazsa olmazları şeklinde bakılması gereken şarkı tasarımlarındaki bu güç, cayır cayır bir garaj sertliğinden kaynaklanmıyor. Elbette garaj ortamının cayır cayır vaziyeti mevcut. Ama bunu akıcı bir şekle sokmak, tutkuya bulamak herkesin harcı değil. En önemlisi de, daha ilk dinleyişte "catchy" olduğunu belli edip, bir sonraki dinleyişe kadar kendini unutturmayı, bu sayede gizemini belli bir süre muhafaza ederek kendini özletmeyi beceren şarkılar yazmış Gruenburg... Belki bu tariften yeni olmayan tipik bir garage rock algısı oluşabilir. Oluşsun. Fakat bu sebepten bende uzun süreli bir beraberliğin işaretleri de oluştu ki, benim bu türle münasebetim albüm formatından ziyade, şarkı formatında arşivliktir. Oysa Good Luck Bad Karma albümü, takım halinde arşivime girdi.

Her şarkısına, karaoke potansiyeli barındıran karakterde ve tutkuda nakaratlar koyan Best Behavior, bu güçlü nakaratlardan ekmek yeme kolaycılığına kaçmadan diğer gerekli giriş-geçiş-çıkış fikirlerini de boşa harcamıyor. O nakaratları bazen dinleyiciyi şarkının içine çekmek için olta niyetine kullanıyor, bazen de şarkıyı o nakarat üzerine inşa ediyor. Böylece 01:38 dakikalık Star Signs ile 03:30 dakikalık Always sanki aynı süreye sahipmiş gibi kendi derdini anlatıyor ve akıyor. Sadece onlar değil tabii. Magic, Bad Habit, No Friends, Buried On A Mountain diğer anlatılmaz yaşanır Best Behavior parçaları. Please Come Back (Baby You're My Girl), Now I Don't, Not Ready gibi şarkılar sayesinde 60'larla da flört ettiklerini çok net şekilde duyuyoruz. Kapanıştaki akustik Backwards Explanation'a biraz daha western sosu katılsaymış iyi olurmuş ama bu hali de fena sayılmaz. Hepsinde bir ruh, denge, kişilik, karizma, enerji ne derseniz deyin çok samimi biçimde hissediliyor.

Best Behavior, yavan emsalleri gibi amfiyi kökleyip enstrümanlara abanmıyor, şarkı denen şeyin hakkını teslim etmek için becerilerini ortaya koyan bir grup. Sabit bir garaj rock yolu üzerinde yürüyüp sıkıcı olmaktansa, o yol üzerindeki ara yollara girip etrafın tadını çıkarıyor, sonra tekrar ana yola çıkıp yollarına devam ediyorlar. Hatta girdikleri o ara yollar üzerine kendi küçük kasabalarını, köylerini inşa edip onlara şarkı isimleri koyuyorlar. Rock'n roll, garage, surf, indie yakınlığını akrabalık derecesinde aynı haneye yerleştiriyor. Birbirinin kopyası şarkılar yerine, kendi küçük bağımsızlıklarını ilan eden, isim sahibi parçalar üretiyorlar. Mesela Always diye bir şarkıları var. Sadece "always" sözcüğünden ibaret nakaratı bile söyleniş biçimiyle şarkıyı güçlü bir karaktere büründürebiliyor. Söylenecek daha çok şey bulunabilir. Mikrofon onlarda kalsın daha iyi. Burada albümden bahsederken bile karnı acıkmış birinin yemek muhabbeti yapması gibi iştaha gelmek harika!

1. Star Signs
2. Buried on a Mountain
3. Please Come Back (Baby You're My Girl)
4. Not Ready
5. Tinder Flakes
6. Magic
7. If I Ever Found It
8. Bad Habit
9. Always
10. Now I Don't
11. No Friends
12. Backwards Explanation

21 Kasım 2015 Cumartesi

Stevie Ray Vaughan and Double Trouble - In Step


3 Ekim 1954'te Dallas'ta doğan, 27 Ağustos 1990'da bir konser dönüşü geçirdiği helikopter kazası sonrası henüz 35 yaşında hayatını kaybeden Stevie Ray Vaughan, bu ömre sığdırdığı albümler, sayısız konserler, önemli ödüllerle olağanüstü bir blues efsanesiydi. Benim bunu anlamam ise kadim dostları Double Trouble ile 1989'da çıkardığı In Step albümü ile oldu. Özellikle 90'larda hiç elimden düşürmediğim bu albüm (kaset), dönemin çetrefilli rock atmosferinden bunaldığım anlara acayip bir alternatif oluşturuyordu. Yeni bir şey içermemesine, eski kaynakları modern blues kalıplarıyla yansıtmasına rağmen üstadın gitarından yaydığı, şarkı formuna soktuğu süper yeteneğini en iyi özümseyebileceğimiz anlara sahip In Step, aradan geçen 25 yıldan sonra bile yan bakılmayacak sertlikte blues rock besteleriyle hala bir çınar ağacı gibi dimdik durmakta.

Vaughan'ın 6 stüdyo albümünden dördüncüsü olan In Step, onun için bir yeniden doğuş albümü sayılırdı. Uzun süren alkol ve uyuşturucu alışkanlığı yüzünden girdiği rehabilitasyonun ardından çıkan ilk, üç kişilik Double Trouble ile yaptığı son albümdü. 10 şarkının hepsi için ayrı paragraflar açabilir, yazının iyice şişmesine sebep olabilirim. Zamansız ya da kendi zamanını sürekli ileri alabilen yapıdaki In Step, bir kere benim için gelmiş geçmiş en büyük blues rock şarkılarından biri olan, hatta toplamda benim için gelmiş geçmiş en büyük şarkılardan biri olan Crossfire'ı barındırıyor. İlk duyduğum andan bu yana her dinleyişimde yeniden aşık olduğum Crossfire, asla başkasının çalıp söyleyemeyeceği, çalıp söylese bile asla buradaki tadı veremeyeceği süper bir blues rock bestesi. Günümüz modern blues kalıpları diye bir şey varsa (ki var), bana göre örnek gösterilmesi gereken şarkılardan biridir Crossfire.


Üç blues ikonundan Let Me Love You Baby (Willie Dixon), Leave My Girl Alone (Buddy Guy), Love Me Darlin' (Chester Burnett) gibi üç şahane cover bulunan albümde Vaughan, bu şarkılara adeta yeniden hayat veriyor. Hatta bu şarkıların orijinallerinden haberim olmadığı için uzun süre Vaughan'a ait olduklarını sanmıştım. Orijinallerini de sonra dinledim. Onların önünde ceketimi iliklemekle beraber, Vaughan yorumlarına da şapka çıkarmadan edemem. Vaughan'ın 2011'de hayata veda eden yakın dostu şarkıcı, besteci, davulcu Doyle Bramhall (Snakecharmer şarkısı nefistir bu arada) ile yazdığı dört şarkı da birbirinden çılgın anlar içerir. Bunlardan The House Is Rockin' ve Scratch-N-Sniff'in rock'n roll enerjileri adamı kan ter içinde bırakırken, Tightrope ve Wall Of Denial'ın 1989'a ait modern blues rock duruşlarını günümüzle karşılaştırmak insanı zaman zaman hayrete düşürür. İki enstrümantal Vaughan bestesinden biri olan iki dakikalık Travis Walk, sanki Vaughan gitarına nazire yapan Double Trouble davulcusu Chris Layton'ın ağzı bir karış açık bırakan performansıyla dikkat çekiyor. Bir diğeri olan kapanıştaki dokuz dakikalık Riviera Paradise ise, caz rock sularında uzun ve serin bir yolculuğa çıkarıyor.

Stevie Ray Vaughan aramızdan ayrılalı uzun yıllar oldu. Ardında bıraktığı tüm kayıtlar çok değerli. Ama benim için In Step, Stevie Ray Vaughan kullanma kılavuzu gibidir. Tellere tane tane vurduğu anları gözünüzde canlandırırcasına özümsediğiniz mükemmel gitar tekniği, boyut değiştirten gitar soloları kadar, eşsiz bir soul gırtlağına sahiptir. Bilmeyen biri onu rahatlıkla bir siyah sanabilir. Beyaz blues rock'ın bu soul ses ile kimyası, siyah ve beyazın karışıp grileşmeden kendi renklerini diledikleri an ön plana çıkardıkları bir blues cümbüşüne dönüşür. En ufak açığı bile kapatmaya muktedir, sanki Vaughan sesi ile düet yapan Vaughan gitarı ilham vericidir. Buna işinin ehli bas, davul, hammond organ, nefesliler dahil olunca tüm blues rock karizması iliklere kadar hissedilir. Rehabilitasyon sonrası psikolojiden haberim yok. Ama tahmin edilir biçimde eski düzensiz hayatı yeniden rayına oturtmak için alınan tedbirler, verilen sözler bütünü olarak tanımlarsak, In Step hem bütün tedbirlerini almış, sözlerini tutmuş, rayına oturmuş bir görüntü çiziyor. Tabii blues sertliğini, çılgınlığını, hüznünü, emprovize yoğunluğunu törpülemeden.

1. The House is Rockin'
2. Crossfire
3. Tightrope
4. Let Me Love You Baby
5. Leave My Girl Alone
6. Travis Walk
7. Wall of Denial
8. Scratch-N-Sniff
9. Love Me Darlin'
10. Riviera Paradise

7 Kasım 2015 Cumartesi

The Verner Pantons - First Album


The Verner Pantons, Portland dolaylarından şık bir garaj rock grubu. 2014 tarihli ismiyle müsemma ilk albümleri her indie grubu gibi sessiz sakin ortamlarda. Lakin bu sessizlik, derisinin altında gayet sert ama dışlamayan türden bir rock'n roll ciddiyeti saklıyor. Bu tarz albümleri dinler dinlemez genel yapı itibariyle bende tüm bir kabullenmişlik duygusu oluşturuyor. Olmuş bir albüm olduğuna kanaat getirdikten sonra yavaş yavaş, sindire sindire tadını çıkarmaya başlıyorum. Hızlı bir geçişin ardından başlayan bu sindirim safhası, albümün keşfini ve keyfini daha kolaylaştırıyor. Surf gitarının yarattığı western ambiyansını, yer yer makine yağına batırarak çalınan gitarın garaj ambiyansıyla harmanlayan grup, ne western soundu ile iç kıymaya, ne de garaj soundu ile itici bir sertliğe yanaşmayan bir sağduyuya sahip. Bu yüzden gayet şık ve hoş.

Tanıtımlarında "İskandinav mobilyalarından, 60'lar pop art ve op art akımından etkilenmişler" diye acayip bir cümle bulunan The Verner Pantos, 10 şarkılık albümlerinde bariz yükseliş ve alçalışlar yaşamadan yolunu çizen gruplardan biri. Mobilyaları bilmem ama bolca 60'lar ve pop art'ın özellikle İngiliz çağrışımlı kimliğinden doneler taşıdığı açıkça duyulmakta. Şarkıların aynı tornadan çıktığı çok bariz. Üstelik mezuniyet balosu hüznü taşıyan orta tempolu bir rock'n roll anlayışı, bu müziği sindirmeden, yüzeysel biçimde dinlemek isteyen bünyelere sıkıcı bile gelebilir. Oysa bana göre hiç de sıkıcı değiller. Mesela bu kez sondan başlarsak, bana göre albümün en iyisi olan kapanıştaki Penelope Pinwheel'in nakaratsız REM karizması bile tek başına iyi ki bu albümü dinlemişim dedirtti bana. Öyle ahım şahım bir şarkı olmadığını görüyorsunuz ama gitarın o olgun tavrı, grubu salt surf, western, garaj, rock'n roll, indie vesaire yapmıyor. Bu şarkıdan sonra Little Boat ve Ojos Del Sol diğer favorilerim oldu. Geri kalanlar da başta söylediğim genel yapıyı oluşturan sağlam tuğlalar görünümündeydiler. İnşa ettikleri mütevazi garajdan öyle hemen çıkmak istemedim. Hatta geceyi orada geçirdim.

1. Little Boat
2. Cat's Paw
3. Melancholy Girl
4. Dejame
5. Divisions
6. Ojos Del Sol
7. Sarah Saturday
8. Raven and The Dove
9. Amphetamine
10. Penelope Pinwheel

31 Ekim 2015 Cumartesi

Issız Ada Radyosu Arşivi (Ekim 2015)

The Grizzled Mighty - Closed Knuckle Jaw
Yıl: 2015 ABD
Tür: Hard Blues Rock, Stoner Rock
"F" Rate: 7/10
I.A.R. tavsiyesi: "Chantael"

Bryan Adams - Get Up
Yıl: 2015 Kanada
Tür: Pop Rock
"F" Rate: 4/10
I.A.R. tavsiyesi: "Do What Ya Gotta Do"
Orange Goblin - Thieving From the House of God
Yıl: 2004 İngiltere
Tür: Stoner Metal
"F" Rate: 7/10
I.A.R. tavsiyesi: "Some You Win, Some You Lose"
Simon Viklund - Payday 2
Yıl: 2013 İsveç
Tür: Video Game Music, Big Beat
"F" Rate: 6/10
I.A.R. tavsiyesi: "Black Yellow Moebius"
 
JoCo - Horizon
Yıl: 2015 Almanya
Tür: Indie Pop
"F" Rate: 6/10
I.A.R. tavsiyesi: "We Draw a Line"
Satan - Atom by Atom
Yıl: 2015 İngiltere
Tür: Heavy Metal, NWOBHM
"F" Rate: 8/10
I.A.R. tavsiyesi: "Ahriman"
 
Pentatonix - PTX Vols. 1 & 2
Yıl: 2014 ABD
Tür: A Capella, Pop, Cover
"F" Rate: 8/10
I.A.R. tavsiyesi: "Daft Punk"
 
Steve Martin & Edie Brickel - So Familiar
Yıl: 2015 ABD
Tür: Bluegrass
 "F" Rate: 6/10
I.A.R. tavsiyesi: "Always Will"
Ceza - Suspus
Yıl: 2015 Türkiye
Tür: Rap, Hip-Hop
"F" Rate: 6/10
I.A.R. tavsiyesi: "Yok Geri Dönmek"
 
Brooke Annibale - Silence Worth Breaking
Yıl: 2012 ABD
Tür: Pop Rock, Singer/Songwriter
"F" Rate: 7/10
I.A.R. tavsiyesi: "Under Streetlights"
Yppah - Tiny Pause
Yıl: 2015 ABD
Tür: Trip Hop, Downtempo
"F" Rate: 6/10
I.A.R. tavsiyesi: "Bushmills"
Beastie Boys - The In Sound From Way Out!
Yıl: 1996 ABD
Tür: Jazz-Funk, Instrumental Hip-Hop
"F" Rate: 9/10
I.A.R. tavsiyesi: "In 3's"
RotoR - 4
Yıl: 2010 Almanya
Tür: Stoner Rock
"F" Rate: 7/10
I.A.R. tavsiyesi: "Gnade dir Gott"
Tanju Okan - Yorgunum
Yıl: 1980 Türkiye
Tür: Pop
"F" Rate: 8/10
I.A.R. tavsiyesi: "Yorgunum"
 
The Heavy Eyes - Maera
Yıl: 2012 ABD
Tür: Stoner Rock, Hard Rock
"F" Rate: 7/10
I.A.R. tavsiyesi: "Lately"
Blake Shelton - Reloaded: 20 #1 Hits
Yıl: 2015 ABD
Tür: Country, Pop Rock
"F" Rate: 6/10
I.A.R. tavsiyesi: "Neon Light"
 
Wild America OST
Yıl: 1997 ABD
Tür: Hard Rock, Rock, Folk Rock
"F" Rate: 9/10
I.A.R. tavsiyesi: Steppenwolf - "Born to Be Wild"
 
The Panic Division - Aero•Nautical
Yıl: 2015 ABD
Tür: Alternative Rock
"F" Rate: 7/10
I.A.R. tavsiyesi: "The Key is Forever"
 
The Hot Wires - Phantom Fire
Yıl: 2014 ABD
Tür: Garage Rock, Indie Rock
"F" Rate: 6/10
I.A.R. tavsiyesi: "Elevator"
 
VA - Love, Peace & Poetry: Turkish Psychedelic Music
Yıl: 2005 Türkiye
Tür: Psychedelic Rock, Turkish Folk Music
"F" Rate: 9/10
I.A.R. tavsiyesi: Erkin Koray - "Yağmur"

30 Ekim 2015 Cuma

Clutch - Psychic Warfare


2015'in en çok beklediğim albümlerinden birine daha nihayet kavuştum. Iron Maiden, Tame Impala, Toto, The Jon Spencer Blues Explosion, The Go! Team, Hogjaw, The Vaccines, Faith No More şeklinde uzayıp giden bir hayalkırıklığı listesinden sonra en güvendiğim isimlerden biri olan Clutch'ın yeni albümü için endişelenmedim desem yalan olur. Psychic Warfare ile ilgili taze gelişmeleri fırsat buldukça sosyal mecralardan takip halindeydim. İlk single X-Ray Visions, tıpkı Earth Rocker gibi aklımı uçurdu. Albümle ilgili endişe bulutlarını yok edip, heyecanlı bekleyişin gerilimini arttırdı. Şarkı zaten grubun lideri Neil Fallon'ın ifadesiyle birilerinden kaçan bir bilim adamının gerginliğinden bahsettiği için taş tam gediğine oturmuş. Bir diğer single Our Lady Of Electric Light'ın modern western hüznü, neon ışıkların aydınlattığı bardaki bir kadından söz ediyor. Tüm lirikleri yazan Fallon neden söz ederse etsin, Clutch müziği bu küçük hikayelere harika tema müzikleriyle koltuk çıkıyor. Bu iki olağanüstü rock şarkısıyla beklentilere tavan yaptıran grup, bana (ve muhtemelen diğer sadık hayranlarına) şu mesajı verdi: "Beklediğinize değecek!"

11. Clutch albümü Psychic Warfare, 2 Ekim itibariyle her türlü müzik markette yerini almış vaziyette. Yaklaşık bir aydır albümle sağlıklı bir birliktelik yaşamaktayım ve fark ettim ki Psychic Warfare grubun en iyi albümü sayılmaz. Çünkü "grubun en iyi albümü" gibi bir ifade Clutch gibi istikrar abidesi bir gruba söylenmez. Adı üstünde, "sadık" bir hayran olmak bunu gerektirir. Önceki 10 Clutch albümünün bana verdiği yetkiye dayanarak nice büyük grubun (buna ne yazık ki Iron Maiden da dahil) 2015 itibariyle çuvallamasını, "bu saatten sonra ne yapsam gideri vardır" özgüvenine bağlıyorum. Halbuki kazın ayağı öyle değil. Clutch her albümünde o kazın ayağıyla gol bulabiliyor. Bunun nedeni, blues kökenini sertleştirerek, tembel olmayan bir stoner rock ile bunu hamlayarak oturmuş bir şablon elde etmesi. İz bırakacak bir nakarat, ona köprü kuracak dinamik bir geçiş çok önemli. Ama bunu sırf albümü kalabalık göstersin diye değil, bir önceki şarkının etkisini unuttursun, bir sonraki şarkıya zemin ya da gizem hazırlasın diye yapacaksın. İşte ondan sonra ne yapsan gidiyor. Başkası "dur burda yeni şeyler deneyeyim" veya "15 sene önce albümü doldursun diye bir şarkı yaptıydım, onu biraz değiştirip albüme koyayım" zihniyetiyle olaya girince kusura bakmayın, bunu yemiyorum.


X-Ray Visions ve Our Lady Of Electric Light'ın etkisi hala üzerimdeyken dinlediğim Psychic Warfare, artık tipik bir istikrarlı Clutch dinleyeni olduğum için hem hazırlıklı, hem de meraklı bir yolculuğa çıkardı. Noble Savage, Sucker For The Witch ve Firebirds'ün Clutch enerjisini eksiksiz yansıtan örneklerini, A Quick Death In Texas, Behold The Colossus ve Decapitation Blues'un blues rock - doom metal paslaşmasından mütevellit (ki bu paslaşma albüm, hatta Clutch albümleri geneline hakim) akışkanlığını tam kıvamında görmek şahaneydi. Albüm kapanışındaki Son Of Virginia, tüm bu paslaşma, sentez, istikrar muhabbetinin epik bir blues şeklindeki yansımasını masaya vurarak 11. albüme noktasını koydu. Ama bitmişlik duygusundan ziyade, heyecanlı yerinde bitmişlik duygusu her Clutch albümündeki gibi yine oradaydı. Gerisi başka bir sonbahara kaldı.

Clutch, her yeni albümde müziğinin üstüne yeni birşeyler koyan bir grup değil, her yeni albümde müziğinin bulunduğu yerin sağlamlığını tescilleyen bir grup. Hiçbir şarkıda vur-kaç yapmadan, şarkının hacmi ne ise onu yansıttığı için ve bu şarkılar bütününden bir takım oluşturarak "yeni" albümler çıkarmayı sürdürdüğü için büyük bir grup. İşte o hayalkırıklıklarını bana yaşatan onlarca efsane grup, kendi efsane albümleriyle sonsuza dek kalbimde yaşayacaklar. Fakat Clutch benim nazarımda hiçbir vasat ya da düpedüz kötü bir albüm yapmadan o vedaya bir türlü yanaşmıyor. İyi de ediyor. Bir kere şu Neil Fallon denen 44 yaşındaki hipster görünümlü adam, süper kahramanların ille de pelerinli değil, haki montlu ve spor ayakkabılı da olabileceğinin canlı kanıtı. Hatta dış görünüme takılmaya fırsat bulamayacak kadar zihni meşgul eden bir rock kültürünün ikonik temsilcilerinden biri olabilme becerisinin ispatı. Çünkü müzik dışında herşeyin sıradan olmaya hakkı var. "Psychic Warfare is Real!" Psikolojik savaşın gerçekliği biraz da burada. Popüler algılara karşı verilen sonsuz bir dürüstlük savaşı!

1. The Affidavit
2. X-Ray Visions
3. Firebirds
4. A Quick Death in Texas
5. Sucker for the Witch
6. Your Love Is Incarceration
7. Doom Saloon
8. Our Lady of Electric Light
9. Noble Savage
10. Behold the Colossus
11. Decapitation Blues
12. Son of Virginia

27 Ekim 2015 Salı

Pentatonix - Pentatonix


NBC televizyonunda 2009'dan beri sürmekte olan a capella yetenek yarışması The Sign-Off'un 3. sezonunu kazanarak 200.000 dolar ve Sony ile kontrat ödülü kazanan beş kişilik Pentatonix, Sony ve onun çeşitli yan şirketleriyle hep cover söyledikleri bazı EP'ler çıkarmış bir vokal grubu. Kendi adlarını taşıyan 2015 albümlerine kadar hep cover söyleyen grup, If I Ever Fall In Love şarkısı hariç tümü kendi yazdıkları şarkılardan oluşan ilk çalışmalarıyla farklı bir sınav veriyor. Kendilerini ilk defa bu albüm sayesinde tanıdığım ve beğendiğim için hemen sosyal medyada önceki işlerine bakma ihtiyacı duydum. Orada nefis coverlara rastlayınca kendilerini daha çok sevdim. Hatta arka arkaya 7-8 videolarını izleyince onlara birer dizi karakteri gibi alışıyorsunuz. Scott Hoying (bariton), Mitch Grassi (countertenor - yüksek perdeli tenor), Kirstie Maldonado (soprano), Avi Kaplan (bas vokal) ve Kevin Olusola (vokal perküsyon, beatbox) beşlisinden oluşan Pentatonix, tüm nitelikli a capella icracıları gibi en değerli enstrüman olan insan sesinin lezzetini öne çıkaran şarkılara nefes veriyor.

Yaptıkları pek çok üst düzey cover sonrası, ilk kez kendi materyalleriyle verdikleri sınavın sonucu ise genel olarak olumlu. İyi bir cover dinlemekle, sıfır kilometre bir şarkı dinlemek arasındaki fark malum. Cover dinlerken, orijinali ile olan ortak geçmişin sıcak tuttuğu duygularla sürprizlere hazır olurken, yeni şarkıları çok düz bir beklenti içinde dinlemeye başlıyoruz. A capella denince akl(ım)a ilk coverlar geldiği için fırsat buldukça kulak vermeye çalışıyorum. Ama belli isimler dışında bunlar küçük kaçamaklar gibi oluyor. Bu işin piri saydığım Bobby McFerrin bile kendi şarkılarının arasına şahane coverlar koymuş bir adam. İşbu cover söylemek, a capella türüne çok ama çok yakışıyor. Tanıdığımız bildiğimiz o şarkı, tüm o enstrüman hengamesinden uzakta sadece insan sesinin çırılçıplak versiyonunda acayip bir boyuta geçiyor. Fakat Pentatonix albümünü bu tanıdık bildik duygulardan farklı bir bakışla değerlendirmek gerekiyor.


Öncelikle kariyerleri açısından cover grubu kimliğinden kendi özgün kimliğini bulma aşamasına yaptığı başarılı yumuşak geçişle takdir edilmeleri gerekir. Bu albümün grubun yazdığı şarkılardan oluştuğunu bilmesem Na Na Na, Ref, Water, Rose Gold, First Things First gibi ilk beşe seçtiğim şarkıları rahatlıkla daha önce duymadığım bazı şarkıların harika coverları sanabilirdim. Bu şarkılar ve albümün başka parlak anları, grubun cover tecrübelerinden çok iyi dersler çıkardığının göstergesi. Kimilerinin şömine başında söylenen Christmas şarkıları benzetmesiyle aşağılamaya çalıştığı a capella türünün gelişme göstermesi için cover pratiğine ihtiyacı olduğunun da ayrıca göstergesi denebilir. Hoying, Grassi, Maldonado üçlüsünün ileri geri vokallerle sürükledikleri aromalı sesleri ne kadar kaliteli olursa olsun, bu şarkılar sadece onlardan ibaret olsaydı bir noktadan sonra sıkabilirdi. Bu yüzden Avi Kaplan gibi olağanüstü bir bas vokal, Kevin Olusola gibi olağanüstü bir beatbox yeteneği tüm boşlukları dolduruyor. Bu yetmezmiş gibi bir bas gitar veya yaylı gibi, bir drum machine veya canlı perküsyon aygıtı gibi kendi hareket alanlarını da yaratıyorlar. Pentatonix'e bir takım işi diyebilmemiz kesinlikle bu iki adamın renkli performansları sayesinde mümkün oluyor. Bu beş farklı ses biraraya gelince ortaya çıkan armoni, ortak bir karakter yaratıyor.

Albümle ilgili tek eleştirim, biraz fazla pop ve R&B kokması olabilir. Mesela Cracked şarkısındaki gibi blues kökenini hissettiren ya da başka şarkıların ufak anlarında yükselen soul ve gospel coşkusunu yansıtan denemeleri dengeli biçimde kullanmalarını isterdim. Ama hantallaşmayıp sıkboğaz etmedikleri için bu eleştiriyi çok ileri götürmek de istemem. Normalde 13 şarkı bulunan albümün deluxe versiyonunu dinlerseniz, içinde 3 adet cover bulursunuz. Bunlardan sadece Lean On'u (ki 2015'in yaz marşlarından biridir) duymuştum. Where Are Ü Now ve Cheerleader'ın orijinallerini Pentatonix'ten duyduktan sonra dinledim. Şunu söyleyebilirim ki, özellikle Where Are Ü Now ve Cheerleader grubun elinde o kıytırık orijinallerinden çok daha iyi birer şarkı olmuşlar. İsim vermeyeyim, geçmişlerinde bunu daha önce yapmışlıkları da var. Daha önce yazılmış, çalınmış, söylenmiş bazı şarkıların derinine inmeyi, onlardaki gerçek karakteri ortaya çıkarmayı beceren bir yanları var. Üstelik bunu sadece ses telleriyle yapıyorlar. Severek dinliyor, aynı zamanda izliyoruz.

1. Na Na Na
2. Can't Sleep Love
3. Sing
4. Misbehavin'
5. Ref
6. First Things First
7. Rose Gold
8. If I Ever Fall in Love (feat. Jason Derulo)
9. Cracked
10. Water
11. Take Me Home
12. New Year's Day
13. Light in the Hallway
14. Where Are Ü Now
15. Cheerleader
16. Lean On
17. Can't Sleep Love (feat. Tink)

21 Ekim 2015 Çarşamba

The Soul Surfers - Soul Rock!


2010'dan bu yana müzik dünyasında bulunan, ufak konserler, bilinmeyen bazı toplama albümlere konuk olmalar, birkaç single derken nihayet 2015'te Soul Rock! isimli debut ile cümle aleme "biz de varız" diyen The Soul Surfers, Nizhniy Novgorod, Rusya'dan gelen dört kişilik genç bir soul / funk grubu. Ama bu gençlik ve Rusluk durumunu müziklerinden anlamak imkansız. Son derece olgun ve enstrümanlarına hakim bir müziğin genç enerjiyle buluşması, kulaklara şevkini yitirmemiş 20 yıllık bir soul funk tecrübesi gibi duyuluyor. Rus olmaları da artık kimseyi şaşırtmaz. Zira safkan Amerikan funk icra etmenin Rusu, Almanı, Fransızı olmadığını daha önceden defalarca tecrübe ettik. Sadece bu müziğin evrenselleşmesi, diğer türlere göre daha bir orijinal geliyor bana. Tabii eklektikleşmediği, sentezleşmediği, direk bu müziğin kalbinden geldiği sürece. Bu yüzden "raw funk" etiketini çok seviyorum.

Soul Rock!, ilk albümün getirdiği tedirginliklerden ve acemiliklerden fazla nasiplenmemiş bir albüm. Zaten çiğlik söz konusu olduğunda bunları ayıklamak, öyle bir zahmet içine girmek bile anlamsız. Her şarkı belli bir plan üzerinden kendi kaçamaklarını yaşayabilecek derecede özgür sayılır. Funk müzik için de bu çok önemlidir. Bunun bilincinde olan bazı grup ve müzisyenler The Soul Surfers'ın ilk albümüne destek olmuşlar. Onlar da Shawn Lee, JJ Whitefield, Smoove and Turrell, Myron & E gibi ağır misafirleri güzel şarkılarla ağırlamışlar. Bazen enstrümantal, bazen soul vokal eşliğinde, nefeslilerin güven veren desteğini de arkalarına alarak şovlarını yapıyorlar. Şarkılara serpiştirdikleri deli sololarla kah hammond organdan, kah davuldan, kah saksafondan çıkarabildikleri doğaçlama yemek tarifleri oluşturuyorlar.

Bu şovlar arasında öne çıktığını düşündüğüm favorilerim ise, açılışı şanına yakışır biçimde "car chase funk" şeklinde yapan Opening, Shawn Lee'nin sihirli ellerinin değdiği belli olan Time Is A Gun, Myron & E'nin coşturduğu, dans etmek için gerekli baştan çıkarıcılığa sahip You Can Run (But You Can't Hide) From My Love, ayrıca Straight Up, Phoenix, Raw, Astra yani kısaca dinledikçe başka tatların alınacağı, yeniden keşfedileceği 11 şarkının hepsi. Kiminle çalıştılarsa hepsi grup için övgü dolu sözler sarfetmişler. Bunu her önlerine gelene yaptıklarını sanmıyorum. Zira funk müzikte o emprovize duygunun layığıyla iletilmesi yönünde katı bir disiplin vardır ve herkes öyle herkesi durup dururken övmez. (Bilen bilir, caz çok daha acımasızdır.) Bu sağlam referanslardan habersiz biçimde dinleyip çok beğendiğim The Soul Surfers, bu referanslardan haberdar olduktan sonra gözümde daha bir güzelleşti. Soul Rock! tam da adı gibi bir albümdü ama bir yandan yağ gibi de akıyordu. Takip edilmesi gerekenler arasına adı yazıldı.

1. Opening
2. You Can Run (But You Can't Hide) From My Love (feat. Myron & E)
3. Astra (feat. Didier)
4. Straight Up (feat. Smoove and Turrell)
5. T.S.S. Groove
6. Less Talk More Do
7. Time is a Gun (feat. Shawn Lee)
8. Raw (feat. JJ Whitefield and Malcolm Catto)
9. Stop Fooling Around (feat. JJ Whitefield and Malcolm Catto)
10. Phoenix
11. Soul Power