30 Eylül 2021 Perşembe

Issız Ada Radyosu Arşivi (Eylül 2021)

Iron Maiden - Senjutsu
Yıl: 2021 İngiltere
Tür: NWOBHM, Progressive Metal
"F" Rate: 7/10
I.A.R. tavsiyesi: "The Writing on the Wall"
The Artisanals - Zia
Yıl: 2021 ABD
Tür: Folk Rock, Pop Rock
"F" Rate: 6/10
I.A.R. tavsiyesi: "Violet Light"
Candlebox - Wolves
Yıl: 2021 ABD
Tür: Alternative Rock, Post-Grunge
"F" Rate: 4/10
I.A.R. tavsiyesi: "Nothing Left to Lose"
2Cellos - Dedicated
Yıl: 2021 Hırvatistan
Tür: Modern Classical, Symphonic Rock, Cover
"F" Rate: 7/10
I.A.R. tavsiyesi: "I Don't Care"
José González - Local Valley
Yıl: 2021 İsveç
Tür: Indie Folk, Singer/Songwriter
"F" Rate: 6/10
I.A.R. tavsiyesi: "Head On"
Carmine Appice & Fernando Perdomo - Energy Overload
Yıl: 2021 ABD
Tür: Hard Rock, Blues Rock
"F" Rate: 8/10
I.A.R. tavsiyesi: "Funky Jackson"
Cynthia Erivo - Ch. 1 Vs. 1
Yıl: 2021 ABD
Tür: R&B, Soul
"F" Rate: 6/10
I.A.R. tavsiyesi: "Alive"
Daniel Auteuil - Si vous m'aviez connu
Yıl: 2021 Fransa
Tür: Chanson
"F" Rate: 7/10
I.A.R. tavsiyesi: "Saïgon"
Heatwave - Echoes
Yıl: 2021 Romanya
Tür: Techno, Drum & Bass
"F" Rate: 8/10
I.A.R. tavsiyesi: "Integrate (feat. Itti)
Zventa Sventana - Страдания
Yıl: 2006 Rusya
Tür: Electropop, Folktronica
"F" Rate: 7/10
I.A.R. tavsiyesi: "Пошла млада"
Aratan N'Akalle - Manamosse Kel Tamasheq
Yıl: 2021 Mali
Tür: World, Blues, Rock
"F" Rate: 5/10
I.A.R. tavsiyesi: "Naghra Medine"
Raelynn - Baytown
Yıl: 2021 ABD
Tür: Country Pop
"F" Rate: 6/10
I.A.R. tavsiyesi: "Only in a Small Town"
Lindsey Buckingham - Lindsey Buckingham
Yıl: 2021 ABD
Tür: Pop Rock, Singer/Songwriter
"F" Rate: 7/10
I.A.R. tavsiyesi: "I Don't Mind"

Goat - Commune
Yıl: 2014 İsveç
Tür: Psychedelic Rock, Afrobeat
"F" Rate: 7/10
I.A.R. tavsiyesi: "Gathering of Ancient Tribes"

Peace Will Come - Peace Will Come
Yıl: 2021 Brezilya
Tür: Hard Rock
"F" Rate: 6/10
I.A.R. tavsiyesi: "Cape of Good Hope"
Garfield: The Movie OST
Yıl: 2004 ABD
Tür: Pop, Soul, Pop Rock, Rock&Roll
"F" Rate: 7/10
I.A.R. tavsiyesi: James Brown - I Got You (I Feel Good)
Dori Freeman - Ten Thousand Roses
Yıl: 2021 ABD
Tür: Folk, Americana
"F" Rate: 5/10
I.A.R. tavsiyesi: "Ten Thousand Roses"

Fatboy Slim - Better Living Through Chemistry
Yıl: 1996 İngiltere
Tür: Big Beat, Electronic
"F" Rate: 8/10
I.A.R. tavsiyesi: "Going Out of My Head"

Samantha Fish - Kill or Be Kind
Yıl: 2019 ABD
Tür: Blues Rock
"F" Rate: 7/10
I.A.R. tavsiyesi: "Watch It Die"
Juleah - Melt Inside the Sun
Yıl: 2015 Avusturya
Tür: Psychedelic Rock, Blues Rock
"F" Rate: 7/10
I.A.R. tavsiyesi: "Melt Inside the Sun"

28 Eylül 2021 Salı

Rock'n Roll (OST)

 
Fransız sinemasının en popüler aktörlerinden, aynı zamanda senaristlik, yönetmenlik ve yapımcılık da yapan Guillaume Canet'nin Rodolphe Lauga ve Philippe Lefebvre ile senaryosunu yazdığı, kendisinin yönettiği Rock'n Roll, içinde yer alan herkesin kendisini canlandırdığı eğlenceli bir Fransız komedisi. Dünyaca ünlü oyuncu hayat arkadaşı Marion Cotillard ve oğulları Lucien ile sade bir hayat süren Canet, 42 yaşında ve eskisi kadar cazip projeler için düşünülmeyen bir konumda. TV dizisinde birlikte rol aldığı genç ve seksi oyuncu Camille Rowe sette Canet'ye artık "rock" olmadığını, yani eski cazibesini yitirdiğini, kızların takılmak isteyeceği havalı biri olmadığını, kısacası yaşlandığını yüzüne vurunca onun orta yaş krizini tetikliyor ve o saatten sonra Canet'yi kimse tutamıyor. Hala eskisi kadar "rock" olduğunu cümle aleme kanıtlamayı bir misyon haline getiren aktörün bu yolda yaşadığı birbirinden komik, trajikomik ve değil filmdeki çevresi, seyirciyi bile deli edebilecek yolculuğunu konu alan 2017 yapımı Rock'n Roll, benim için geç keşiflerden biri oldu. Geç oldu temiz oldu hesabı, uygun bir zamanda tekrar izlemek istediğim bir film daha kazanmış oldum. Zaten adından ötürü iyi bir soundtrack albümü de olacağını tahmin ediyordum. Filmde duyduğum birkaç tanıdık şarkıdan sonra kolay bulunmayan albümle nihayet buluştum.

Filmin tema müziklerini yapan Yodelice takma adlı Fransız singer/songwriter Maxim Nucci'nin kısa kısa 9 adet enstrümantal parçasının serpiştirildiği albümde Don't Dream It's Over (Crowded House), Enola Gay (Orchestral Manoeuvres In The Dark), You Spin Me Round (Dead or Alive) ve Forever Young (Alphaville) gibi dört adet 80'ler hitinin bulunması, zaten filme yeterince düşmüş olan şahsımın filmin müziklerine de düşeceğinin işaretleriydi. Guillaume Canet'nin hala "rock" olduğunu hem kendine, hem de çevresine kanıtlamak uğruna huzurlu aile hayatını bırakıp gecelere aktığı sahnelerde, gittiği kulüplerin fonunda çalan Don't Dream It's Over, Enola Gay, You Can Do ItThat's Not My Name, Indian Love Call, Take Me Out gibi şarkılar albümde de iyi ki yerlerini almışlar. Bunun yanında filmin neresinde çaldığını hatırlamadığım, aslında çalıp çalmadığını bile hatırlamadığım Amerikalı The Roots'un The Seed 2.0 ve Shirley Ellis'in 1965 yılına ait The Clapping Song (Clap Pat Clap Slap) şarkıları da soundrack kalitesini arttırıcı hamleler olmuş. Böylece pop, pop rock, soul, new wave gibi farklı tatlardan oluşan bir sofra kurulmuş. Böyle farklı tellerden çalan albümleri sevenler olarak o sofranın bir köşesinde hemen yerimizi alırız.


Guillaume Canet ve dünyanın en güzel kadınlarından biri olan Marion Cotillard'ın mesleki uyumlarını hayat arkadaşlığına taşımalarıyla komedi yönünden de çok iyi bir sinema kimyasına sahip olduklarını gördük. İkilinin bir yatak sohbetini çok sevimli bir video klip fantezisine dönüştüren Celine Dion'un 1995 tarihli teklisi Pour que tu m'aimes encore, komik sevişme sahnesinde çalan Richard Sanderson imzalı Go On For Ever ve kavuşma sahnesinde duyduğumuz Demi Roussos'un 80'ler şansonlarından Quand je t'aime, filmin sayısız güzel anlarından üçüne müzikal renk katmış parçalardı. Kapanışta ise Canet'nin oğlunun arkadaşlarına evinin salonunda punk şovu yaptığı sahnede söylediği, orijinali Belçikalı punk rock/new wave grubu Plastic Bertrand'a ait Ça plane pour moi şarkısı yer alıyor. Aslında bence pek bir özelliği olmayan bu şarkılar filmde bu sahnelerin fonunda duyulunca daha bir anlamlanıyor, yüzlere bir gülümseme konuyor. En önemlisi de yarattıkları nostalji duygusu zincirleme olarak başka filmleri, başka film müziklerini akıllara düşürüyor. Bazılarını izlemeyi ertelediğimiz, bazılarını yeniden izlemek istediğimiz bu filmler, içinde kimbilir nasıl sahneler, nasıl şarkılar taşıyor.

Rock'n Roll da uzun süre önce karşıma çıkan ama ciddiye almadığım bir filmdi. Ne zaman ki yıllar sonra karşıma çıktı ve Fransız mizahına dair önyargılarımı bir kenara bıraktığım kör noktama denk geldi, keşke daha önce izleseymişim dediğim bir film kazandım. Hatta tekrar izlemek için bilinmeyen bir zamana rezervasyon bile yaptırdım. Filmde Canet'nin gecelere aktığı tayfası arasında bulunan Yarol Poupaud'dan da bir şarkı olamaz mıydı derken, kendisinin filmden iki yıl sonra ilk solo albümünü yaptığını öğrendim. Yine de onun yer aldığı bir sürü gruptan, özellikle de Yarol Rock'n'Roll Trio'dan bir şarkı seçilebilirdi. Fakat bence albümdeki en önemli eksik, Fransız sinemasının tecrübeli aktörlerinden, aynı zamanda 60 küsür albüm çıkarmış bir rock müzisyeni olan 74 yaşındaki Johnny Hallyday... Filmde Guillaume Canet, genç eşiyle inzivaya çekilmiş Hallyday'i ziyaret ederek onun bu yaşına kadar hep "rock" kalabilmesinin sırlarını öğrenmek istiyor. Onun göründüğü bu hoş sahneye ya da o sahnenin finaline uçsuz bucaksız Hallyday repertuarından bir şarkı iyi giderdi. Hem filmin gösterildiği 2017 yılının Aralık ayında 74 yaşında hayata gözlerini yuman Hallyday için sinema kanadı kadar, müzik kanadıyla da bir veda gerçekleşmiş olurdu. Eksiğiyle fazlasıyla, 80'lere 90'lara yaptığı kısa yolculuklarıyla Rock'n Roll Soundtrack, tatlı, huzurlu, ateşli, eğlenceli, yani tam da filmin olduğu gibi bir derleme.

1. Yodelice - Crazy Drum
2. Yodelice - Marcellito Fanfare
3. Nick Waterhouse - Indian Love Call
4. Dead or Alive - You Spin Me Round (Like a Record)
5. The Ting Tings - That's Not My Name
6. Shirley Ellis - The Clapping Song (Clap Pat Clap Slap)
7. Orchestral Manoeuvres in the Dark - Enola Gay
8. Yodelice - Marcellito Pizz
9. Celine Dion - Pour que tu m'aimes encore
10. Yodelice - Crazy Ambiance
11. Demi Roussos - Quand je t'aime
12. Yodelice - Rock'N'Roll Accordeon
13. The Partners - You Can Do It
14. Crowded House - Don't Dream It's Over
15. The Roots - The Seed 2.0
16. Franz Ferdinand - Take Me Out
17. Yodelice - Marcellito Main
18. Alphaville - Forever Young
19. Richard Sanderson - Go on for Ever
20. Ricchi e Poveri - Sara perche ti amo
21. Yodelice - Marcellito Instru
22. The Afters - Early Morning Jam
23. Yodelice - Crocodile Ranger
24. Yodelice - Target
25. Guillaume Canet - Ça plane pour moi

23 Eylül 2021 Perşembe

Summerhill - Summerhill


Danimarka'nın kuş uçmaz kervan geçmez indie pop sahnesinden hoş bir ses olan Summerhill, 2007 yılına ait ilk ve şimdiye kadar tek albümüyle kulağıma çalındı geçenlerde. Yaptıkları his sahibi müziğin de etkisiyle bende hüzünlü bir sempati yarattılar. Hoş mu hoş vokalist Sofie Darting'in benzerlerine daha önce de rastlanmış kadife sesi, grubun benzerlerine daha önce de rastlanmış indie pop ezgileriyle dingin ve diri bir uyum içinde. Benzerlerine daha önce rastlanmış böyle bir müziğin, öyle pat diye rastlayamayacağınız bir temsilcisi olarak Summerhill'in iddiasız ama kendi içinde bir karakter olabilmiş 9 şarkısı, kimilerine göre tüm bir günü kurtarmayabilir. Yine de benim bir geceyarımı kurtardı ve başka geceyarılarıma da randevu koparma ihtiyacı doğurdu. Kendimi Sofie ile önce sinemaya, oradan da birşeyler içmeye gitmişiz gibi bir randevuda hissettim.

İlk şarkı Country Boy ile sahip olduğu renkleri belli eden Summerhill üçlüsü, trompeti, gitarı, yaylıları kattığı pop muhteviyatını Sofie Darting'in naif olduğu kadar seksi (bana öyle geldi sanki!) vokaliyle şarkılara aktarıyor. Hemen ardından gelen Parking Lane, grubun ilk single'ı olması sebebiyle de çoksesli ve karakterli bir beste. Trompet yine şarkıyı yalnız bırakmıyor, adeta bir sac ayağı görevi görüyor. July'da ise bu kez ince tondan akan armonika aynı işlevi görüyor ve haliyle şarkının melankolisine ekstra katkılarda bulunuyor. Cherry gibi bir başka ince ruhlu şarkının July'dan sonra gelmesi, melankoliyi şikayet edilmeyecek şekilde biraz daha uzatıyor. Kaygan gitarlarla bir western ambiyansı da yakalayan Tomorrow ve yaylıların trompete üfleyen nefeslerle birbirine karıştığı (işi yine seksilik üzerinden götürürsek seviştiği!) Home diğer ayrıcalıklı şarkılar. Bu harika randevu, Sugar Tate'in hüzünlü bir müzikalden çıkmış yoğunluğu ile nihayetleniyor.

Özellikle ülkesi Danimarka'nın radyolarında ve müzik dergilerinde övgü dolu sözlerle karşılanan, ne var ki debut sonrası sesi soluğu çıkmayan Summerhill hakkında en güzel benzetmeleri de bu yayınlar yapmış. Albümü ve tabiî müziği, uzun bir yaz gününü geçirmek isteyeceğimiz küçük bir beldeye (pek yaratıcı olmasa da) ya da bir Doris Day filminin günümüze yansımış müziklerine benzetmişler. Bu eksik olmayasıcalar başka söze gerek bırakmadıklarını düşünseler de, grubun ilham veren müziği sayesinde biraz uğraşla en kral benzetmeleri acımadan önlerine yığacağımızı bilmeliler. İlham, güzelliğin kendisinden alındığı kadar, ilham alanın kendi iç sevaplarından/günahlarından da beslenen birşey ne de olsa.

1. Country Boy
2. Parking Lane
3. July
4. Cherry
5. Tonight
6. Tomorrow
7. Feeling Fine
8. Home
9. Sugar Tate

18 Eylül 2021 Cumartesi

The Limiñanas & Laurent Garnier - De película

 
Marie ve Lionel Limiñana çiftinden oluşan Fransız "garage-psychédélique" ikilisi The Limiñanas ile yine Fransız elektronik sahnesinin öncü isimlerinden Laurent Garnier'in işbirliğinden ortaya çıkan 12 şarkılık De película adlı albüm, ne Limiñanaları, ne de Garnier'i tanımayan benim gibi kaç dinleyiciyi ilk duyuşta avucunun içine almıştır bilemiyorum. Artık nerede, ne şekilde karşılaştılarsa ortak yanları olan Alman deneysel krautrock grubu Can, rock, trance, psychedelia tutkularını paylaştıktan sonra bunları pratiğe dökmeye karar vermişler. Garaj rock ve elektronik müziğin ortaklığı kağıt üzerinde bile heyecan verirken bir de bunun albümünün yapılması müthiş bir olay. Bu iki türün birleşiminden umduğumun yarısına bile razıyken De película bana işin %90'ını verdi diyebilirim. Tabii yeni icat edilmiş şeyler yok albümde. Hatta şarkı şarkı gezerken aklınıza çeşitli isimlerin ve başka alt türlerin gelmesi, ve hatta bazı şarkıların garaj ve elektro karışımı gibi bile durmaması gibi tuhaf şeyler bu ortaklığın cazibesini arttırıyor. Zaten ne 2009'da kurulan The Limiñanas, ne de şu an 55 yaşında olan Laurent Garnier kariyerleri boyunca sözü edilen türlerin tek bir dalına takılıp kalmamış, arayış sahibi usta müzisyenler.

De película bir konsept albüm. Konsepti de, Saul ve Juliette adında iki genç haydutun Fransa'nın güneyinden İspanya sınırına yakın bir bölgesine yaptıkları tutkulu, romantik, gerilimli yolculuğunun seslere, şarkılara dönüşmüş hali. Başrollerini 6 Eylül 2021'de hayatını kaybeden Jean-Paul Belmondo ve Jean Seberg'in paylaştığı Jean-Luc Godard'ın 1960 yılı harikası À bout de souffle geleneğinden gelen bu konsepti müzikal bir boyuta taşıyınca hangi renklere ihtiyaç olacağını iyi bilen Limiñana çifti ve Laurent Garnier, günümüz alternatif elektronik dinamiklerine retro dokunuşlar yaparak sadece bu konseptin müziklerini yapmakla kalmamışlar, adeta filmini de çekmişler. Electronica, trip-hop, easy listening, funk, rock, neo-psychedelia, breakbeat, nu-jazz gibi pek çok türü birbirine çarpıştırmak, bu çarpışmaları ustalıkla organize etmek suretiyle (kapanıştaki Que Calor ! şarkısının edit versiyonunu saymazsak) 11 şarkı haline getirmişler. Bu sayede kalitesi, enerjisi, dramatik dengeleri, sinematik gücü tartışılmaz bir albüm ortaya koymuşlar.

Açılış jeneriği tadındaki Saul ile başlayan De película, daha ilk elden koltuğa şöyle iyece yerleştiren, tempolu ve gerilimini kontrol eden atmosferiyle, Lionel Limiñana'nın aralara sızan karizmatik "spoken word" replikleriyle şahane bir başlangıç yapıyor. Bu replikleri her şarkıda duymuyoruz. Duyduğumuzda da içimize işliyor. De película'nın enstrümantal dokusunda hipnotize edici dinamik bir döngü, o döngüye psychedelic manada sürekli girip çıkan bazen gitar, bazen tuşlular bulunmakta. Şarkıların normalden biraz uzun tutulmuş olması da bu döngüsel hipnotik etkiyi arttırıyor. Fakat şahsen 2-3 şarkı dışında bu uzunluğu hiç hissetmedim diyebilirim. İki karakterin ismini taşıyan şarkılardan Saul nasıl harikulade bir şeyse, sakince başlayıp usul usul gerilimini arttıran, sonlara doğru aldığı gitar desteğiyle sertleşip epik bir karakter kazanan Juliette de yabana atılır gibi değil. Hele yerçekimine meydan okuyan muhteşem bir Promenade oblique var ki, artık The Chemical Brothers bile böylesini yapamıyor. (Zamanında yaptı, artık yapmak istemiyor diye savunulmasını da kabul etmiyorum.) Que Calor ! şarkısında Edi Pistolas, Au début c'était le début şarkısında da Bertrand Belin adında iki şarkıcı konuk alan The Limiñanas ve Garnier üçlüsü, daha uzun uzun anlatılası, her dakikasından kalite akan bir albümle hayatımıza girmişler. Hani hikayelerden, romanlardan film uyarlamaları yapılıyor ya, böyle albümlerden de filmler yapılmalı dedirtiyorlar insana.

1. Saul
2. Je rentrais par le bois ... BB
3. Juliette dans la caravane
4. Que Calor ! (feat. Edi Pistolas)
5. Promenade oblique
6. Tu tournes en boucle
7. Steeplechase
8. Juliette
9. Ne gâche pas l'aventure humaine
10. Au début c'était le début (feat. Bertrand Belin)
11. Saul s'est fait planter
12. Que Calor ! (feat. Edi Pistolas) (Edit)

11 Eylül 2021 Cumartesi

Ouzo Bazooka - Dalya

 
Tel Aviv'den çıkan en güzel şey olan Ouzo Bazooka, hiç çaktırmadan albüm yapmış ve adını da Dalya koymuş. Uri Brauner Kinrot ve saz arkadaşları hakkında artık daha ne söyleyebilirim derken her yaptıkları albümden sonra yine kendimi bir şeyler yazarken buluyorum. Yazacaklarım öyle yeni şeyler içermiyor. Zaten Ouzo Bazooka (2014) ve Transporter (2019) albümleri çıktığında yine gaza gelip ağzıma geleni söylemiştim. Ouzo Bazooka müziğini ne kadar sevdiğimi göstermenin basit bir şekli sadece. Tek kişilik bir karşılama yapıyorum kendimce. Hani bir cümle bile yazsam içim rahat edecek. Psychedelic kapaklarıyla birdenbire karşıma çıkan her Ouzo Bazooka albümüne saniyesinde atlayıp hepsinden büyük keyif aldım. Dalya için de aynısı oldu. Ama albümde sadece 6 şarkı görünce önce EP sandım ki, 2018 tarihli 5 şarkılık Songs From 1001 Nights EP'sinden pek memnun olmadığım için biraz endişeye sürüklendim açıkçası. En kısası 5 dakika olan 34 dakikalık Dalya, belki en iyi Ouzo Bazooka albümü değil. Ama onlardan ne bekliyorsam bulduğum bir albüm.

Açılışa koydukları ve albümden takriben 1-2 hafta önce dinleme fırsatı bulduğum Monsters, elektro saz aromalı gitarın hipnotize edici döngüsel melodisiyle "mind blowing" kabilinden saykodelik bir canavar adeta. Gitarın o tonu ve çıkardığı ezgiler, grubun müziğini Ortadoğu aşinalığıyla birlikte bize çok yaklaştırıyor. Bunu albümün tamamı, hatta Ouzo Bazooka müziği için de söylüyoruz. Uri Brauner Kinrot'un Selda Bağcan ve Erkin Koray hayranlığı, Ouzo Bazooka ismini duyan hemen herkesin bildiği bir şey. Yine bu Bağcan / Koray hayranlığını çok iyi dönüştüren, özellikle 2017 tarihli Flying Microtonal Banana albümünde olağanüstü işler çeviren Avustralyalı grup King Gizzard and The Lizard Wizard'a da buradan selam gönderelim. Anadolu Rock o kadar özgün, organik, orijinal, benzersiz bir türdü ki, Ouzo Bazooka gibi Ortadoğu menşeili bir grubun genlerindeki yatkınlık neyse de, Avustralyalı bir grubun bu türü etüt edişindeki başarı yabana atılır gibi değil. Anadolu rock kavramını canlı tutmaya yeltenenlerin ve bunu büyük oranda başaranların Anadolu dışından olmaları da ayrıca düşündürücü diyerek mesaj verelim. Selam göndermeler, mesaj vermeler, bunlar hep dış güçlerin müziğimize olan bu tip saldırılarından kaynaklı endişeler.

Fazla boş yapmayıp Dalya'ya dönersek, Monsters ile birlikte en beğendiğim şarkılardan olan It's A Menace'ın harikulade Anadolu Rock karakterleri, sırıtmayan İngilizce liriklerle ve yer yer elektrik dokunuşlarla kendi şeklini şemalini ortaya koyuyor. Albüm geneli bu şekle sonuna kadar sahip çıkıyor. Peş peşe gelen iki enstrümantal parça Alhagamal ve Kruv, içlerinde sanki başka parçalar taşıyormuşçasına boyutlu ve güçlüler. Vokal olsa veya olmasa ne fark ederdi diye düşündüren bu şarkılar, her iki durumda da iyi olabileceklerini hissettiriyorlar. Belki vokalli şarkılar daha belli rotalar çiziyor olabilir. Ama çok iyi bir kapanış yapan Nine da dahil tüm vokalli şarkılar bu albümde kendi rotalarını öyle iyi çiziyorlar ki, nereye gittiklerinden ziyade nasıl gittikleri üzerine çalıp söylüyorlar sanki. Neden sadece 6 şarkı diye duyduğum üzüntü, şarkıların yarattığı geniş alanların saykodelik, kozmik ve progressive hissiyatlarla doldurulduğunu görünce yerini tatlı bir doygunluğa bıraktı. Dalya'nın 12 şarkılık bir albüm olduğunu düşününce uykularım kaçıyor. Ama elimizdeki şu 6 şarkılık albüm bile görevini yerine getirdikten sonra dinleyicisine rahat bir uyku çektirme konforuna sahip.

1. Monsters
2. Million Years of Light
3. Alhagamal
4. Kuv
5. It's a Menace
6. Nine

31 Ağustos 2021 Salı

Issız Ada Radyosu Arşivi (Ağustos 2021)

Yola - Walk Through Fire
Yıl: 2019 İngiltere
Tür: Country Soul, Blues Rock
"F" Rate: 8/10
I.A.R. tavsiyesi: "Faraway Look"
Sepultura - Sepulquarta
Yıl: 2021 Brezilya
Tür: Groove Metal, Trash Metal
"F" Rate: 7/10
I.A.R. tavsiyesi: "Cut-Throat (feat. Scott Ian)
İpek Yolu - Tropical Anatolia
Yıl: 2021 Almanya/Türkiye
Tür: Folk, World
"F" Rate: 6/10
I.A.R. tavsiyesi: "Fidayda"

David Holmes - The Dogs Are Parading
Yıl: 2010 İngiltere
Tür: Electronic, Funk, Hip-Hop, Compilation
"F" Rate: 7/10
I.A.R. tavsiyesi: "The Die Hard Rationalist"
CLAVVS - World Underwater
Yıl: 2017 ABD
Tür: Indie Pop, Synthpop
"F" Rate: 6/10
I.A.R. tavsiyesi: "Bloom"

Coral Moons - Fieldcrest
Yıl: 2021 ABD
Tür: Indie Rock, Pop Rock
"F" Rate: 5/10
I.A.R. tavsiyesi: "I Feel Alive"
CODA OST
Yıl: 2021 ABD
Tür: Pop, Soul
"F" Rate: 7/10
I.A.R. tavsiyesi: Emilia Jones - "Both Sides, Now"
Rufus Black - Rise Up
Yıl: 2017 İngiltere
Tür: Blues Rock, Soul
"F" Rate: 6/10
I.A.R. tavsiyesi: "Shut Up"
VA - Habibi Funk 015: An Eclectic Selection of Music From the Arab World, Part 2
Yıl: 2021 Almanya
Tür: Funk, Pop, World
"F" Rate: 8/10
I.A.R. tavsiyesi: Magdy Al Hussainy - "Music de Carnaval"

Konni Kass - Diplopia
Yıl: 2021 Faroe Adaları
Tür: Indie Pop
"F" Rate: 5/10
I.A.R. tavsiyesi: "Nighttime"
Pridjevi - Drugi Korijen
Yıl: 2021 Hırvatistan
Tür: Neo-Psychedelia, Chillwave
"F" Rate: 6/10
I.A.R. tavsiyesi: "Dizndajzer"
Goat - World Music
Yıl: 2012 İsveç
Tür: Heavy Psych, Psychedelic Rock
"F" Rate: 7/10
I.A.R. tavsiyesi: "Det som aldrig förändras / Diarabi"
Sorrows - Love Too Late...the real album
Yıl: 2021 ABD
Tür: Indie Rock, Power Pop
"F" Rate: 5/10
I.A.R. tavsiyesi: "So Much Love"
CHVRCHES - Screen Violence
Yıl: 2021 İngiltere
Tür: Synthpop, Electropop
"F" Rate: 6/10
I.A.R. tavsiyesi: How Not to Drown (feat. Robert Smith)
Zventa Sventana - Hа Горе Мак
Yıl: 2021 Rusya
Tür: Electropop, Folktronica
"F" Rate: 7/10
I.A.R. tavsiyesi: "Hа Горе Мак"
Casino OST
Yıl: 1995 ABD
Tür: Soul, Jazz, Blues, Rock&Roll
"F" Rate: 10/10
I.A.R. tavsiyesi: The Moody Blues - "Night in White Satin"
Superstate - Superstate
Yıl: 2021 İngiltere
Tür: Indie Rock, Alternative Dance, Art Pop
"F" Rate: 6/10
I.A.R. tavsiyesi: "Butterfly (feat. Graham Coxon)
the feelers - Hope Nature Forgives
Yıl: 2011 Yeni Zelanda
Tür: Alternative Rock, Pop Rock
"F" Rate: 7/10
I.A.R. tavsiyesi: "Sweet the Tempest"
Ashland Craft - Travelin' Kind
Yıl: 2021 ABD
Tür: Country Rock
"F" Rate: 6/10
I.A.R. tavsiyesi: "Travelin' Kind"


Juleah - Shimmering Road
Yıl: 2013 Avusturya
Tür: Psychedelic Rock, Blues Rock
"F" Rate: 8/10
I.A.R. tavsiyesi: "Town of Abidance"

28 Ağustos 2021 Cumartesi

Juleah - Stoked On Planet Summer

 
Bir albüme şans vermek için kimi zaman kapağı, kim, zaman öncesinde duyduğunuz bir şarkısı, kimi zaman da burada olduğu gibi künyesi yeterlidir. Künyesinde Rock, Shoegaze, Neo-Psychedelia, Surf Rock yazan ve bu sebepten çölde bira bulmuş gibi atlayıp dinlemeye başladığım sevgili Juleah kişisine/grubuna ait Stoked On Planet Summer, kıvrak surf gitarın rehberliğindeki cool bir ablanın seslendirdiği Eat Sleep Sun ile çok iyi bir açılış yapıyor. Alternatif ve indie cenahtan bir "yaz rock" olan bu şarkının ardından Why ile tempoyu biraz düşürüp dokunaklı bir riff sayesinde şarkıyı yükselten Juleah, yavaş yavaş rengini belli ediyor. Sıradaki Chrysalis, bas, gitar, davul üçlüsünün uyumuyla, özellikle de gitarın yaydığı tatlı surf/western melodisiyle ne oluyoruz dedirtti. 2021'de duyduğum en iyi şarkılardan biri olan Chrysalis ile işi ciddiyete binmişken, dördüncü şarkı Fruit Tree and The Fuzzy Bee, yaklaşık 6 buçuk dakikalık süresini hiç hissettirmeyen ve yine gitarın çok iyi bir riff ile psychedelic surf sularına bıraktığı enfes bir şarkı. İşte tam bu noktada, dördüncü şarkıdan sonra albümü dinlemeyi bıraktım. Çünkü Juleah kimdir, bu harika şarkılar nereden gelir, başka albümleri var mıdır diye ona dair her şeyi en baştan almak, Juleah çalışmak istedim.

Amerika'nın hangi güney eyaletinden geldiğini, grup mu yoksa şarkıcı mı olduğunu bilmediğim Juleah, meğer Julia Hummer adında, başkenti Viyana olan Avusturya'nın Vorarlberg şehrinden gelme bir singer / songwriter / guitarist ablamızmış. Stoked On Planet Summer ise onun dördüncü albümüymüş. 2013 tarihli ilk albümü Shimmering Road ile başlayan Juleah yolculuğum daha ilk elden büyülü bir hal aldı. Yarım bıraktığım son albümle aynı sounda sahip Shimmering Road, Juleah'ın yönlendirici, toparlayıcı, bazen de adeta bir vokal gibi kanlı canlı gitar melodileriyle rotalar oluşturan şarkılardan oluşmakta. Hele bir Town Of Abidance var ki, dinlerken yerden yaklaşık 1 metre yükseldiğime yemin edebilirim ama kanıtlayamam. Meğerse benim standartlarımda 2013'ün en iyi şarkılarından biriymiş. Keza Shimmering Road (2013), Melt Inside The Sun (2015) ve Desert Skies (2019) albümleri de kendi yılları içinde yılın en iyi albümlerindenmiş. Bu kadar albüm kaçırdıktan sonra nihayet Stoked On Planet Summer'ı yerinde ve zamanında yakalamanın mutluluğu içindeyim. Hepsi 10'ar şarkıdan oluşan, künyesindeki türleri birebir değil, hepsini ustalıkla karıştırıp bir potada eriten, benim nazarımda bir "Juleah müziği" yaratan bu muhteşem kadının, amatör Eat Sleep Sun videosundan anladığım kadarıyla normal bir eş ve anne görüntüsü de tevazusuyla karizmasını kat kat arttırdı.


Bu Juleah müziğini biraz daha açarsak, sözünü ettiğimiz türlerin hepsinden biraz biraz mevcut ama hiçbirini doğrudan bu surf rock, şu blues rock, bunda neo-psychedelia var, şunda psychedelic rock var diye kasmıyoruz. Surf, western, desert, blues gibi sinematik rock formlarını bu kadar özümseyip onlardan basit bir biçimde kendi çıkarımlarını yapan Juleah, o basitlik içinden hayalgücü geniş dimağlarda harikulade manzaralar yaratacak kadar yoğun sindirimler sağlıyor. Yazın çıkılan doğayla iç içe bir seyahatin, denizle veya çölle paylaşılan tatlı tembelliğin, güneşe sunulan teslimiyetin müziğini yapıyor. Sadece güne değil, geceye de şahane paylar bırakıyor. Gece yarısı girdiğiniz bir beldenin benzin istasyonunu, uzaktan görüp hep uzakta kalmasını istediğiniz şehir ışıklarını, belki aç karnına sigara molası verdiğiniz terminalini, o saatte konuşacak yerlisini bulduğunuz parkını, belki tatlı bir uyku çekeceğiniz köhne otelini aklınıza getiriyor. Gitar tonları ve melodileriyle o kadar güçlü anlar yakalıyor ki, bir orkestra şefi edasıyla şarkıları gidecekleri yere götürmekle kalmıyor, götürdüğü yerden bir sürü hediyelik eşyayı da çantanıza dolduruyor. Bu tasvirlerden virtüözite, komplike, epik çıkarımlar yapılmasını da istemem. Juleah müziğinde muhteşem bir normallik, sapına kadar dürüstlük, günün her anına sirayet eden kafası güzel bir samimiyet var.

Stoked On Planet Summer'a kaldığımız yerden devam edelim. Dört Juleah albümünü en baştan kronolojik olarak yudumlamak istememe sebep olan ilk dört şarkının sihrini tekrar yaşadıktan sonra kaldığımız yerde bizi yaz sıcağının kucağına bırakan bir hippi tribi olarak Sun Worship bekliyor. Enstrümantal El Paisaje Se Mueve'nin tiril tiril surf/western tatlılığı, Snake'in adı gibi yılan kıvraklığıyla sürüne sürüne zihin kıvrımlarında gezinişi, kapanışı yapan Sweet and Bitter'ın psychedelic ve progressive birlikteliğiyle kıvama gelip yükselişi, bana göre yılın en iyi rock albümlerinden birinin diğer parlak anlarını oluşturuyor. Zaten yılın en iyilerinden biri olacağını ilk dört şarkının bitiminde anlamıştım. Julia Hummer, iyi rock şarkıları yazmanın formülünü kendince bulmuş ve dört albüm boyunca bunu istikrarla sürdürmüş. Eğer gitar ana karakterse, onun çıkaracağı iyi bir melodiye, güçlü bir riffe bazen sadık kalmak, bazen de onu başka melodi ve rifflerle desteklemek, bunu özellikle yaz mevsimi konseptinde hem tozlu, hem ıslak ruh halleriyle kaplamak gerektiğine inanmış. Kuru kuru veya harala gürele bir rock değil, içinden türlü türlü renklerin, hislerin, rüyaların fışkırdığı, az bilinen bir pınardan çıkan bir su derim ben buna.

1. Eat Sleep Sun
2. Why
3. Chrysalis
4. Fruit Tree and The Fuzzy Bee
5. Sun Worship
6. El Paisaje Se Mueve
7. Planet Summer
8. Snake
9. Cotton Candy Castles
10. Sweet and Bitter

20 Ağustos 2021 Cuma

Ida Maria - Fortress Round My Heart


Ida Maria Sivertsen, soyadını atarak adım attığı müzik dünyasına ancak 2008’de Fortress Round My Heart albümüyle iştirak ediyor. Ama elbette öncesi de var bunun. Norveç’in ufak bir kasabasında doğup, ebeveynleriniz tarafından piyano çalmaya teşvik edilip, daha 14’ünüzde yerel konserlere çıkarsanız, ilerisi için başarınız kaçınılmaz bir hal alır bir yerde. Daha reşit olmadan, 16 yaşında evini bırakıp İsveç’e taşınıyor, orada da bu albümünde beraber çalıştığı müzisyen dostlarıyla ufak ufak tanışmaya başlıyor. Neticede ortaya çıkan debut son derece olgun, enerjik ve hisli. Kısaca pop-rock veya kanaat notu yüksek tutularak alternatif pop-rock olarak niteleyebileceğimiz Fortress Round My Heart, hiçbiri albüm için yer doldursun hesabı yapılmamış türden emek sarfedilmiş, iyi yazılmış 10 şarkıdan oluşmakta.

Albümün yıldızı Oh My God dahil olmak üzere Morning Light, Forgive Me ve I Like You So Much Better When You’re Naked adlı şarkılarda koynuna kurbağa kaçmış gibi yerinde duramayan soft rock parçalar ile Louie, Queen Of The Night benzeri başka rock (‘n roll) güzellikleri de barındırmakta Fortress Round My Heart… Tabii Keep Me Warm ve See Me Through parçaları da “aman hep kıpır kıpır olmasın, araya da bir iki slow serpiştirelim” hesabı yapılmadığını hissettiren ölçüde kıymetli yumuşaklıkta duygu pıtırcıkları. Söz yazma konusunda da işini ciddiye alan Ida Maria’nın kıvrak ve espirili olduğu kadar, henüz 20’li yaşlarının başında olmasına rağmen, hayata erken atılmayı tercih etmiş bir kadın olarak yazmış olduğu sözlerden az çok karakter yapısını çıkarmak da mümkün denebilir. Buna benzer olmuş debutlar, dinledikçe yeni kıvrımlarının farkına vardırıyor, dinleyicilere gelecek için ümit veriyorlar.

1. Oh My God
2. Drive Away My Heart
3. Louie
4. l Like you So Much Better When You're Naked
5. Keep Me Warm
6. Forgive Me
7. Stella
8. In The Morning Light
9. Queen Of The World
10. See Me Through

13 Ağustos 2021 Cuma

Yola - Stand For Myself

 
Bristol 1983 doğumlu Yolanda Quartey, alışık olduğumuzun aksine müzikle uğraşmayı seçtiğinde ailesinden destek görmemiş, durumları iyi olmadığı için aileye maddi katkı sağlayacak işlerle meşgul olması yönünde sert bir tepkiyle karşılaşmış. Ama şarkı söylemeyi çok seven Quartey, bu engellere rağmen yerel gruplardan biri olan Phantom Limb'e solist olarak girerek kariyerine resmen başlamış. Öncesinde gayri resmi şekilde ufak tefek sahne tecrübeleri de olmuş tabii. Phantom Limb ile aynı zamanda aralarında Massive Attack ve Nitin Sawhney'in de bulunduğu çeşitli elektronik grupların ve DJ'lerin çalışmalarına konuk vokalistlik yapması için çağrılmış. İki albüm ve çeşitli canlı performanslar sonrası Phantom Limb'in 2012'de dağılması, 2013'te de annesini kaybetmesiyle boşluğa düşen Quartey, bu arayı gitar çalışını geliştirerek ve kendi çapında şarkılar yazarak değerlendirmiş. Haliyle bunları yaparken kendine bir solo kariyer inşa etmek için kolları sıvamış. 2016 senesinde bu defa Yola Carter adıyla altı şarkılık ilk solo EP'si Orphan Offering'i çıkarıp olumlu eleştirilerle dikkatleri çekmeye başlamış.

Dikkatini çektiği isimlerden biri de Amerikalı müzisyen/yapımcı Dan Auerbach olunca "yürü ya kulum" evresine geçen Yola Carter, bu isim budama işini sevmiş olacak ki, bu kez sadece Yola olarak belirlediği adıyla ilk solo albümü Walk Through Fire'a girişmiş. Auerbach'ın Nashville'deki Easy Eye stüdyosunda yazılan, çalınan, kaydedilen bu ilk albüm, adını hem evinde çıkan bir yangından, hem de kurtulduğu çok sıkıntılı bir ilişkiden almış. Şarkılar Yola ve Auerbach yanında Bobby Wood, Pat McLaughlin ve Dan Penn gibi Nashville emekçilerinin de katkılarını içeriyordu. Yine Auerbach'ın gözetimindeki tecrübeli stüdyo müzisyenleri, Faraway Look, Rock Me Gently, Love Is Light, I Don't Wanna Lie gibi nefis şarkılar, country duayenlerinden Vince Gill'in konuk olduğu Still Gone, deluxe edition'a eklenen, Elton John'un da çok beğenip sosyal medyada paylaştığı Goodbye Yellow Brick Road coverı Walk Through Fire'ın gücüne güç katan bazı satır başlarıydı. 2019'da çıkan Walk Through Fire'a ancak 2020'de rastlayabildiğim için en iyi albümler listeme, Faraway Look'u da en iyi şarkılar listeme koyamadım. Ama yine 2020'de rastladığım haberde yeni albümünün 2021'de çıkacağını öğrenerek pusuya yattım. Gün geldi ve ikinci Yola albümü Stand For Myself'e kavuştuk.


O kadar konuştuk, Yola müziğinden bahsetmedik. En başta iyi yapıldığında tadına doyulmayan country soul, daha sonra R&B soslu blues rock, yer yer alt. country ve özellikle kökleri 1950'lere dayanan, temelde country ve pop öğelerinin yaylı aranjmanlarla, geri vokallerle desteklendiği "countrypolitan" adı verilmiş bir türe de dahil ediliyor Yola... Yine de çok kafa karıştırmaya gerek yok. Country ve soul gibi Amerika'nın iki farklı kültürüne ait diye yanlış düşünülen, aslında birbiriyle uzun yıllardır iç içe yaşamış bu iki türü kendi başına bir tür olarak görmeyenlere inat, müzik tarihinde inanılmaz örnekleri mevcut. Yola bu türün yeni nesline ait en güçlü temsilcilerinden biri olduğunu iki albümüyle kanıtlamış oldu. Yola'dan çok önce Amerikalı Valerie June'un özellikle Pushin' Against A Stone (2013) ve The Order Of Time (2017) albümleri beni country soul anlamında uçurmuştu. Uzun süre o kalitede işler gelmeyince önce June'un The Moon and Stars: Prescriptions For Dreamers adlı son albüm haberi heyecanlandırdı. Fakat albüm o kadar vasat geldi ki, ikinci kez dinlemek için bile istek duymadım. Neyse ki ilk albüm üzerine başka katlar da çıkabilmiş ikinci Yola albümü Stand For Myself, yarattığı heyecanı boş çıkarmayıp üstüne mest etti.

Bu kez farklı bir şey yapıp albümün kapanışıyla başlamak istiyorum. Zira orada albüme adını veren Stand For Myself var. Bence Yola'nın kariyerinde şu ana kadarki en iyi şarkı. Ritmi, tansiyonu, tutkusu ve Yola'nın harikulade sesine ibadet eden tasarımıyla muhteşem bir soul rock şarkısı. Zaten bu albümün en şık özelliklerinden biri de, Yola'nın soul kıvraklığını, duyarlılığını, çığlıklarını daha bir net duyuyor olmamız diye düşünüyorum. Müziğinin soul kanadına bir gıdım daha ağırlık vermiş gibi sanki. Benim onu ilk etapta sevdiğim hali olan country soul saflarında ise Diamond Studded Shoes, Whatever You Want ve Be My Friend gibi üç mücevher bulunuyor. Albümün en iyilerinden Starlight ise country'den sıyrılmış mükemmel bir soul beste. Yine bu sıyrılmayı yaşayan açılıştaki Barely Alive, albüme tadımlık sağlam bir funk dokunuşu katan Break The Bough, hüzün dozunu ve dengesini sağlayan soul blues baladları Great Divide ve Like A Photograph falan derken albüm uçuyor. Yola etiyle kemiğiyle, saçının teliyle bile gerçekten "müzik" yapan harika bir kadın. Üstelik onu Avustralyalı yönetmen Baz Luhrmann'ın henüz adı konmamış Elvis Presley filminde 50'ler ve 60'lara iz bırakmış, "Godmother of rock and roll" lakaplı Amerikalı şarkıcı Sister Rosetta Tharpe rolünde izleyecekmişiz ki, şahsen bu beni Baz Luhrmann ye da Elvis'ten daha çok heyecanlandırdı. Muhtemelen kısa bir roldür. Ama Yola'nın müzikal yolculuğu hiç de öyle olmayacak bu kesin.

1. Barely Alive
2. Dancing Away in Tears
3. Diamond Studded Shoes
4. Be My Friend
5. Great Divide
6. Starlight
7. If I Had to Do It All Again
8. Now You're Here
9. Whatever You Want
10. Break the Bough
11. Like a Photograph
12. Stand For Myself